ALTIN 302,19
DOLAR 5,9462
EURO 6,5526
BIST 7,7726
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Yağışlı
Kitaplar

Kırmızı Mürekkep Bitti mi? | Bekir Yıldız

Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
11.10.2019
127
A+
A-

Okul ve iş ile alakamın olmadığı bir dönemde şuan kapanmış olan bir gazetede yazılar yazıp harçlığımı çıkarıyordum.

İşler başta iyi gidiyordu. Yazılar beğenildi, satışlar arttı. Doğruları açık ve net dille okumak, okuyucuların hoşuna gidiyordu.

Doğal olarak doğruları yazmanın bir cezası vardı. Yediği naneleri yazdığım yerel yöneticiler gazeteye telefon etmeye başladılar.

‘’Adam akıllı yazsın, size aylık şu kadar reklam parası ödüyorum,’’ diyorlardı.

Patronun sekreteri çaktırmadan söylüyordu bana konuşulanları. Mecbur söyleyecek, kıza şiir yazmışım. Hem de kâğıt kalemle, akıllı klavye ile değil.

Sonra patron, yazılarım konusunda bana birkaç uyarıda bulundu. Daha sonra ısmarlama yazılar yazmamı istedi. O, belediye başkanı adayını söyleyecek bende köşe yazılarında onu övecekmişim. Tek cümlelik bir istifa mektubu yazdım ve işten ayrıldım. 
‘’Gazetenizde, kırmızı mürekkep bulunmadığı için istifa ediyorum.’’ 

Sekreter üzüldü, arka arkaya 2 Camel içti. 
Gazetenin sahibi aslında iyi adamdı. Mektubu alınca beni aradı. 
‘’Kardeşim yirmi çeşit mürekkep var gazetede, böyle istifamı olur, belli ki ayrılasın var, doğru söyle, başka gazeteyle anlaştın değil mi, kızmayacağım.‘’

Hiçbiri ile alakası olmadığını söyledim. 
‘’Maddi konuda sıkışırsan burada bir ağabeyin var, unutma” dedi.

Dedim ya iyi insandı.
Aradan biraz zaman geçti. Kim olduğunu söylemeyeyim ayıp olur, Camel marka sigara içen bir bayan beni aradı. Patron gazeteyi kapatmış Almanya’ya gitmiş. Kâğıt sektörü ile ilgili bir iş kuracakmış. 

Ülkeden gittiğini öğrenince üzüldüm ve ona istifa mektubumda yazdığım kırmızı mürekkep olayının nereden geldiğini anlatan bir mail gönderdim.

Olay şöyleydi;

Alman işçisinin biri Sibirya’da bir iş bulur. Mektupların sansürcüler tarafından okunacağını bildiğinden arkadaşlarına şöyle der: “Aramızda gizli bir haberleşme sistemi belirleyelim, “Benden aldığınız mektup mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur, kırmızı mürekkeple yazılmışsa yanlıştır.”
Bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alırlar, mektup mavi mürekkeple yazılmıştır.

“Burada her şey harika, dükkânlar mal dolu. Yiyecek bol. Apartman daireleri geniş ve güzel ısınıyor. Sinemalar batının filmlerini gösteriyor. Kızlar çok güzel. Burada tek bulunmayan şey kırmızı mürekkep!

Şimdiki yalaka basına ve beceriksiz iliştirilmiş siyasetçilere baktıkça sokağa çıkıp, ‘’kırmızı mürekkep bitti mi?’’ diye bağırmak geliyor içimden.

Biz en sonunda Sohrab Sepehri’nin dediğini yapalım dostlar.
Siyasetçilerin yerine ağaç dikelim, en azından hava tazelensin. Korkuluk diye de basını dikeriz.

15.01.2019 Bekir Yıldız

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.