Gabriel García Márquez – Nobel Ödüllü Yazar

0
88

Gabriel García Márquez yazarlık hayatı ve eserleri.

28 yılında Kolombiya’da doğan García Márquez, büyükannesiyle büyükbabasının evinde, teyzeler inin yanında büyüdü. Boş inançlara bağlı, olağanüstü olayları doğallıkla anlatan, her söylenene inanan bu kadınların anlattıkları, García Marquez’in üslubunun biçimlenmesine yardımcı olmuştur. Roman yazmaya başlamadan önce gazetecilik yapan García Marquez, bu deneyimi sayesinde romanlarındaki büyülü gerçekçiliği, tuzağa düşmeden, ayaklarını yere sağlamca basarak işleyebilmiştir. García Marquez, romanlarının korsan basımlarının yüzbinleri bulması üzerine kitaplarının, anayurdu Kolombiya’da yayınlanmasını yasaklamıştır. García Marquez, Latin Amerika’yı ilkel güzelliği ve el değmemişliği içinde tanıtırken, düş ile belleği, olayların akışını gösterişsiz, ama şaşırtıcı bir üslupla birbirine karıştırırken, tarihsel doğruluğa ve gerçekliğe bağlı kalmaya da özen gösteren bir yazar. 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır.

Tanıtım bülteninden

“Sınıfların ortadan kalkması hayret verici bir şey. Herkes eşit, herkes aynı düzeyde, herkes kötü dikilmiş eski püskü giysiler içinde, ayaklarında kalitesiz ayakkabılar var. Hiç acele etmiyorlar, telaş yok, sanki yaşamak için her şeyi ağırdan alıp tüm vakitlerini kullanıyorlar. Burada da köylerdeki aynı saf, iyi kalpli ve sağlıklı kalabalık kitleler var ama devasa boyutlarda.”

Doğu Avrupa’da Yolculuk Gabriel García Márquez’in 1950’lerde gazeteci olarak Doğu Avrupa’daki sosyalist ülkelere yaptığı seyahatin bir güncesi. Doğu Almanya’dan başlayıp Çekoslovakya, Polonya, Macaristan ve Sovyetler Birliği’ne uzanan bu serüven boyunca okurlar Márquez’in hem yol arkadaşları ve tanıştığı kişilere dair gözlemlerini hem de dönemin toplumsal ve siyasi gelişmeleriyle ilgili yorumlarını bulacaklar, elbette hepsi yazarın kendine has renkli anlatımıyla.

Nobel Ödüllü Márquez’in 2014’teki ölümünden sonra yayımlanan Doğu Avrupa’da Yolculuk, yazarın sevenleri için paha biçilmez bir hazine. Márquez’i sadece romancı değil, gazeteci olarak da tanımak isteyenler için yazarın iç dünyasına ışık tutan, sıradışı bir seyahat kitabı. Isabel Allende, Márquez için, “Aslında okurların iç dünyasını fethetmişti, dünyayı fethetmişti ve dünyaya bizleri, Latin Amerikalıları anlatmıştı; bize bizleri anlatmıştı,” diyor. Doğu Avrupa’da Yolculuk, bu büyülü yazarın gözlerinden bu sefer dünyanın bir başka köşesini tanımak, anlamak isteyenler için eşsiz bir fırsat.

GABRIEL GARCÍA MÁRQUEZ

1928’de Kolombiya’nın Aracataca kentinde doğdu. Hukuk ve gazetecilik öğrenimini yarım bıraktı. 1940’lardan başlayarak uzun yıllar gazetecilik yaptı. Yine aynı yıllarda öykü yazmaya başladı. Yayımlanan ilk önemli yapıtı, Yaprak Fırtınası’ydı. Albaya Mektup Yok, ülkesi uğruna savaşarak yaptığı hizmetlerin karşılıksız kaldığını anlayan bir subay eskisinin öyküsüydü. Bunu Hanım Ana’nın Cenaze Töreni (1962) ve Şer Saati (1962) izledi. García Márquez, en tanınmış romanı Yüzyıllık Yalnızlık’ı (1967), Meksika’ya ilk gidişinde yazdı.Yüzyıllık Yalnızlık’taki bir bölümden esinlenerek yazdığı öykülerini İyi Kalpli Eréndira (1972) adlı kitapta toplayan yazar, daha sonra birbiri ardı sıra Mavi Köpeğin Gözleri’ni (1972), Başkan Babamızın Sonbaharı’nı

(1975), Kırmızı Pazartesi’yi (1981), Kolera Günlerinde Aşk’ı (1985), Simón Bolívar’ın yaşamının son aylarını konu edinen Labirentindeki General’i (1989) yayımladı. García Márquez, 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. 2014’te Meksika’da seksen yedi yaşında hayata veda etti.

Doğum 6 Mart 1927

Aracataca, Magdalena, Kolombiya

Ölüm 17 Nisan 2014 (87 yaşında)

Meksika

Takma ad Gabo

Meslek Romancı, gazeteci, yayımcı, siyasi aktivist, kısa hikâye yazarı

Dönem 1955 – 2014

Tür Büyülü gerçekçilik

Önemli ödülleri Nobel prize medal.svg Nobel Edebiyat Ödülü (1982)

İmza

Gabriel José de la Conciliación García Márquez (6 Mart 1927-17 Nisan 2014) Kolombiyalı , tüm Latin Amerika’da Gabo olarak bilinen yazar, romancı, hikayeci ve oyun yazarıdır.

  1. yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olarak nitelendirilir.1972’de Neustadt International Prize for Literature ve 1982’de Nobel Edebiyat Ödülünü[1] kazanmıştır.

Kendi imkanlarıyla okumaya çalıştığı Hukuk Fakültesindeki eğitimini yazar kariyeri için yarıda bıraktı.

Genç yaşından itibaren, hiç çekinmeden dış politika ve Kolombiya’yı eleştirdi. 1958 senesinde Mercedes Barcha ile evlendi ve Rodrigo García ve Gonzalo isimli iki çocuğu oldu.[2]

García Márquez yazar olarak başladı ve beğeni toplamış kurgusal olmayan çalışmalar ve kısa hikayeler yazdı. En iyi bilinen romanları Yüzyıllık Yalnızlık (1967), Başkan Babamızın Sonbaharı (1975), Kırmızı Pazartesi (1981) ve Kolera Günlerinde Aşk (1985) olmuştur. En önemlisi sıradan ve gerçekçi durumların aksine sihirli öğeleri ve olayları kullanan Büyülü Gerçekçilik olarak adlandırılmış bir edebiyat tarzı yaygınlaşırken, eserleri önemli eleştirel beğenileri ve geniş bir ticari başarı elde etti. Bazı eserlerinde Macondo (doğduğu şehir olan Aracataca’dan esinlenerek) ismi verilen kurgusal bir köyü anlatır ve çoğunda yalnızlık teması işlendiği gözlemlenir.

17 Nisan 2014 günü Meksika’daki evinde 87 yaşında hayatını kaybetti.[3] Ölümünden sonra, Kolombiya Cumhurbaşkanı ,Juan Manuel Santos, onu “bugüne kadar yaşamış en büyük Kolombiyalı” olarak lanse etmiştir.[4]

Yazarın kişisel arşivi ölümünün ardından ailesi tarafından Amerika’nın Austin kentinde bulunan Teksas Üniversitesi’ne satıldı. Arşivde Marquez’in kitaplarından onunun el yazısı ile orijinal kopyaları ve Graham Greene, Gunter Grass ve Carlos Fuentes gibi yazarlarla yaptığı yazışmalara ait mektuplar da bulunmaktadır.[5] Teksas Üniversitesinden yapılan açıklamada arşiv için 2,2 milyon dolar ödendiği belirtilmiştir.[6] Marquez’in külleri, 2015 yılının Aralık ayında Meksika’dan Karayipler’deki Cartegena kentine getirilecek.[7]

2015 yılında The Washington Post’un bulduğu arşivlere göre; FBI’ın 24 yıl boyunca (1961’den 1985’e kadar) Marquez’i takip ettiği ortaya çıktı. Takibin sebebinin Marquez’in Küba’lı haber ajansı Prens Latina’nın kuruluşuna yardımcı olması, olduğu söyleniyor. Marquez’in 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü almasına rağmen, 3 yıl daha takip edildiği bildirildi.

****

1 Türkçeye çevrilmiş eserleri

1.1 Roman, novella ve öykü

1.2 Edebiyat dışı

2 Diğer eserleri

3 Kaynakça

Türkçeye çevrilmiş eserleri[

Roman, novella ve öykü[

Yaprak Fırtınası, 1955 (La hojarasca)

Albaya Mektup Yazan Kimse Yok ,1961 (El coronel no tiene quien le escriba)

Hanım Ana’nın Cenaze Töreni ,1962 (Los funerales de la Mamá Grande)

Şer Saati ,1962 (La mala hora)

Yüzyıllık Yalnızlık ,1967 (Cien años de soledad)

Sevgiden Öte Sürekli Ölüm ,1970 (Muerte constante mas alla del amor )

Mavi Köpeğin Gözleri ,1973 (Ojos de perro azul)

Başkan Babamızın Sonbaharı ,1975 (El Otoño del patriarca)

İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü ,1978 (La increíble y triste historia de la cándida Eréndira y de su abuela desalmada)

Kırmızı Pazartesi ,1981 (Cronica De Una Muerte Anunciada)

Kolera Günlerinde Aşk ,1985 (El amor en los tiempos del cólera)

Labirentindeki General ,1989 (El general en su laberinto)

On İki Gezici Öykü, 1992 (Doce cuentos peregrinos)

Aşk ve Öbür Cinler, 1994 (Del amor y otros demonios)

Benim Hüzünlü Orospularım, 2004 (Memoria de mis putas tristes)

Edebiyat dışı[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir Kayıp Denizci ,1970 (Relato de un náufrago)

Latin Amerika’nın Yalnızlığı ,1982

Marquez’le Konuşmalar Plinio Apuleyo Mendoza ile birlikte,1982 (El olor de la guayaba. Conversaciones con Plinio Apuleyo Mendoza)

Şili’de Gizlice (Miguel Littin’in Serüveni) ,1986 (La aventura de Miguel Littín clandestino en Chile)

Bir Kaçırılma Öyküsü ,1996 (Noticia de un secuestro)

Anlatmak İçin Yaşamak ,2002 (Vivir para Contarla)

Diğer eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Un día después del sábado, 1955

Monólogo de Isabel viendo llover en Macondo, 1968.

Cuando era feliz e indocumentado, 1973.

Chile, el golpe y los gringos, 1974.

Ojos de perro azul, 1974.

El otoño del patriarca, 1975.

Todos los cuentos (1947-1972), 1976.

Textos costeños, 1981.

Viva Sandino, 1982.

El olor de la guayaba, 1982.

El secuestro, 1982.

El asalto: el operativo con el que el FSLN se lanzó al mundo, 1983.

Erendira, 1983.

Kızıl Oidipus, senaryo 1996

Erendira, senaryo

Ayrıca yazarın Aralık 1982 de Stokholm’de yaptığı Latin Amerika’nın Yalnızlığı başlıklı Nobel edebiyat ödülü töreni konuşması da dahil olmak üzere bazı yazılar Turhan Ilgaz tarafından çevirisi yapılan Marquez’le Konuşmalar (Metis Yayınları, Aralık 1983) içinde yer almıştır.

 

Vikisöz’de ara Vikisöz’de alıntılar

 

^ “The Nobel Prize in Literature 1982”. Retrieved 18 April 2014.

^ Author Gabriel Garcia Marquez dies, BBC, 17 April 2014.

^ Gabriel Garcia Marquez öldü

^ http://www.theguardian.com/books/2014/apr/19/gabrielgarciamarquez-colombia

^ “Marquez’in kişisel arşivi Teksas Üniversitesi’nde”. BBC Türkçe. 25 Kasım 2014. 23 Şubat 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Kasım 2014.

^ “Gabriel Garcia Marquez’in kişisel arşivi 2.2 milyon dolara satıldı”. Hürriyet. 26 Şubat 2015. 12 Ağustos 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Şubat 2015.

^ “Garcia Marquez’in külleri, Cartagena’ya getiriliyor”. BBC Türkçe. 12 Ağustos 2015. 24 Ekim 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ağustos 2015.

http://www.bbc.com/mundo/noticias/2015/09/150906_garcia_marquez_investigacion_fbi_hr

Kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi

Gabriel Garcia Marquez Sözleri
♥ Fakirlik, elini cebine attığında boş olması değil; elini çıkardığında tutacak birinin olmamasıdır.
 
Birlikte gülüyorsanız mutluluktur, birlikte ağlıyorsanız dostluktur; ama birlikte susuyorsanız bu aşktır.
 
♥ Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız. Onun için sevdiklerinize şimdi ‘Seni seviyorum’ demekten çekinmeyin.
 
Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse.
 
♥ Ruh eşini hala bulamadıysan üzülme. Bu senin eşsiz bir ruhunun olduğunu göster.
 
Daha iyi bir insan ol ve yeni bir insanla karşılaşmadan, o kişinin de senin kim olduğunu bildiğini ümit etmeden önce, kendisinin kim olduğunu bildiğinden emin ol.
 
♥ Önemli olan, hayatta başına ne geldiği değil, neyi nasıl hatırladığındır.
 
Keşke tanımasaydım dediğim hiç kimse olmadı benim. Keşke beni tanımasına izin vermeseydim” dediklerim oldu.
 
♥ Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
 
Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
 
♥ Bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin.
 
Bir kadın, sevdiği adamın başka bir kadın tarafından mutlu edildiğini görmektense, onu can çekişirken görmeyi tercih eder.
 
♥ Benden nefret edenlerden nefret edecek vaktim yok. Çünkü ben, bana değer verenleri sevmekle meşgulüm.
 
Bazen öyle konuşacaksın ki karşındaki cevap veremeyecek. Bazen de öyle bir susacaksın ki karşındaki konuşmaya cesaret edemeyecek.
 
♥ Birini özlemenin en kötü yolu, yan yana oturduğun halde onu hiçbir zaman elde edemeyeceğini bilmendir.
 
Gitme zamanı gelmişse ‘dur’ demenin; zaman geçmişse ‘dön’ demenin ve aşk bitmişse ‘yeniden’ demenin; hiçbir anlamı yoktur.
 
♥ Aslında kötü insan yoktur hayatın hiçbir evresinde, her insan huzur verir; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde.
 
Bir bayana hanımefendilikten daha çok yakışan bir kıyafet ve onu zarafetten daha çok güzelleştiren bir makyaj yoktur.
 
♥ Kaybedecek bir şeyi olmayanlardan korkmalısın. Çünkü onlar, kazanmak için her şeyi yaparlar.
 
Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiçbir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
 
♥ Her şeyin bir sonu var, doğrudur! Ama en mutlu son hafta sonudur.
 
Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile. Kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.
 
♥ Sen üşürken onun yokluğunda, o senin varlığından bile habersizdir.
 
Kişisel bir tavır olarak alma. Hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra, sadece seni değil kimseyi umursamıyorum. Hepsi bu!
 
♥ Anneme söyleyin, insan öleceği zaman değil ölebileceği zaman ölür.
 
Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; onları hiç beklemediğinde gerçekleşir.
 
♥ Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.
 
Her an gülümse, boş ver ne düşündüğünü bilmesinler. Ve her şeye rağmen patlat bir kahkaha, bırak neden güldüğünü merak etsinler.
 
♥ Adalet… Topallayarak gelir fakat geldiği her yerde aynıdır.
 
Bir insanın en büyük hatası; gereğinden fazla değer vermek değil, kendine hak ettiğinden daha az değer vermektir.
 
♥ Yazmayı sürdürmek isteyen ünlü bir yazar şöhrete karşı kendisini sürekli korumalıdır.
 
İnsanı sadece sözler ele vermez, gözler de içinde bir şeyler gizler. Hatta sözler ne kadar inkâr etse de; gözler her şeyi söyler.
 
♥ Bir adam babasına benzemeye başladığı anda yaşlandığını anlar.
 
Daha iyi bir insan ol ve yeni bir insanla karşılaşmadan, o kişinin de senin kim olduğunu bildiğini ümit etmeden önce, kendisinin kim olduğunu bildiğinden emin ol.
 
♥ Bu dünyada bir insan olabilirsin. Ama birisi için bir dünya da olabilirsin.
 
Ucuz insanlara pahalı gelmen senin değil onların suçu. Unutma ki, insan anlayana çok, anlamayana eksik görünür. Hepsi bu!
 
♥ Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise zaten seni ağlatmaz.
 
Her erkek zeki, güzel, anlayışlı ve onu çok sevecek bir kadın ister. İyi güzelde adama sormazlar mı, bunları hak edecek ne yaptın.
 
♥ Zamanı, onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
 
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
 
♥ Hayır, ben zengin değilim. Parası olan fakir bir adamım. Zengin olmak ve parası olmak aynı şey değil.
 
Bir an gelir, insan artık hiç acı duymaz olur. Duyarlılık biter, bilinç körelir, zaman ve uzam kavramı tümüyle yitirilir.
 
♥ Çok bekleyen, daha az olanı ümit etmeyi de bilir.
 
Mutluluk kapsını kapadığında, bir diğeri açılır; ama biz kapanan kapıya o kadar bakarız ki, açılmış olan yeni kapıyı göremeyiz.
 
♥ Seni kıracak insanlar her zaman olacaktır; öyleyse güvenmeye ihtiyacın var, sadece dikkatli ol.
 
Yüreğin hafızası kötülükleri unutur, ise saklar ve büyütür. Ve bu hileli ustalık sayesinde geçmişin yüklerini kolaylıkla omuzlayabiliyoruz.
 
♥ Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat bazıları için sen bir dünyasın.
 
Sen istediğinde sana âşık olmaması, sana âşık olmadığı anlamına gelmez.
 
♥ Belden aşağısı bedenin aşkı, belden yukarısı ruhun.
 
Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir.
 
♥ Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.
 
Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
 
♥ Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
 
Eğer biraz aklın varsa; mutluluk için istediği şartları bulamayınca, bulduğun şartlarda mutlu olmayı bilmelisin.
 
♥ Umut karın doyurmaz ama insanı ayakta tutar.
 
Ağzıma giren her şey beni şişmanlatıyor, ağzımdan çıkan her şey ise bana sıkıntı veriyor, beni utandırıyor.
 
♥ Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap. Çünkü güzel şeyler; Onları hiç beklemediğinde gerçekleşir.
 
Eğer ona bir şans daha veriyorsan, kendini bir daha kandırmayı göze alıyorsun demektir.
 
♥ Kimi ne kadar düşünürsen düşün; “Düşüncelerin en derini, başına yastığa koyduğun an başlar.
 
Bir ilişkiyi kadın başlatır, kadın bitirir. Ama başlatan ve bitiren aynı kadın olmayabilir.
 
♥ Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun? O halde sarıl sevdiğine son nefesin gibi.
 
Asla unutmayın ki, bir evlilikte en önemli şey mutluluk değil, istikrardır.
 
♥ Konuşarak anlatılmaz her şey, bazen susmak yeter aslında. Unutma; Konuşmak bir ihtiyaç olabilir, ama susmak cevaptır anlayana.
 
Öyle güzel gülmelisin ki, insanlar seni ağlatmaya utanmalı.
 
♥ Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun? Dedi. Öleceğini bildiği halde yaşadığını unutmuştu.
 
Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
 
♥ Zamanını seninle geçirmekle ilgilenmeyen biriyle zamanını harcama.