Gidelim üşümeden yüreğimiz | Nuri Can

0
68

Bir eskici dükkanına bırakıp hüzünleri

kapılara, evlere vurup kilidi ,

bu şehri, bu sokakları terkedip gidelim

gidelim buralardan gidelim dostum

bağlayıp atımızı bir han duvarına gidelim…

“Bu el bize yaramaz”

Öpüp yanaklarından gözyaşını sevdiğimizin

koyup yüreğimizin üstüne sevdamızı gidelim…

sıyrılıp kininden düşmanlığın ,

bencilliğin kirinden arındırıp kalbimizi.

incittiğimiz her ne varsa helallaşarak

hayat haya etmeden hayallerimize gidelim…

varsın anılar ardımızda yağmur olsun,

dolu olsun

sel olsun,

boğulsun dipsiz deryalarda

gidelim bizim olmayan bu şehirden

baharı saçlarından öpme aşkına ,

yağmur aşkına, gül aşkına gidelim

Bu acımazlıklara, bu insafsızlıklara,

bu vefasızlıklara dayanmaz bu yürek

haydi kalk gidelim

daha fazla yıkılmadan, kırılmadan, savrulmadan

yalan kuyular yutmadan benliğimizi

kirli kanallara katmadan ömrümüzü

hırsın, bencilliğin, kahpeliğin

ve tasanın olmadığı bir yere gidelim…

Gidelim üşümeden yüreğimiz

bir dağ başına mesela

hoş geldin desin bir ala geyik

merhaba desin bir çiçek

bir kuş ötsün

bir dal gülümsesin

rüzgarlar bizim için essin,

bizim için doğsun güneş

pınarlar adımızı seslensin

ışıldayan sular adına ve aşkına gidelim…

Hayat ağlamak değil dostum

nefes nefes içine çekmek

şiir şiir sevişmektir hayatla

önyargısız, koşulsuz ve hesapsız

yeryüzündeki sevgi aşkına gidelim

Dağlara vursun çağrısı aşkın

türküsü hayatın

duygusu özgürlüğün

ve kendi kendinin anlamı

ve nedeni olan bir güzellik içinde.

gidelim şiirin ve aşkın aşkına gidelim

Yaklaşırken bahar nefes nefes

kekikler yeşerirken, keklikler öterken

ışıldayan sular aşkına gülümserken ay

serilirken mavi göklere sabahın ak yıldızları

hayatın türküsünü söyleyelim rüzgarlarla

bize göre değil bu kirli maviler

riyakar ilişkiler

topla yüreğini gidelim burdan

gidelim kendimizle olmak aşkına

gidelim vefa aşkına, dostluk aşkına gidelim…

Nuri CAN