ALTIN 268,70
DOLAR 5,7152
EURO 6,3012
BIST 106.588
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Hafif Sağanak Yağışlı
Kitaplar

Haftanın Filmi | Sinema Okumaları | Ferhan Şayılman

15.10.2019
131
A+
A-
Haftanın Filmi | Sinema Okumaları | Ferhan Şayılman

ROMAN POLANSKİ: BİR YAZAR VE SAPLANTILI BİR KADIN | GERÇEK BİR HİKAYEDEN UYARLANMIŞTIR

Yani onca yılın ardından Roman Polanski’nin böyle bir filme imza atması beni gerçekten şaşırttı.

Bir süredir yazarların, edebiyatçıların karmaşık ve ilgi uyandıran yaşamlarına ilişkin biyografi ağırlıklı filmler peşpeşe gelmeye devam ediyor.

Roman Polanski’nin yönetmenlğini yaptığı Based On A True Story -D’après une histoire vraie- Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır adlı film Delphine de Vigan‘ın romanından uyarlanarak sinemaya aktarılmış bir yapıt. Burada bir yazarın, Delphine’nin hayatını değil, yazarlık serüveninin duraksamaya girdiği süreçte başına gelenleri izliyoruz. Emmanuelle Seigner’in canlandırdığı ünlü edebiyatçı evliliğinde eşi tarafından sevilen, üzerine titrenen kadındır.

Özel hayatta her şey neredeyse mükemmel giderken Delphine ruhsal olarak yorulduğunu, yazamadığını, üretemediğini hisseder. Tam bu noktada hayatına onu takıntılı biçimde izleyen, okuyan ve seven bir kadın Elle girer. Eva Green’in canlandırdığı Elle ile  Delphine arasındaki yakınlaşmanın, ilişki boyutunun ne olduğunu hiç anlayamayız.

Elle’nin bir imza günü masasında okuyucularıyla ilgilenen Emmanuelle Seigner’in insanın içine işleyen gözlerine bakışı ve hayranınızım açıklamasıyla başlayan tanışmalarının nasıl birden bire baş döndürücü bir yakınlaşmaya dönüştüğünü izleriz ama anlayamayız. Yalnızca bir sahnede Eva’nın Delphine’i kucakladığını ve sonrasında yüzünü incelediğini görürüz ama bunun cinsellik içerdiğini anlayıp anlamamak sizin bakış açınıza bırakılmış. Lezbiyen ilişkinin hiçbir belirtisini vermeden Eva ile Delphine arasındaki mesafesiz arkadaşlığın; tartışmalara, kavgalara varan sertliklerin nereden kaynaklandığını adlandırmak öyle zor ki araya giren bu boşluklar nedeniyle Eva’nın şiddete varan davranışları hiç yerli yerine oturmuyor.

Bence Eva Green ve Emmanuelle Seigner oyunu bütün güçleriyle sırtlamışlar ve sonuna kadar yere bırakmadan götürmeye çabalamışlar. Ama senaryodaki kopukluk ya da romanın akışındaki belirsizlikler filmi zayıflatmış. Romanı okumadığım için bilemiyorum ama eğer kitaptaki kurgu da böyleyse belki yönetmenin bunu görerek eksiği tamamlaması gerekmiyor muydu?

Elle’nin eşi iş seyahatine çıkan Delphine’nin evine bunu bahane ederek çok kısa süreliğine gelip yerleşmesi, günlerce kalması, her şeye karışması, yazarın hazırlık aşamasındaki yazılarına müdahale etmesi, eşinden günlerce haber alamayan kocanın evde neler oluyor deyip gelmemesi beni bu boşluklarla uğraşırken filmden kopardı.

Roman Polanski yazar Delphine’i, Emmanuelle Seigner’i bütün zayıf kişiliğine karşın, hep hüzünlüymüşcesine bakan gözlerinin hatırına, Elle’nin baskın karakteri altında bu kadar da ezdirmeseydi belki film kendini kurtarabilirdi.

Ama önceden de vurguladığım üzere benzer konuları işleyen filmler beni cezbediyor.

Edebiyatın açıklaması zor yaratım sürecine sinemacıların kameralarını yerleştirmeleri bazen çok başarılı sonuçlar da verebiliyor. Edebiyat, yazarların özel hayatları yalnız bugün değil ilerde de ilgi konusu olmaya devam edeceğe benziyor

Kaynak: yurtseverlik.com

—–

Ferhan Şayılman
Ferhan Şayılman
1956’da Ankara’da doğdu. Asker bir babanın oğlu olarak ilk gençlik yıllarına kadar hep göçebe yaşadı. Ankara'dan Erzurum'a, Çorlu'dan Balıkesir'e uzanan kocaman bir coğrafyada gitmedikleri yer kalmadı. Ortaöğretimini Bursa Erkek Lisesinde yaptı. Ankara'ya yıllar sonra, 1976'da, üniversiteye girdiğinde geri döndü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu'nun taşradan gelmiş bu ürkek delikanlısı Okul yıllarında diğer yaşıtları gibi terörün, kardeş kavgasının cehenneminde kendi payına düşenleri fazlasıyla yüklendi. 1978 yılından itibaren Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Film stüdyolarında kurgucu ve yönetmen olarak çalıştı, senaryo yazarlığı ve belgesel yönetmenliği yaptı. Türkiye'nin en önemli belgesel sinemacısı Süha Arın'ın başta Tahtacılar ve Safranbolu'da Zaman olmak üzere bazı filmlerinin kurgu çalışmalarına katıldı. İstanbul'da Sinema-Televizyon Enstitüsü'nde yönetmen Lütfü Akad'tan sinema dersleri aldı. Mesleğe üniversitede girdi ve bir daha hiç çıkmadı. Yayıncılık alanında ilk işi 16mm kurguydu. Birçok belgesel filme senaryolar yazdı. Senaryolarını kendisinin yazdığı ilk belgesellerini 1985'ten itibaren çekti. Tarihin Tanıkları, Halıcılık, Bir Şenliktir Kadırga, Şemaki Evi bunlardan bazıları. 1992'de özel televizyon yayıncılığı başladığında kurulan Flash TV'de Uzun yıllar haber müdürlüğü, haber koordinatörlüğü, Ankara Temsilciliği ve İcra Kurulu Üyeliği yaptı. 1997'den bu yana yönettiği haber tartışma programlarında, canlı yayınlarda Türkiye'nin içinden geçtiği süreci izleyicileriyle paylaşma çabasını sürdürdü. Halen aynı kanalda haber programcısı olarak mesleğine devam ediyor. 1992'de Damar Dergisi ve Çankaya Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği öykü yarışmasında "Sığınak" adlı kitabıyla ikincilik ödülü aldı. Bu dönemde öyküleri Damar, Yazıt, İnsancıl gibi edebiyat dergilerinde yayınlandı. Dialog Dergisi'nde sinema eleştirileri, Nokta Dergisi'nde haftalık köşe yazılarıyla çalışmalarını sürdürdü. Damar Dergisi'nde "Perice" adıyla günlükleri yayınlandı. İkinci öykü kitabı N’olur Beni Eve Götür’deki ‘‘Koza’’ adlı öyküyü, Demirtaş Ceyhun, Varlık dergisinde Türk öykü antolojilerine girecek değerdeki bir “ilk aşkın eşsiz güzellikteki anlatımı” şeklinde değerlendirdi. Prof. Dr. Talat Halman’ın ‘‘anlatı sanatında bir virtüöz’’ olarak tanımladığı Şaylıman’ın üçüncü kitabı Zaman Geriye Dönmez, edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş tarafından, aynı yıl yayınlanan 174 “ilk roman”ın ilk sekizi arasında gösterildi. 22 Nisan 2001'de yaptığı bir canlı yayın programını "Kuşatılmışlar Ülkesi Türkiye" adıyla kitaplaştırdı. Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler Şemaki Evi - 1993 Tarihin Tanıkları - 1990 .... Belgesel, 00:09:00 4. Ankara Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, Belgesel Dalı, Finalist. 1992 Halıcılık - 1989 Kadırga Bir Şenliktir - 1987 Kurgu Filmografisi Şemaki Evi - 1993 Tarihin Tanıkları - 1990 Halıcılık - 1989 Kadırga Bir Şenliktir - 1987 Tahtacı Fatma - 1979 Safranbolu'da Zaman - 1976 Şaylıman’ın Eserleri: • Sığınak (öykü, Damar Yayınları, 1992) • N’olur Beni Eve Götür (öykü, Art Yayıncılık, 2004) • Zaman Geriye Dönmez (roman, Merkez Kitaplar, 2006) • Kırılma Noktası (günce, İmge Kitabevi Yayınları, 2008) Kaynak imge.com.tr 4. Ankara Film Festivali katalogu
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.