ALTIN 275,48
DOLAR 5,7051
EURO 6,3138
BIST 100.323
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu
Kitaplar

Haftanın Filmi | Uzun Hikaye (2012)

28.06.2019
31
A+
A-
Haftanın Filmi | Uzun Hikaye (2012)

Yönetmen: Osman Sınav

Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Tuğçe Kazaz, Mustafa Alabora

Tür Dram, Macera, Romantik

Vizyon tarihi 12 Ekim 2012 (2s 17dk)

Ülke Türkiye

Özet ve Detaylar

Bulgar Ali küçük yaşta yetim kaldıktan sonra Pehlivan dedesi Süleyman ile Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelen bir Balkan göçmenidir. Ali’yi dedesi mert ve eşitliğe inanan bir insan olarak büyütür. Delikanlılık yıllarında aşık olduğu Münire’yi ailesi ona vermeyince kaçıran Ali’nin hayatı bundan sonra sevdiği kadınla birlikte tren istasyonlarını arasında kasaba kasaba gezip, nerede tutunabilirse orada yaşayarak geçer. Bu arada Mustafa adında bir de oğulları olur. 
Fakat geçimini daktilo bilgisi, katiplik, muhasebe kaydı tutma gibi işlerle kazanan Sosyalist lakaplı Ali haksızlığa katlanamayan kişiliği nedeniyle, en basit eşitlik istediği kasabadan dahi bencil ve çıkarcı insanların kumpası nedeniyle kovulur. Bu arada Mustafa da büyümekte ve kendi hikayesini oluşturmanın peşindedir… 
1940’lı yıllardan başlayarak 70’li yıllara kadar uzanan öyküsü ile hem hüzünlü, hem de neşeli ve heyecanlı bir film olan Uzun Hikaye’nin yapımcılığını ve yönetmenliğini Osman Sınav üstlenirken, senaryo Yiğit Güralp’e ait. 
Edebiyat dünyasının tanınmış isimlerinden Mustafa Kutlu’nun aynı adlı eserinin sinemaya uyarlanması olan filmin başrolünü Kenan İmirzalıoğlu üstlenirken kadroda kendisine Tuğçe Kazaz, Ushan Çakır, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Zafer Algöz ve Cihat Tamer gibi önemli isimler eşlik ediyor..

Duygu Kocabaylıoğlu | İkinci bir Babam ve Oğlum vakası mı?

İtiraf ediyorum bir sinema takipçisi olarak bir Osman Sınav filmini beğeneceğimi, hatta çok beğeneceğimi tahmin etmezdim. Zira kendisine has bir kitlesi olsa da ve Kenan İmirzalıoğlu’nun bugün geldiği yerlerde büyük pay sahibi olsa da, ne filmi ve dizisiyle Deli Yürek, ne de yönetmenin 2007’de son uzun metrajlı işi Pars: Kiraz Operasyonu benim sinema anlayışıma hitap eden filmler değildi. Sınav’ın ‘80 sonu ve 1990’lı yıllarda imza attığı Kapıları Açmak (1992), Yalancı (1993), Gerilla (1995) gibi geçmiş filmlerini ise maalesef izleme şansı bulduğumu anımsamıyorum.

Öte yandan Osman Sınav’ın sinemadan ziyade Türk seyircisine televizyon yapımları yoluyla her zaman daha rahat ulaştığını da söylemek gerek. Süper Baba, Hayat Bağları, Ekmek Teknesi gibi sıcak aile hikayesi anlatan dizilerini, zamanında gözü yaşlı seyrettiğimizi hatırlarım. İşte Uzun Hikaye tam da Süper Baba ile büyümüş, oradaki baba Fiko’yu yıllar sonra Ekmek Teknesi’ndeki Nusret Bey’de bulmuş olan seyirciyi kalbinden vurabilecek bir yapım. Bu açıdan afişin tepesinde Kenan İmirzalıoğlu’nu görenler bir Deli Yürek ya da Ejder Kapanı beklemesinler. Zira Uzun Hikaye, İtalyan Gabriele Muccino’nin en iyi işlerinden biri olan Umudunu Kaybetme (The Pursuit of Happyness) tadında bir yapım.

Film, Mustafa Kutlu’nun aynı adlı hikayesinden beyazperdeye uyarlanmış; kitabı okumadığımdan uyarlama açısından karşılaştırma yapamasam da, senarist Yiğit Güralp’ın genel olarak derli toplu bir senaryoya imza attığını söylemek mümkün. Film önce Bulgar Ali’nin hikâyesiyle başlıyor ve uzun süre onun üzerinden devam ediyor. Bu açıdan Kenan İmirzalıoğlu filmi tek başına sırtlıyor götürüyor. Ali’nin hikâyesine aracılık eden, tren şefi (Güven Kıraç), kıraathaneci Emin Efendi (Altan Erkekli), Hanyeri gazetesinin matbaacısı Musa Çavuş (Osman Alkaş) gibi yan karakterler ana öyküye çok başarılı eklemleniyor; her biri ayrı renk unsuru katıyor. Tüm bu saydığımız isimlerin yanı sıra bencil ve ‘şerefisiz’ okul müdürü Cihat Tamer, faşist Zopuroğlu İsmet rolünde Kürşat Alnıaçık ve belalı savcı Mahir Günşiray da yan ‘kötü’ karakterlerdeki oyunculuklarıyla Bulgar Ali’nin hikayesini taçlandırıyorlar.

Ama asıl göze batmayan ve takdir isteyen nokta, hem hikâye akışı açısından hem oyunculukların birbirine çok başarılı oturtulması açısından öyküyü kendisinden dinlediğimiz Ali’nin oğlu Mustafa karakterinden geliyor. Zira hikâye Mustafa henüz küçük bir çocukken başlıyor, delikanlı çağlarındayken yarılanıyor ve Mustafa 20’li yaşlarına geldiğinde de son buluyor. Yani seyircinin karşısına babasının öyküsünü anlatan 3 ayrı Mustafa çıkıyor ve yerli filmlerde görmeye alışık olmadığımız biçimde, üç farklı oyuncunun aynı Mustafa olduğuna film bizi inandırıyor. Bu hem yönetmen Osman Sınav’ın oyuncu yönetimindeki başarısını vurguluyor, hem de Batuhan Karacakaya ile özellikle genç Mustafa’yı oynayan Ushan Çakır’ın işlerini ne kadar ciddiye aldıklarını gösteriyor.

Hikâye Bulgar Ali’nin haksızlıklara karşı hayata tutunma mücadelesinden, artık büyümüş olan Mustafa’nın kendi ayakları üzerinde durma öyküsüne yumuşak bir geçişle bağlanıyor ve altını çizmek gerekir ki bu geçişte Ushan Çakır’ın inandırıcılığının büyük payı var.

Osman Sınav Uzun Hikaye’de hem gözü okşayan görüntü planlarıyla, hem de sahnelere sesin verdiği ruh ile çok başarılı bir sinematografi kullanmakla kalmıyor aynı zamanda öyküsünün politik çizgisini de belli ediyor. 1940-70 yılları arasında yaşanan sağ-sol çekişmesini ve genel olarak solcuların, haktan yana olan ‘komünistlerin’ alehine işleyen süreçleri sıradan kasabaların sıradan insanları üzerinden ele alıyor. Ama oyunculuklar başarılı olsa da hikayenin bu bölümlerindeki faşist, partici karakterler biraz şematizasyona kayıyor. Bu da filmin birkaç kusurundan biri olarak akıllarda yer ediyor. Bir diğer göze batan nokta da Tuğçe Kazaz’ın canlandırdığı Münire karakterinin çok steril kalmış olması. Kan kaybından bilincini kaybeden bir anneyken dahi saçlarının parlaklığı yerinde; nedense Ali’nin o kıt kanaat geçim içinde iki dirhem bir çekirdek giyinmesi göze batmıyor ama Münire’de inandırıcılığı baltalayan bir netlik hali mevcut.

Filmin birkaç önemli sahnesi dışında ise dramatik müziğin çokça kullanıldığını söylemek mümkün. İnsan bazı noktalarda sahnelerin duygusunun kaçtığını hissediyor.

Sonuç olarak Uzun Hikaye, sürdürülen reklam ve tanıtım kampanyasının da etkisiyle gerçekten uzun süredir gündemimizi meşgul eden ve beklenen bir yapım oldu. Fakat değdiğini söylemek mümkün, zira Osman Sınav’ın filmografisinin en parlak işi olmasının yanı sıra Kenan İmirzalıoğlu’nun oyunculuk kariyeri açısından kırılma noktası olacağına şüphe yok. Yeni bir Babam ve Oğlum etkisine hazır olun…

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.