Hayatın nehrini kovala / Josef Kılçıksız

0
241

Sen yaşamı ve insanı yücelten bir akışın içinde bir su damlasıydın.

Dünya insanın biricik barınağı gibi görünse de olayın iç yüzü aslında öyle değildir. İnsana ait nesneler, araçlar ve hatta insanın varoluşu dünyanın üzerine iliştirilmiş gibi durur, çünkü insan kendine yabancı bir doğanın zeminine kök salmıştır. Tanrılar ile insanlar arasındaki ışık şimdi yalın bir “unutuştur”… Josef Kılçıksız

Hâlâ medeniyetle ilgili zihnimize olumlu çağrışımlar vurdurup bize geri yansıyanın fotoğrafını çekiyoruz; ama o kadrajın içine ne çok kemik kalıntıları, barut ve et kokusu düşüyor.

Dünyanın hümanizm, aşk ve bağışlamak gibi sağaltıcı ve direngen güçlere ihtiyacı var. Bu coğrafyaların utanmayı yeniden keşfetmeye ihtiyacı var; belki de dünyayı utanç duygusu kurtaracak.

Başkası ölür, onunla birlikte ben’in ebediyeti de ölür, fakat hayatın dönel akışı içinde ayrı bir varlığa yer açmak için varlık evreninden çekilen bir sonsuz, ilahi olarak var olmayı sürdürür. Sen başka evrenlerde varlığını tanrısal boyutta sürdüren o sonsuz, o yıldız tozusun..

Sen beni kamucu bir mutluluğun olanaklı olduğuna inandırandın. Bana bu çağda bir insanın tek başına mutlu olmasının utanılacak bir şey olduğunu düşündürendin.

Önüme diktiğin büyük hakikat anlatısının ana fikri, başka bir dünyanın mümkün olduğu inancıydı.

Sen yaşamı ve insanı yücelten bir akışın içinde bir su damlasıydın. Hayatın nehrini kovalayıp büyük denizine akmayı başardın.

Hayat bize bu kovalamaca sırasında yüzlerce hayret verici yüzünü ifşa etti. Biz de onunla birlikte devindik ve dönüştük. Hayata tutunmaya dair sessiz ve gizil bilgiyi sen aktardın bana

Nice sonbaharlar geçti üzerinden. Yaprağın üst üste yığıldığı bir güz mezarı tepeciği oluşmuş üzerinde; solucanını izliyorum, toprağının hafızasını taşıyor kuyruğunda.

İçinde habis enerjilerin uyukladığı o mikro kozmosun ruhumu unutuşa hazırlayan düşünsel zeminini kırmak için şiir yazmaya devam ediyorum. Unutuşa karşı yazıyorum şiirlerimi…

İnsanın zamana karşı savaşımı, biraz da belleğin unutuşa karşı savaşımı değil mi sanki?

iyi bak kendine oralarda çiçek bakışlı militanım…
Unutmadan ama her defasında bağışlayarak…


Josef Kılçıksız
Yazının tümü için GÜNEY Dergisi Sayı 83