ALTIN 485,32
DOLAR 7,9343
EURO 9,3946
BIST 1,1824
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Geçmiş Zaman Olur ki Hayali Cihana Değer / Jozef Naseh

Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  

Çin…! Çin..!

 

1950 yılları ve sonrası
Antakya’nın kent çekirdeği; köprübaşı; dört ayak mahallesi (şimdiki Savon otelinin bulunduğu alan ); Bideyvi Mahallesi (şimdiki Şükrü güçlü köprüsünün bulunduğu alan/ eski adı Dervişli) arasında idi.

En uzun cadde de; antik eksen üzerine kurulmuş olan kurtuluş caddesi idi.
Köprü başının karşı tarafında; Antik kentin ekonomik yükünün bir kısmını karşı tarafa taşımak amacı ile; Eski Arkeoloji Müzesi; Ziraat Bankası, Eski belediye Binası; PTT (eski mezarlık yeri) ve gündüz sineması; sinemanın hemen bitişiğinde Adalı konağı ve konağın bitişiğinde; kız meslek Lisesi (şimdi yıkılan Antakya otelinin yeri); bu yapıların arka tarafında asi nehrine bakan kısmında; Belediyenin kesimhanesi vardı, Atatürk caddesinin vali Ülgen bulvarına gelmeden Beş evler vardı. Akiş fabrikası kurulduktan sonra; personelin ve işçilerin barınma gereksinmelerini karşılamak amacı ile AK Evler (stadyumun karşı tarafı) yapıldı.
Eski Arkeoloji Müzesinin yanında Valinin evi; hemen yakınında; Halk Evleri (şimdi sağlık Müdürlüğü olarak kullanılıyor) ve hemen karşı tarafında; Erkek sanat Okulu; vardı .O zamanlar, buradan mezun olan bir öğrenci; Teknik bir üniversiteden mezunmuş gibi algılanırdı.
Cumhuriyet caddesinin bitim noktasında ise gurur duyduğumuz Antakya Lisesi vardı.

Bu yerleşim alanların ulaşım yolları tümü körü Başına çıkardı..
Köprü başı ayni zamanda; çevre ilçeler ve yurt dışı ulaşımı sağlayan bir merkezdi. Şimdiki vakıf iş hanının bulunduğu alanın bir kısmında; Ankara garajı vardı? Bu garaj’dan; İskenderun; Adana Aktarmalı Ankara seferi; Halep’be ve Lazikeye üzerinden deniz yolu ile Beyrut’a seferler düzenlenirdi. Bu garajın hemen arkasında; dübeş kemalin kahvehanesi; garajın karşısında Hüseyin içtenin (lakabı Halepli) tatlıcı dükkanı ve hemen yakınında Abdullah Kımrin’in (Önay) Lokantası vardı. Hemen ilerisinde Atahan Oteli. Garajın hemen yakınında da Halk sineması (eski bir Mevlevi hane; sonradan şah sineması adını aldı?).Yani Ankara garajı; gelen ve giden varlıksal yolcunun sosyal ve kültürel bütün gereksinmelerini karşıladığı merkezi bir alandı.
Bir de Halkın ve esnafın gereksinmelerini karşılayan bir garaj daha vardı. Urfalı garajı.. Hamit Urfalı (?) ve ortaklarına ait bir garajdı. İstiklal caddesinde bulunan iş bankasının tam karşısındaydı..?
Genellikle; esnaf ve zanaatkarların;ürünlerini; şehir dışına; ilçe; köylere ulaştırmak amacı ile kullandıkları bir garajdı. Garajın; içinde birde otel vardı.
Köylerden ; şehre ulaşım; kamyon motoru kullanılarak; otobüse çevrilen ve Posta ismi verilen araçlarla sağlanırdı.Bu araçlar; genellikle kırsal alan aristokrat yapıya sahip olan ailelerin yönetimi ve denetimi altında idi.Bu yüzden; kırsal alandan kentsel alana taşınacak; ürünlerin miktarına ve yolcuların sayısına son karar vericiler onlar olurdu.
Bu yapının ; Antakya merkezinde; ekonomik iş birlikçileri vardı.Dolayısı ile; düzenledikleri yolcuğunun; son varış noktasını; bu iş birlikçilerin uygun gördükleri yerlere yaparlardı. O zamanlar en uygun nokta; sebze meyve hali ve buğday pazarı civarları idi.
Posta arabasına sahip olmayan kırsal alan yerleşkeleri; taşıma ve ulaşım işini; konvoy halinde; at veya eşek ile sağlarlardı.
Antakya da varlıklı beş on ailenin; dışında özel taşıma aracı olan kimse yoktu. O zamanlar Sürücü belgesini; Antakya belediyesi verirdi. Usum beni yanıltmıyorsa; Sahir Çinçin beyin annesi ilk araba kullanan kadındı daha sonra; 1963 yılında Dr. Seza Melek hanım kullanmaya başladı. Bu konudaki bilgilerim net değil. Diğer kesim ulaşımını yaya olarak yapardı.
Yük taşıma işi; bir iki kamyonetin dışında; genelde el veya at arabası ile yapılırdı.
O zamanların Antakya’sında ; toplu taşıma araçları da yoktu.!
İlk toplu taşıma aracı; 1950 yılında ; Abdülkerim ve kardeşi Dr. Macit Çinçin tarafından yaptırılan ; Antakya’nın İlk Mühendisi Rasim Gali tarafından planlanan ve kontrolü yapılan Antakya’nın ilk toplu konut projesi olan ‘’ Yüz evler ‘ ’ in (şimdiki saadet Grant otelinin arka tarafları) yapılmasından sonra hayata geçti.
O zamanlar şehir dışı sayılan bu toplu konut alanına; yaya olarak ulaşım çok zordu. Buraya ulaşımı kolaylaştırmak amacı ile ; Mülk sahibi Abdülkerim Çinçin tarafından; kamyondan bozulmuş bir otobüs yapıldı. her saat başı yüz evler ve köprü başı arasında servis yapardı. .Halk dilinde bu otobüse Abdülkerim beyin soy adından dolayı‘ ’ÇİNÇİN ‘’ denmeye başlandı.
Bird; fazla süratli olmadığından dolayı,‘ ’ kağnı gibi yavaş yavaş yürüyor ‘’ anlamında .. Çin…! Çin…! denirdi.Yetmiş yıllık ; yaşanmışları ben anlattım. katkıları sizlerden bekliyorum.
Kalın sağlıcakla

Jozef Naseh
Arkeolog
Not ; Bu makalemi yazma sırasında bana katkı veren,
Değerli Hocam Edip Arıca ‘ya,
İşaat Mühendisi sayın Rasim Gali’ye,
Dr. Seza Melek’e,
Dr. Macit Çinçin’in oğlu Melih Çinçin’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.