Eski Mısır Uygarlığı

0
137

Krallar Güneş tanrısı Ra’ya bağlılıklarını bildirdiler ve Abusir.

 

Userkaf’ta güneş tapınağının çevresine piramitler diktiler.Userkaf’tan sonra Unas’ın yeniliği sadece piramidin yeri değildi, en kökten yenilik anıtın odalarında saklanmıştı. Tabut yeryüzünü simgelemesi için siyah renkli, mezar odasının tavanı gece göğüne benzeyen koyu mavi bir fon ve üzerinde altın yıldızlarla süslenmiş ve mezar duvarlarının dekorasyonu ve metin köşelerinin bulunması, yeraltı dünyasının su dolu çukurlarını anımsatmak için maviye boyanmış giriş salonu tüm ihtişamıyla bir şeyler söylemekteydiler.

Özellikle Piramit metinleri eski dini yazımından günümüze kadar ulaşan en eski ve Eski Krallık’tan kalan tek büyük yazıtlar külliyatını oluşturur. Karmaşık dualar, büyüler ve ilahiler derlemesi olan külliyat, kralın kozmik aleme yapacağı yolculukta yardım etmesi için tasarlanmıştı. Büyüler, efsunlar ve dualar bütün kraliyet cenaze törenlerinde ve bütün kraliyet mezar kültlerinde önemli bir rol oynamış olmalıdır. Kral Unas’ın Piramit Metinleri içindeki en dikkat çeken ve ürpertici olan ” Yamyam İlahisi”dir

“Unas insanları yiyen, tanrılarla beslenendir…Unas onların büyülerini yiyen, onların ruhlarını yutandır. Büyük olanları Unas’ın sabah öğünü içindir. Orta büyüklükte olanları akşam öğünü içindir, Küçük olanları onun gece öğünü içindir, Ona yaşlı erkekler ve kadınlar yakılarak kurban edilir.”

Unas’ın geçit yolundaki resimler içler acısıdır ve yürekler parçalayıcıdır. Ölmek üzere olan bir erkeğe bir deri bir kemik kalmış karısı yardım ederken, erkek arkadaşı onu sıkıca kolundan tutuyor, umutsuzca yiyecek arayan bir kadın başındaki bitleri yiyor ve açlıktan karnı şişmiş küçük bir erkek çocuğu bir kadına yiyecek için yalvarıyor.Tek mantıklı sonuç, kıtlık kurbanlarının, verimli Nil Vadisinin doğusunda ve batısında kalan kurak bölgelerde zorluklarla dolu bir yaşam sürdüren Mısır’ın tarih öncesi sığır çobanlarının torunları çöl kabile halkları olduklarıdır.

Unas’ın bu haşmetine ve acımasızlığına rağmen her şeyi satın alabilirdi ama bir erkek çocuk varise nasibi olmamıştı ve tahtı varissiz bırakarak ölmüştü. Halefi ise kızıyla evlenen damadı Teti adlı halktan bir adam geçti ve böylelikle altıncı Sülale-2235-2175- bir belirsizlik ortamında, saray entrikasıyla başladı ve sonuna kadar peşini bırakmayan bunalımı zorla yönetti. Teti çevresine güvenilir danışmanlar, yardımcılar buldu.Vezir Kagemni sağ koluydu. Teti klostrofobik-kapalı alan korkusu, daralma-oligarşisini yaratır.

Ne varki Tetinin tahtına en büyük tehlike onun başbakanlarından değil en yakınlarından gelir. Özelliklede ikinci derecedeki eşlerin erkek çocuklarından geliyordu. Bunlar için darbe yapmaya kalkışmak, bütün hayatlarını öylece hayal kırıklığı içinde oturarak geçirmenin tek alternatifiydi.

Tarihçi Manethon’a göre Teti bir saray darbesiyle öldürülmüştü. Teti’nin seçilmiş varisi I. Pepi doğuştan gelen hakkını kullanıyor ve Yukarı Mısıra bacanağı Djau’yu vezir olarak atıyordu. Pepi’nin kırk yıl süren iktidarında-2315-2275-Veni, sıradan ambar müdürlüğünden monarkın en yakın sırdaşı haline gelir. Kralın kadın akrabaları ve ikinci derecede eşlerinin yaşadığı yer olan kraliyet haremi kendi başına önemli bir kurumdu. Bu kurumun kendine ait toprakları var ve atölyeler-teksitil üretimi için-işletmekteydiler. Hüküm süren bir krala rakip olacak kişilerin güç kazanmasına sağlayacak bir yerdi. Eski Mısır tarihi boyunca, saray entrikaları ve darbe girişimleri sıklıkla harem kaynaklı olurdu.

Kral kendi adına iyi bir seçim yapmış ve Veni’nin dikkati sayesinde I.Pepi’ye karşı komplo önlenmişti. Arkasından böylesine tehlikeli hayınlığı engellemek için komplonun araştırılması ve tertipliyenlerin hızla ve sessizce yargılanması gerekiyordu ve bu görevi Veni yerine getirdi.Tabiki Veninin ödülleri sadık hizmetiyle orantılıydı.Tehlikeler yanlızca kendi içinden değil aynı zamanda dışarıda yaşıyan halkların Mısıra karşı besledikleri,Nil Vadisinin zenginliğine karşı ayaklanmışlardı Veni’ye bu isyanı bastırma görevi verildi, Güney Filistin’deki çöl ana vatanlarında savaşmak üzere Mısırlı askerler ve Nübye’li paralı askerlerden oluşan bir orduyla Delta üzerinden yürümeye başladı. Göçerler kolay yutulur lokma değildi.Veni beş kez kum sakinlerini bastırmak için ordularının başına geçti.

Acemi askerlerden oluşan bir orduyu desteklemesi için Nübyeli paralı askerlerin kullanılması, Mısırlı hükümdarların birinci Çağlayan’ın güneyindeki topraklarla yeniden ilgilenmesiyle, bu sefer Nübyenin insan ve maden kaynaklarını sömürmekle sınırlı değildi. Nil’in yukarı kıyıları boyunca-denetim altına alınmadıklarında, Sahraaltı Afrika’ya giden ticaret yollarına ve bu nedenle Mısır’ın iktisadi çıkarlarına zarar verebilecek-  yeni güçler harekete geçiyordu.  Mısır ile Nübye arasındaki çöl yolunda önemli bir nokta olan uzaklıktaki Dakhla’da bir ileri karakol kuruldu. Ayn Asil kasabasında güçlü savunma duvarları inşa edildi.Vaha komutanının idaresi altındaki askerlerle bir garnizon oluşturuldu. Aynı askeri altyapının bir parçası olarak, vahadan geçen bütün yollar bir karakollar ağıyla korundular.

Birbiriyle işaretleşme mesafesinde tepelerin üstüne kurulan ve ihtiyaçları doğrudan Nil Vadisinden karşılayan gözetleme karakolları Mısırlı askerlerin insanların bütün failiyetlerini, bölgeye giren ve çıkan malları denetlemelerine olanak tanıdı. Mısır bu tür araçlarla hem önemli ticaret yollarını koruyabildi hemde düşman Nübyelilerin sızmalarını engelleyebildi. Uzun bir süredir Mısırlılara boyun eğen yerel nüfus, yeniden özerklik talep etmek istediklerinin işaretlerini veriyordu. Satju ve İrjet gibi bölgelerin birleşmesi göz ardı edilemiyecek ölçüde tehlikeli bir uyarı işaretiydi.

Yama vardığında Kuzeydoğu Afrika toprakları değişim halindeydi komutan Harkhuf Libya’nın Tjemeh   halkıyla savaşında hükümdarın onu yanlız bıraktığını görmüştü. Mısır artık Nil vadisinde tek ciddi güç değildi. Vadinin ucundaki sonradan görme Nübye reisleri Mısırın yüzyıllar süren hakimiyetini, tahakkümünü tehdit ederek denetimi ele almışlardı. Merenre tahtı altı yaşında bir çocuğa II.Pepiye bırakmıştı. Yönetime her hangi bir yol gösterecek durumda değildi. Siyasi yönetim Kralın annesi ve amcasının başkanlığında naiplik konseyi kurulmuştu. Zihniyet dünya yansa’da eski Mısırlıların bir kalbur samanı yanmamalıydı’

II.pepi zamanında Komutan Harkuf trafından yapılan raporda, Nübye’deki devletler koalisyonu giderek güç kazanıyordu ve Mısır’ın çıkarları için sorun hala geldi. Pepi’nin üst düzey memurlarından başbakan Mehu bir Nübye seferi sırasında düşman yerliler tarafından öldürüldü ve oğlu babasının cesedini zor kurtardı. Dakhla Vahasındaki Mısır mevcudiyeti gücünü koruduysada, Nübye üzerindeki denetimi neredeyse tamamen kaybetti.

5.Sülalenin sonlarında uygulamaya konulan siyasi iktidarı eyalet yöneticilerine devretme uygulamasının akıllıca olmadığı hemde durdurulamaz olduğu ortaya çıkmıştı.yerel yönetimler bir takım dini görevleride ellerinde toplayarak sürekli güç kazanıyorlardı ve bazıları kendilerini  bölgenin büyük amiri olarak görüyordu.

“Boğa, Mısır’da Apis, Osiris ve Serapis; Sümer’de Dumuzi; Babil’de Temmuz ve Kenan’da Baal’dir. Nitekim Süleyman sonrası dönemde yönetime gelen Yeroboam, bu boğaların iki tanesinin heykelini dikecektir.” Doç. Dr. Cengiz Batuk – Mevlüde Köroğlu, “Bir Yahudi Tanrıçası Olarak Aşera”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2016, sayı: 41, s.26.)

“Büyük İskender, Mısır’a girişi esnasında Pelusium’da Mısırlılar tarafından bir kurtarıcı gibi karşılanmıştır. Halkın kendisini sevdiğini düşünen Büyük İskender, Mısır’ın başkenti Memphis’te Mısır tanrılarına ve kutsal Apis’e kurbanlar kesmiştir. Mısır’ın dini inançlarını koruyan Büyük İskender, Pers İmparatorları Kambyses ve III. Artakserkses’in öldürdükleri Mısır’ın kutsal hayvanı Apis’e de saygıyla yaklaşmıştır. Amon inancına olan bu saygısı, rahipleri çok etkilemiş ve onu “Amon’un Oğlu” olarak bir tanrı gibi kutsamışlardır”. Flavius Arrianos-Aleksandrou Anabasis İskender’in Seferi”, cilt: 3, Alfa Yayınları, İstanbul 2005, s.95-96.

 

 

http://herkeseforum.blogspot.com.tr/2017/07/eski-msr-uygarlg-5.html?spref=fb