Gelinlik Giydirildi Çocuk Sobelendi

0
195

Gelinlik Giydirildi Çocuk Sobelendi

 

dursaliye-sahan-3

Dursaliye Şahan

İstanbul’dan otobüsle Bursa’ya gidiyorum.
Elimde Suna Güler’in romanı: Günah Kadına Yaraşır.

Daha ilk paragraftan sarıyor. Haftaya yazacağım.

Bu haftanın konusu; Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin Bursa Belediyesi ve Valilik ile birlikte düzenlediği etkinlik. Gelinlik Giydirildi Çocukluk Sobelendi.

Konusu erken evlilik olan bir etkinliğin keyifli geçtiğini tahmin edebilir misiniz? Edin. (Oysa daha önce katıldıklarımdan hep bir burukluk ve isyan birikintileri ile ayrılmışımdır.)

Bursa’ya da giderken işte böyle kendimi ‘bedbaht bir toplantıya’ hazırlamıştım. Zaten elimdeki kitap da konunun başka bir boyutu ile beni yol boyu epey bir ajite etti.

Neyse; Çekirge Kervansaray Termal otele indim. Biraz uzanmayı düşünüyordum ama ağaçlar arasındaki otelin tarihi dokusunu görünce iş değişti. Asırlar öncesi yapılmış taş duvarlara dokunmak bile ayrı bir zevk. Ben burada değil bir gece aylarca bile kalırım derken yanımdan geçen komi tuhaf tuhaf yüzüme bakıyordu.

Türk hamamında peştamaller içinde turnanın başında düşünüyorum. Şimdi ben panelde ne konuşacağım? Öğrenci kızlar gelecek. Günler öncesinden yazdım konuşmamı ama beğenmiyorum. Gençler çok zeki. Samimi olmadığınızı anlarlarsa hapı yuttunuz demektir.

Mermer havuzun içindeki kükürtlü su zihnimi açmış gibi birden aklıma “Nikahta keramet vardır” sözü geldi. Nikahtan başlamak gerek. Resmi nikah, imam nikahı sıralı olmalı zaten bu biliniyor ama daha önemli bir şey var. Gönül nikahı. Geçen yıl adı Gönül Nikahı olan bir öykü yazmıştım.  Her iki nikahtan önce gönül nikahı olmalı. O iki insanın arasındaki en güzel bağ değil mi? Adına aşk dediğimiz, sevgi dediğimiz, tutku bile diyebildiğimiz…

Gönül nikahının olması için de rıza yani istek olması gerek. E şimdi 15 yaşındaki bir kızla 40 yaşındaki adamın arasında böyle bir doğal istek olabilir mi? O küçücük kızın babası yaşındaki adamla bir gönül bağı kurabileceğini hangi zihniyet kabul ediyor bilmiyorum.

İkinci eş olarak giden bir kadının, genç yaşlı fark etmez eşine güvenmesi, sevmesi, sağlıklı bir ilişki yaşaması beklenebilir mi?

Ya iki tarafta genç ve bekar olursa? Diyelim ki kız 16 erkek 17 yaşında. O zaman söz konusu olan iki çocuk. Hadi kendi istekleri ile oldu diyelim. Hayır! Bu da olmaz. Biri onlara evliliğin ancak yetişkinler için olduğunu anlatması gerek. Evlilik yükünü hangi aşk ile gelirse gelsin iki çocuğun kaldıramayacağını bilmeliler. Yani evlilikteki bütün kerametler sadece yetişkinler için geçerlidir öyle değil mi?

tayyare-kultur-merkezi

Tayyare Kültür Merkezindeki sergi salonuna kafamdaki kopuk konuşma cümleleri ile gittim. Ana kapıdan geçer geçmez kafamda ne var ne yok uçtu gitti. Koca koca fotoğrafları görünce çevresindeki insanlar silindi gitti. Bam! Bam! Çocuk gelinleri anlatan renkli fotoğraflar! Hiçbir konuşmaya mahal bırakmayacak kadar çarpıcı. Gözüm fotoğrafları çeken kadını arıyor ama erkek diyorlar. Profesyonel fotoğrafçı konuyu iyi yakalamış diye düşünürken kadınlardan biri; “Faik bey iş adamı aslında ama hobi olarak fotoğrafçılık yapıyor. Bir de bu konuda kısa filmi var” diyor.

Ne diyeyim hayat sürprizlerle dolu.

Faik Kaplan ile tanıştım. İstanbul’daki Dilan Bozyel’in benzer çalışmalarından bahsediyorum. Her ikisine de buradan bir kez daha duyarlılıkları için teşekkür ediyorum. Bursa Belediyesine, Valiliğe de teşekkür etmek gerekiyor. Keşke diğer belediyeler ve resmi kurumlar da bu konuda aynı şeyleri yapsalar. Mor Salkım gibi köylere kadar giden sivil toplum örgütlerini, canla başla çalışan o aktivist kadınları destekleseler.

Başka türlü Avrupa ikinciliğine kadar çıktığımız çocuk gelinler sıralamasında aşağılara inemeyeceğimizi artık anlasalar. Resmi kurumların bu konudaki önemini tekrarlamaktan bizler yorulduk.

Serginin açılışını Bursa Büyükşehir Başkan Vekili Abdülkadir Karlık yaptı.

Güzin Abraş yönetimindeki panelde; Avukat Nevin Canbaz , Doktor Nurten Türksoy, Psikolog Eda Abdullahoğlu, Birleşmiş Milletler Kadın Dostu Kentler Bursa İl Koordinatörü Burcu Üzümcüler; konuyla ilgili yasayı, sağlık sorunlarını, dünyadaki ve ülkemizdeki istatistiki durumları, sosyolojik boyutlarını anlattılar.

Ben medyanın ve sanatın bu konudaki önemine değindim.  Hayır, sözcüğünün çoğu zaman nasıl hayırlı bir kadere dönüştüğünü anlatmaya çalıştım. Konuklar da söz aldı. Hüseyin Üzmez’in hangi yasayla çıkarıldığı bile soruldu.

Böyle bir konuyu iki saate sığdırmak mümkün mü? Söz konusu çocuklar. Bizler kadın olarak hele de anneysek dünyanın neresinde olursa olsun mağdur edilen çocuklar bizim demektir. Onlara destek olup, zarar verenlerden hesap sormalıyız.

Anılarını yazan bir hakim suçu kazıyın altından insan çıkar demişti. Çocuk gelinleri kazıdığınızda da göreceksiniz ki altından sadece cehalet ve kölelik zihniyetinin kalıntıları çıkmaktadır. Onun dışında din, gelenek ve görenek bahane. Çocuk gelin demek düpedüz çocuk istismarı demektir.

Aldanmayın, aldatmalarına da izin vermeyin. Sessiz kalırsak bu aşikar çocuk tacizinin ortağı olmuş oluyoruz.