Haftanın Hikayesi | Esrarlı Kadın | H. Nihâl Atsız

0
143

Deli Kurt  | Ötüken Neşriyat, s.5-6

   Üstü örtülü bir kağnı, gecenin karanlığı içinde ağır ağır ilerliyordu. 1403 yılının sonlarıydı ve dondurucu bir rüzgâr ortalığı kasıp kavuruyordu. Genç ve gürbüz bir atlı, kağnının önünden, ardından, yanından giderek, öküzleri idare ediyor, arada sırada kırbacını sırtlarında şaklatıyordu.
   Kuşkulu bir hali vardı, ikide bir arkasına bakarak gözlerini zifiri karanlığa dikmesi bir şeyden çekindiğini gösteriyordu.
   Yol bir karış çamurdu ve durmadan sulu kar yağıyordu.
   Kalın kepeneğine sarılmış olan atlı, bu ağır gidişten huylanıyordu. At üstünde her zaman hızlı gitmeğe alışmış, diz boyu karda bile, çabuk yürümenin yolunu bulmuş bir insan olarak böyle yavaş gidişten bunaldığı belliydi. Fakat onu asıl bunaltan, gidişin yavaşlığı, gecenin karanlığı ve soğuğu, ömründe ilk defa bir kağnıyı götürüşteki acemiliği değildi. Geriden gelecek birilerinden çekindiği anlaşılıyordu. Kepeneğine sarınmasında kendisini korumaktan çok, aralıksız yağan sulusepken altında yay kirişinin gevşememesine çalışan bir mânâ vardı. Sadağını ve yayını, kepenek altında dikkatle tutuyordu.
   Bir aralık, geriden sesler işitir gibi oldu. Kağnı tekerleklerinin gıcırtısı iyi dinlemeye engel olmasın diye arabayı durdurdu. Gerileri dinledi. Ses yoktu. Geniş bir soluk aldı. Aynı zamanda kağnının içinden bir kadın sesi duyuldu:
   – «Çakır Ağa
   Atlı, büyük bir saygı ile karşılık verdi:
   – «Buyur sultanım!»
   – «Neden durduk?»
   Çakır bir saniye düşündü. «Ses duyar gibi oldum» demedi. Tehlike ihtimalinden bahsetmek istemediği anlaşılıyordu. Gür sesiyle:
   – «Atımın üzengi kayışını düzelttim sultanım.» diye cevap verdi.
   Arada bir susma oldu. Sonra içeriden tekrar kadının sesi geldi:
   – «Daha çok gidecek miyiz?»
   Çakır, gözlerini gökyüzünde dolaştırarak şunları söyledi:
   – «Gecenin yarısını geçtik. Gün doğmadan varırız sultanım!»
   Kağnıdaki kadının çok düzgün bir konuşması ve ahenkli bir sesi vardı. Çakır, birkaç saniye bekledi. Yeniden ses gelmeyince kağnıyı yürüttü; fakat bir defa daha arkasına bakmadan da kendini alamadı…