ALTIN 282,9559
DOLAR 5,7635
EURO 6,4297
BIST 97.149
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Haftanın Hikayesi – Milena’ya Mektuplar / Franz Kafka

Sana 

Giriş gelişme sonuçsuz hikayeler yazabilirim..

Mesela bu sabah yüzümü yıkarken aynaya baktığımda “hüzün de yakışmış yüzüme,” kelimesinin altından bir otobiyografi çıkartabilirim. Bedensel hareketlerim hızını kaybettiğinde kafamın sürekli çalıştığını ve bunun beni karşı koyulmaz bir yazma eylemine ittiğinden bahsedebiliriz, ama bunu yapmak istemiyorum. Yazmak da istemiyorum. Mümkün olduğunca kısa kesip gideceğim. Mektuplarını okumak beni huzursuz ediyor. Eminim ki sen de okunduğu için mutsuzsun. Ne kadar kırılgan olduğunun ilk kez farkına varıyorum (ve kepçe kulaklarının)…
Bunları düşünürken eve dönmek için yollardayım. Senin gibi dört gündür uykusuz değilim, ama artık zamanın nasıl geçtiği anlayamıyorum. Ne zaman sabah ne zaman akşam…

Zaman

İpi salınmış uçurtma gibi uçup gidiyor.

Ne hakla mektuplarını okuyorum.
Senin duygularını, mahremiyetini, evinin çitlerini ezip geçmeye çalışmak.. İyi misin diye merak etmek ne hadsizlik, ne densizlik; kendime çok kızıyorum.
Yaz diyorsun…
Yazmam…
Yazmanın ne demek olduğunu tüm yaşamım boyunca bildim. Yüz yıllarca günlükler tutmuş bir kalem olarak kelimelerin nasıl art arda dizildiğinde, “beni” oluşturduğunu fark ettiğim gün senin tabirinle “haydi baruta yanmış kibrit atalım” diyerek, yok ettim. Şiir yazmayı da bırakalı çok oldu yani. Kısacası insanı duygulardan sıyrılalı asırlar geçti, gitti ve bitti.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim Milena’dan nefret ettim. Hatta tiksindim; şimdi bir sığ görüş olarak “kıskandı” dersen, buna sadece tebessüm ederim.
Unutmadan, lavobaya tükürüyorum. Mütemadiyen sanırım benim öksürüğüm sadece mevsim dönümü alerjisi. Sen ciğerlerine dikkat et özellikle soldaki yara büyümesin.

Beni benden çok düşünme ve lütfen uyumaya çalış.
Hoşçakal ..
Belki yine yazarım.
Belkii?
Ama şimdi dinlenmem lazım.

Bu pasaj; “Milena’ya Mektuplar” kitabından

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.