ALTIN 276,5856
DOLAR 5,7209
EURO 6,3211
BIST 103.195
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu
Kitaplar

Haftanın Hikayesi / Faruk Duman – Yazmalı Defter

Haftanın Hikayesi / Faruk Duman – Yazmalı Defter

Faruk Duman bir başka kitabında, “Bir şeylerle oyalanmalı insan. Yoksa bir iç sıkıntısı başlıyor. Bir şey aşağıdan yukarıya doğru yükseliyor ve boğmaya başlıyor,” der.

 

” Alakarga Yayınları, s.85-86

İnsan anımsar. O nedenle, salt bu anımsama belası yüzünden -n’olurdu anımsamasak, belki, en azından bedenimiz daha mutlu olurdu şu dünyada- onun yaşamı bir hikâyedir ve böylece insanoğlu hikâyelere bağımlıdır. Çok sevdiğim bir Karadeniz türküsü vardır: Ey kemençe kemençe / nerdeydin dün gece / atar kırarım seni de / eğlencesin eğlence… Yani, kemençe çok konuşuyor, durmadan bir şeyler çalıp duruyor. Ama adam ona kıyamıyor; atar kırardım seni de (gel gör ki) eğlendiriyorsun beni… Yazarlardan rahatsızlık duyabiliriz, ama onların anlattığı hikâyelere de mecburuz. Çünkü anımsama var oldukça bu anımsamanın aktarılması gerekecektir. Deyim yerindeyse, anımsanmaların aktarılmadığı gün mutlak ölümün günü olacaktır. Hepimizin bildiği gibi, insan Midas’ın gördüğünü ve Midas’ın kulaklarının eşek kulaklarına eşek kulaklarına benzediğini bir şekilde, birilerine söylemek zorundadır. Bir roman yazmak ya da bir öykü anlatmak işte tam olarak böyle bir şeydir. Güldüğümüz, ağladığımız ya da bir haksızlık karşısında öfkelendiğimiz zaman işte bu nedenle sorumluluk duygumuzun kabardığını hissederiz. İnsan pek çok şey karşısında, elinden bir şey gelmeyeceğini hemen hisseder. Birileri birilerini aç bırakıyorsa ya da öldürüyorsa sözgelimi. İnsanların çoğu korkuya kapılır hemen. Neyin korkusudur bu? Çaresizliğin. Korku, çaresizlik ve sessizlik. Ölümcül olan budur, belki en sonuncusudur. Çünkü, onun elinden bir şey gelmez. Ve bu bir kere olunca, insan celladına hayranlık beslemeye başlar. Besleyince de, gerçekte olması gerektiği gibi haksızı işaret edeceğine ezileni ve hor görüleni eleştirir. Ama ne kadar sürer bu? İnsanlar bir gün bir bir ayağa kalkıp Midas’in kulaklarının eşek kulakları olduğunu söyleyeceklerdir. Neden, çünkü insan anımsar ve hikâye anlatmadan duramaz.

 

Kaynak: Alakarga Yayınları’nın Yazmalı Defter kitabından

 

 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.