ALTIN 271,88
DOLAR 5,7884
EURO 6,4038
BIST 7,6090
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur
Kitaplar

Kitaplardan Alıntılar

28.08.2019
167
A+
A-

Biz ölü doğmuşuz. Zaten uzun bir süreden beri canlı olmayan babalar sayesinde doğuyoruz.Bundan da gittikçe daha çok hoşlanır olduk. Alışıyoruz. Yakında doğrudan düşüncelerden doğmaya başlayabiliriz.

Yeraltından Notlar, DostoyevskiSayfa 179 – Lilith

——

Peki, biz ne demek istiyoruz bununla? İnsanın taştan ya da masadan daha değerli olduğunu mu söylemek istiyoruz yoksa? Şunu demek istiyoruz: İnsan varolur önce. Bir geleceğe doğru atılan ve bu atılışın bilincine varan bir varlık olarak ortaya çıkar. Bir yosun, bir karnıbahar ya da çürümüş bir nesne değildir o, öznel olarak kendini yaşayan bir tasarıdır. Bu tasarıdan önce anılacak hiçbir şey yoktur. Gökyüzünde hiçbir şey anlaşılmaz ondan önce. İnsan, nasıl olmayı tasarladıysa öyle olacaktır. Olmak isteyeceği şey değil, tasarlayacağı şey yani. İstemek deyince bilinçli bir kararı anlıyoruz biz; aramızdan birçokları için kendi kendine oluştan sonra gelir bu. Bir partiye girmek, bir kitap yazmak, evlenmek isteyebilirim; ama bütün bunlar irade denen şeyden daha köklü, daha kendiliğinden bir seçmenin belirtisidir.

Varoluşçuluk, Jean-Paul Sartre

——–

Böyle bir sembolleştirmeyi ancak Atsız gibi bir duruş âbidesi yapardı.ŞEREF sustu. Yüreğinin kanı, kapattığı ceketinin üstüne çıkıyor ve yarasını eliyle bastırıyordu. Selim, derin bir üzüntüyle arkadaşının kanayan yarasına bakarak: “Istırabım yalnız sevgiden değil, diyebildi…Ruh Adam, Hüseyin Nihal Atsız

———

Bütün hayata karşı bir mide bulantısıyla uyandım. Yaşamak zorunda olmanın dehşeti yataktan benimle birlikte kalktı. Her şey gözüme boş göründü bir an ve içimden buz gibi bir ses, hiçbir derdin çaresi yoktur, dedi. Fernando Pessoa

——-

Bazen; hayat yorar insanı…
Şarkılar yorar.. Beklemek yorar.. Özlemek yorar.. Affetmek yorar.. Hoş görmek yorar.. Boş vermek bile yorar..Ve insan susar.. Her şeye, herkese rağmen.. Elinden gelen tek şeyi yapar ; Bağıra bağıra susar…

Can Yücel

—–

Ölçülü kal sevginde, kaptırma kendini
Arzunun belalı akışına.
Namusun ta kendisi bile
Kurtaramaz kendini çamur atandan.
William Shakespeare Hamlet

—–

Kendilerini nasıl bir akıbetin beklediğini bilmeyen ve “ya gazi, ya şehit!” diye bağırdıkları halde ölümü akıllarına bile getirmeyen zavallılar… Hayatın yeknesaklığı içinde birdenbire beliriveren bu korkunç değişikliği gülerek kabul eden, ona koşan ve ne için, kimin için ölmeye gideceklerini, nerede ve nasıl öldürüleceklerini sormayı aşla akıllarına getirmeyen kahramanlar…

Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf,

Bir gün Müslüman memleketlerinden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti. Kendisine:
– Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz? diye sordu.
Olabilecek şey değildi ama, insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:
– Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü? diye sordu.
Adamcağız yüzüne baka kaldı:
– Fakat paşa hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya… dedi.
– Benimle olmaz, beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.
Falih Rıfkı Atay 

———

Renk olarak adlandırdığımız algılar, dış dünyadaki önemli farklılıkları etiketlemek için beynimiz tarafından kullanılan araçlardır.yazan Richard Dawkins-Tanrı Yanılgısı

——–

Ben bir keresinde, kasaplık mesleğinin insanın ruhunda adam öldürmeye yatkınlık olduğunu gösterip göstermediğini sormuştum kasaplara; ama onlar karşı çıkmışlardı:
“Biz bir hayvan kestiğimizde gözlerinin içine bakmaya cesaret edemeyiz,”

Gabriel Garcia Marquez Kırmızı Pazartesi

——–

Sevgili gençler! Bu yalanlara, çarpıtmalara, yutturmalara karşı uyanık durun. Sizi kandırmalarına izin vermeyin. Gerçeğe saygı duyun ve gerçeği dürüst, namuslu kaynaklardan yararlanarak öğrenmeye çalışın. Doğru, gerçek tarihinizi, yanlışları ve doğrularıyla öğrenin. Ağzı kalabalık, kalemi karışık olanlara karşı dikkatli olun. Kanıtsız, belgesiz, tanıksız iddiaları, yani dedikoduları ciddiye almayın. Vicdanınız ve sağduyunuz pusulanız olsun. Tarihimizdeki doğrulardan yararlanın, yanlışlardan uzak durun.
Turgut Özakman 

——



İnsanlar cehaletlerinin ayırdına pek sık varmazlar çünkü kendilerini, benzer düşünen arkadaşlar ve düşündüklerini olumlayan haberlerden oluşan bir yankı odasına kapatırlar ve odada inançları durmadan desteklenirken neredeyse hiç sorgulanmaz.21.

Yüzyıl İçin 21 Ders / Yuval Noah Harari

———-

Modern tarih, bilmediğini kabul edip zor sorular soran cesur insanlardan oluşan toplumların, herkesin sorgulamadan tek bir gerçeği kabul etmek zorunda olduğu toplumlardan hem daha zengin hem de daha huzurlu olduğunu gözler önüne serdi.21.

Yüzyıl İçin 21 Ders / Yuval Noah Harari

————

Her yeni hareket ve fikir ne kadar evrensel ahlak kuramına ters, doktrinlere aykırı içine doğunulan toplumun kural ve geleneklerine yanlış olursa olsun kendi mevcuiyet ve meşruiyetini kendi yaratıp devam ettirdiği sürece içine doğulan her şeyden bin kat hayırlıdır ve uğruna feda edilecek değerleri kendisi kendi kendine oluşturur.Eylemler kendi nedenlerini doğururlar.Dünyada tevil edilemeyecek şey yoktur.Bu yüzden eylem sonucunda açıklanacak bir şey de yoktur.Eylemin kendisi sonuç-neden ilişkisidir.Bir eylemi bir eylem takip edebilir gerekirse de açıklayabilir.Yapıyorsan korkma korkuyorsan yapma!

————

Cengiz Han | Vampirin Öpücüğü

Ellen, dindar annesi yüzünden evden kaçıp panayırda tanıştığı Conrad ile evlenmiştir ve bir çocuğu olmuştur. Ancak Viktor denen bu çocuk garip bir yaratık olduğu için günah işleme pahasına çocuğu öldürür. Conrad da ona bir gün çocuğu olduğu zaman öldüreceğini söyleyip gönderir. Yıllar yıllar sonra Ellen’in Amy ve Joey adında iki çocuğu olur. Amy Harper aynı annesi gibi davranır ve hamile kalır. Ellen da başına gelenlerden dolayı hemen kürtaj yaptırır. Conrad da sonradan panayırdaki Zena ile evlenmiş ve Günther adında bir çocuğu olmuştur. Bu çocuk da yıllar sonra Viktor gibi olur. En sonunda Amy ve Joey’in yaşadığı kasabaya gelir panayır. Annesinden korkan Joey, arkadaşı Liz ve kendisi ile ilişkiye girmek isteyen Buzz ile panayır giden Amy çok garip olaylarla karşılaşır. Acaba Conrad onları öğrenecek midir?

Öğrenirse öldürmeyi başarabilecek midir?

Joey ve Amy ne yapacaktır? Keyifle soluksuz okunan bir roman. Frank Pollard kendini hafızasını kaybetmiş bir şekilde bir yolda bulur. Peşinde biri vardır ve ondan kaçmaya çalışır. Dakota ve Dakota dedektiflik ajansının sahipleri olan Bobby ve Julie bir operasyon sırasında büyük bir tehlikeye girerler ama ucuz kurtulurlar. Ancak Frank kendisine dair onlardan yardım ister ve hayatları değişir. Julie’nin down sendromlu Thomas adında bir kardeşi vardır ve görunenden farklı yeteneklere sahiptir. Çuval çuval para getiren Frank bazen ortadan kaybolmaktadır. Teleportasyon yeteneği olduğu anlaşılır. Zamanında annesini öldüren Frank kardeşi Candy yani James’ten kaçmaktadır. Ama Bobby ve Julie de ona yardım ettiği için artık Candy’nin öfkesi bu aile ve arkadaşların tamamına olacaktır. Acaba Frank, Bobby ve Julie bu işten sağ salim kurulabilecek mıdır?

Thomas ablası ve eniştesini zamanında uyarabilecek midir?

Candy, sapık olan kız kardeşleri Violet ve Ventira’ya ne yapacaktır? Uyuşturucu ve hermafrodit bir anneden dünyaya gelen bu çocuklardan neden sadece Candy kan içme ihtiyacı hissetmektedir? Keyifle bir solukta okunan bir roman.

Amy Redwing zamanında yetimhanede büyümüş, Michael adında bir adamla evlendikten sonra çocuğunu kaybetmiş, köpekleri çok seven ve onları kurtarmaya çalışan biridir.

Bir gün sevgilisi Brian ile beraber bir eve gider ve Nickie adındaki köpeği sahibinden satın alır. Yetimhanedeki köpeğinin de adı Nickie’dir ve bu köpek diğerlerine göre oldukça garip davranmaktadır. Brian’ın zamanında ilişki kurduğu Vanessa adında bir kadın Aykız lakabıyla Harrow adında bir adam ile ilişkidedir ve otistik olan Domuzcuk adını verdiği bir kızı vardır. Harrow ile Aykız, Brian’ı süründürmek için bu bilgiyi Brian’a verir ve çocuğunu almasını ister. Brian çocuğuna doğru Amy ve Nickie ile beraber yola çıkar. Bu arada Billy Pilgrim adında biri de Amy’yi araştırmakta ve yoluna çıkan herkesi öldürmektedir. Buluşmaya yaklaşırken tehlike büyür çünkü Harrow aslında Michael’dır ve onun da amacı zamanında yarım bıraktığı iş olan Amy’yi öldürmektir. Acaba bu savaştan kim galip gelecektir? Amy ve Brian Umut adını verdikleri Domuzcuk’u kurtarabilecek mıdır? Edgar Freemantle başarılı bir inşaat şirketi sahibiyken bir kaza geçirir ve kolu kopar. Karısına şiddet uygulayan Edgar ondan boşanır ve doktorunun tavsiyesi üzerine Duma adasına resim çizmeye gider. Burada Jerome Wireman ve Jack Cantori ile tanışır. Wireman, Elizabeth Westlake adında bir kadına yardımcı olmaktadır. Elizabeth Edgar’ı çok sever ve Edgar da bu adada çok güzel resimler yapar. Ancak farklı bir gücün bu resimleri yapmasını sağladığını düşünür. Kızları Ilse, Melinda ve karısı Pam ile görüşmeye başlar. Yaptıkları resimde Perse yazan bir gemi vardır. Sergide bütün resimler satılır ancak resimleri alıp gidenler birer birer ölmeye başlar. Kızı Else de bunlar arasındadır. Zamanında Elizabeth’in zorlukla hapsettiği Perse adındaki yaratık bu ölümlerin sebebidir ve uykusundan Edgar’ı çizdiği resimler yüzünden uyanmak üzeredir. Edgar, Wireman ve Jack ile eski eve gidip bu yaratığı öldürmelidir. Zamanında Elizabeth’in kız kardeşlerini de öldüren Perse çok kuvvetlidir ve esas gücü gece ortaya çıkmaktadır.

Acaba Edgar bu işte başarılı olabilecek midir? Wireman ve Jack ona yardım edebilecek midir? Edgar bundan sonraki hayatında resim çizecek midir? Duma adasının hikayesi nasıl devam edecektir? Fausta, Don Cesar’ı kandırarak onunla evlenmek ve İspanya tahtına geçmek ister. Bu arada hancının kızı Juana da aslında cüce El Chico’dan hoşlanmakta ama bunu kendine yedirememektedir. Fausta boğa güreşi sırasında bir isyan başlatır ama bu başarılı olamaz. Baş yargıç Espinoza Pardayan’ı yakalar ve Fausta’nın verdiği taktikle onu delirtmek ister. Ama günler süren bu işkenceden kurtulan Pardayan hem Giralda’yı kurtaracak hem de Fausta’nın peşine düşecektir.

Don Cesar Fausta’nın teklifini kabul edecek midir?

Pardayan Fausta’nın kendisine ait bir çocuğu doğurduğunu öğrenecek midir? Navarre kralı Henry İspanya kralına verilecek olan bu belgeyi eline geçirebilecek midir?

Pardayan Fausta’nın kendisinden bir oğlu olduğunu öğrenmiş ama çocuğu bulamamıştır. Bu arada Jehan adında bir genç Bertille adında bir kızı sever ama Kral Henry De Navarre de göz koymjafur. Kızın kendi kızı olduğunu öğrenince yaptığından utanır. Ancak Concini adında biri de bu kıza göz koymuştur ve Jehan ile çatışır. Jehan ise yolu Pardayan ile kesiştiğinden beri daha da korkusuz olmuştur. Concini ve karısı Leonora kralı öldürüp daha da zengin olmak ister. Cizvitler de Fransa’yı ele geçirmeye çalışmaktadır. Sausta denen Jehan’ın üvey babası Fausta’dan intikam almak için tehlikeli oyunlar planlanmaktadır. Ayrıca Fausta’nın kayıp hazinesini de herkes aramaktadır. Acaba Pardayan ve Jehan neler yapacaktır? Pardayan Jehan’ın kim olduğunu öğrenecek midir?

Papa Sixte, Fausta’nın idam emrini vermiştir ama Fausta intihar eder. Hizmetçisi Pardayan’dan olan çocuğunu güvenli bir yere götürecektir. Ancak Fausta’yı panzehirle diriltirler ve Papadan bir af belgesi alırlar. Zamanında eski Fransa kralının papaya verdiği ve İspanya kralı Philippe’e Fransanin neredeyse tamamını veren bir belgeyi Fausta İspanyaya götürecektir. Ancak Fransa kralı olmak isteyen Protestan Navarre kralı Henry Pardayan’ı bu işi engellemek için İspanyaya gönderir.

Burada Cervantes ve Don Cesar ile tanışan Pardayan pek çok tehlike atlatır. Kendisine Juanna’ya duyduğu aşk yüzünden ihanet eden El Chico sonra onu kurtarır. Fausta aslında kral soyundan gelen Don Cesar ile evlenip ispanya kraliçesi olacaktır. Ama Cesar başka bir kızı sevmektedir ve Pardayan bu planları öğrenmiştir. Acaba bu duruma engel olabilecek midir? Philippe ne yapacaktır? Fausta amacına ulaşabilecek midir?

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.