ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Parçalı Bulutlu

Haftanın Kitabı – Hatice Sönmez Kaya ‘’Gün Gülü’’ üzerine

25.03.2019
615
A+
A-
Haftanın Kitabı – Hatice Sönmez Kaya ‘’Gün Gülü’’ üzerine

|Mustafa Söylemez|

    Eylül 2018-Ankara telgrafhane yy. Oldukça kusursuz bir dizgi ve kapak kitaba estetik değer katmış. Sözcük zenginliği, büyüleyici düşler ve trajedi anlatılırken okuyucu öyküye komşu oluyor. Bu komşuluk kimi kez kahramanla yer değiştirmeye deyim uygun görülürse saklambaç oynamaya dönüşüyor. Toplumun kültür motiflerine yerini almış olan Köy Enstitüsü eğitim zenginliğini algılamakta zorluk çekmiyoruz. Doktoruna ve görevliler yatalak hastanın duygularındaki burukluk estetik bir duyarlılıkla anlatılırken, hasta haklarına gösterilen görgü zenginliği öyküyü vazgeçilmez kılmış.
     Komşuluk ilişkilerinin yok edilişi ilginç örnekleme ve öykünmeyle şiirin görevine bağımlı kılınmış, bu güzel bir yaklaşım. Klasik müziğin yaşama katılış imgesi, yok edilmeye çalışılan bir müzik eğitimi anlayışının abartısız öyküye katma ustalığını görüyoruz. ‘’Ev’’ öyküsünde iş kazalarının trajedi yıkımı, insan ve toplumsal vicdandaki sonuçları duyarlı bir biçimde anlatılmış. Evin reisinin artık aralarında olmayışının etkilerini taşıyan aile bireylerinin sevinmekte gösterdikleri psikolojik çözümsüzlük gerçekçi bir tarzda anlatılmış. ‘’Kan bedeli’’ biçiminde ödenme konumunda olan ev yapımı ve bunun türlü aşamaları bir yapımcı ve sunucu tarafından anlatılırken; başarılı anlatımıyla ve sunumuyla bundan bir ‘’evinin eksiklerini tamamlama beklentisi ‘’olan sunucu örneklenmiş. Sf:25 ‘’ Gördünüz mü şu güzelliği? Giysi dolabı, aynalı, çekmeceli çamaşırlık, yerdeki halı, hepsi size uygun seçildi, beğendiniz mi?’ Anneyi sevindirmek istiyordu ama onun bu evde mutlu olacağından kuşkuluydu artık.’’ Sunucu trajedinin etkisinden kendini kurtaramıyor.
      ‘’Babanızın yarım bıraktığı ev bakın nasıl oldu! Şaşırdınız değil mi?’’ Diyor adam reklam kokan sesinin tonunu alçaltıyor.
      ‘’Tek gülen bebekti.’’ Diyerek gerçeği toplumsal vicdanın kalıbında donduruyor, yazar.
      ‘’GİDİŞ’’ öyküsünde kadının bir meta, seks kölesi görülmesi, kırılıp dökülen bir çöp muamelesi görmesi, anlatılırken insan çözüm arama yolculuğuna çıkıyor. Kadın erkek ilişkisi ve çağdaş aile birliği nasıl yaralanmakta anlatılmış ustaca. Kadın erkek eşitliği söyleminde uygulamada ne ölçüde olduğumuz anlatılırken içimize şiddetin soğuk algısı esiyor. ‘’İsyan’’ öyküsünde ağaçlara nasıl da bir sevgiliye bağlanır gibi bağlanan Fikriye de bir önden bulmuşken onun ilerde devrimci arkadaşlarıyla onun gözaltında kaybolanlar listesinde yer aldığını okuyup; tesadüfen yaşadığımız gerçeğiyle sarsılıyoruz. O artık dönecek mi evime kimse bilmemektedir. İnceleme yazımızı okuyarak yaptığımız için eksiklerimiz olacaktır. Medyada usta kitap değerlendirmesi yapan basın baronlar hiç okumadan kulaktan dolma sözleri eklemleme yaparak döküm çıkardıkları için okur ve yazar bize kızacaktır ama bir iyi okur olma yolundan vazgeçmeyeceğiz.
        Kitap dikkatle okunup bitirildiğinde, kendi bireyini ele geçirmiş kolay eleştirilerle sarsılmayacak yağlı övgülerle şımarmayacak bir yazar kişiliği bizi cezp ediyor. 88. Sf. De görüyoruz ki öykücü ‘’Ellerinde, filmlerde gördüğümüz kırbaç mı vardı, yoksa hakça bir çalışma düzeni miydi uyguladıkları?’’ Sorusunu okuyucuya soruyor. Geçmiş Antik tarihi post modern insan düşüncesinin yabancığını ayrıklaştırıyor. Öykü hız kesmiyor. ‘’Neredeydi o, ezilenlerin yanında, yönetenlerle başkaldıran Gönülle kocası?’’ Sorusuyla gelinen uçurumun kıyısını işaret ediyor. Diğer kitabında ise; ikinci eşine sevecen yaklaşım sergileyen hâkimin acı iç çelişkisi bizi düşündürüyor. Kızı yaşındaki ikinci eşinden doğacak çocuğu tanrının bir hediyesi gören Hâkim; karşındaki aynı yaştaki suçluyu ev yıkan aile düzenini bozan bir ahlaksız olarak görmesini çok başarılı anlatmış. Hâkim kara kanlı bıçağın altın sapını yanağına sürmüş, en sivri ucunu yoksul kıza en ağır cezayı vererek başarmış. Adaletin ikinci yüzünü bir ışıklandırmış. Yazar kimi kez devrik cümlelerle şiir havasını ustaca yaşatırken, çoğu kez titizlikle seçilmiş Öz Türkçe sevdasını inatla sürdürüyor. Karma karışık bir sokak dili yerine düzeyli insanın temiz, Arı Türkçesini başarıyla öykülerine resmetmiş.
      Mutlaka okunması, yorumlanması gereken bir güncel kitap, bu. Bence okumayanlar zarar etmiş saysınlar kendilerini.

Mustafa söylemez 22.10.2018

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.