ALTIN 275,13
DOLAR 5,6959
EURO 6,3094
BIST 100.748
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu
Kitaplar

Haftanın Filmi | Uzun Yol

17.05.2019
57
A+
A-
Haftanın Filmi | Uzun Yol

Vizyon tarihi 5 Aralık 2014 (1 Saat 50 dakika)

Yönetmen Nihat Seven

Oyuncular: Hakan Yufkacıgil, Bora Cengiz, Nil Günal Çakıroğlu

Tür Dram

Ülke Türkiye, İngiltere

Özet ve Detaylar

Gülten ve Fariz birbirlerini çok seven bir çifttir. Ancak Gülten’in ailesi aşklarının önünde büyük bir engeldir. Onlara göre bu ilişki ailenin ismine zarar verecektir. Çünkü Fariz, kamyon şoförlüğü yapmaktadır. Ancak iki sevgili, aileyi geride bırakarak bir kasabaya yerleşirler. Kurdukları yeni hayat, Gülten’in bir erkek çocuk dünyaya getirmesiyle renklenir. Yine de yeni sorumluluklar, Fariz’in uzayan yolculukları ve bir türlü kurtulamadığı kumar alışkanlığı çiftin ilişkisini zora sokmaya başlayacaktır.

Kendi halinde yaşayan sıradan insanların, küçük mutlulukları arayış hikayesi olan film, ruhunun götürdüğü yere giden bireyin açmazlarını beyazperdeye taşıyor. Nihat Seven’ın dördüncü uzun metrajlı işi olan filmin senaristliğini Melek Seven üstlenirken filmin oyuncu kadrosunda Hakan Yufkacigil, Bora Cengiz, Mehtap Anıl gibi isimler yer alıyor.

Uzun Yol

Kaan Karsan | Eskimiş bir üslup ve sinema anlayışı…

Şu sıralar İngiltere’nin “Yabancı Dilde En İyi Film Oscar”ı aday adayı olmasıyla manşet olan Uzun Yol ile ilk hemhal oluşumuz 50. Antalya Altın Portakal –sansürsüz- Film Festivali’ne denk gelmişti. Filmi izleyen salonun büyük bir şaşkınlığa kapılması ise sadece birkaç saniye alacaktı. Zira filmin adı açılış jeneriğinde “Uzun Yol” yerine “Ozun Yol” olarak yazılmıştı. Bu da yetmemiş bazı sahneler lineer zaman algısını bükecek şekilde, ‘yanlış’ kurgulanmıştı. Bu korkunç aceleci ve basbayağı bitmemiş ‘kurgu’nun mahsulünü o dönem ciddiye almak dahi zordu. Dolayısıyla Uzun Yol, uzun bir süre entelektüel sinema sohbetlerinin öznesi olmak yerine bir şaka malzemesi olarak kaldı. Ta ki BAFTA, İngilizce dilinde çekilmemiş ancak İngilizce olan bir film olarak Uzun Yol’u Oscar adayı olarak seçinceye değin…

Filmin yönetmeni Nihat Seven, filmin Antalya’daki kurgusunun henüz bitmemiş olduğunu ve perdede kurgudaki yanlışlıklara tanık olunca kendilerinin de en az seyirci kadar şoke olduklarını dile getirirken malumun ilanını yapıyor aslında. Zira jeneriğinde adı yanlış yazılan bir filmin kurgusu bitmemiştir zaten. Bunu bir mazeret olarak ileri sürüp sürmediği konusunda bilgisiziz. Sadece bunun bir mazeret olamayacağını belirtmek isteriz. Zira herhangi bir filmin patronu konumunda olan yönetmeni ve/veya yapımcısı bu denli açık bir hatanın sorumluluğunu üstlenmekle mükelleftir. Nihayetinde ilk gösteriminin üzerinden bir seneden fazla süre geçen ve yeniden kurgu masasına giden filmin ‘hatasız’ hali sinemalarımızda. Yani filmin hiç işlemeyen içeriğini ve biçimini konuşmak için fırsat bu fırsat.

Uzun Yol, kimi açılardan oldukça serbest bir “Selvi Boylum Al Yazmalım” uyarlaması. Odağında birbirlerini çok seven iki insan, Fariz ve Gülten var. Fariz bir kamyon şoförü olduğu için Gülten’in ailesinden ‘onay’ alamıyor. Dolayısıyla çift, çareyi kaçarak bir kasabaya yerleşmekte buluyor. Ancak Fariz’in kötü alışkanlıkları ve ilişkilerinden çalan uzun yolculukları var. Böylece sorunlar ardı ardına yan yana dizilmeye başlıyor.

Nihat Seven, Uzun Yol’da referanslarını Yeşilçam’dan alıyor. Ancak bu şablona oldukça ters gelen kimi sekanslarla o yapının işlerliğini basbayağı bozup engelliyor. Tipikleştirilmiş her melodramda olduğu gibi iyi ile arasında kesin bir çizgi var. Filmin kimi karakterleri de bu sıkıcı çizginin üzerinde kimi zaman sağa, kimi zaman sola doğru sendeleyerek yürümeye çabalıyorlar. Bu esnada çatışmalar, daha önce defalarca çözdüğümüz çatışmalar. Olaylar defalarca şahit olduğumuz olaylar. Uzun Yol, sadece anlatmaya çalıştığı hikayesiyle bile zamanın ruhunu yakalamaya en az kırk yıl geç kalmış bir film. Hikayesi bir tarafa, üslubu da bir o kadar ‘eskimiş’ durumda.

Söylediğimiz üzere, Nihat Seven, ‘klasik’ hikayesini “antikalaşmış” bir sinema anlayışıyla sahneliyor. Bayağı replikler oldukça parıltısız bir mizansen anlayışıyla birer birer ağızlardan dökülüyorlar. Bütün bu ‘sürprizsizlik’ sarmalının arasına ise filmin genel tonuna oranla çok radikal kalan bazı sekanslar serpiştirilmiş durumda. Ancak bu sekansların yönetmenin hedeflediği etki yerine ancak bir tutarsızlık duygusu oluşturduğu söylenebilir, izleyicinin nezdinde.

Uzun Yol’un bütün bu büyük başarısızlığından çıkarılabilecek tek olumlu yön ise gösterişsiz ama tesirli oyunculuğuyla filmin ömrünü uzatan Hakan Yufkacıgil’in çabası. Yufkacıgil, mütevazı oyunculuğuyla Uzun Yol hakkında konuşulabilecek olumlu bir şey veriyor izleyenine.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.