Mutlu Köpekler Gezegeni / Elif Yavaş

0
115

Çocuk Roman yazarı; Sibel Unur Özdemir

 

“İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum.” cümlesiyle başlayan o meşhur duvar yazısını hatırladınız mı? Keyifli bir kitap tanıtımı ve değerli bir yazar hanımefendinin kaleminden yüreğime ışıyan dünyasından okurlarıma seslenmek istiyorum. “MUTLU KÖPEKLER GEZEGENİ” adlı çocuk romanını okudunuz mu? Eğer okumadıysanız, 2019 yılında yeni yıl armağanı olarak çocuklarınızı mutlu etmek adına ve büyüklerimizin de okuması için tavsiye edebilirim.

 Mutlu Köpekler Gezegeni; 12 yaş üzeri (+12 Yaş) grubu kapsayan, çocukluktan ergenliğe geçiş için ideal bir eser. Hatta yetişkinler de yeni bir macera uğruna kitap sayfalarında yolcu olabilir yahut daha küçük yaşlardaki çocuklarımıza uyku saatlerinde parça parça okuyabiliriz. Kitabın içeriğinden bahsetmek ve okuma sohbetine sizleri de ışınlamak istiyorum. Mutlu Köpekler Gezegeni, Ankaralı bir yazarımız olan Sibel UNUR ÖZDEMİR Hanım’ın Ürün Yayınlarından (Ankara) Mayıs 2017 tarihinde ilk basımıyla bizlere merhaba diyen bir çocuk romanı. 210 sayfadan ibaret. Son altı sayfada kaynak, yazarın öz geçmişi, yayınlanmış eserleri, yazarın diğer çocuk eserlerine dair kitap kapak görselleri yer alıyor. Kapak tasarımı mor rengiyle ilgi uyandırıyor. İç kapakları dahi çocuklarımızın ilgisini çekebilecek görsellikte, mor renkli ve yıldızlı. Gezegen ve kurt simgeli kitap ayracı da aynı cıvıltıda, bir nevi yazarımızın iç dünyası kendi kitabına aynen aksetmiş. Türü her ne kadar çocuk romanı olsa da yetişkinlere de kendisini sevdirebilecek tatta olan bir uzun hikâye türünü de çağrıştırıyor. Biraz gerçek biraz da fantastik yönü olan bir kitap… Macera, bilim kurgu türünde ve hayal dünyasını geliştirebilmek için tavsiye edilebilecek türde olan bir kişisel gelişim serisi kitabı da denilebilir. Astronomi ve Uzay Bilimlerine merak duyanların, Gök Bilimine ilgisi olanların da ilgisini çekebilecek nitelikte.

Romanın ana karakterleri: Tarık, Belgü Hanım ve Mete Bey üçlüsünden oluşan bir çekirdek aile. Yan kahramanlar ise: Dilara, Zeynep Teyze ve köpekler gezegenindeki sevimli dostlar Çiroz, Lider Safkan, Kılçık, Papyon. Tarık 12 yaşlarında yedinci sınıf öğrencisidir, çocukluktan ergenliğe geçişin izleri tertemiz hayal dünyasıyla yelpaze açar. 1 Aralık’ta 13. yaş gününde bile hep ailesi ve mutlu olmak adına tatlı hayaller kuran, dilek dileyen bir erkek evlâttır. Tarık’ın ebeveynleri olan Belgü-Mete çifti aslında birbirini aşkla seven, severek evlenen, mutlu bir çekirdek ailedir. Lâkin son zamanlar evde huzursuzluk başlar. Anne babasının kavgaları ve babasının annesine kötü davranması, annesinin hep oğlu Tarık için sabredip babaya katlanması, evdeki gerginlikler Tarık’ı mutsuz eder. Aslında anne babası mükemmel bir çift iken hep o içki yüzünden aile bu hâle gelir ve Tarık da bunun farkındadır. Şişede durduğu gibi durmayan içkiden dolayı ve babasının arkadaş çevresinden ötürü ana-oğul bu duruma çok üzülürler. Mete Bey’in gece eve geç gelmesi, üstüne sinen anason kokusu Tarık’ı çok rahatsız eder. Evdeki huzursuzluk derslerinde bile onu etkiler ve çocukta dikkat dağınıklığı başlar. Babasından çok korkar içkiliyken ve en çok da annesine üzülür. Bu yüzden babasından gittikçe nefret etmeye başlar. İşte anne babasının yine çok kavga ettiği bir gündür. Tarık içinden: “Ne olur kavga etmeyin. Çok üzülüyorum.” deyip annesine sımsıkı sarılma ve bol dua etme hayalindeyken ansızın bir sürprizle dünyası değişir.

Pencereden bir gürültü, dışarıdan ıslık sesiyle irkilir. Hortumla, kasırgayla yükselen gürültünün içinden bir köpek belirir, odasının penceresinden ona bakar.

“Hadi gel.”diye seslenir kalın bir ses.

“Nereye?”diye sorar Tarık şaşkınlıkla.

“Kaçıp gitmek istemiyor muydun buradan?”

“Evet. İstiyordum.” der Tarık.

“O zaman acele et.” diyen sesi takip eder ki meğerse konuşan o ses bir köpeğe aittir.

“Aman Allah’ım! Bu köpek ko-nu-şu-yor.” derken şoke olur.

Köpek kendini tanıtır. Tarık’ın aklından geçenleri okuyabildiğini ve böyle üstün bir yeteneği olduğunu açıklar. Kendisinin Mutlu Köpekler Gezegeni’nden geldiği söyler, çocuğun isminin Tarık olduğunu en başından bildiğini açıklar. Cılız köpek kendi isminin de Çiroz olduğunu söyleyip kısaca kendini tanıtır. Tabii Tarık meraklı ve çok soru soran bir çocuktur ve hâlâ inanamaz bu köpekler gezegenini ömründe ilk kez duyunca. Çiroz da fazla soru sormamasını, fazla merak iyi olmadığı için onu tembihler. Evdeki huzursuzluktan ötürü çok dua ettiği, mutlu bir aile hayali kurduğu o esnada bu köpek imdadına yetiştirmiştir ve gece yarısı olmadan Tarık’ı geri getireceğini söyler. İlk gecedeki köpekler gezegenindeki macerada tedbiren Tarık’ın gözlerini bağlar, onu mutlu etmek uğruna gezegenine sırtında götürür. Çocuğun düşüncelerini okuyan köpek Çiroz ile Tarık maceraya başlar. Gerçek hayatın içinde yer alan Tarık, Mutlu Köpekler Gezegenindeki hayal dünyasıyla iç içedir. İşte bu yönüyle romanımız biraz gerçek biraz da fantastik yönüyle kendini alenen ispatlıyor.

Tarık gezegene gelince duvarlardaki köpek kabartmalarını, köpeklerin kurt soyundan gelişini, tilki ve çakallarla olan akrabalığını Çiroz’dan ilgiyle dinler. Cılız olan ve ayağı aksayan Çiroz; Mutlu Köpekler Gezegeni’ne gelince birden boyu uzar, ayağı iyileşip dinç olur ve tüyleri altın sarısı rengini alır. Meğerse bu gezegende herkes mutlu ve hep sağlıklıdır, gezegende şifa vardır. Emir gereği ağzı sıkı olan Çiroz, Tarık’a detayları çok anlatmaz ve liderinin açıklamasını bekler. Çiroz, Tarık’ı köpeklerin lideri olan Lider Safkan ile tanıştırır. Tarık yine şaşkınlıkla ve merakla beklerken Lider Safkan: “Burada olmanın asıl nedeni bir başka çocuğun senin burada olmanı istemesi ve bunu dilemiş olması. Bunun dışında iki neden daha var. Birincisi çok üzgün, çok mutsuz olman. Burada bulunmanın ikinci nedeniyse hayallerinin olması. Bizi ancak hayal dünyası gelişmiş, birbirinden güzel hayaller kurabilen çocuklar ziyaret edebilir. Burası Mutlu Köpekler Gezegeni.” diye Tarık’ın meraklı bakışlarına cevap verir. Hayal kurabilmek, mutlu olabilmek, iyilik düşünebilmek adına çocukların hayalinde güzelleşen apayrı bir gezegendedir Tarık. Kuzeyli, gözleri masmavi, oldukça parlak olan Sibirya kurduna ve farklı köpek cinslerine hayran kalıp onlara dair yeni bilgiler edinir bu gezegende. Gezegendeki Köpek Mezarlığı ve mumyalanan köpeklere dair gerçek hikâyeleri öğrenir. Çok yorulunca ikram olarak çikolata akan musluktan dilediği kadar çikolata içen Tarık, daha önce hiç musluktan çikolata içmediğini ve çok hoşuna gittiğini de Çiroz ile paylaşır. Oysa musluk sihirlidir, Tarık gibi bir çocuğun hayalidir çikolata musluğu. İçtiği çikolata çok özel bir tariftir ve içinde mutluluk iksiri vardır. Gezegendeki deniz pembedir, dünyada denizi hep mavi olarak bilen çocuk buna da şaşırır. “Gördüğün bir okyanus. Düşler Okyanusu. Rengi pembe çünkü bir çocuğun hayali.” diye bilgi verip Tarık’ın merakını bir nebze giderir Çiroz ve çok soru sormamasını söyler. Köpek söz verdiği gibi Tarık’ı evine geri götürür. Saat henüz on buçuktur, oysa bir saatlik macerada birçok şey yaşamıştır. Lider Safkan, Çiroz’un yeryüzüne inmesine izin verirse yine penceresinin önüne gelip onu gezegenine götürebileceğini söyleyerek çocuğa veda eder.

Gece yaşadıklarını ailesine ve kimseye anlatmaz çünkü gezegendeki köpeklere söz vermiştir. Tarık bu sırrını birisiyle paylaşıp Mutlu Köpekler Gezegeni’nden bahsederse bir daha oraya asla gidemeyeceğini iyi anlar. Gerçek hayatına dönünce okulda hep dalgındır. Okulda yeni bir kız öğrenciyle tanışır, ismi Dilara’dır. Dilara bilgiç bir kızdır ve Tarık ile arkadaş olmak için peşini bırakmaz. Mutsuzluğunu, evinde ailesiyle yaşadıklarını kimseye anlatamaz elbet ve Dilara’nın sorularından da sıkılır. Bir gün Dilara köpeklerle ilgili sohbete ve başından geçen olaya yer verince Tarık o vakit ilgi duyar. Dilara, kardeşi olmadığı içim ailesinden bir köpek istediğini, mini köpeği görünce o sevinçle yemekte balık kılçığının nefes almasını zorlarken o heyecanla köpeğine sarılışını ve köpeğinin ismini neden Kılçık koyduğuna dair anısını paylaşır. Kılçık adını bir köpek için tuhaf bulur Tarık.

Kitabın ilerleyen sayfalarında Dilara’dan başka bir de Zeynep Teyze sahneye çıkar. Ankara’da yaşayan ve hiç evlenmeyen, kedileri ve köpeğiyle sade bir hayat yaşayan Zeynep Teyze; aile dostu olan Belgü-Mete çiftini hafta sonu ziyarete gelir. O hafta Tarık tam da annesiyle birlikte vakit geçirmek ve sinemaya, yemeğe girmek için plan yapıp giyindiği anda kapıdaki davetsiz misafiri görünce huzursuz olur. Zeynep Teyze’nin gelişiyle aile şenlenir, tam da sinemada Harry Porter izleyecek olan bu çocuğa Harry Porter kitabı hediye olarak bu teyzesinden ona sunulur. Tarık kitabı okumaya başlayınca; Zeynep Teyze’nin zor zamanlar yaşayıp bir gün hastalandığında o hâldeki durumunu insanlara haber veren ev hayvanlarının sayesinde kendisinin kurtulduğunu, anlattıklarını dinleyince bu kadını sevmeye başlar.

Tarık’ın babası içki içmediği zamanlar biraz olsun ev huzurludur ama babası içkiyi bırakamaz. İçince o güzel insan nasıl da çirkinleşir ve oğlu ondan nefret eder. Belgü Hanım boşanma kararı alıp bunu eşiyle paylaşınca Tarık daha da mutsuzlaşır. Yine derin düşüncelere dalar. En mutsuz anında pencere dibince ışık saçarak yine Çiroz imdadına yetişir. Lider Safkan bu çocuğa güzel nasihatler verir. Yeryüzünde derdi olanın bir tek kendisi olmadığını, hayaller kurmasını, kendini iyi tanımasını, güçlü yanlarını bilmesini, hep hayal kurmasını, hayallerini bir yere not almasını, hayal kurmazsa ailesini kurtaramayacağını, anne babasının boşanmaması için çaba göstermesini anlatır. Umutsuzluktan kurtulması ve negatif enerjinin vücudunu terk etmesi için gezegende ona bir mutluluk formülü verilir ve annesine de bunu öğretmesini isterler:

“Gözlerini yum Tarık. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştir. Derin derin soluk alıp ver. Rahatla. Gereksiz bütün düşüncelerden kurtul. Sadece seni üzen soruna yoğunlaş. Negatif enerji genellikle boyun ile kasık bölgesi arasında oluşur. Üzüntüye bürünmüş enerjileri düşünce gücünle toplayıp altın renkli ışıklara dönüşmesini bekle. Parlaklığı gördüğünde bildiğin tüm renkleri gözünün önüne getir. Şimdi seni üzen karanlığın bu renklere dönüşmesini iste.” şeklinde devam eden bir mutluluk iksiridir. Çiroz, boynundaki tasmanın ucundaki madalyonu açarak içindeki bu reçeteyi ve yapılması gerekenleri annesine de öğretmesi için çocuğa anlatıp tekrar veda eder.

Annesinin kafası dalgın ve çok mutsuzdur çünkü Mete Bey bir süreliğine evi terk edip yine avare yaşamına dönmüştür. Mete gerçekten Belgü’yü çok sever ve telefonla Zeynep Teyze’den yardım isteyip boşanmamak adına bu kadının eşiyle arasını düzeltmesi konusunda ısrar eder. Babaları uzun bir aradan sonra ansızın eve döner. Belgü Hanım kocasına kızdığı için o hafta sonu oğluyla Ankara-Ayaş’a, Zeynep Teyzesini ziyarete giderler. Tarık o ziyarette elindeki reçeteden Zeynep Teyzesine bahseder, internette bulduğunu söyler gezegeni hiç anlatmadan. Zeynep Teyzesinin de hoşuna gider mutluluk listesi, kâğıtta yazanlar her ne kadar Tarık’ın annesine bir oyun gibi gelse de Belgü Hanım’ı ikna ederler ve kâğıdı okuyup uygulayan Belgü Hanım iç huzur bulup rahatlar.

Bu kez Dilara’yı merak eder Tarık. Kendisinin arkasından koşan bu bilgiç kız uzun zaman okulda görünmez. Bir gece ansızın Tarık yine Çiroz ile Mutlu Köpekler Gezegeni’ne gider fakat bu kez gezegene son gelişidir. Köpekler Mezarlığı’na dair yaşananları, minik köpek Papyon’un kardeşlerine yapılan eziyetleri, insanların hayvanlara işkence etmelerini, köpekleri döverek öldüren sahiplerinin yaşanmış hikâyelerini dinleyen Tarık hissiyata bürünür ve üzülür. Köpekler Mezarlığı’ndaki mumyalanmış köpeklere dair bilgiler alır. Tarık, Ay tutulması ve Gök Bilimine dair bilgileri de burada öğrenir. Ay tutulması sayesinde bu gezegenin yenilendiğini, tutulma tamamlandığında cansız köpeklerin bir ay için hayat bulduklarını öğrenir. Aslında ölmüş olan köpekler yeniden Dünya’ya gelme hayaliyle Dünya’yı ziyaret edebiliyordur. Çikolata musluğu, mumyalanan köpekler, ay tutulması, mutluluk hayalleri, mutlu olmak isteyen çocuklar, köpek dostları, yaşanmış hikâyeler… bunlar aklına geldikçe çocuk bu gezegenden kopmak istemez.

Ansızın gezegende beliriveren Dilara’yı görünce Tarık şaşkınlıktan kurtulamaz. Meğer Dilara da bu gezegenden en başından haberdar olan biridir, sonunda kız açıklar. Aslında Dilara ölmüştür. Köpeği Kılçık başka bir köpekten bulaşıcı hastalık kapınca Dilara’ya da bulaştırır. Kılçık’ın ölümünün ardından hastalığını ailesine belli etmeyen Dilara da kuduzdan ölür. Mutlu Köpekler Gezegeni’nde Kılçık ile beraber olabilmek için Lider Safkan’a yalvarmıştır ve bu gezegene daha önceden ulaşmıştır. Ay tutulmasının olduğu anlarda Dünya’ya gelen Dilara, okulda mutsuz hâlde tek başına takılan Tarık’a yardımcı olmak istediğini ve kendisini nasıl takipte olduğunu anlatır:

 

Dünya’ya geldiğimde genellikle çocukların bulunduğu yerlerde dolaşırım. Parklarda, okullarda. Seni okulun bahçesinde görmüştüm. Birkaç gün izledim. Çok mutsuz görünüyordun. Dayanamadım. Senin de Mutlu Köpekler Gezegeni’ne gelip mutluluğu yakalamanı istedim.” diyen Dilara’nın tatlı gülümsemesine karşılık kendini tutamayan Tarık, kollarını kızın boynuna dolayıverir. Hâlen Dilara’nın yaşamadığına akıl erdiremez. Tarık o gezegendeki son gününün, Dünya’ya dönme zamanının geldiğini anlar ve çok üzülse de bunu kendisine uygun dille açıklarlar. Tarık’ın üzülmemesi için Çiroz’un son açıklaması ile gezegen macerası noktalanır: “Lütfen kuvvetli ol Tarık. Bir de şöyle düşün. Dünya’da o kadar çok çocuk var ki mutsuz ve üzgün olan, hayalleri gerçekleşsin isteyen. İşte ben onlara da yardım edeceğim. Eflatun renkli taşları burada bırakmalısın Tarık. Başkalarının hayallerine ışık tutsunlar diye ancak ay taşını beraberinde götürebilirsin. Sana gezegenimizden küçük bir hatıra olsun.”

Kısa zamanda bu gezegende çok hatıra biriktiren Tarık bu yaşadıklarını kimseye anlatamasa da asla unutamayacaktır. Çiroz: “Kendine iyi bak çocuk. Hayallerinden sakın vazgeçme.”derken Tarık’a tamamen veda ettiğinde gözlerinden birer damla yaş düşer. Toz bulutu ve ıslıkla dünyadan kaybolup gezegenine döner Çiroz. Artık mutludur Tarık. Hayalleriyle ailesinin boşanmaması için çaba vermiştir o küçük yaşında. Ayrılığın sancısını yüreğinde, yaşadıklarının her anının gerçek olduğunu ve yüzüne haykıran ay taşını ise avucunun içinde hisseder. Bu güzel roman da masallar gibi böyle mutlu bir sonla biter.

Değerli yazarımız Sibel Hanım’ın kitabını bir akşam vakti oturup bir solukta bitirdim ve çok akıcıydı. Keşke böyle bir gezegen olsa da her çocuk mutlu olsa, savaşlar olmasa, çocuklar ölmese, çikolata akan musluklardan fakir çocuklarımız kana kana çikolata yudumlasa. Sibel UNUR ÖZDEMİR, kendisinin köşe yazılarını düzenli takip ettiğim renkli karakterde bir kalem üstadımızdır. Daha öncesinde de kendisiyle röportaj yapmıştım öğrencilerimin de tanıması adına. Yazarımızın sadece bu kitabı değil diğer kitapları da çocukça ruhu gibi rengârenk. Gönül isterdi ki tüm kitapları ve kıymet verilen yazarlarımızı edebiyatımıza tanıtabilsek.

Bir deryadır okuma sevdası, mutluluğa yelken açar kelimeler. İnsan hayalleriyle yaşar, hayaller olmasa mutluğu nasıl yakalardık? Mutlu Köpekler Gezegeni’nden Mutlu İnsanlar Gezegeni’ne yol alsın kalemimiz. Umutlarınız rengârenk yol alsın, hayalleriniz saf kalsın ve yüreğiniz her daim okuma coşkusuyla çoğalsın. Başka bir kitap tanıtımında buluşmak dileğiyle… Hoşça kalın, hoşlukla kalın.

 

ELİF YAVAŞ

Tarih: 10 Aralık 2018 – Pazartesi

Tanıtımı Yapılan Kitap – Yazarı: “MUTLU KÖPEKLER GEZEGENİ”- Sibel UNUR ÖZDEMİR

Türü: Çocuk Romanı ( + 12 Yaş )

( Ürün Yayınları, Ankara – 2017,   İlk Basım: Mayıs 2017 )