ALTIN 469,75
DOLAR 7,6456
EURO 8,9862
BIST 1,1753
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Az Bulutlu

Kardeş Kentler ile Kültür Zenginliği | Hatice Altunay

Hatice Altunay
Hatice Altunay Biyogragi 1962 yılında Muğla’da doğdu. Uludağ Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Evli ve bir çocuk annesidir. Mesleğinin 31 yılını Marmaris’te sürdürmektedir. Meslek yaşamı boyunca Kültür ve sanatla iç içe olmuş, öğrencilerinin sanat çalışmalarını yerel basında ve dergilerde yayınlanmasını sağlamıştır;birlikte sosyal sorumluluk proje çalışmaları yürütmüştür.Gülümseyen Turkuaz, Gün Aşığı/Buğulu Şiirler imece kitaplarıdır. Yurtiçinde yapılan öğretmenler arası şiir ve öykü yarışmalarında birincilik, ikincilik ödülleri vardır. Güncel Sanat Dergisinin düzenlediği Kaygusuz Abdal şiir yarışmasında üçüncülük, 2015 yılında yapılan Hacı Bektaş Veli Şiir yarışmasında üçüncülük, Kusader’in düzenlediği 100 Yıl Çanakkale Öykü yarışmasında mansiyon ödülü almıştır.2016 Çukurova Edebiyatçılar Derneğinin düzenlediği “Anne “ temalı yarışmada üçüncülük ödülü, Osmaniye’de Yaşar Kemal öykü yarışması ikinciliği, Hatay Dörtyol kültür sanat etkinliği şiir yarışmasında birincilik ödülleri almıştır. Yazarın Geç Kalan Sezgi adlı şiir kitabı, Fısıldayan Kadın, Ellerin Sevgi Dokuması İçimde Bir Serçe , Dersimiz Sevgi, İnsanlığın Ortasında Kayıp Kadınlar, adlı kitapları vardır. Çocuk yazını üzerine Güneşin Kelebekleri, Atatürk Çiçeği, Meral Kutlug İlsever ile altı yaş ve üzeri için Gülcan’ın Renkli Dünyası adlı kitapları, Güz Fısıltıları adlı minik şiir kitabı bulunmaktadır. Yazar şiir, öykü, deneme, gezi seçkilerinde yer almaktadır. Dergileri Edebiyatın mutfağı gören yazar Yaşam Sanat, Tmolos Edebiyat, Berfin Bahar, Güncel Sanat, Kasaba Esintisi, Nif Edebiyat vb dergilerde ve yerel basında yazılarını sürdürmektedir. Kitap yayınlamak isteyen öğrencilerine önder olmakta, onlarla birlikte Genç Kalemler projesinde yer almaktadır. Yayınlanmaya hazır şiir, deneme, öykü ve roman dosyaları bulunmaktadır.
28.01.2020
532
A+
A-

Arkadaşım Oya Dirikcan’ın dernek adına ilkin Yalova davetine İzmir Kitap fuarım nedeniyle katılamamıştım o kadar çok dile getirmişti ki
8.Antakya Kardeş Kentler kültür buluşmasına hemencecik evet dedim. Heyecanla beklemeye başladım.

     Nihayet yolculuk zamanımız geldi Has Turizm ile Oya Dirikcan, kızı Çağrı Çağın Berme ve bendeniz yola çıktık uzun bir yolculuğumuz  oldu. Malum ayaklarımız uzun yolculuktan dolayı epey söylendi.

Yaklaşık on altı saat yolculuktan sonra Hatay otobüs durağında indik. Telefonlaşmalarımız pekişe yaramadı yarım saatten fazla bir gecikme yaşandı. Bizi Mehmet Atilay yani nam-ı diyar Turabi lakaplı yeni tanıştığım sanatın tüm dallarında adı olan sanatçı arkadaşımız aracına aldı ve konaklayacağımız otele götürdü. Otelimiz Harbiye’de Şelalenin yanındaki Çağlayan Oteliydi. Eşyalarımız otelin odalarına bırakıldı. Kahvaltımızı yaptık, çorbamızı, çayımızı içtik. Canlanmıştık arkadaşlarımızı beklemeye başladık. Aalen Antakya Kültür Derneği Başkanı Mehmet Karasu ve hayat arkadaşı Nebihe Karasu, Yalova Yaşad kültür sanat derneği başkanı Nuri Taner  diğer illerden arkadaşlarımız gelince, Harbiye şelalesini gezdik. Şelale yazın muhteşem olurdu. Karasu aile bu güzel mekânda Adnan Yücel ve Yunanlı şair K.Kavafis’in şiirleriyle güzel bir etkinlik yaptıklarını dile getirdiler. Ben Karasu ailesini kalemleriyle, kültür ve sanat dergilerinden tanıyordum sanatın güzelliği böyle bir şeydi şimdi yüz yüze tanışıyorduk.

Mehmet Karasu öğretmenimde benim için aynı cümleyi kurmuştu. “Ben sizi tanıyorum.”

   Herkes yol yorgunuydu, fakat birbirlerini önceden tanıyanlar sohbeti koyulaştırmıştı. Adı süvari olan kahveler geldi. Çay bardağında iyice kaynamış Türk kahvesi gerçekten diriltti bizi. Benim ilk kez katılıyor olmam yabancılık yaşatmadı. Bazı arkadaşlarımız da ilk kez katılıyordu bu güzel etkinliğe.

On altı ocak günü kaynaşma, sohbet ile geçiverdi. Genelinin öğretmen emeklisi olduğu şairlerin  ve yazarların olduğu ekip Yalova, Samsun, Sinop, Kocaeli, Antalya, Muğla (Marmaris) illerinden üçer kişilik ekip şairler ve ressamlar bulunmaktaydı.

Öğle ve akşam yemeklerimiz önceden tasarlanmış ekiplerce yürütülüyordu. Her şey çok güzeldi muhteşem bir biçimde ağırlanıyorduk.

İlk günün ve yolculuğun verdiği yorgunlukla bedenimizin ağrıları olsa da iyi uyuduk.

Öğleye doğru bize tahsis edilen minibüs ile yola çıktık. Önce Aalen Antakya Kültür Derneğine geldik.

8. Antakya –Yalova kültür sanatta kardeş kentler buluşması kapsamında Aalen Antakya Kültür Sanat Derneği başkanı Mehmet Karasu kardeş kentler buluşmasında projesinin her geçen gün büyüdüğünü belirterek, açılış konuşmasını Yaşad başkanı Nuri Taner ile birlikte gerçekleştirmiştir.

Mehmet Karasu “Projemiz ilkin Yalova şairler ve yazarlar derneği başkanı Nuri Taner ile birlikte oluşturduklarını dile getirdi. İlerleyen zamanda Samsun, Sinop, Marmaris, Bursa, Kocaeli, Antalya kentlerimiz de eklendi ve eklenmeye ve giderek büyümeyi sürdüreceğiz vurgusunu yaptı.

Yaşad başkanı Nuri Taner birlikte yaptıkları güzel çalışmalardan, etkinliklerden söz etti.

Aalen  Antakya Kültür sanat derneği başkanı Mehmet Karasu ile Yalova şairler ve yazarlar derneği başkanı Nuri Taner’in birlikte hazırladıkları. Antakya Yalova Kardeş öyküler 3.kitabının tanıtımı yapıldı.

Nuri Taner “Antakya’ya geldiğim zaman Mehmet Karasu ile tanıştım. İkimizin de var olan idealleri birleştirildi. Bir kardeş kent olma oluşturma kararı aldık. Kültür ve sanat etkinliklerimiz kapsamında şiir, öykü kitapları oluşturduk. İlerleyen süreçte sanatın tüm dallarında ortak çalışmalar yapmak istiyoruz. Göç temalı öyküler oluşturulacak. Kentten, köye, köyden kente göç, duygular olarak yürekten yüreğe göç.  Her illin mitolojilerini ve masallarını araştırarak analizli kıyasların yapıldığı bilimsel eserler oluşturularak akademik çalışmalar yürütmek gibi idealleri vurguluyor.

  Ortak kitapların tanıtımlarından sonra, dernek gezdirildi. Gülsüm Cengiz ve Enver Ercan’ın kütüphaneleri gezdirildi, duvarlardaki tablolar görüldü. Yemek ve çay faslından sonra salona geçildi, minik bir şiir ve müzik dinletisi yapıldı.

Hazırlığım olmadığı için telefonumdan “Kadın Okursa” adlı şiirimi okudum. Kuvvetli bir alkış aldım. Yüz yüze tanışmadığımız Yazı Atölyesi (https://yaziatolyesi.com/) yöneticisi, Hatice Elveren Peköz ile sahnede kucaklaşarak tanışmış olduk. Beni salona ve özellikle Mehmet Karasu ile tanıştırdı. İlk geliyorum burada beni kimse tanımaz derken, kalemimden dökülenler sayesinde birçok kişinin gözdesi oluvermiştim. Neslihan Kalyoncu, Adnan Yoğurtçu gibi…

  Sıcacık kültür sanat evinde Arap kökenli bir sanatçıdan Arapça ve Türkçe çok sevilen müzik dinletisi içinde koro halindeydik. Aslında program ertesi gün başlayacaktı bir tür ön çalışma gibiydi ve çok güzeldi. Hepimiz yorgun olduğumuz için otele dönüldü. Bazı arkadaşlarımızın uçağı rötar yaptığı için

Gecikmişlerdi. Otele yerleştik biraz dinlendik. Akşam yemeği otelde organize edildi. Son grup arkadaşlarımız da geldiler. Sohbetler, anılar koyulaştı. Gece yarısında doğru dinlenmeye çekilindi.

İlk günün ve yolculuğun verdiği yorgunlukla bedenimizin ağrıları olsa da iyi uyuduk.

    Ertesi gün sabah sekizde kahvaltıdaydık. Kahvaltı ardından süvari Türk Kahvemizi içtik derken ona doğru bize özel tahsis edilen minibüs ile yola çıktık. Önce tarihi yerleri gezecektik Katolik Kilisesi, Ortodoks Kilisesi, ahşap evi, Uzun Çarşı gezildi her doku muhteşemdi. Eski tarihi evler,  konaklar güzel mekânlara dönüştürülmüştü. O güzel mekânlardan birinde Mehmet Turabi rehberimizle nefis bir salep içtik. Şairimiz Adnan Yoğurtçu’nun o güzel mekânında Hatay mezelerine doyduk nefis tatlardı.

    Kısa ve hızlı gezimizden sonra Defne Kültür evine geldik. Şiir ve müzik etkinliğimiz için. Sunucumuz Neslihan Kanuncu öncelikte tanıtım konuşması için Yalova şairler ve yazarlar derneği başkanı Nuri Taner’i konuşmasını yapmak üzere davet etti. Mehmet Karasu ile omuz omuza olan birlikteliklerinden bugünleri tanımladı. İkisi de yüreği sevgi dolu emek dolu insanlardı. Egolarını değil yüreklerini açtılar sanata, yüreğe.

Beklemiyorduk ilk sıradaydık şiir okumada…

Maryad başkanımız(Marmaris kadın ressamlar ve yazarlar derneği )Oya Dirikcan’ı davet etti sunucumuz sonra bendeniz Toroslar için yazdığım Yaban Gülü adlı şiirimi okudum. Oldukça fazla beğeni aldım.

Mehmet Atilay’ın yazıp yönettiği kısa bir oyun izledik. Kısa oyun etkinliğe canlılık katmıştı. Müzik ve şiir etkinliği gayet güzeldi.

Defne Kültür evinde yalnızca kendi şiirlerini okumadı şairler, Nazım Hikmet’ten şiirler okuyan arkadaşımız muhteşemdi.

Defne Kültür evindeki etkinliğimizde bölge ozanlarını, şairlerini de tanımış olduk.

On yedi ocak günkü etkinliğimizde Nuri Taner, İhsan Kutlu, Erhan İzgi, Oya Dirikcan, Çağın Berme, Hatice Altunay, Fatma H. Esen, Necla Bektaş, Erkan Kurt, Pınar Toma, Özgür Yılmaz, Mahmut Çetin Zorba, Figen Zorba, Güler Kalem, Nurettin Bellur, Nebihe Karasu, NevalAvcı, Mithat Öztürk, Yaşar Uğurlu, Mevlüt Bulanık, Selamet Bağcı, Metin Altınöz, Süha Kıyak, Bedran Cebiroğlu, Çetin Kalkan,

Feryat Zidani, Murat Demirkol, Adnan Yoğurtçu, Şekip Güzel Mansur. Şiirde ve ekip çalışmasında yer aldılar. Müzik sunumunda Süheyle Deniz Turunç, Hikmet Akar, Mehmet Atilay  yer aldılar.

Akşam yemeği için La mistik yemek evine gidildi. La Yayınevi sahibi Leyla Akgül ile muhteşem fotoğraf karesine mim işaretledik. Yemekler muhteşemdi bir çökertme kebabında efe oyunlarına gülümsedik Egeli olarak. Dolu dolu geçen bir günün sonunda Harbiye’ye otelimizde sohbetlerimizi demlendirdik. Erhan İzgi arkadaşımızın fıkralarıyla, arkadaşlarımızın anılarıyla harika zaman geçiverdi ve dinlenmeye çekildik.

On sekiz ocak sabahı erkenden kalkıp kahvaltın salonuna indik sıkı bir kahvaltı yaptık, çorbalarımızı içtik derken, Karasu ailesi geldi kahvaltı sonrası süvari kahvelerimizi içtik. Canlanan bedenimizle saat onda gezmeye hazırdık. Bugün gezemediğimiz tarihi mekânları gezecektik. İlk mescit Habib-i Neccar Camii’ni gezdik. Katolik Kilisesini gezememiştik onu gezdik. Uzun çarşıdan alacaklarımız için gezdik. Antakya’ya has baharatlardan evlerimize, sevdiklerimize aldık, Yöreye özgü ipek boyunluk ve şal aldık. Defne yağı ve sabunu, melengiç kahvesi aldık. Bölgeye özgü sünme peynirini de almayı ihmal etmedik. Eşyalarımızı Antakya Belediyesinin bize tahsis ettiği minibüsün içine bıraktık. Öğle yemeğini Muharip Gaziler Evinde Nebihe Karasu’nun ellerinin emeği yeşil mercimekli bulgur pilavı, lahmacun ve yanında Antakya’ya özgü yapılmış turşu ile muhteşem olmuştu.

 Gaziler evindeki programımızı kısa kesecektik. Antakya Medeniyetler korosuna davetliydik. Öğrendik ki erken olan saat akşama alınmış normal programımıza devam ettik. Sunucumuz Sibel Bilek, Leyla Akgül Lal yayıncılık olarak yayıncılığın sıkıntılarını, yazarların yayınevi sorunları üzerinde durdu. Azimli olmak ve risk almak gerektiğini vurguladı. Şiirini daha önce okumamış olanlar Bahri Loş, Mehmet Öksüz ve on yedi ocaktaki sunumda yer alan şairlerin yanı sıra müzik sunumlarını Süheyla Deniz Turunç, Hikmet Akar, Süleyman Küçükrecep gerçekleştirdiler.

Mithat Öztürk’ün  o muhteşem sesiyle ve okuduğu şiirle hepimizin yüreğine dokundu. Bazı sanatçılara yaratan vergisi yetenekler bolca serpilince etkileniyoruz.

İki gün iletişim halinde olduğum bir türlü işler ve güçler nedeniyle görüşemediğim akrabalarım Yahya Özdemir ve amcamın kızı Ayşe Güneş ile onurluk töreni öncesi görüştüm. Katılım belgemi alırken, güzel bir anı oldu Özdemir ailesinin gelişi. Medeniyetler korosuna onları da davet ettim.

    Mehmet Karasu öğretmenimin zamana bağlı ivecenliği, şiir okuyamayanların tavrı derken, neticede hemen herkes şiirini okudu, bazı arkadaşlarımız şiirden çekildi zamanı önemsedi.

 Sunumun sonuna gelinmişti. Plaket töreni, katılım belgesi takdimi yapıldı. İdealist öğretmen Mehmet Karasu ucu ucuna yetişilecek olan Antakya Medeniyetler korosu için biraz gergin ve kaygılıydı. O an kendimi düşündüm ben de aynı gerginliği yaşardım. Öğretmen olmak demek iş disiplini demekti. Asla gevşek ve esnek duruş sergilenmezdi.

Akşam yemeği Harbiye’de güzel bir mekânda leziz tepsi kebabı, künefe yenildi, çaylar içildi. Hataylı bir arkadaşımız bizi ağırlamıştı. Mehmet Karasu öğretmenim için Hatay’ın tüm öğrencileri, dostları, arkadaşları ekip olmuştu. Müthiş bir dayanışma örneği olmuştu bizlere.

    Evet, Hatay da asil ve köklü bir Altunaylar yaşıyordu.  Yusuf Altunay bizlere Antakya hatırası çerçeveli fotoğraflar armağan etti  “ Siz bizim akrabamızsınız” gülümseyişi ile takdim etti armağanını.

Düş kurdum buradaki güzel dostları Marmaris’te de böylesine güzel ağırlayabilecek miydik? Umuyorum. Güneşin sofrasında, kültür zenginliğinin merkezinde ne kadar yazsam azdır.

Medeniyetler korosu muhteşemdi. Meltem Altunay’ın sesi muhteşemdi hepimizin yüreğine işledi. Nuri Taner arkadaşım bana takıldı. “Akrabanız muhteşem Altunay.”

Antakya’da dolu dolu üç gün geçivermişti. Ertesi gün kahvaltıdan sonra eşyalarımız Antakya Belediyesinin bize tahsis ettiği araca yerleştirildi ve Hatay Etnografya Müzesi gezildi. Öğle yemeği yenildi güzel bir mekânda Hataylı bir dostun konuğuyduk.

Dört günde kaynaşıvermiştik ayrılmak zor geldi hepimize. Döne dolaşa vedalaşıyorduk.

Erhan İzgi öğretmenimin izleri, fıkraları, etkinliğin eleştirileri ve önerileri çok güzel bir im olmuştu.

Her arkadaşımız çıkınına güzellikler doldurmuştu. Karasu ailesi tümüyle bizleri mutlu etmek için çırpınmıştı güzel yürekleri yerden göğe selamlıyorum.

Onun içindir ki yüreklerimiz bu kentte sevgiyle kaldı.

Dördüncü günümüzü genişletemedim belki bir gün gezi yazısı olarak yazarım kim bilir.

    Yazımı Antakya için yazdığım dizelerimle noktalamak isterim.

                            ASİ DİLE GELSE…

Antakya sözün bittiği

Medeniyetlerin buluştuğu kent

Nedendir bunca emek

Nedendir bunca çile

Biz susalım hele

Asi ırmağı dile gelsin

Milattan önce akıp gitti

Milattan sonra akıp gidiyor

Akıp gidiyor tarih

Kültür akıp gidiyor

Asi… Asi                                                              Hatice Altunay

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.