ALTIN 504,34
DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
BIST 1,1649
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Sağanak Yağışlı

Ölümsüz hayatlar

16.03.2016
413
A+
A-
Ölümsüz hayatlar

Okurken ağladım  

Dursaliye Şahan – 04 02 2014

2004 yılının yazında, Datça’da Zeynep abla (Alanç) ile sohbet ediyoruz. Mübadele çocukları ile ilgili araştırmasına yeni başlamış, gece gündüz çalışıyordu.
İstanbul’a gittiğimde Beyazıt Kütüphanesinden bazı eski gazetelerin fotokopisini istemiş, ben de göndermiştim.
Çalışmaları ağır ilerliyordu çünkü en ufak bir şüpheye yer vermemek için eline geçen bütün bilgileri belgelendirmeye özen gösteriyor, her zamanki titizliği ile kılı kırk yarıyordu. Hata yapmamak için sürekli birileri ile konuşup eline geçen bilgileri teyit ettiriyordu.
Bu arada henüz su yüzüne çıkmamış, her biri ayrı bir dram olan onlarca hayat hikayesi ile karşılaşıyordu.
Mübadele deyince aklımıza hep gayri Müslümler gelir ya, aslında başka bir gerçek daha var. Sadece Ermeni çocukları değil Müslüman çocukları da mübadeleden nasibini almış.
Memurlar araştırma zahmetine katlanmadıkları çocukları; “Bunlar da Ermeni çocuğu olmalı,” diyerek öz ana babasından koparıp İstanbul’daki kilise papazına teslim ettikleri onlarca Müslüman çocuğu olmuş.
Hani kaş yapayım derken göz çıkarmak gibi.
Milliyeti, dini, ırkı ne olursa olsun çocuk çocuktu ve her zaman yetişkinlerin gazabına uğruyordu ve işte bizim tarihimizde de (Osmanlı ve ondan sonraki Cumhuriyet döneminde) bir kez daha çocuklar mağdur edilmişti.
Hep düşünmüşümdür. Hiç mi bir devlet büyüğü akıl edememiş? Bir insan, tek bir memur bile el atsaydı belki bunca acı yaşanmayacaktı.
Zeynep ablanın bulup çıkardığı o gerçek yaşam öyküleri bunca yıl ölü gibi niye arşivlerde kalmıştı ki?
Hani bir söz vardır: “Allah kimseyi evladı ile cezalandırılmasın!”
Bu sözü söyleyen bizler ne yaman bir çelişkidir ki; kendi çocuklarımızı ne kadar sever ne kadar korursak başka çocuklara karşı da o denli duyarsız olabiliyoruz.
Geçen hafta Zeynep abla Yazar Kurken Surenyan’ın çocukluk hikayesini kaleme almış. Bu kadar acıyı bir çocuk nasıl kaldırabilmiş sonra da yazar olabilmiş anlamak mümkün değil. Okurken ağladım.
Kurken Surenyan artık aramızda değil. Onu kaybettik. Ancak Kurken Surenyan gibilerinin hayatı gördüğünüz gibi ölümsüz.
Bakın. Hiç tanımadığı, birileri tarafından bir gün yaşadıkları gün ışığına çıkartılabiliyor. Sonsuza kadar gözümüzün önünde kalsın diye de kayıt altına alınıyor.

Sağlıcakla kalınız.

Devam

 

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.