ALTIN 288,7372
DOLAR 5,8095
EURO 6,4808
BIST 97.149
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Haftanın Yazarı | LATİFE TEKİN KİMDİR?

Haftanın Yazarı | LATİFE TEKİN KİMDİR?

Latife Tekin 1957’de Kayseri’de doğdu. Dokuz yaşında ailesiyle İstanbul’a geldi. İlk kitabı Sevgili Arsız Ölüm 1983’te çıktı. Ardından Berci Kristin Çöp Masalları (1984), Gece Dersleri (1986), Buzdan Kılıçlar1989, Aşk İşaretleri (1995), Ormanda Ölüm Yokmuş (2001), Sedat Simavi Ödülü’nü kazandığı Unutma Bahçesi (2004), Muniar (2006) adlı romanları ve 2009’da Rüyalar ve Uyanışlar Defteri yayımlandı. Türkçenin yarına kalacak büyülü mirası olarak nitelenen romanları İngilizce, Fransızca, Almaca, İtalyanca, Japonca, Felemenkçe ve Farsça başta olmak üzere pek çok dile çevrildi.

Erice Postası gazetesine on beş bir günde yazdığı “Gönül Penceresi” köşesinden, Nergis;

“… Çocukken niye evimiz yok diye ağlayarak anneme sitem etmiştim, gözyaşı dökmeme bakıp kollarını havaya kaldırmıştı, ‘Gücümüz bu kadar, evimiz burası bizim, bastığımız yere ev diyeceğiz,’ demişti, ‘çalışıp ekmeğimizi kazanıyoruz, dağımız deremiz her şeyimiz var, başımız ferah.’
Çadırdan sürünerek çıkıp etrafa bakmıştım, ak bulutlar karabulutlara karışmış zirvelerde, alaca dağlarda parlayan güneş gözümü almıştı.
Hani ev, hani yuva?
Çöp karıştıran yaşlı kadına söylediğim şeyi size de söyleyeceğim, kulağınıza çalınmıştır bir ihtimal, ‘Fakirlerin evi olmaz, yuvası olur,’ diye.”

“Güle güle İlkbahar, bulutları koluna taktın gidiyorsun öyle mi?
Dönüp bakmayacak mısın arkana, verdiğin sözler yalan olacakmış umurunda değil senin, rüzgârınla düzleyecekken çukur bıraktığın yolların lafını etmeyeceğim meraklanma, yağmurunla açacakken tıkalı bıraktığın kanalları da boş geçeceğim şimdi, onarmadığın kırık gönülleri unutacağım bir köşede, ama kaç yıldır tanışıyoruz seninle artık, gönlümü susturacak olsam vicdanım sızlar, aklımın sesini bastıramam ki, yapmaktan kaçındığın toplumsal vazifeleri sayıp dökeceğim İlkbahar!”

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.