Edebiyatın Hüzünlü Şâiri Turgut Uyar

0
146

Gelin Hep Beraber Göğe Bakalım!

* Türk şiirin bu büyük ismi 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi.
 
Türk şiirin bu büyük ismi 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi.
Ahmet Turgut Uyar, harita subayı olan bir babanın altı çocuğunun beşincisi olarak Ankara’da doğar. Babası aynı zamanda hattattır. Ankara’nın Latin alfabesiyle yazılan ilk sokak levhalarını babası yazmıştır.
 
Ancak babasının görev icabı kendilerinden ayrı olması ve ardından gelen ölümü Turgut Uyar’ı derinden etkiler. Babasının ölümünün ardından aile İstanbul’a, Edirnekapı’ya gider. Hüzün o vakitten itibaren yakalayacaktır Turgut Uyar’ı.
 
Bu durumdan kendisi de şu şekilde dem vurur:
 
“Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem ‘Yapma oğlum’ derdi ona, ‘O içli bir çocuk…’ “
* Turgut Uyar, ilk öğretimini tamamlamasının ardından Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ne gider.
 
Turgut Uyar, ilk öğretimini tamamlamasının ardından Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ne gider.
Turgut Uyar’ın askerî okul mezuniyet töreninden bir fotoğraf.
* Lisenin ardından Askerî Memurlar Okulu’nu bitirir Turgut uyar. Genç bir askerî memur olarak Anadolu’yu dolaşmaya başlar. Askerlik mesleği ise ne karakterine ne de dünya görüşüne uygun değildir.
 
Lisenin ardından Askerî Memurlar Okulu’nu bitirir Turgut uyar. Genç bir askerî memur olarak Anadolu’yu dolaşmaya başlar. Askerlik mesleği ise ne karakterine ne de dünya görüşüne uygun değildir.
Askeri Memurlar Okulu’nu da bitirdikten sonra Kars’ın Posof ilçesinde (Şu an Ardahan’ın ilçesi) askerî memur olarak çalışmaya başlar.
 
Burada 4 yıl çalıştıktan sonra, Samsun’un Terme ilçesine tayini çıkar. Terme’de de 2 yıl çalışır ve akabinde Ankara’ya gelir. Ankara’da da 4 yıl çalışır ve askeri memurluktan istifa eder.
 
Askerlik mesleği ise ne karakterine ne de dünya görüşüne uygun değildir. Yıllar sonra Federico Garcia Lorca için yazdığı şiirde şöyle belirtecektir bu durumu:
 
“Ah işte herşey orda…
Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırmaları, apoletleri olmasa da.”
* Henüz Askerî Memurlar Okulu’nda öğrenciyken 1947’de Yezdan Şener ile evlenmiştir
 
Henüz Askerî Memurlar Okulu’nda öğrenciyken 1947’de Yezdan Şener ile evlenmiştir
Bu evlilikten, Semiramis, Tunga ve Şeyda adında üç çocuğu olmuştur.
* İstifasının ardından iş hayatına SEKA’da devam eder ve buradan emekli olur.
 
İstifasının ardından iş hayatına SEKA’da devam eder ve buradan emekli olur.
Turgut Uyar’ın SEKA memur kimlik kartı, 1963 yılından.
*. Daha sonra çoğumuzun bildiği büyük aşk başlar: Turgut ve Tomris…
 
Daha sonra çoğumuzun bildiği büyük aşk başlar: Turgut ve Tomris…
Turgut Uyar 1966 yılında eşinden ayrılıp İstanbul’a yerleşir. O dönemde Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlarlar.
 
1 Kadın 3 Şair
Kendisine hiç şiir yazılmamış biri olarak, 3 büyük şairin kendisine en güzel şiirlerini yazdırtan kadını hep merak etmişimdir. Onun kişiliğini alışkanlıklarını düşünceleri hep merak etmişimdir.
* Ardından gelişen yakınlaşma 1969 yılında evlilikle ile sonuçlanır.
 
Ardından gelişen yakınlaşma 1969 yılında evlilikle ile sonuçlanır.
Tomris Uyar ile Turgut Uyar’ın evlilik cüzdanı.
* Bu evlilikten bir de oğulları olur: Hayri Turgut Uyar.
 
Bu evlilikten bir de oğulları olur: Hayri Turgut Uyar.
Hayri Turgut Uyar, İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmakta ve annesi Tomris Uyar ile babası Turgut Uyar’ın anılarını yaşattığı bir Tumblr hesabı yönetmektedir.
* Tomris Uyar şöyle anlatıyor büyük aşkı, iyi şâir Turgut Uyar’ı:
 
Tomris Uyar şöyle anlatıyor büyük aşkı, iyi şâir Turgut Uyar’ı:
“Çok yakışıklı, çok zeki, çok duyarlı bir insandı. Belki bana göre aşırı ciddiydi. Tipik edebiyatçı özelliği taşıyan, kendi içine kapalı, dışarısıyla fazla alışverişi olmayan, şiiriyle mutlu biriydi. Ben öyle değilim. Denizi de severim, dolaşmayı da… Daha canlı, daha hareketli olmayı isterim. Belki bu bakımdan pek uyuşmuyoruz.”
 
“Hep çok kıskançtı (… ) Turgut Uyar’la geçirdiğimiz bazı hırgürlü geceleri şimdi olsa kaldıramayacağımı biliyorum ama bütün güçlüklerine karşın fırtınalı bir aşkı, yavan, düz-ayak bir ilişkiye hâlâ yeğlediğimin de bilincindeyim.”
Tomris – Turgut Uyar çifti Sait Maden ile birlikte…
 
* Uyar, ilk ödülünü Arz-ı-Hal şiiriyle kazanmıştır.
 
Uyar, ilk ödülünü Arz-ı-Hal şiiriyle kazanmıştır.
Turgut Uyar ilk şiiri Yâd’ı, Yedigün dergisinde yayımlar. Nurullah Ataç’ın ısrarlarıyla da 1948’de Kaynak dergisinin yarışmasına katılır. Şiiri “Arz-ı Hal”, yarışmayı kazanır.
 
Yarışmaya katılması konusunda ona destek olan ünlü eleştirmen Nurullah Ataç, şâirin “Türkiyem” adlı şiir kitabına yazdığı ön söz de şöyle demiştir:
 
“Bilmem yanılıyor muyum Turgut Uyar’ı iyi bir şair saymakla? Hiç sanmıyorum. Ne olursa olsun, onun için atıyorum zarımı.”
Arz-ı-Hal
 
Ben de günahkar kullarındanım Allahım…
Bir “Kulhuvallahi” bilirim dualardan,
Bir de “Yarabbi şükür” demeyi doyunca,
Bir kere oruç tutmam ramazan boyunca,
Ama çekmediğim kalmadı sevdalardan.
Ben de günahkar kullarındanım Allahım!…
 
Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!…
Eğer bilmiyorsan işte, haberin olsun.
Ekmek derdi, aşk derdi unutturdu seni.
İnsan hatırlamıyor dün ne yediğini.
Zaten yediğimiz ne ki hatırda dursun.
Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!…
 
Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!…
Meleklerin sana bunları söylemezler.
Artık, pek yarattığın gibi değil dünya
İnsanlar hem sabuna karıştı, hem suya:
Ne olursun hoşuna gitmediyse eğer,
Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!…
 
Sana bir şey soracağım, affet, Allahım!…
Beş vakit kızlar doluyor camilerine,
Beyaz yaşmaklı, beyaz tenli masum kızlar…
Benim bir defa görüşte yüreğim sızlar;
Sen tutulmadın mı, içlerinden birine?
Sana bir şey soracağım, affet, Allahım!…
 
İşte insanlar bu minval üzre, Allahım!…
Kıt kanaat sere serpe yollar boyunca
Sen, bizim için hala o ezeli sırsın.
Sen de, bizi bilmiş olsan, başkalaşırsın…
Herkesin kederi, gailesi boyunca.
İşte insanlar bu minval üzre, Allahım!…
*Turgut Uyar’ın ilk şiirlerinde Garip akımının etkileri hissedilse de, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Edip Cansever’le birlikte İkinci Yeni akımının en önemli temsilcilerinden biridir.
 
Turgut Uyar’ın ilk şiirlerinde Garip akımının etkileri hissedilse de, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Edip Cansever’le birlikte İkinci Yeni akımının en önemli temsilcilerinden biridir.
*. Turgut Uyar, ömrü boyunca 9 şiir kitabı yayımladı.
 
Turgut Uyar, ömrü boyunca 9 şiir kitabı yayımladı.
“Arz-ı Hal”, “Türkiyem”, “Dünyanın En Güzel Arabistanı”, “Tütünler Islak”, “Her Pazartesi”, “Divan”, “Toplandılar”, “Kayayı Delen İncir”, “Dün Yok Mu”. 1984 yılında ise şâirin bütün şiirleri “Büyük Saat” adlı bir kitapta toplandı.
13. Yoğun alkol tüketimi şâirde siroz hastalığına neden olur ve hastalık sebebiyle ömrünün son dönemlerinde büyük sıkıntılar yaşar.
 
Yoğun alkol tüketimi şâirde siroz hastalığına neden olur ve hastalık sebebiyle ömrünün son dönemlerinde büyük sıkıntılar yaşar.
* Şiirin bu büyük ve hüzünlü şâiri 22 Ağustos 1985’te yaşama veda etti.
 
Şiirin bu büyük ve hüzünlü şâiri 22 Ağustos 1985’te yaşama veda etti.
Naaşı Rumelihisarı Mezarlığı’nda bulunmakta. Belki aranızdan bazıları gider biraz su döker mezarına ve şiir üzerine konuşur şair ile kim bilir…

*Turgut Uyar’ın el yazısından: “Sonsuz ve Öbürü” ve üç diğer şiiri…
En değerli vakitlerinizi bana ayırdınız
sağolunuz efendim
Gökyüzünün sonsuz olduğunu bana öğrettiniz
öğrendim
Yeryüzünün sonsuz olduğunu öğrettiniz
öğrendim
Hayatın sonsuz olduğunu öğrettiniz
öğrendim
Zamanın boyutlarının sonsuzluğunu
Ve havanın bazan kuşa döndüğünü öğrettiniz
öğrendim efendim
 
Ama sonsuz olmayan şeyleri öğretmediniz
efendim
Baskının zulmun kıyımın açlığın
Bir yerlere kıstırılıp kalmanın susturulmanın
Aşk mutluluğunun ve eski hesapların
aritmetiğin bile
 
Bunları bulmayı bana bıraktınız
Size teşekkür ederim.
Acıyor
 
Acıyor
Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor
 
Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
 
En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
öteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
sevgim acıyor
 
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar
 
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
İlkbahar geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
 
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar
Denge
 
Denge
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
 
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
 
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Göğe Bakma Durağı
 
Göğe Bakma Durağı
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
 
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
 
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
Kaynak:Onedio