Haftanın Hikayesi – Viyana Nokta / Süreyyya Evren

0
220

“Tüm insanlar sevilmek ister matmazel. Vahşi hayvanlar bile kafesin parmakları arasından burnunu uzatarak okşanmayı bekler.” Gogol,

 

Yeni şehre nereden başlamalı? / Koç Üniversitesi Yayınları, s.46-47

Önce ana hatları, burçları, koruganları, dış istihkâmları ile kalenin bir kopyasını çıkarmak, sonra içini doldurmak fikri ortaya atılır. Duvarlar, Viyana’nın duvarları yapılır önce. Casusların planları ile bulunan diğer planlar karşılaştırılır, mimarlar bunları kesiştirip boşlukları doldurur, hataları tespit eder çözümleri bulurlar.
Herkes belleğinden duvarları çağırır; çizimler ve krokiler çıkarılır, karşılaştırılır. Akıldan Viyana. Salt duvardan Viyana. Sadece duvarlar. Duvarlarıyla Viyana bitince, bu kez duvarın inceliklerini işlemeye başlar ustalar. Pencerelere, kapılara gelir sıra. Yeni şehir kaba haliyle Viyana’ya benzerken, üzerinde çalışıldıkça Viyana’dan uzaklaşmakta, hani biraz Konstantiniyye’yi andırır olmaktadır. “Belli ki Viyana’nın duvarlarını yakaladık ama ruhunu yakalayamadık, Viyana’daki yaşamı yakalayamadık,” derler. Hedeften şaşmamak için bir Viyanalı esirin sezgilerinden yararlanma fikri ortaya atılır. Hayat vermesi için. “Eldeki esirlerden biri değil, hemen şu anda hâlâ orada yaşayan yeni birini alalım,” derler. “Viyana’daki yaşamı, bugün sürmekte olan yaşamı tüm canlılığıyla buraya taşımamıza yardım edecek birini, Viyana’nın ruhunu, o Viyana ruhunu burada yapmamız için tekrar. Bir esir alalım, taze, yepyeni bir esir…”
Görevlendirilen bir yiğit hakiki Viyana’nın surlarının arasında kaybolur gider, karışır şehre; çok geçmeden, husyelerinden yakalayıp bu tarafa geçirdiği bir şehirliyle çıkagelir.
Viyanalı esirin husyeleri bir an dahi bırakılmayarak, bu tehdit ortamında, şehrin ruhuna dair bildiklerini dökmesi sağlanacaktır. Çelebi, bu husyelerini kaptırmış Viyanalıyla onun dilinden konuşmakta, çevirmenlik yapmaktadır. Kendini biraz işkencecinin çevirmeni, işkence çevirmeni gibi de hisseder. Esir, hemen yanında bir an bile husyelerini bırakmayarak esirin sadakatini sağlayan bir yiğit ve Çelebi ve hemen etraflarında ustalar, mimarlar, yavaş yavaş yürüyerek yeni şehirde neler yapabileceklerini düşünüyorlar.
Esir, kendisinden istenen karşısında şaşkınlığa uğramıştır. Viyana şehrinin bir ruhu olmadığını ısrarla söyler. Ruhsuz bir şehirdir ona göre Viyana.

 

Kaynak: Koç Üniversitesi Yayınları, Viyana Nokta kitabından alıntı.