ALTIN 297,72
DOLAR 5,9366
EURO 6,5635
BIST 7,7979
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 8°C
Çok Bulutlu
Kitaplar

Haftanın Hikayesi | Yol Arkadaşım

15.12.2019
121
A+
A-
Haftanın Hikayesi | Yol Arkadaşım

Orhan Kibar

Nisan ayının güneşli bir gününde Turunçgil parkını geçmiş halı sahasının önündeki kaldırımdan çarşıya doğru yürüyorken arkamdan bana doğru koşarak gelen 9-10 yaşlarında üzerinde okul üniforması, sırtında çantası, öğrenci olduğu bariz belli olan, bir kız çocuğu arkamdan seslendi:

“Amca ben de sizinle birlikte yürüyebilir miyim” dedi.

“Tabi kızım yürüyebilirsin. Ne oldu servisimi kaçırdın” diye sordum.

“Yok, annem, öğretmenime, eve yanıma gelsin demiş. Öğretmenim de beni gönderdi, annemin evine geldim, ama annem evde yoktu. Bende şimdi anneannemin evine gidiyorum” deyince

“Anneannen nerde oturuyor” diye sordum.

“Kışlalar mahallesinde oturuyor” diye cevap verince, artık ben soruyorum o cevap veriyor böylelikle hem yürüyor, hem de sohbet ediyorduk.( Anladığım kadarıyla benim dış görünüşümden, Eee tabi, yaş elliyi geçmiş, saçlar ağarmış olunca beni güvenilir biri olarak görmüş ve benimle birlikte yürüdüğü zaman, daha güvende olacağını düşünmüş olsa gerek)

“Daha çarşıya bile gelemedik. Kışlalar mahallesi baya uzak. Ya anneannen de evde yoksa ne yapacaksın” diyerek sohbeti devam ettirdim.

“Anneannemi evde bulamazsam, oradan da babamın evine, çağlalık köyüne yürüyeceğim”

“Nasıl yani baban çağlalık ta annen başka yer demi oturuyor”

“Evet, amca benim annemle babam ayrıldılar. Annem bir Kürt le evlendi. Babam da bir Arap la evlendi”

“Neden ayrılmışlardı ki”

“Bütün suç babamda amca, babam hapse girince, annem de bir Kürt adamla evlendi. Sonra, babam hapisten çıkınca o da bir Arap kadınla evlendi”

“Peki, sen kimde kalıyorsun”

“Ben anneannemde kalıyorum. Ama, zaman zaman, hem annemde, hem de babamda kalıyorum. Hatta annemde kalırken, Kürt üvey babam bana Kürtçe de öğretti. Babamın yanına gittiğimde de, Arap üvey annemden Arapça öğrenmeye çalışıyorum”

“Anenin ve babanın yeni evliliklerinden çocukları da var mı?”

“ Evet var. Hem de çok tatlı, çok şirinler. Onları da çok seviyorum”

“Peki derslerin nasıl”

“Çok iyi amca ben 4.sınıfa gidiyorum bu sene İngilizce dersi de görüyoruz hatta İngilizce öğretmenim İngilizcem çok iyi olduğu için sen İngilizce öğretmeni olabilirsin dedi”

“Sen ne olmayı düşünüyorsun”

“Ben veteriner olmak istiyorum amca”

“Özel bir sebebi mi var”

“Hayvanları çok seviyorum. O yüzden”

“Aferin, zeki bir kız olduğun belli”

             (Bu arada, küçük kız sırtındaki çantanın aşağı doru sarktığını görünce çantasını elleriyle yukarı doğru çektirdiğini gördüm)

“Yorulduysan bana ver. Biraz da ben taşıyayım”

“Yok, ben alışkınım amca, bütün kitaplarımı her gün taşıyorum. Alıştım artık”

“Anladım. Sen bilirsin”  dedim. Bu arada, artık çarşıya gelmiştik. Şimdi bu küçük kız anneannesini de evde bulamazsa, taaa çağlalığa kadar yürüyerek gitmek zorunda kalacak. Diye düşündüm ve:

“ Bence sen de hiç anneannene gitme. Zaten yirmi dakikadır yürüyorsun, yoruldun, en iyisi sen dolmuşa binip babanın yanına Çağlalığa git” dedim.

“Yok, amca yürümek zorundayım”

“Yoksa dolmuş paran mı yok”

“Evet, maalesef hiç param yok. Amca”

“Al kızım şu dolmuş parasını dolmuşa bin çağlalığa git”

“Yok, amca, alamam teşekkür ederim. Ben yürüyerek gidebilirim”

“Çekinme kızım al. Bak dikkat edersen büyük bir para vermiyorum sadece dolmuş parası veriyorum. Çağlalık çok uzak yürüyerek gidemezsin. Hadi al bakalım”

“Tamam, teşekkür ederim amca. Dolmuş durağına kadar ben de sizinle gelebiliriyim”

“Tabi gelebilirsin, zaten bende o tarafa gidiyorum”

            Yol arkadaşım küçük kız, yanımda yürürken, yolun karşısına geçerken, beni takip ediyor. Kaldırımdan yürüyor, çok dikkatli davranıyordu. Dolmuş durağına geldiğimizde, dolmuşa bindi ve gitti.

 Bu küçük kızın, parçalanmış bir ailenin çocuğu olması, babasının suçlu olduğunu bildiği halde, her şeye rağmen, ona küsmemesi, içinde bulunduğu en kötü şartları bile, kendi lehine çevirmesi, kendine güvenen, zeki, çalışkan, konuşkan ve girişken olması, beni hem şaşırtmış, hem de memnun etmişti. Etrafımızda kim bilir bu durumda ne kadar çocuk, ne kadar aile vardır. Onlardan birini tanıdığımızda, dışarıdan biri olarak bile, bir tarafı haksız bularak, mutlaka öfkelenmiş, kızmış, hatta küfürler edip dövmeye bile kalkışmışızdır. Bu küçük kızın kalbinde, en ufak bir kin, nefret ve öfke olmadığı gibi, sevgi dolu kocaman bir kalbe sahip olması da, takdire şayan dı doğrusu. Keşke bütün insanların kalbi, bu küçük kız çocuğunun kalbi gibi olsaydı…

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.