Haftanın Hikayesi | Balıkçı ile İş adamı

0
99

Hikaye, Meksika’nın ıssız bir sahil köyünde geçiyor. Kıyıda oltasıyla avlanan balıkçı köylü ile oradan geçmekte olan bir iş adamı Amerikalı turist ile aralarında ilginç bir diyalog geçer

Amerikalı bir iş adamı, iş seyahati için Meksika’ ya gitmiş. Boş zamanında şirin bir kıyı kasabasını ziyaret etmiş. Limanda gezinirken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar: 

İş adamı, yanına yaklaştığı balıkçının yakaladığı kova dolusu balığa hayranlıkla bakar;

‘’Ne kadar sürede yakaladın?’’

‘’İki saatte’.’

‘’Günün geri kalanında ne yapıyorsun?’’

‘’Sabahları biraz balık avlıyorum. Sonra çocuklarımla oynuyorum. Öğle olunca karımla siesta yaparız. Akşamları, dostlarımla gitar çalıp içer, eğleniriz. Dolu dolu bir yaşantım var beyim’’

Bu günlük aktiviteleri duyduktan sonra iş adamı şaşkınlığa kapılır ve ‘’Ancak böyle sadece iki saat balık tutarak hayatta bir yere varamazsın!’’ der.

Bu günlük aktiviteleri duyduktan sonra iş adamı şaşkınlığa kapılır ve ‘’Ancak böyle sadece iki saat balık tutarak hayatta bir yere varamazsın!’’ der.

’Ne yapmam lazım?’’

‘’Balık tutmaya daha fazla zaman ayırmalısın. Bu sana çok kazandırır. Bir iki yılda kazandığın ekstra parayla bir balıkçı teknesi satın alabilirsin’’

‘’O ne işe yarayacak?’’

‘’Daha fazla balık yakalayacağın için tekne sayını artırır birkaç yılda balık teknesi filon olur. Sonra da Amerika’ya ihraç edebileceğin kadar balık yakalarsın.’’

‘’O zaman ne olur?’’

İş adamı yanıtlar: ‘’İhracatla çok çok daha fazla kazanırsın. En fazla 10 yıl içinde New York merkezli bir şirket kurarsın. Birkaç yıl sonra da hisselerini halka açarsın ve artık süper zengin olursun.’’

İş adamı yanıtlar: ‘’İhracatla çok çok daha fazla kazanırsın. En fazla 10 yıl içinde New York merkezli bir şirket kurarsın. Birkaç yıl sonra da hisselerini halka açarsın ve artık süper zengin olursun.’’

‘’Peki süper zengin olunca ne olur?’’

‘’Artık şu hayatta çalışmak zorunda kalmazsın. Bir sahil kasabasına yerleşirsin. Sabahları keyfince biraz balık yakalarsın. Sonra çocuklarına ayıracak bol vaktin olur. Öğlenleri karınla siesta yaparsın. Akşamları, dostlarınla vakit geçirip eğlenirsin. Keyif dolu bir yaşantın olur.’’

İş adamının başarılı bir hayatın sonunda elde etmeyi planladığı şeye balıkçı zaten sahiptir ama iş adamının hayata bakış açısı öylesine farklıdır ki başka yolları deneyen kimsenin hayat gayesini anlamlı göremez.

Balıkçının, para kazanmanın iddia ettiği amacını, çok para kazanmadan zaten gerçekleştirdiğini göremeyecek kadar körleşmiştir iş adamı. Gerçek bir zaferi hali hazırda yaşayan balıkçıya, 15-20 yılını feda etmesi karşılığında bir ‘Pirus zaferi’ vaat eder.

Balıkçının, para kazanmanın iddia ettiği amacını, çok para kazanmadan zaten gerçekleştirdiğini göremeyecek kadar körleşmiştir iş adamı. Gerçek bir zaferi hali hazırda yaşayan balıkçıya, 15-20 yılını feda etmesi karşılığında bir ‘Pirus zaferi’ vaat eder.

İşte aydınlanma sağlayacak ikinci hikaye de “Pirus zaferi” ile ilgili.

Epir’de kendi halinde mutlu bir krallığı olan Pirus, Adriyatik’in karşı kıyısına geçip İtalya’yı işgal etmeyi ve yeni yeni palazlanan Roma’ya saldırmayı planlamaktadır. Diyalog işte bu hazırlık döneminde gerçekleşir.

Cineas Pirus’a şöyle der: ‘’Romalıların çok iyi savaşçılar olduklarını duydum kralım. Tanrılar bize onları yenmeyi bahşederse bu zaferin neye hizmet etmesini öngörüyorsunuz?’’

Cineas Pirus’a şöyle der: ‘’Romalıların çok iyi savaşçılar olduklarını duydum kralım. Tanrılar bize onları yenmeyi bahşederse bu zaferin neye hizmet etmesini öngörüyorsunuz?’’

‘’Bu çok açık değil mi?’’ diye konuşur Pirus: ‘’İtalya’nın efendisi biz olacağız ve tüm zenginlikleri bizim olacak’’.

‘’Peki öyle olunca ne yapacağız?’’ diye sorar bilge.

‘’Sicilya’’ der Pirus; ‘’Bu zengin ve kalabalık adayı kazanmamız artık çok kolaylaşacak’’.

‘’Sicilya’yı da kazanmamız savaşımızı sona erdirecek mi?’’

‘’Tanrılar bize bu zaferi yaşattığı zaman, artık bunu çok daha büyük bir zaferin basamağı yapmak kaçınılmaz olacak. Sicilya’ya sahip olduktan sonra Libya ve Kartaca’ya ulaşmaktan kim kendini alıkoyabilir ki?’’

‘’Tanrılar bize bu zaferi yaşattığı zaman, artık bunu çok daha büyük bir zaferin basamağı yapmak kaçınılmaz olacak. Sicilya’ya sahip olduktan sonra Libya ve Kartaca’ya ulaşmaktan kim kendini alıkoyabilir ki?’’

‘’Kimse’’ der bilge: ‘’Bu da bizi bütün Helen dünyasının mutlak fatihi yapacak. Peki ondan sonra ne olacak?’’

Pirus keyifle yanıtlar:

‘’İşte o gün geldiğinde dostum, artık rahatlayacağız. Bütün gün güzel güzel içeceğiz. Keyifli sohbetler yaparak günlerimizi geçireceğiz.’’

Ve Cineas artık dayanamaz ve bu diyalogun tarihe geçmesine neden olacak o provokatif soruyu sorar:

‘’Peki bunu, kendimizi ve başkalarını bunca sıkıntıya sokmadan şimdi yapmamıza engel olan ne?’’

Pirus, şaşkın şaşkın bilge dostunun yüzüne bakar ama aklına bir yanıt gelmez. Bu haklı uyarıya rağmen İtalya’ya girer ve savaşlara girişir.

Pirus, şaşkın şaşkın bilge dostunun yüzüne bakar ama aklına bir yanıt gelmez. Bu haklı uyarıya rağmen İtalya’ya girer ve savaşlara girişir.

İlk savaşlarda karşısına çıkan Roma ordularını yener ama her defasında kendi ordusunun da önemli bir kısmını kaybeder.

Askalum Savaşından sonra, ordusundan geriye kalana bakar ve ‘bir zafer daha kazanırsam tamamen biteceğim’ şeklinde söylenir. İşte onun bu sözünden dolayı da, kazananı nihayetinde bitirecek bir bedel ödenerek kazanılmış zaferlere ‘Pirus zaferi’ denir.

Pirus girdiği her savaş meydanından kazanan taraf olarak ayrılmasına rağmen, kazanmak için ödediği yüksek bedeller nedeniyle nihayetinde hezimeti yaşar. İtalya’ya sahip olacağım derken, önce ordusunu sonra da krallığını kaybeder.

Pirus girdiği her savaş meydanından kazanan taraf olarak ayrılmasına rağmen, kazanmak için ödediği yüksek bedeller nedeniyle nihayetinde hezimeti yaşar. İtalya’ya sahip olacağım derken, önce ordusunu sonra da krallığını kaybeder.

Bu iki hikayeden ne çıkarmalıyız? Aslında yanıt belli. Hedeflerimizi hayata geçirirken bizi mutlu edecek şeyler zaten çok yakınımızda hatta yanı başımızdaysa onları yeniden ele geçirmek için büyük kayıplar vermek amiyane tabirle, ahmaklıktır.

Erdem Yılmaz