İşaret dili eğitimi / Elif Yavaş

0
94

İLK’ler güzeldir ve özeldir insan kalbinde; güzeldir bir ağacı tüm renkleriyle görebilmek..

 


Türk Dili ve Edebiyatı, Türkçe Öğretmeniyim. Aynı zamanda İşaret Dili Tercümanlığı Eğitimini tamamladıktan sonra İşitme Engelliler için açılan kurslarda usta öğretici ve ‘Türk İşaret Dili’ Kursu Eğitmeni oldum. Mamafih “İşaret Dili Tercümanıyım.” diyemiyor insan her ne kadar bu sınavı geçip 200 saatlik Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) onaylı Tercümanlık Eğitimi sertifikam ve belgelerim olsa da. Bazen her şey diploma demek değildir, önemli olan o dalda başarılara imza atabilmektir.

Pedagojik Formasyon Eğitimim ve Aday Öğretmenlik Staj Dönemim arasında büyük bir yoğunlukla Ankara eğitimim için İşaret Dili Eğitimi yolunda çaba sarf ederken, öğretmenlik mesleğimle beraber Türk İşaret Dili Eğitmenliğini aynı anda öğretir oldum. Hayat koşuşturmaca ve ilim temposundan ibaret. 2017 yılındaki ders programıma bakınca kendimle gurur duymuştum içten içe.

Hafta içi beş gün sabah saatlerinde Üniversiteye Hazırlık Kurslarımda Eşit Ağırlık ve Sayısal bölümü öğrencilerim için Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım dersleri veriyordum. Pazartesi ve Salı öğleden sonra Anadolu İmam Hatip Lisesinde Türk Dili ve Edebiyatı, Kitap Okuma Saatleri için öğretmendim. Ardından Pazartesi ve Salı akşam kurslarında lise ve ön lisans mezunlarına Devlet Memurluğu Sınavlarına Hazırlık Kursu-Türkçe dersi için, Çarşamba ve Perşembe akşam kursunda yetişkinlere Diksiyon kursu için, Cuma akşamı ve Cumartesi öğlene kadar iki gün de farklı bir ilçede Türk İşaret Dili Kursu için eğitim veren bir usta öğretici, eğitmendim.

Millî Eğitim okullarındaki örgün eğitimden Halk Eğitim Merkezlerindeki yaygın eğitime, her yaşa hitap eden ve eğitim veren bir öğretmen…

Bir tek Pazar günü benimdi. Pazar tatili günüm üniversite öğretmenlerim ve arkadaşlarımla, seramik kursu grubumuzla, eğitsel projelerle yahut festivallerle geçiyordu ve kendime yine de zaman ayırabiliyordum.

Bir işitme engellinin dilini anlamak zordur. Bazen onlar sizi anlamaz da dudak okurlar duyamayınca.

Merkezden ilçeye dolmuş ile tam bir saatlik mesafesi olan hiç gitmediğim bir ilçede Türk İşaret Dili Kursunu İLK ben açtırmıştım. Tercümanlık belgesi olan ve bu eğitimi verebilecek tecrübede lisans mezunu eğitimci bulamadıklarında bu kurs bana nasip olmuştu. Üç aylık kurs sürecinde iyi ki o grubumu tanımışım. Bazen insan emeğinin karşılığını zamanla elde ediyor ve fırsatlar ayağınıza iş için kendiliğinden geliyor.

Cuma akşamları haftada bir gece yatılı kaldığım, sabah kahvaltısı dâhil olan kursun konaklamasında belediyemizin madden masrafımı üstlendiği misafirhanede yatılı misafir olan değerli bir öğretmeni olmuştum.

İLK’ler güzeldir ve özeldir insan kalbinde.

Bir işe ilk adımı atmak, küçük bir ilçede ilim yaymak ve güzel insanları tanımak nasip olur hiç hesapta yokken. İşaret Dili Eğitimi özellikle 2010 yılından sonra gençlerimiz arasında çok revaçta oldu. Sağlık kurumları, devlet okulları, Halk Eğitimi Merkezleri, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, savcılık, hukuk, eczacılık, tıp, turizm, spor, öğretmenlik, sanat ve daha farklı meslek dallarında bir işitme engelli bireyle karşılaşanlar bu eğitim için çaba sarf etmeye başladı. Yeni bir dildir işaret dili, Türk dilimizden sonra ikinci bir dil.

Benim de haftanın altı günü sabah, öğlen ve akşam kurslarımla dolu olan böyle güzel bir programım olmuştu.

Halk Eğitimi Merkezlerindeki yaygın eğitim sistemi akşam 18.00-21.00 arası yahut 22.00’ye dek süren kurslarla çalışanlarımız için mükemmel bir saat. İş çıkışı gelen devlet memuru kursiyerlerimle de o saatlerde verimli ders işleyebiliyordum.

İşaret Dili bölgeye ve ülkeye göre değişir, tıpkı Türkiye’nin her ilinin kendine özgü şivesi olduğu gibi. İşaret dili günceldir ve zamanla kelimeler farklılaşır.

Bir kelimenin birden fazla işareti olabiliyor. Mimik en etkili adımdır. Mimik ve dudaklarla bir işitme engellinin dünyasıyla rahatça iletişime geçebilirsiniz. Birinin elinden tutmak ve o insanın yüzünü güldürmeyi başarmak en doğal huzurdur.

Bir işitme engellinin dünyasından bakın yaşama ve bir günlüğüne empati yapmayı deneyin.

Gören gözünüz, duyan kulağınız, yürüyen ayaklarınız ve her işe koşturan elleriniz ile bir de sağlam bir aklınız varsa ne kadar şükretseniz az gelir.

Güzeldir bir ağacı tüm renkleriyle görebilmek, güneşin doğuşunu hayranlıkla seyredip şahit olabilmek, sevdiklerimizi canlı canlı seyredebilmek. Mükemmeldir kuş seslerini duyabilmek, annemizin kahvaltıya çağırdığını hissedebilmek, ezanı tiz bir sesle duyabilmek ve sağlam kulaklara sahip olabilmek.

Kimi zaman kelimeler susar ve dudaklar kıpırdar.

Mimik ve eller konuşur da diller lâl olur. Ortam sessizleşir, siz ufacık sinek sesinden rahatsız olurken onu doğuştan duyamayan birileri var olur yanınızda. Sessizliği oynar edebiyat, konuşan eller dile gelir ve işaret dili doğar. Sağır diye tepeden baktığınız insanlar aslında ‘İşitme Engelli’ diye adlandırılmalı en kibar dille. Nasıl ki zihinsel engelli, bedensel engelli, fiziksel engelli, görme engelli diye nazikçe hitap edebiliyorsak işitme engellidir birtakım insanlar da.

Kim bilir belki de asıl engelli biziz, toplumdur. Ön yargılara engel koyma vakti şimdi. Vakit empati vakti, zaman engelleri aşma zamanı.

Ben bir öğretmenim, aynı zamanda İşaret Dili Tercümanlığı Eğitimi almış bir eğitimciyim ve Türk İşaret Dili Kursu Eğitmeniyim. Lâkin sanmayın ki mükemmelim.

Sessiz dünyaların her derdine ilâç olabilmektir marifet.

Sadece kelime öğretip de yetişkin bireyleri bu eğitime hazırlamak değildir amacım. Maksat hep beraber bir farkındalık oluşturmak. İşitme Engelliler ve Aileleri Derneğine üyeyim lâkin ne kadar aktifim? Hafta sonu yahut haftanın bir iki gününü o derneğin üyelerine ayırıp onların dilini anlayıp dudakla, ellerle iletişim için adapte olabilmek lâzım beraberce. Engelleri kaldıralım aradan, sessiz dünyalar için eller konuşsun bu kez.



ELİF YAVAŞ