ALTIN 460,71
DOLAR 7,7017
EURO 8,9858
BIST 1,1659
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

İlk Türkçe Yazılan Şiirler ve Şairleri

Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
16.03.2020
259
A+
A-

İlahiler, destanlar; avları ve şölenleri coşturucu türküler ve sagular söyleyen ilk şairler, bunların yanında çıplak tabiat güzellikleri ve aşk duyguları için de şiir söylemişlerdi.

 Bunlar, Divani Lûgaati’t-Türk’de görülen “parlak yıldız doğduğu zaman uyanır. gelir, bakarım. Ağaçlarda kuşların tatlı seslerle ötüştüğünü duyarım.” gibi, yahud “Bana bir söz söyleyin (bir ümid verin) ey siyah benli, tatlı yüzlü, ey insanı esir eden büyüleyici gözler! Senin yolunda çektiğimi bil!” gibi söyleyişlere bakarak az çok tahmin olunabilir vasıflarda şiirlerdir.

Bu devirlerin, zamanla atasözü haline giren, hayat görgü, bilgi ve tecrübeleriyle söylenmiş manzum hikmet’leri, düşünüş şiirleri de vardır.. Bunların mühim bir kısmı, şifahi bir kültür devri için, yani hafizalarda – yer etmesi için, çok tabii olarak nazımla söylenmiş öğüdler, ahlaki ve öğretici şiirlerdi. 

Bütün bu şiirler içinde yalnız ağıt şiirlerine Sagu dendiği bilinmektedir. En eski Türkler’in diğer şiirlerine verdikleri adları bilemiyoruz. Bunların büyük bir kısmı umumi bir şiir adı olarak koşuğ diye isimlendirmiş olmaları mümkündür. Daha çok nazım manasında olması çok muhtemel, koşuğ sözü, zamanla şiir. terennüm edilen söyleyiş, çıplak tabiat güzellikleri şiiri, kaside hatta raks için söylenen türkü manalarında kullanılmıştır. 

 Bir Çin kaynağında tercümesine rastlandığı için, söylendiği zamanı ve sözlerini bildiğimiz ilk şiir, acı bir hatıradır. Bu bir Hun şiiridir. M. O. 119 yılında Hunlar, savaşta toprak kaybetmiş ve kaybedilen toprak için ağıt söylemişlerdir.

Türk edebiyatında yalnız teması öğrenilen ilk türkü değil, aynı zamanda kaybedilmiş topraklar için söylendiği bilinen ilk şiir budur. Çin kavnağının verdiği bilgiye göre Hunlar bu türküyü ağlayarak söylüyorlardı:

 Yen – çi şan dağını yitirdik 
 Kadınlarımızın güzelliğini aldılar 
 Si – lan şan yaylasını yitirdik 
 Hayvanlarımızı üretecek yeri aldılar 

Elimizde bulunan ikinci şiir, bu sefer Türkçe ve yazılı olarak M.S. 8. asra aittir ve orijinaldir. Bu şiir şifahi edebiyattan çok, bir yazılı edebiyat örneği olmak ve bir Türk aydını tarafından yazılmakla beraber, söyleniş bakımından tamamıyla şifahi halk şiirinin ahengi içindedir. 

Bunça bitiğ bitiğme 
Men Kül Tigin atısı
Yollug Tigin bitidim

Yigirmi kün olurup 
Bu taşka bu tamga kop 
Yollug Tigin bitidim 

Günümüz Türkçesi:

Bunca yazılar yazan
Ben Kül Tigin atası
Ben Yollug Tigin yazdım

Tam yirmi gün oturup 
Bu taşa damga koyup
Ben Yollug Tigin yazdım. 


Milli şiir ahengi ve söyleyiş geleneği bakımından birinciden daha önemlidir.


Aprınçur Tigin

Uygur harfleriyle yazılı şiirlerden biri, Aprınçur Tigin adlı bir Uygur sairinin eseridir. Aynı Turfan hafriyatinda ele geçen bir vesika, bize yalnız eski bir şiiri değil, aynı zamanda eski bir Türk şairini tanıtıyor. Bu şairin de Yollug Tigin gibi, Tigin unvanı taşıdığını ve her halde aydınlar sınıfından yetiştiğini sanıyoruz. Divánü Lúgaati’t – Türk’de sözü geçen Çuçu adlı şairin şiirini bilmiyoruz. Aprınçur Tigin’in ise şiiri elimizdedir. Aprınçur Tigin’in ilk şiiri, gene dini bir şiir, Tanrı’ya övgüler ve sevgiler yücelten bir iláhi’dir.

Bizim tengrimiz ed-güsi redni tiyür 
Bizim tengrimiz ed-güsi redni tiyür 
Redni de yig mening edgü teng-rim alpim 
                                               begrekim 
Rední de yig mening edgü tengrim alpım 
                                               begrekim 
Bilegüsüz yiti vaj(ir ti) yür 
Bilegüsüz yiti vaji (r ti) yür 
Vajırda ötvi biligligim tüzünüm yarukum 
Vajirda ötvi biligligim bilgem yangam 

Kün tengri yarukın teg köküzlügüm bilgem 
Kün tengri yarukın teg köküzlügüm bilgem 
Körtle tüzün tengrim külügüm küzünçüm 
Körtle tüzün tengrim burkanım bulunçsuzum 

Şiirin bugünkü Türkçeye çevrilişi de Söyledir: 

Bizim tanrımızın iyiliği cevherdir derler.
Bizim tanrımızın iyiliği cevherdir derler.
Cevherden daha üstün benim iyi tanrım kahraman
                                                          beğrekim!
Cevherden daha üstün benim iyi tanrım kahraman 
                                                          beğrekim! 

Bilenmeden keskin elmastır derler, 
Bilenmeden keskin elmastır derler, 
Elmastan daha keskin, bilgilim, asilim, ışığım, 
Elmastan daha keskin, bilgilim, bilginim, filim! 

Gün tanrı ışığı gibi göğüslüm, bilginim; 
Gun tanrı ışığı gibi göğüslüm, bilginim: 
Güzel, asil tanrım, şöhretlim, koruyucum: 
Güzel, asil tanrım, burkanım, bulunmazım! (*)


Kaynakça:
(*)Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, 1. Cilt, Nihad Sami Banarlı, Milli Eğitim Basım Evi, İstanbul, 2001.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.