Kağıt toplayıcısı Muhammet’in sıradışı hikayesi

0
279

Muhammet’in sıradışı yaşam hikayesini okurken, hem hüzünlenecek hem de durup bir kez daha düşündürecektir.

 

Sokaklarda hiç kağıt toplayıcısı gördünüz mü ? Elbet görmüşsünüzdür. Peki hiç düşündünüz mü bunlar nasıl geçiniyor diye ? Her şeyden öte Muhammed’in hikayesi, insanlara etiket yapıştırırken görüntüye aldanmamayı, sokakta yürürken bir sadece bir köpeğe, bir ağaca değil; bir insana bakarken de “sevgiyle” bakabilmeyi öğretebilmesi umuduyla…

Muhammet, küçük yaşında ailesi tarafından terk edilen ve sokaklarda bir başına hayatta kalmaya çalışarak bugünlere gelebilmiş bir genç adam…

Olay aslında bir geçinme veya acındırma hikayesi değil. Olay tamamen  genç yaşındaki Muhammet‘in hayatını nasıl kazandığı, çalmadan, çırpmadan her gün Kızılay‘dan Ulus‘a üç kere yürüyüp gelerek para kazanmaya çalıştığının hikayesi. Bir kaç dakika vaktini alacağım değerli hocam; diye başladı söze.

“Abbas Çalışmıyor, Çünkü o Diyaliz Hastası”

Size çok ufak bir örnek vermek istiyorum. Bu yazıyı okurken belki de kıçımızı kırıp televizyon başındayken telefonumuzdan görüyor, belki de keyfimiz yerinde her şeyimiz varken “bunlar ne diyor ki” kafası ile okumaya çalışıyoruz. Fakat şuanda dünyanın bir yerlerinde veya en yakınlarımızda birileri aşağıdaki zorlukları yaşayarak hayata tutunmaya çalışıyor. Hemde öyle bir tutunuyor ki, hepimize örnek olacak şekilde.

“Ölüyor muyum Doktor Bey?”

Muhammet‘in bizzat anlattıklarını sizlere aktarmadan önce şuna değinmek istiyorum; çok paranız olabilir veya çok iyi bir işiniz ya da çok zengin bir aileniz. Sırtınız yere gelmez elbette para olunca. Çünkü bu dünyanın düzeni para üzerine kurulu ne yazık.

Gelelim Muhammet’in hayatına;

Bu satırları yazarken emin olun tamamen içimden gelen insani duygular ile hareket ediyorum. 19 yaşındaki Muhammet kağıt toplayıcısı olarak her gün çöplerden atıkları alarak para kazanmaya çalışıyor. Yanında beş arkadaşı da var ki aynı evde iki göz odalı yerde kalıyorlar. Mevlüt arkadaşı inşaatta çalışıyor, Hüseyin hamallık yapıyor. Sidar ve Yunus ise ayakkabı boyayarak yaşamını devam ettiriyor. Ha bir de Abbas var, ancak o çalışamıyor çünkü diyaliz hastası..Abbas’a ise Muhammet ve arkadaşları bakıyor.

On üç yaşından beri kağıt toplayan Muhammet şunları söylüyor;

Niğdeliyim, ilkokula başladığım yıllarda Ankara’ya gelmek zorunda kaldık. İlkokuldan sonra sadece ortaokulu okuyabildim ve hep taktir alarak geçtim sınıfları. Liseye yazdıramadı babam çünkü ertesi güne yiyecek ekmeğimizi bile bulamıyorduk. Sürekli sokağa saldı beni, çalışıp da işe yaramam için. O gün bugündür sürekli sokaklardayım. Çizgili, çizgisiz, kareli beyaz ve rengarenk kağıtlar, kartonlar topluyorum her gün.

“Aslan Oğlum”

Çalışmaya başladığım yıllarda babam bizi terk etti. Çok fazla kumar borcu vardı ve çekti gitti. Ben geçindirmeye başladım evi. Annem çok severdi beni “aslan oğlum” derdi sürekli, bazen de yanaklarımı okşardı. Babam çekip gideli tam dört ay olmuştu. Komşular bir adam bulmuşlar anneme “bak bu kumar oynamaz, namazında niyazında biri eşi de vefat etmiş. Üstelik iki kızı var.” Anneme de demiş “sen kabulümsün, çocukların da kabul, fakat Muhammet olmaz!” annem de şaşırmış doğal olarak. “Niye olmazmış Muhammet ? o da benim çocuğum” demiş. Adam da “iki kızım var; birisi on iki yaşında, diğeri on bir yaşında. Caiz değildir.” demiş. Ardından karar vermek kolay olmadı annem için. Oturttu beni karşısına bir gece ve şunları söyledi; “Bak Muhammet, seni asla bırakmayacağım, ama bir süre dayında kal oğlum.” dedi bana ve sarılıp ağladı, bende ağladım..

Ertesi hafta imam nikahı kıyıldı ve bende dayımlara geçtim. Hemen sonraki hafta ise adam annemi, kızlarını ve kardeşlerimi de alarak memleketi Kastamonu‘ya götürmüş. O zamanlar on üç yaşındaydım, bana kalacak bir yer ayarlamıştı dayım. Artık Ankara’da bir başıma kalmıştım.

Tam altı yıldır görmedim annemi ve kardeşlerimi. İzlerini de bulamayınca çok kez denedim Kastamonu’ya gitmeyi. Sonra da kendi kendime dedim “kovar beni o adam; göstermez ailemi” sonradan da anneme küstüm. “isteseydi bana ulaşırdı.” Çok özlüyorum kardeşlerimi; Hülya’yı, Havva’yı ve Hanife’yi. Domino oynardık onlarla birlikte, ben hiç kazanamazdım ve “çocuk onlar sevinsinler” deyip hep onları düşünürdüm. Ama bende çocuktum..

“Kağıt Toplarken İnsanları İzliyorum”

Bir başıma kaldıktan sonra kağıt toplayanları görerek onlardan yardım istedim ve ben de kağıt toplamaya başladım. Yürürken, kağıt toplarken ve sabahtan akşama kadar bitap düşene kadar çalışırken sürekli insanların yüzlerini izliyordum. Mesela; sevgililer geçiyor bazen önümden veya yanımdan. Erkekler beni görünce bir adım daha öteden geçiriyor kadınları. Yüzlerce çeşit insan o kadar sevgisiz bakıyor ki bana, öyle incitici, öyle hoyrat olabiliyor ki herkes..

Oysa ki ben de Metallica, Kafka, İbo ve pek çoğunu biliyor ve dinliyordum. Aldırmamaya çalıştım çoğu zaman ama nereye kadar ? Kitap okumayı çok severim. Olgunlar Sokak’taki seyyar kitapçıya uğrardım her zaman. Kitaplar alır okurdum. En son Milena‘ya Mektuplar’ı okudum mesela. Çok kitap okumama rağmen sorgulamam gereken çok fazla yazar, hikaye, roman ve şiir var ki anlatamam size..

Evet, adım Muhammet ve şimdi on dokuz yaşındayım. Beni nefretle bakarken göremeyebilirsiniz. Ayrıca hiç kabalaştığımı veya yaftalaştığımı da bilmem. Sürekli bir anlama ve öğrenme çabam var bunun bende özel bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Ancak bizim de sınavımız bu şekildeymiş diyorum çoğu zaman ve isyan etmiyorum. Kendim ile ilgili o kadar çok projem var ki, bir mahkemeye başvurup adımı değiştirmeyi düşünüyorum mesela. Sonra kendime ait bir kütüphanem olacak. Atık kağıt topluyor olmam buna engel değil, işim gereği kokum pis gelebilir size ama en sevdiğim koku kitap kokusudur mesela..

Doğada ise bir başıma kalma projem de var. Artık çok yoruldum incilmekten, ikincileştirilmekten ve lanetlenmekten. Artık tabiat anaya sığınmak istiyorum ve kitaplarımı alıp otların içinde onlarla vakit geçirmek istiyorum. Size daha önce de bahsettim; Abbas’ın böbrek yetmezliği var. Ona biz bakıyoruz ve Abbas iyileşmeden tabiat anaya gitmeyeceğim. Çünkü ona sözüm var..

Evet, ben on dokuz yaşındayım, ismim Muhammet!

“Teşekkür Ederim”

Vakit ayırıp okuduğun için teşekkür ederim hocam. Ne yazık ki ülkemizde bunun gibi pek çok gerçek yaşam hikayesi var, yaşanıyor ve yaşanmaya da devam ediyor.

 

 Kaynak: https://pchocasi.com.tr/19-yasindaki-kagit-toplayicisi-muhammet-hayati-22099/