Kitaplar ve anlamlı sözler

0
159
 Bir çocuk geline adanan kitap; Hikâye Hırsızı

 Alev’in tutkulu aşkına rağmen kocasını terk etmeyerek okuyucuyu “Ateşli bir aşk mı yoksa kıyamete kadar sürecek sadakat mi?” sorusu ile baş başa bırakıyor… Ya da aşkın güne ve duruma göre şekillenmesi…

Okuma yazma bilmeyen Sakine’nin günlük hayatındaki köleliğine karşın sevdiklerinden aldığı güç ile imkansızı başarması…

Parmaklarını bile sayamazken bir gece yarısı peşine düştüğü Mıho ile dağları aşarak savrulduğu Londra’da var olmaya çalışan Kürt kızı Zilan’ın ironik hasreti…

Daha çok bir romanın özeti gibi duran ‘Korucunun Karısı’…

Herkesin gözü önünde uğradığı tacize başta annesi babası olmak üzere çevresindeki yetişkinlerin duyarsız kaldığı küçük Nuteyla’nın dramı…

Din, töre ve kültür bahaneleri ile 12 yaşındaki küçük Güvercin’in zoraki gelinliği,

Bir asır önceki o meşum göçten geriye kalan küçük kızın günümüze uzantıları ile Simsiyah Bakıyordu Çalılar…

Ebedi aşkın inceliklerle süslenmiş örneği; Gül Dalından Bebekler…

Devlet eliyle göçe zorlanırken, kuluçkadaki tavuğunu sonuna kadar koruyan Şedde Ana’nın batan güneşe gidişi…

2012 İşçi Edebiyatı Ödüllü Öykü Kitabı (Hikâye Hırsızı) Heceöykü dergisi, Şubat-Mart 2013

—-

“Mihriban Hanım… Ama oldu mu şimdi? Böyle… Ah Mihriban, böyle küs mü gittin? Beni bir başıma bırakıp… Mihriban, sen benim bütün evlerimi de alıp gittin. Yüreğimin sultanı, sen olmadan ben nasıl yaşarım ki?”

 

Ah O Kadınlar kitabı – Dursaliye Şahan

—-

Eğer bir kadın ‘o adamı benden başka kimse o kadar fazla sevemez’ diyorsa, o kadına inanın.

Okyanus Topaloğlu

Gitmek isteyince, her yer yakındır.

 

Kevın Durant

*******

Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol!

Paulo Coelho

*******

Yoksul olan asıl sensin. Zamanı kontrol edemiyorsun, istediğini yapamıyorsun, senin koymadığın ve anlamadığın kurallara uymaya zorlanıyorsun.

Eğer bir hikayeyi anlatıyorsan o zaman ondan kurtulamamışsın demektir.

Paulo Coelho – Zahir

*******

Aklı ile övünen kişi, hücresinin genişliği ile övünen mahkuma benzer …

Einstein

“Neden nefret edersin? Tam da onunla tanınırsın!”

“Sen ve ben moneo; mit katilleriyiz. Sana yemin ederim ki tanrı olimpia’da oturan bir mittir”

“korkmamalıyım. Korku aklın katilidir. Korkumla yüzleşeceğim ve onun bir rüzgar gibi içimden geçip gitmesine izin vereceğim. Korkum gidince ben kalacağım.(korkuya karşı dua)”

Dune Serisi- Frank Herbert

*******

Düşüncelerimiz duygularımızın gölgesindedir…

Ernest Hemingway- Çanlar Kimin İçin Çalıyor?

*******

Dizlerinin üzerinde yaşamaktansa, ayaklarının üzerinde öl!!

Freedean

*******

Delikanlının adı santiago idi…

Simyacı

*******

“Tanrım bana değiştiremeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.”

George Orwell – 1984

*******

“Ağlamayın demeyeceğim, çünkü tüm gözyaşları kötü değildir.”

“Yaşayanların çoğu ölümü hak ediyor ve ölenlerin bazıları da yasamayı hak ediyor, yasamı onlara geri verebilir misin? Öyleyse, öyle hak, hukuk adına ölüm savurma..”

“aslında eve dönüş diye bir şey yok, geri dönsem bile ben aynı ben olamayacağım hiç bir zaman.”

Tolkien – Yüzüklerin Efendisi

*******

Halil cibran – tüm şiirleri

‘ Yenilgi, yenilgim, başkaldırım ve de benim kendimle tanışmam.

Sayendedir ki hala ben ayağı yere basan ve solmuş defneler peşinde koşmayan genç olduğumun bilincindeyim.

Ve sende yalnızlığımı buldum ve de herkesten uzak ve gururlu olmayı. ‘

 

*******

‘ Doğru ya akıl çağındayım ben. ‘ ( Hayal kırıklığına uğrayan epik erosçuluk Matthieu’ nun üzerine çullanırken )

Jean Paul Sartre – Akıl Çağı

*******

“Ormanda bütün hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar daha eşittir.”

George Orwell-Hayvan Çiftliği

*******

“Çölü güzel kılan, biryerlerinde bir kuyu gizlemesidir.” Antoine De Saint Exupéry-Küçük Prens

*******

“Sakin gökyüzünün altında, mezarların arasında dolandım. Fundalar ve çan çiçekleri arasında uçuşup duran pervaneleri izledim. Otları hışırdatan hafif rüzgarın fısıltısını dinledim. İnsan, nasıl olur da bu sakin toprağın altında yatanların huzursuz bir uykuda olduklarına inanabilir, şaşırdım.”

Alıntı

*******

“Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeye görsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle aleme.

Emily Bronté- Uğultulu Tepeler

******

“Şu anda çekilmez bir haldeyim. Yorgunum, uykusuz, hüzünlüyüm. Sanki bir şey beni engelliyor ve özgürleşemiyorum.”

Kafka / Günlükler

*******

Bir insan eşyayı da suçlayamazsa, divana istediği gibi tekme atamazsa onun insanlığı nerede kalır?

Oğuz Atay, Tutunamayanlar

*******

Ah!.. En yüksek umutlarını kaybeden soylular tanıdım ben. Şimdi kara çalmaktalar tüm yüksek umutlarına. Artık küstahça yaşıyorlar, anlık hazlar içinde, ve ertesi güne dair hedefleri yok neredeyse… “ruh, şehvettir!” …. Böyle derlerdi. Bu sırada kırıldı ruhların kanatları; şimdi yerlerde sürünüyor ruhları ve kirletiyor kemirdiği her şeyi.. Bir zamanlar kahraman olmayı düşünüyorlardı… Şehvet düşkünüler şimdi. Kahraman, artık onlar için bir kasvet ve dehşet! Fakat sevgim ve umudumla sana yemin ederim: terk edip gitme ruhundaki kahramanı! Kutlu tut en yüksek umutları!

(Friedrich Nietzsche: Böyle Buyurdu Zerdüşt)

*******

Adalet bölümü okuyan için hepsi aynıdır. Etkileyicidir baş ağrısı için.

Thomas

*******

Yastığında nasıl uzandığını, nasıl ağır ağır nefes aldığını, saclarının yastığa nasıl serildiğini tasavvur ediyor ve hayatta bu manzarayı görmekten daha büyük bir saadet olamayacağını düşünüyordum.

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

*******

Sen küçük ve acınası insanlara çok yakın yaşadın yalnızlığına kaç. Seni onların gürültüsünden perişan olmuş halde buluyorum, sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç!

Mutlu Son Masallarda Olur

*******

Burası bizim ülkemiz değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi.

Tezer Özlü

*******

”Yaşayan pek çok kişi ölümü hakeder. Ölülerden bazıları da yaşamı… yaşamı onlara verebilir misin? Ölüm hakkında karar vermekte aceleci olma. En bilgeler bile sonu göremez.”

Gandalf frodo’ya

*******

” Despotluk yasalarda yer alıyorsa özgürlük geleneklerde yaşıyor demektir.”

Tılsımlı deri- Honore De Balzac

*******

“Adam iki şeye güleceğim gelir demiş:

Biri zencinin parmak uçlarına kına yakması, öbürü körün, başını çıkarıp pencereden bakması.’

Lemonde

*******

“Gerçeği yaşamak, söylemek kadar kolay olmaz hiçbir zaman.bizim dünyamızdaki bazı gerçekler yalnızca başkalarının yaşaması içindir.mesela, gen ölünmesi gerekiyorsa, insan gençken de ölebiliyorsa, dışarılarda bir yerlerde genç yaşında ölecek birileri mutlaka vardır.”

Sen benim masumiyetimsin. Git kendini çok sevdirmeden…

–Spoiler—

*******

“Suya benzetirdim seni, bugün. Boğazım kurudu susuzluktan. . . ”

Firemedic

*******

‘ Mutluluk ‘ bir çocukluk hastalığıdır .

Sakın ola, aman dileyene vurma!

Aman dileyene vurmak zulümdür.

Âdilden aman dile.

Sakın ola, zâlimden aman dileme.

Zîrâ ki adilden aman dilemek adâlete sebeptir.

Zâlimden aman dilemek, zulme sebeptir.

Bir de kadınlar vardır A ciğerkûşem, cennet bakışlısı vardır.

Cennet misali sever, cennet misali sarar.

Cehennem bakışlısı vardır.

Cehennem misali sever, cehennem misali sarar.

Sen sen ol, cennet bakışlısını iste.”

Sahip Kıran

*******

Sevgili dost, yalan, senin de kapını çaldı mı?ona açmadın kapıyı değil mi?

Yoksa senin de mi merhametini çaldı.

Yalan yaptığı işlere kendini inandırmasaydı, bu kadar benzemezdi gerçeğe. Kendi inanmasaydı, inandıramazdı.  Sanıyor musun ki aldatabilirdi, yalan yalan olsaydı.

*******

İyi adam’ın sizin için ne yapabileceğini değil; sizin iyi adam için ne yapabileceğinizi düşünün.

(Stephen King-Kara Kule: Silahşör)

*******

Aynı dili konuşan iki kişi yok

“varsın aksın aklıma hatıralar, gece bizden yana.. İnsanı güzelleştirir bu sabırlar..” Kaan Murat Yanık

*******

Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için sükûnet, değiştirebileceklerimi değiştirmem için cesaret ve aradaki farkı bilmem için akil ver.

John Green – Ayni Yildizin Altinda.

*******

Her insan, kim olursa olsun, ne kadar aşağı bir konumda bulunursa bulunsun, içgüdüsünün etkisiyle hatta bilinçsizce, kendisinin de bir gururu olduğunun göz önünde tutulmasını ister.

Ölü Evinden Anılar

*******

Yalnızlığın bir odada tek başına kalmak olduğunu sanıyordu; oysa yalnızlığın sadece kalabalıkta hissedilebileceğini bilmiyordu.

….

Ben dünyada bu kadar güzel gülen, güldüğü zaman bu kadar güzel olan insan görmedim.

….

Bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir.

….

Önemli olan gidilecek yer veya güzergah değildir, gitme fikrinin kendisidir.

Elif Şafak/Med-Cezir

….

Acaba “insan” denince hatırlanıyor muyuz?

….

Sizin orada leyleklerin çocuk getirdiğine inanılır mı?

-Evet.

Bizim leylekler hep kan ve ölüm getirdi.

Edit: Kitap Adı Leyleklerin Uçuşu

*******

“Dünyada gereğinden fazla kadın vardı, yalnız teki yoktu.”

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam” adlı eserinden.

*******

“Niye küfür ediyorsun? Başkaları küfür eder. Peki, onlar adam değil mi? Terbiyeli, yetişkin olamaz mı onlar? Küfür ettiler diye ölsünler mi?”

*******

Özdemir Asaf’ın ölümünden sonra oğlunun derlediği yazılarından oluşan kitabından.

*******

“Tatlı dilin yılanı deliğinden çıkarması yetmez; bizi ısırmasını engelleyecek mi?”

Posta Kutusundaki Mızıka

*******

Bir zengin kızı at oyunları ile meşgul bir gençle evleniyor.

Adam her akşam kötü koku ile geldiği için gelin diyor:

“Ben bu kokuyla baş ederim.”

Adam eve girer girmez banyoya sokuyor, yıkıyor. Elbiselerini her gün yıkıyor. Hani bir tek çamaşır suyuna basmadığı kalıyor adamı.

Bir müddet sonra gelin adama diyor:

“Gördün mü bak, sen de kokunun zerresi kalmadı başardım işte”.

Koca bıyık altından gülüyor:

“Sana öyle geliyor gülüm; benim kokumun değiştiği filan yok, sadece senin burnun alıştı.”

Mucebince Amel Oluna- Ahmet Sırrı Arvas

*******

“Sevgi nedir?

Nedir seni uykularından vazgeçirecek şeyler?”

Posta Kutusundaki Mızıka

*******

Sevgili dost;

Geceyi karanlık, ay ve yıldızlardan ibaret sayanlar, annelerin çorbalarındaki lezzeti yağda arayanlardır.

Posta Kutusundaki Mızıka

*******

Aşık sevmek değil sevilmek derdinde, sevilsin. Şu karanlık dünyada sevilmeye değer olduğunu birisi kendisine söylesin istiyor.

Yücelmek için yüceltiyor, sevilmek için seviyor. Istıraba tahammülü yok, yanmaya gelemiyor, varlığını alevde eriten pervane yerine, kandile sitem okları yağdıran bir pervane olmayı yeğliyor.

Gürültü yapıyor, “ne olur beni sev” diye uluorta bağırıyor. Sessiz bir ağlayışla yapılmadığı için bu çağrı, masum bir yakarı planlamadığı için ötelerden yankı bulmuyor.

Kemal Sayar-Hayat Teselli Bulmaktır

*******

“Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?”

Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.

İlk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?

Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.

Hayatta hiçbir şey senden önemli değil”.

*******

“Hayat zevkli, ölüm huzurludur. Sıkıntılı olan aradaki geçiştir.”

İsaac Asimov

*******

“Başımı eğip tabağıma bakarak karamel rengi saçlarımın aramızda bir perde oluşturmasını sağladım. Bu kadar yakınıma geldiğinde bende uyandırdığı duygular hoşuma gitmiyordu. Eastern’daki yüzlerce başka kız gibi onun yakınlarındayken yüzümün kızarmasını istemiyordum. Onun beni bu şekilde etkilemesini hiç mi hiç istemiyordum. ”

One Ring To Rule Them All

*******

Onu seviyor muymuşum? Sevmek mi? Ona tapıyordum. O gönlümün kederi, sevinci, ruhumun gıdasıydı. Hayatımın anlamı, soluk almamın nedeniydi. O benim delice tutkum, hiçbir zaman iyileşmeyecek yaramdı.

Ahmet Ümit – Sultanı Öldürmek

*******

Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan gücün çığlığıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de yok olduğu zamanlardır ki, onun yerine geçen etkili sessizlik, en şiddetli acının yarattığı gözyaşlarından daha yakıcıdır.

Nolite Te Bastardes Carborundorum

*******

Hiçbir ortak noktanızın olmadığı, hiçbir konuda anlaşamadığız insana gider aşık olursunuz.bu hayatın ” al sana aşk ” deme seklidir.

(arkasında ki yazı).

“Sevgili dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba ‘insan’ denince hatırlanıyor muyuz?”

Posta Kutusundaki Mızıka

*******

“Dünyanın temeline dinamit doldurup fitili ateşledin…”

Ruh Adam-Hüseyin Nihal Atsız

*******

“Babam bir keresinde

-İnsanlar her zaman güce tapar. Güç, iyiye veya kötüye; nasıl kullanılırsa kullanılsın güce taparlar. Demişti. Şimdi daha iyi anlamıştım.”

Beyoğlu Rapsodisi

*******

Elmacık kemiklerini öptüğümde tuz tadı gelsin istemiyorum. Buda seni nasıl sevdiğimi anlatan en havalı cümle olsun.

Ahmet Batman – Soğuk Kahve

*******

Ben aynada seni görünce, benden çok sevebildim. Ve bir insanın imtihanıdır; kendinden çok sevmek birini.

Ceyhun Yılmaz

*******

Zulme rıza zulümdür; taraftar olsa, zalim olur.

Words And Life

*******

Ve birine güvenecek kadar kendine güvenmenin mânası yok!

Klaus

*******

Dine yakın olduğunu söyleyenler dinle alakası olmayanlardır.

Meselâ, her ikinizin hâlıkınız bir, mâlikiniz bir, mâbudunuz bir, râzıkınız bir-bir, bir, bine kadar bir, bir.

Hem peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir-bir, bir, yüze kadar bir, bir.

Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir-ona kadar bir, bir.

Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak mânevî zincirler bulundukları hâlde, şikak ve nifâka, kin ve adâvete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü’mine karşı hakikî adâvet etmek ve kin bağlamak, ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münasebât-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i’tisaf olduğunu, kalbin ölmemişse, aklın sönmemişse anlarsın.

Uhuvvet-Kardeşlik Bahsi

*******

”Çünkü parasal sorunları olan insanlar güç durumda kalır ve her şeyi yapabilir.”

Yanlış Numara

*******

Bazen dünyanın bir kasa olduğunu düşünüyorum. Tanrı’nın parasını sakladığı bir kasa. Para biriminin insan olduğu bir evrendeki küçük bir kasa. Tanrı’nın paraya ihtiyacı olduğu zaman büyük savaşlar, felaketler, ölümler oluyor. Ölenler harcanıyor. Kalanlarsa faiz yaratmak için ürüyor

(Hakan Günday)

*******

Kasırga bir anda dinmişti. Bütün şehitler, bütün ölüler kendi yerlerine gitmişlerdi. Tarih baba kitabına yazılan iki kara satıra eğilip okuyarak başını kaldırdıktan sonra yüzünü buruşturdu:

-Yazık!… Kitabım hiç böyle kirlenmemişti.

Nihal Atsız’dan İsmet İnönüye İthafen

*******

Korku korku ve insan, korku ve insan talihi, insanın insana hücumu, o hiç yere düşmanlık. Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.”

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

*******

Şeytan uyuyakaldı bir gün… Rüzgâr sert esti. Üç tüy düştü şeytandan dünyaya; biri paraya yapıştı, diğeri mevkie, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı.

Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı.

(İncil)

*******

Hayatta ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın.

(Her Şey Seninle Başlar)

*******

Sahiplenme isteği şüphesiz olağandır ve insan doğasına özgüdür. Bu arzusunu tatmin etmeye kalkışan herhangi biri, bunu başarabilecek imkanlara sahipse, bunun için ayıplanmaktan ziyade övülür, ama bunu uygulamaya geçiremeden sadece bunun hayalini kurmak hata yapmak anlamına gelir ve ayıplanmalıdır.

İl Principe

*******

Yasağın devreye girdiği coğrafyalarda devlet halkına güvenmez, halkının yerine karar verir; halkının nasıl yaşayacağına, halkının nasıl konuşacağına, halkının nasıl düşüneceğine ve sonuçta sanatçılarının nasıl ürünler vereceğine dair önlemler alır.

Devlete göre halk özürlüdür.

Bu mahdut dünya hayatının ızdırabını çekeceğim! Ben sadece oyunla vakit geçirecek kadar genç ve arzusuz yaşayamayacak kadar yaşlı değilim!

Dünya bana ne bahşediyor? Hep mahrumiyetlere katlanmak, benim nasibim bu. Ömür boyunca her saat her kulağa kısık sesle ulaşan nakarat bu.

Sabahları hep korku ile uyanırım. Geçerken tek bir arzumu bile yerine getirmeyecek olan ve bir sevinç belirtisini bile inatçı bir aksilikle harap eden, kalbimin yaratıcılığını, bin çirkin gaile ile baltalayan gündüzü görünce ağlamak gelir içimden! Gece ortalığa çöktüğü zaman da, yatağıma endişelerle uzanırım. Çünkü yatakta da istirahat mukadder değil. Vahşi rüyalar beni korkutur.

Göğsümdeki Tanrı en içimden beni tahrik eder. Bütün kuvvetlerimin üstünde yerleşen akıl, dışarıda beni faaliyete geçiremiyor. Böylece hayat, benim için bir yük oluyor. Ölümü özlüyorum. Hayattan tiksiniyorum!

(Johann Wolfgang Von Goethe)

*******

“Babam beni İngiliz anahtarıyla döverdi, bu yüzden İngilizlerden nefret ederdim.”

*******

“Leyla ile mecnun izleyenler bilir, yavuz çok güzel okumuştur:

“Fakat Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım. Böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor.

“Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? “

“Yok. “

“Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size; nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.

Kelimeler..

Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.”

Yine Aksam Oldu

*******

Eğer birine bakıp o öfkeli ve ben bundan hoşlanmıyorum derseniz, bunun sebebi, kendi öfkenizden hoşlanmamanız olabilir mi?…

Eğer birine bakıp, korkak, keşke yapabilse diyorsanız, bu, sizin başka şeyden korkmanızdan, ya da bir şeyi keşke yapsaydım demenizden kaynaklanıyor olabilir mi?

Diğer insanları suçlamanın bize faydası yoktur.

Başka insanların eylemleri ve bizim bu eylemlerle ilgili yargılarımız vardır.

Eğer dosdoğru yargıya bakabilirsek, kendimizle ilgili benzer yargılara ulaşırız..

Diğerleri hakkındaki acımasız eleştirileriniz, kendiniz hakkında kabul etmeniz gerekenlerdir.

Bunu yapabilir misiniz?

Diğerlerine verdiğiniz tüm nasihatlerin öğütlerin sonunda, gideceği tek bir yer vardır; siz

aynada gördüğünüz her şey hoşunuza gitmeyebilir.

Fakat aynaya bakıp kendinizle ilgili her şeyi kabul edene kadar, istediğiniz hiçbir değişikliği gerçekleştiremezsiniz.

“Eğer yarın Amerika birleşik devletlerinin başkanı olsam, bu, çocukken aç olan karnımı nasıl doyuracak?”

Deniz kurdu / Jack London

*******

Gerçekten delilik mi abaca, in anın mutsuzluğu zevkle hatırlayıp elinin altındaki mutluluğu küçümsemesi?

(Mario Puzo – Aptallar Erken Ölür)

*******

İnsan beyni; onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman biz de onu anlayamayacak kadar aptal olurduk.

Yaşam kaybetmeyi öğrenmektir.

Ahmet Ümit -Kukla.

*******

“Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?”

Franz Kafka / Özdeyişler

*******

Seni seviyorum ama seni sevmeyi sevmiyorum.

Üstelik, sana bir yığın söz söyleyerek, senin ve yaşamının, ailenin ve çocuklarının birer hiç olduğunu anlatıyorlar; aptal, köleliğe elverişli ve başkalarının kullanacağı birer insan olduğunuzu söylüyorlar, insanın size dilediği işlemi uygulayacağını haykırıyorlar.

Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar.

Size özgüven değil, devlete saygı, bireysel büyüklük değil, ulusal büyüklük vaat ediyorlar. Sana göre, ”kişisel özgürlük” ve ”kişisel büyüklük”, soyut birer kavramdan başka bir şey değildir; ”ulusal özgürlük” ve devletin çıkarları” sözcükleriyse, tıpkı kemik gören köpeğin ağzının sulanması gibi seni zevkten dört köşe etmekte; bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun.

Dinle Küçük Adam – Wilhelm Reich

*******

”Kendimi yalnız ve kibirli hissetmek hoşuma gidiyor. Hayır demek daima hayır demek hoşuma gidiyor ve gerçekten yaşanabilir bir dünya kuracaklarından korkuyorum, çünkü o zaman evet demekten başka diğerleri gibi hareket etmekten başka yapacak bir işim kalmazdı.”

Jean Paul Sartre – Uyanış

*******

Yüzümü ona çevirdim. Anlaşılmaz bir ifadeyle bana bakıyordu. Omuz silkti.

“Kalpler ve çiçekler istemiştin,” diye mırıldandı.

Gördüklerime inanamayarak gözlerimi kırpıştırdım.

“kalbim senin.” elini odaya doğru salladı.

“Ve çiçekler de burada.” diye fısıldayarak cümlesini tamamladım.

“Christian çok hoş.” başka ne diyeceğimi bilmiyordum. Yaşlar gözlerime birikirken yüreğim ağzımdaydı…

Elimi çekiştirerek beni odaya çekti ve ne olduğunu anlamadan önümde diz çöktü.tanrım bunu beklemiyordum. Nefesim kesilmişti.

İç cebinden bir yüzük çıkardı ve duygu yüklü parlak gri gözleriyle bana baktı.

“Anastasia Steele seni seviyorum. hayatımın sonuna dek seni sevmek, üzerine titremek ve korumak istiyorum.benim ol.her zaman.hayatımı benimle paylaş.evlen benimle.”

Yanağımdan yaşlar süzülürken,gözlerimi kırpıştırdım.benim elli’m,benim erkeğim.onu o kadar çok seviyordum ki ve bir duygu dalgasıyla savrulurken tek söyleyebildiğim,”evet” oldu.

Karanliğin Elli Tonu

*******

Korkaklar her zaman için cesur insanlardan daha tehlikeli olurlardı. Bir kere sayıları daha fazlaydı. Sonra, arkadan vururlardı. Vurdukları zaman da kötü vururlardı. Çünkü sağ kalırsanız öc alacağınızdan korkarlardı…

-Biliyor musun doktor, insanın aklı başına çok tuhaf zamanlarda geliyor. Ya gençlik tükendikten sonra, ya fırtına dindikten sonra, ya da kızlar eve gittikten sonra.

Şişemi onunkiyle tokuşturup “standardı olmayan bir adamın yatmak istemediği tek kız olmanın şerefine,” dedim.

Birayı ağzımdan çekip, “sen ciddi misin?” dedi. Yanıt vermeyince bana doğru eğildi. “her şeyden önce… Standartlarım var. Hiç çirkin bir kadınla beraber olmadım. Hem de hiç. İkincisi, seninle yatmak istedim. Seni koltuğuma atmanın elli farklı yolunu düşündüm ama bir şey yapmadım çünkü artık sana o gözle bakmıyorum. Seni çekici bulmadığımdan değil, senin daha iyisini hak ettiğini düşündüğüm için.”senin için fazla iyi olduğumu mu düşünüyorsun

“dünyada senin için yeterince iyi bir erkek olduğunu düşünmüyorum.”

” Teni tenime değdiği anda kendimi güvende hissettim. Kollarındayken böylesine evde hissetmek bir zamanlar beni çok korkutmuştu ama o anda bu kadar korkunç bir şey deneyimledikten sonra kendimi bu kadar güvende hissedebildiğim için şükran doluydum. Birisinin yanında böyle hissedebilmemin tek bir anlamı olabilirdi. Ben ona aittim. ”

Gel ölmeden bir cem Adrian dinleyelim, şöyle kanlı canlı.

Kanrot Makri

*******

Anita’ya onu sevmediğimi anlatmanın başka bir yolu var mıydı? Evet, belki kalbimi ve penisimi yerlerinden söküp “tamam al bunları. Git, ileride oyna!” diyerek de halledebilirdim sorunu ama yanımda steril bir neşter yoktu.

Morbaget

*******

“Sen onları görmüyorsun diye başka insanların hayatı durmuyor.”

Kahperengi- Hande Altaylı

*******

Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Birak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksin. “düzenim bozulur; hayatimin altı-üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatin altının üstünden daha iyi olmayacağını?

Aşk/Elif Şafak

*******

Genelikle yaşadığımız çağda ilgi çekmek için facebook , twitter vb. Sitelerde yayınlanan ve insanı düşündüren fakat kimin yazdığı belli olmayan, bilhassa her etkileyeci sözün altına kendi ismini yazan ergenlerin kız tavlama sanatı haline dönüştürdükleri sözlerdir.

Çoğunlukla yalnızlık , ayrılık ve isyan sözleri ilgi çeker.

Örnek: “ben senin beni sevebilme ihtimalinin

İçine tüküreyim,” şeklinde sözler ilgi çekmekle beraber sözü kendince evrimleştirenlerde çıkabiliyor.

Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim…

Yılmaz Erdoğan

*******

Bana sarılarak, “beni seviyor musun?” diye sordu.

“evet.”

“yalan söylüyorsun ama önemli değil. Çünkü zamanla seveceksin.

Beni sonsuza kadar seveceksin.”

Sarp alaylı bir ifadeyle güldü. Anlamıyorsun değil mi? Milyarlarca insanın ölümünden bahsediyorsun. Öyle bir düzenden bahsediyorsun ki, insanların zalim yöneticilere ve korkunç, küçük tanrılara taparak yaşayacağı dehşet çağı… Sürgündeki var veya yok, kendi kafandaki çarpık bir fantezi dünyası oluşturuyorsun. İyi ama benim farkım ne olacak o zaman John. Herkes avcı olacak. Kötülük sıradan olacak. Oysa biliyor musun belki de ben kötülüğü, avcılığı farklı olmak için seçmişimdir. Çoğunluk olan şey sıradandır John. Ben şu anda farklıyım, olağanüstüyüm; hâkim olan ahlakın, iyi ve kötü kavramlarının dışındayım. Bu dünyanın kendi yarattığı yaşam stilinin tek temsilcisi olan bir türüm. Asiyim. Oysa senin düzenin beni sıradan yapacak. Dejenere olmaya, çürümeye ve çürütmeye mahkûm iktidar yapacak. Ben bu olamam. Ben sıradan olamam.

(Orkun Uçar- Asi)

*******

“Ben ne kral’ım nede sultan…

Ben kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum.”

“Benimle benden önceki diğer peygamberlerin misali, şu adamın misali gibidir. Adam mükemmel ve güzel bir ev yapmıştır. Sadece köşelerinin birinde bir tuğla yeri boş kalmıştır. Halk evi hayran hayran dolaşmaya başlar ve (o eksikliği görüp): ‘bu eksik tuğla konulmayacak mı?’ der.

İşte ben bu tuğlayım ve ben peygamberlerin sonuncusuyum.”

Cennetin Gülü Hz. Muhammed (S.A.V) – Sinan Yağmur

*******

Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama bir çoğu bunun farkında değildi. Ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi.

“Çünkü biz önce severiz, sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız.”

Hüseyin Nihâl Atsız / Ruh Adam

*******

Başını birden bana çevirerek:

“Neden bana bu kadar dikkatli bakıyorsunuz?” dedi. Bu sual aynı zamanda benim kafamda da canlandı: nasıl oluyordu da, hiç çekinmeden, bir kadına belki ilk defa olarak bu kadar dikkatli baktığımı aklıma getirmeden, onu uzun uzadıya seyrediyordum? Ve nasıl oluyordu da hala, o bu suali sorduktan ve gözlerini bana çevirdikten sonra bile, cesaretimi kaybetmeden ona bakmakta devam ediyordum. Beni de hayrete düşüren bir cesaretle “istemiyor musunuz?” dedim.

“hayır ondan değil, sordum işte… Belki istiyorum da onun için sordum.”

( Kürk Mantolu Madonna)

*******

Sevda dedik olmadı , sonuna kadar dedik o da olmadı. İşte sen dedik o da olmadı. İşte ben dedim o da olmadı. Ne deseydik, hepsini geçip her şey yalan mı deseydik? O zaman herşey istediğimiz gibi olur muydu? Ama demeyiz ne düş kurduysak doğrudur. Doğru olmayan,var olan öğretiler, önyagılar, kalıplar. Ben yaşamda seni seviyorum dediysem seni seviyorumdur. Sen bana seni seviyorum dediysen bildiğim budur.

Hayatımın baraj sorusu: kemik kırığı mı daha çok acı verir, onur kırığı mı?

Cevap: kaçıncı kez kırıldığına bağlı… Kemik kırığı ile duyulan acı birbiriyle doğru orantılıdır. Kırığın şiddeti arttıkça acının şiddeti de artar. Onur kırığı ile duyulan acı ise ters orantılıdır. Darbe sayısı arttıkça hissedilen acı azalır, hassasiyet tabakası kalınlaşır. Onur dumur olur.

Ayfer Tunç-Yeşil Peri Gecesi

*******

Diğer kadınlar bir anda tartılıp ölçülecek ağırlıklardı, o ise ağırlık ve ölçü birimiydi.

(?)

“intihar ediyorum. Kendi kendimden nefretimin çirkinleştiği bir dünyada yalnızım.”

Yalnızız-Peyami Safa

*******

“Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.”

(Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali)

*******

Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyor; ondan sonra daha fazla sokulmak için atılan her adımda birbirlerinden daha çok uzaklaşıyor.

(Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali)

*******

Şimdi ben, Yusuf, tut ki Mısır’ a azizim, efendiyim.

Boynumdaki künyede hala vasfım yazılı: züleyha’ ya köleyim.

(Nazan Bekiroğlu – Yusuf İle Züleyha)

*******

En güzel ask düşlenilebilendir.

İnci Aral- Yeşil

*******

Kadınımı aşık olduğum için kucaklarım ben. Elimde evlilik cüzdanı olduğu için ya da cinsel açlığımı bastırmak için değil.

(Dinle Küçük Adam)

*******

Derviş, Adule’ nin mezarına gitti, mezar taşına başını koyup toprağın ceset kokan kokusunu içine çekti, çekti, bir kez daha kokladı, sonra ağlamaya başladı.

Derviş İle Adule – Bawer Ferat

*******

“O halde git, bundan başka dünyalar da var.”

(The Dark Tower)

*******

”Oysa, düşlerimi gerçekten gerçekleştirmeye cesaretim olsaydı, beklemektense, işe girişip, en azından, başarısız da olsam, gerçek ve evet hak edilmiş bir yıkıma ulaşabilirdim; ya da, korkaklığımı açıkça kabullenerek, gerçeklere boyun eğip, düşlerimi bir kenara atabilir; o zaman da, gene hak edilmiş bir lanetlenmeyi gerçekten yaşayabilir; sonunda da pısırık ve sessiz bir ölüm bulabilirdim. İkisini de yapmadım. Böylece ortada bıraktım kendimi.”

Oruç Aruoba Benlik

*******

Yalnizim ! Çünkü herhangi biri ile değil, beklediğime değecek kişi ile devam etmeliyim bu yola …

Can Yücel

*******

Türk imparatorluğunun fethedilmesinde yatan zorluk, buna kalkışan kişinin bu monarşinin önde gelenlerinden hiçbir surette davet alamayacağı gibi padişahı çevreleyenlerin ayaklanmasından da medet umamayacağı hususunda yatar.
Machiavelli

*******

-On gerçek bulmalısın günde, yoksa gecede ararsın gerçeği ve canın aç kalır.

-On kez barışmalısın kendinle, çünkü alt etme acıdır ve kötü uyur barışmayan.

-On kez gülmelisin günde ve sevinmelisin yoksa miden, o dert babası, gece seni tedirgin eder.

Tanrıyla ve komşuyla barış, bunu ister iyi uyku ve komşun şeytanla dahi barış! Yoksa geceleri tebelleş olur sana.

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*******

Dağlarda en kısa yol, doruktan doruğadır; ama uzun bacakların olmalı bunun için.

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*******

En yüce dağımın önündeyim: bu yüzden, şimdiye kadar yükseldiğimden de çok, derinlerime inmeliyim.

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*******

Gerçekten ,yolum ruhun içinden,yüz beşikten ve yüz doğum sancısından geçti.Çok ayrılıklar geçirdim.Ben kalp burkan son saatleri tanırım.

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*******

– Kadınlar bir araya geldiğinde ya ev işinden konuşurlar ya da karnının içinden.

Sartre ‘Yıkılış: Özgürlüğün Yolları

*******

Büyük İskender Diyojen’i birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken görür ve ne yaptığını sorar. Diyojen, “babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum.” der.

Sartre ‘Yıkılış: Özgürlüğün Yolları

*******

Hayatta olan sevginiz en yüksek,

Umudunuza olan sevginiz olsun.

Ve en yüksek ümidiniz,

En yüksek hayat düşünceniz olsun…

Böyle Buyurdu Zerdüşt/Friedrich Nietzsche

*******

Sözlerin yankılandı her sorduğumda, “biliyorsun.”

“biliyorsun” “kalamam” demekti.

Dünya öyle çiçeği burnundaydı ki hiçbir şeyin adı yoktu ve onlardan bahsederken parmakla göstermek gerekiyordu.

  1. G. Marquez

*******

Eğer çevrenizdeki herşey artık çok fazla üstünüze geliyorsa, siktir edin gitsin.

John C. Parkinİn – Siktir Et Eserinden

*******

Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup “aşk” sanıyorsunuz!

(Shakespeare)

*******

Bana sen kimsin diye sormayın. Ömrü azıcık kalmış bir hiçim. Ben, hiçbir şeyim, hiçbir şeyim.

Murdar bir halden, muhteşem olan maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.

(Cemil Meriç / Jurnal)

*******

İlle de gitmem gerekiyordu, bazılarımız için ille de gitmek gerekir.

Buket Uzuner-İstanbulu

*******

Sevmezse gönül askı ne anlar. Güzel kadınlar tiyatrodan oyunun sonunu beklemeden çıkarlar. E iste, son sahneyi görmek istemiyorum, hepsi bu.

Balzac-Kibar Fahiseler Estherin İntihar Notu.

*******

Kayıtsızlık, bir yok etme çabasıdır.

(Murat Menteş – Dublörün Dilemması)

*******

-Herşeyimi kaybettim, şimdi ne için yaşayacağım.

-Tanrı için evlat.

(Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır – Tolstoy)

*******

”O yaralar ki sessiz birer ağız gibi”

(Julius Caesar)

*******

Belki de insan sevilmekten çok, anlaşılmayı bekliyordu.

(Geoerge Orwel)

*******

“Ve gece yazdığın mektup orada işte, nasıl okunabileceğini aklım almıyor, bir göğüs havayı solumak için böyle nasıl daralıp genişliyor, aklım almıyor, senden nasıl uzak kalınır, aklım almıyor.”

Farnz Kafka  – Milena’ya Mektuplar

*******

“Yarın… Yine yarın… Yine yarın…

Sürüklenip gidiyor böyle bu boş yaşam,

Kayıtlı zamanın son hecesine kadar…

Dünlerimiz ise, onca budalaya ışık tutup,

Toprak altına giden yolu gösterdi, o kadar.”

*******

William Shakespeare – Macbeth

*******

Hayatınızı kurtaran kişi, sonsuza kadar hayatınızdan sorumlu olur.

Zayıfmış gibi yaparak, güç kazanırsınız. Kendinizi güçsüz göstererek diğer insanların kendilerini güçlü hissetmelerini sağlayabilirsiniz. İnsanların sizi kurtarmasına izin vererek aslında siz onları kurtarırsınız.

Tek yapmanız gereken nazik ve minnettar davranmaktır. Bu yüzden ezilen taraf olmaya devam edin.

İnsanların üstünlük taslayabilecekleri birine ihtiyaçları vardır. Bu yüzden mazlum olmaya devam edin.

İnsanların Noel’de çek yollayabilecekleri birine ihtiyaçları vardır. Bu yüzden fakir kalın.

Tıkanma – Chuck Palahniuk

*******

Kayra bir gün bana “mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun” demişti.

Hakan Gunday – Kinyas Ve Kayra

*******

Bildiğimiz şeyleri bilebilmek için illaki bir alamet bekleriz bazen. Ya da bizi omuzlarımızdan tutup dut ağacı silkeler gibi sarsacak bir elçi, mümkünse uzaklardan gelen. Ama işte her zaman istediğimiz suret ve ebatlarda olmayabilir gönderilen. Alametin biçiminde yahut elçinin kisvesinde değil, anlamı çözebilmektir mesele.

Bit Palas – Elif Şafak

*******

“Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milad demektir.

Şayet ‘aşktan önce’ ve ‘aşktan sonra’ aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir.

Çünkü; birini seviyorsan, onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!”

(Aşk / Elif Şafak)

*******

Yalnızca büyük acılar çekenler mutluluğun değerini bilirler…

(Heart Shaped Glasses)

*******

“Yeryüzündeki bütün dinler, bütün ahlaklar tek bir şey üzerinde toplanır; erdemi severek kusursuz olmaya çalışmak. İnsanın aklına ‘bundan basit ne olabilir?’ diye bir düşünce gelir. Öyleyse haydi bakalım; erdemli bir şey yapın, kusurlarınızdan hiç olmazsa bir tanesinden kaçının bir kere. Deneyin hadi! İşte bu da böyle!”

(Delikanlı / Fyodor Dostoyevski)

*******

“Örneğin; bir gün bir nanik yapsam ve nanik konusunda yapılan hesaplar, yaptığım şeyi ve hatta nanik yaparken hangi parmakları kullanmam gerektiğini ortaya koyarsa benim kişisel özgürlüğüm nerede kalır?

Unutmamalıyız ki yaşam yaşamdır, matematik değil. Örneğin ben oldukça doğal bir biçimde, yalnızca aklımı kullanıp, hayatımın yirmide birinden yararlanmak değil, içimde var olan bir yaşam isteğiyle ilgili tüm unsurları seferber ederek yaşamak istiyorum. Aklın gücü nereye kadar uzanır? Akıl ancak öğrenebildiği kadarını bilebilir.”

(Yeraltından Notlar)

*******

Dizleri hep tapınır, elleri erdeme yakarıştır, ama yüreklerinin bir şeyden haberi yoktur.

Yine öyleleri de vardır ki, şöyle demeyi erdem sayarlar: ”erdem gereklidir.”, -oysa gerçekte ancak polisin gerekli olduğuna inanırlar..

( Ve Böyle Buyurdu Zerdüşt – Erdemliler Üstüne – Nietzsche)

*******

Kurtarıcı dedikleri, onları zincirlere vurmuştur. Düzme değerlerin ve uydurma sözlerin zincirlerine! Ah, biri çıksa da onları kurtarıcılarından kurtarsa!

(Ve Böyle Buyurdu Zerdüşt – Rahipler Üstüne – Nietzsche)

*******

Parmağıma değil, işaret ettiği yere bakın!

( Alev Alatlı)

*******

“saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır. Bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!”

Schrödinger

*******

Saatleri ayarlama enstitüsü /

Ahmet Hamdi Tanpınar

*******

Öyle cımbız cımbız sevmiyorum.

Kitap yerine baş ağrısı bahane misali, kompirme.

Düşünelim bir, herkesin elinde ünlü söz rehberi, doldursun her yeri.

Konuşma mı, meram anlatmak mı, düşündüğünü ifade mi, hangisinin yerine geçer bu frekans kargaşası.

Sözler kitabından

*******

Türk erkekleri önce annelerinden babalarından dayak yiyerek yetişiyor, çocuk yaşta cinsel organlarının ucunun usturayla kesilmesiyle cinsel bir travmaya uğruyor, sonra okulda, askerde, maçta dayak yiyip duruyorlardı. Bu da özgüven diye bir şey bırakmıyordu onlarda. Çoğu, saldırganlığı, kendinden güçsüz olanı ezmeyi seçiyordu.

Zülfü Livaneli – Serenad

*******

“Senin için bin tane olsa yakalarım.”

The Kite Runner

*******

Neden sadece bir hayal ürünüsün Olric?

-Siz gerçeksiniz de ne oluyor efendimiz?

Oğuz atay-tutunamayanlar

*******

Hayat bana iyi davranıyor. Diye düşünüp hissederseniz, hayatınızı iyileştirecek kişileri, durumları ve olayları kendinize çekersiniz.

Kargaşa projesi fikri Tyler’ın aklına işte o sabah geldi.

Gerçekte neyle dövüşmekte olduğumu sordu Tyler.

Tyler’ın hep söylediği gibi hissediyordum kendimi; tarihin süprüntü ve kölelerinden biri olarak. Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım bütün güzellikleri yıkıp yok etmek istiyordum. Amazon ormanlarını yakmak istiyordum. Uzaya klorofluoro karbon gazları pompalayıp ozon tabakasından koca koca delikler açmak istiyordum. Dev tankerlerin boşaltma vanalarını açmak, açık denizdeki petrol kuyularının kapaklarını kaldırmak istiyordum. Yemeye Parama’mın yetmediği bütün balıkları öldürmek, asla göremeyeceğim Fransız kumsallarını kirletmek istiyordum.

Bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum.

O çocuğu yumruklarken aslında yapmak istediğim, çiftleşmeyerek türünü tükenmeye mahkum eden her pandanın ve pes edip kendini karaya atan her balinanın, her yunusun alnının ortasına bir kurşun sıkmaktı.

Bunu türlerin yok oluşu olarak görmeyin, eleman azaltımı gibi görün.

Binlerce yıldır insanoğlu bu gezegendeki her şeyin içine etmiş, her şeyi boka çevirmişti ve şimdi tarih benden herkesin pisliğini temizlememi bekliyordu. Boş konserve kutularını suyla çalkalamalı ve yaşatmalıydım. Kullandığım her benzin damlasının hesabını vermeliydim.

Ayrıca, nükleer atıkların, gömülmüş mazot tanklarının ve ben doğmadan bir kuşak önce atılmış çöplerin oluşturduğu zehirli yığınların faturasını üstlenmek zorundaydım.

Ciğerime duman kokusu çekmek istiyorum.

Kuşlarla geyikler gereksiz lükslerdir ve bütün balıklar su yüzüne vurmalıdır.

Louvre müzesi ‘ni yakmak istiyorum. Elgin mermerleri ‘ni balyozla parçalamak, Mona Lisa’la kıçımı silmek istiyordum. Bu dünya benim dünyam artık.

Bu dünya benim dünyam. Benim dünyam. O eski insanlar öldüler.

Kargaşa projesi fikri Tyler’in aklına o sabah kahvaltıda gelmişti.

Fight Club * By Chuck Palahniuk

*******

“İçmenin sorunu bu, diye geçirdim içimden kendime bir içki koyarken. Kötü bir şey olduğunda unutmak için içiyordun; iyi bir şey olduğunda kutlamak için içiyordun; hiçbir şey olmazsa bir şeyler olsun diye içiyordun.”

Charles Bukowski  – Kadınlar

*******

Sen, gözlerinden ateşler saçarak, zehirli oklarını bana yöneltirken, ben sana aşık oldum nehir. Canan tan en son yürekler ölür.

Bazen susarsın, yenilmiş sanırlar seni;eksik ve yaramaz.unutma, susan bilir ki zaman kimse kaldıramaz.

Dostoyevski

*******

”Ben yazgımla evliyim, kadere vardım.”

”Şeytanın gücü beldedir.”

(Denemeler – Montaigne)

*******

Ben hasta bir adamım… İçi hınçla dolu, gösterişsiz bir adamım ben.

(Yeraltından Notlar)

*******

Demek sizler benim için görevlendirildiniz diye sorar joseph k.

Franz kafka.

*******

Anladınız mı beni ? Çarmıhtakine karşı dionysos.

Nietzsche

*******

Işığım ben: gece olaydım keşke. Ama budur işte benim yalnızlığım, çepeçevre ışıkla sarılmış olmam.

Nietzsche

*******

Bu adı açığa vurdum.

Jose Saramago

*******

Pek çok iyi adam bir kadın tarafından köprü altına düşürülmüştür.

Charles Bukowski

*******

“İnsanlar basit ve üstün olarak ikiye ayrılırlar. Basit olanlar, yalnızca insan cinsini üretmeye yarayanlardır. Diğerleri de yeni bir şey söyleyebilmek isteğiyle doğmuş, üstün insanlardır. Toplum muhafazakarlık görevini yerine getirmek için çok kez bu insanları asıp kesiyor ya da her türlü hareket imkanından mahrum ediyor. Ama yine aynı toplum, bir nesil sonra bu astığı insanların anıtını dikip, onlara tapıyor. İlk bölüm şimdinin adamıyken, ikinci bölüm hep geleceğin adamıdır. Birinciler dünyayı korur ve nüfusu çoğaltırlar. İkincilerse onu hareket ettirir ve asıl amacına doğru yürütürler.”

– kapıyı kilitlemiyor musun? -diye sordu.

– hiçbir zaman kilitlemedim ki! Sözde iki yıldır kilit alacağım… -gülümseyerek sonya’ya baktı. -kilitleyecek hiçbir şeyi olmayan insanlar mutludurlar herhalde, öyle değil mi?

Yalan, insanların bütün öteki yaratıklara karşı biricik üstünlüğüdür! Oysa biz yalanı bile kendimiz kıvıramayız! Bana bir yalan söyle, ama bu yalan senin olsun, senin uydurduğun bir şey olsun, alnından öpeyim! Kendine ait bir yalan, başkalarına ait gerçekleri tekrarlamaktan belki de daha iyidir.

(Suç Ve Ceza)

*******

Yoksulluk ve aşırı cilveli olmak kötü yola eğilimi fazlalaştırır: biri azarlar, diğeri şımartır.

Şimdiki toplum içindeki sosyal hayat kötüdür. Fakat insan yaratılış olarak kötü değildir, kötülüğün kaynağı kanunlar ve adetlerdir.

Ekmeksiz hürriyet, hürriyetsiz ekmek düşünülemez.

(Sefiller)

*******

Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; ana karanın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta ; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostların ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım ; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını ; senin için çalıyor .

Leyla’ya sorarlar hanginiz daha çok sevdi, sen mi yoksa mecnun mu?

Ben sevdim diye cevaplar:

Ama nasıl olur derler, mecnun dağa-taşa kuşa, börtü böceğe aşkını anlattı sen ise ben sevdim diyorsun.

Leyla ise can alıcı cevabı verir.

Bakın diyorsunuz ki mecnun sevgisini anlattı ben anlatmadım içimde sakladım o ateşle yandım?

Şimdi söyleyin hangimiz daha çok sevdi?

Katre-i matem dere kenarında anlatılan Leyla ile mecnun hikayesi.

Uyan dostum, artık uyan. Artık birlikte diye bir şey yok. Nar ortadan ayrılıp da parçalara bölünürse, bir daha mümkünü yok yerine koyamazsın saçılan taneleri.

Elif şafak – Baba Ve Piç

*******

Bir kıza âşık olmuştum. Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni kaçırdım. Âşık olmaktan vazgeçtim. Kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. Benim adım Kaygusuz Abdal. Tanrı’dan vazgeçtim. Ölmekten vazgeçtim. Çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. Ölmek istemiyorum, çünkü Tanrı’yı da öldürürüm diye korkuyorum. Ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz…

Kinyas ve Kayra

*******

İster misiniz yaşadıklarınızı, düşüncelerinizi, hayallerinizi başkalarına anlamayacaklarını bile bile anlatmayı. Sahte kalabalığın en içinizi bilmesini ister misiniz?

(İz Bırakan Kitap Cümleleri)

*******

Ayıp arayan göz hüner görmez, rıza gözü kördür kusur görmez.

“Artık sözlerin merheme yara olmaya başlamışsa, içimdeki seni sus, içindeki beni duy.”

(Kahraman Tazeoğlu)

*******

Bu zavallı Paskal o güzel Eftalya’yı seviyordu, bu nakıs vücut, o kemal-i hilkate aşık olmuştu!

Ömründe bir kadının nazar-ı nevazi karanesine, hiç kimsenin muamele-i mültefitanesine nail olamamıştı. Kendisinden beklenen yalnız güldürmek!

Hayatında herkesi güldürdüğü halde, mematında kimseyi ağlatamayan zavallı paskalın bu seferki hali taklit değil, ölüm gibi hakikatti.

Sami Paşazade Sezai- Pandomima

*******

“Defolu caddeler ihraç fazlası insanlarsa kısmetin; senden önce öpülmüş dudaklarda sana ait cümleler aramayacaksın!”

Aslında aşk var ama aşkı sunacak insan bulunmuyor. Tam bir şeyler hissediyorsun, sonra; “bu da mı gol değil be, bu da mı yanlış insan”.

Sabah Uykum

*******

İnsan, utanç duyan bir varlıktı. Tümüyle size özgüydü edep duygunuz, gözlerinizi yavaşça yere indirmeniz, sessizleşmeniz, yüzünüzde tatlı bir kızarıklık, örtünme ihtiyacınız, saklanma isteğiniz, o anlarda ne kadar masum olurdunuz.

Mona

*******

“İzlerimiz sadece rüzgarı (o da silmek için) ilgilendiriyorsa peşimizde kimse yok demektir.”

…………

“En büyük kötülük, gerçeğin parçaları arasındaki şiddetli çarpışma değil, gerçeğin yarısının sessiz sedasız ortadan kaldırılmasıdır.”

…………

“Hayattan meyus olanlar,güzel sözler söylerler.görmez misin ki,kalemin ucu kalemtraş ile kesilince, kalemin dili daha keskin olur.”

………….

“Bir kilimi üzerinde sevgiliniz gezecekmiş, bir kaşkolu çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı anneniz oturacakmış gibi yaparsanız, ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır.”

Mona

*******

Mutsuzluğu dök at o acı yüreğinden.

Yasın tatlandırayamacağı.

/Bu Kanayan Şehir/

*******

Belki de gitmek gerekir henüz çok bağlanmadan.

Çünkü aşktan korkmalı.

Tüm fedakarlıkları göze alanlar simdi yalnızlığa mahkumlar.

Belki de hiç başlamamak gerekir veya kendi içinde sevip kendince yaşamak.

Çünkü sevildiğini hissedenler seveni acının koynuna atıp gittiler.

Belki de sadece bir sokak köpeğini veya kelimeleri sevmeli.

Cünkü insanlar nankörler.

Cünkü insanlar duyarsız ve ihaneti severler.

M.Ali Kılınc

*******

“İnsanın bütün felaketleri tabiata karşı gelmesindendir.” Peyami Safa – Yalnızız

*******

“Sevmek orada olmaktır. Sevmek, sıradan olanda sırdaşını farketmektir.”döküp varlığı gitmektir, adı aşk” diyor Eşrefoğlu Rumi.”

*******

İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? ” pek çok mal harcadım ” diyor. Kimse onu görmedi mi sanıyor? Biz ona iki göz vermedik mi? Bir dil ve iki dudak, ona iki yolu ( doğru ve eğriyi ) gösterdik. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek, veya açlık gününde yemek yedirmektir, yakınlığı olan bir yetime. Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula. Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir. Ayetlerimizi inkâr edenler ise işte onlar soldakilerdir, (cezaları, kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir). Kuranı Kerim Beled Suresi .- (Ayetler)