ALTIN 275,48
DOLAR 5,7051
EURO 6,3138
BIST 100.323
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu
Kitaplar

Düşünürler ve Sözleri

07.09.2019
40
A+
A-

Gereğinden fazla Anti-militarist olanlar, bunun bedelini düşman tankları sokaklarında gezdiği zaman öderler.

George Orwell

*****

Ya kartal olup uçacaksın Yakalamak için güneşi, Ya da tavsan gibi yasayacaksın. Olmak için bir kartal yemi.

Alıntı

*****

“Felsefe, yaşayamayan ve yaşatmayan bir terörizm biçimiydi. Kadın-erkek bütün insanlardan olanaksız bir arılık talep ediyor, felsefe dilinin cazibesiyle büyülenenler deliliğe ve çaresizliğe sürükleniyorlardı.”

“…. Felsefe dua etmekten çok patates soymaya benziyordu”

Terry Eagleton – Azizler ve Alimler

*****

Hayal dünyamda bu “güzel ve yüce şeylere” sığınarak ne aşklar yaşadım…gerçek hiçbir varlıkla ilgisi olmayan, bütünüyle hayal ürünü bu aşklar sayesinde ruhum öylesine cömertçe doyuyordu ki, sonradan gerçek bir aşka ihtiyaç bile duymuyordum. gerçek birini sevmek benim için gereksiz bir lüks olurdu. her şeyin sonunda şuradan buradan, ozanlardan, romancılardan alıntıladığım kusursuz sahneleri istediğim gibi değiştirip, kendime uyarlıyordum hayallerimde. ama her zaman üstün gelen bendim; yenilenler üstünlüğümü ister istemez kabul etmek zorunda kalıyorlardı. tabii ben de onları hemen bağışlıyordum.

Dostoyevski – Yeraltından Notla

*****

“Siz çocuklarınızla birlikte bir şeylenr yapmazsanız başları o çocukları alır ve kendine göre yetiştirir. Çocuklara okumayı sevdirme yolları, adlı kiatptan alıntırdır.

*****

“Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır”  Hayata yön veren sözler adlı kitaptan..

*****

Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. kimsenin onları çözecek kadar tırnakları yok. Bense coktan vazgectim tirnaklarimi uzatmaktan. Kendimi bilmeyi biraktim. Ölümü bilmek ve anlayabilmek bile daha kolay. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya ve sorusu olmayan bir yanit gibi de gidiyorum.

Hakan Günday Kinyas ve Kayra

*****

“Kader seni güldürmüyorsa, espiriyi anlayamadın demektir.”

“Aşk, kader ve yaptığımız seçimler hakkında bildiklerimi öğrenmem çok uzun sürdü, dünyanın pek çok yerini dolaşmam gerekti, ama hepsinin özünü bir anda, bir duvara zincirlenmiş halde işkence görürken kavradım.”

Shantaram-Gregory David Roberts

*****

”Ben sana uyandım, sen başkaları ile uyurken…!”

Küçük İSKENDER

*****

“Doğru, gerçek ve tek yol hangisim mi ? Bu yol hiç var olmadı.”

Nietzsche/Hayat Dedigin Nedir Ki ?/Aforizmalar

*****

Atinalılar Platon’a “İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir?” diye sormuşlar.

Platon tek tek sıralamış: Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki sonra çocukluklarını özlerler.

Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, ama sağlıklarını geri almak için de para öderler.

Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta, ne bugünü ne de yarını yaşarlar. Lakin hiç yaşamamış gibi ölürler…“

“Peki sen ne öneriyorsun?” diye ikinci bir soru daha sormuşlar.

Platon yine sıralamış: “Kendinizi kimseye sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, kendinizi sevilmeye bırakmaktır. İnsanı insan yapan şey, bir şeylere sahip olmaktan ziyade, olup bitenleri anlamaya çalışmaktır. Önemli olan da çok şeye sahip olmak değil, olabildiğince az şeye ihtiyaç duymaktır.”

*****

Hüzün çanağı yalnızlık

Yasaklarla büyütüldü

Bir gece vakti

Katledildi suya inen çocuklar

II

Tellâl haber saldı dağlara

Siyahlar giyildi, ağıtlar yakıldı

Kızıl bir dem kaldı geriye…

Ozan Deniz Sarıtop

*****

Bize iyice derinden dokunan gerçekleri, laf aralarından ve dolandırarak dışa vururuz.

Ne çok da dolambaç gereksiyoruz, ilişkilerimizle başedebilmek için! gerçeklerimiz bile dolambaçlıdır zaten. dolanıp dururuz gerçeklerimizin çevresinde

-onlara hiç ulaşamadan, dokunamadan…

— Oruç Aruoba

*****

“Herkesi öldürüyoruz, sevgili dostum.

Kimini kurşunlarla, kimini sözlerle,

kimini yaptıklarımızla ve kimini de şimdiye kadar yapmadıklarımızla..”

[Dostoyevski]

*****

“Çok iyi bilirim, kelebeklerin neden kırılgan olduklarını;  

‘k e l e b e k  o l m a y ı  s e ç t i k l e r i n d e n’

Alıntı

*****

Hedeflerinin yanında hayat ufacık kalıyordu. Bu adamın hedefleri dünyaları aşıyordu. Herkes akşama ne yiyeceğini düşünürken bizimkinin aklı havadaydı. Gerçekten havadaydı, evrenin ardında ne olduğunu merak ediyordu. Küçücük dünyamızda bir kişinin önemi nedir? diyordu. Kişi nedir falan da diyordu. Hatta bir ara bir kişi olmadığını düşündü. Sadece bir yanılgıdan ibaret olduğunu, önemsiz olduğunu sandı. Daha sonra reklamlar girdi araya. Reklamlar insanın önemli olduğundan bahsediyordu. Şirketler onun hakkında bu kadar kaygılıyken bizim adan önemsizliği unutuverdi.

*****

Galileo olabilirdim belki en zorlu engizisyonlarda, ama olamadım . Dünyanın dönüşünü senin mahallemizin köşesinde ki dönüşlerine göre sanırdım. Ben Galileo olamadım, ama bende yargılandım.

Edebiyat Edebi Sözler

*****

Ne olabilirdi ki benim başarım, ben o koşullara boyun eğip, toplum içinde bana gösterilen yeri alsaydım? Bir ikiyüzlülük, bir sahtelik, bir aldatmaca olurdu bu ‘başarı’  ben’im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim bir şey. Karşılığında kim olduğumu verdiğim bir ‘kimlik’… Bunu kabul etmedim, şunu bilmeni istiyorum: pişman değilim; hiç de pişman olmadım, ama şunu da bil ki öyle gururlu falan da değilim. Olmadım. Kendimden hiç nefret etmedim; ama bir türlü beğenemedim de kendimi. Çok acı çektim, ama başkalarına da çok acı çektirdim. Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim. Hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da… Dünya ne ise oydu, ben de ne isem o oldum. Uyuşamadık. Hepsi bu.

Oruç Aruoba

*****

Beni kıyıya sürükleyen bu deniz kaç kişiyi öldürdü.

Nefes almayı kim öğretecek bana

Belki unuturum .

Hatta kaybolurum, ruhumun köşeleri ne rağmen

Çapraz uzanırım boynuna bir adamın

Ve de hayat kokar birbirimizi tavaf eden parmaklarımız

Yatağımda bulduğum her çocuk yaşar belki bu sefer

Ben korkmadan tanrıya inanırım belki

Hatta ben senden bir tanrı bile yaratırım.

Elif Özdemir

*****

Bir aile hekimi, bir jinekolog, bir cerrah ve bir patolog yaban ördeği avına çıkar. Aniden bir kuş havalanınca aile hekimi çiftesini doğrultur, fakat uçanın ördek olup olmadığını kestiremediği için ateş etmekten vazgeçer. Jinekolog da tüfeğini doğrultur ancak ördeğin dişi mi erkek mi olduğunu kestiremediği için ateş etmez. Bu arada cerrah hiç düşünmeden tüfeğini doğrultur, ateş eder, kuşu vurur ve patoloğa döner: “Git bak bakalım ördek miymiş?

Thomas Cathcart ve Daniel Klein, Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer (Uygulamalı Etik)

*****

Adam Tanrı’ya seslenir. “Tanrım,” der, “Bir soru sorabilir miyim?”

Tamam,“ der Tanrı. “Sor bakalım.”

“Tanrım, senin için bir milyon yıl bir saniyedir diyorlar, doğru mu?”

“Evet, doğru.”

“Peki, bir milyon dolar senin için nedir?”

“Benim için bir milyon dolar, bir penidir.”

“a, iyi,” der adam. “O zaman bana bir peni verebilir misin?”

“Tabii..” der Tanrı, “Bekle bir saniye…

Thomas Cathcart ve Daniel Klein, Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer (Görelilik)

*****

Bir kadın, bir adama, kendisine domuz dediği için hakaret davası açmıştır. Adam suçlu bulunur ve tazminat ödemeye mahkûm edilir. Dava bitiminde adam yargıca, “Yani ben artık Bayan Harding’e domuz diyemeyecek miyim?” diye sorar.

“Öyle.” der yargıç.

“Peki, bir domuza Bayan Harding diyebilir miyim?”

“Tabii.” der yargıç. “Herhangi bir domuza Bayan Harding diyebilirsiniz.”

Adam bunun üzerine Bayan Harding’e bakar, “İyi günler dilerim, Bayan Harding.” der.

 Thomas Cathcart ve Daniel Klein, Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle

Bara Girer (Paradoks)

*****

Acıya karşı en korunmasız olduğumuz zaman, birini sevdiğimiz zamandır..

Sigmund Freud, Uygarlığın Huzursuzluğu

*****

Yarın uyanırsanız son gününüzmüş gibi yaşayın! Bir gün haklı çıkıcasınız.

Alıntı

*****

İnsanın emin olabileceği tek şey düşüncelerinin var olduğudur. Düşündüğünüzü sanasınız diye kimse size ‘hile’ yapamaz, çünkü hilenin işlemesi için de düşünmeniz gerekir. Latincesiyle Cogito Ergosum, yani “düşünüyorum o halde varım”

101 Felsefe Problemi

*****

Yaşam hep, birlikte yapılabileceklerin hayallerinin, yalnız kalmaların kayalarında parçalanışının sürecidir. Bazı kişiler için böyledir bu, en azından; belki sen de onlardan birisin… Yaşam, hep, birliktelik umutları vermeyecek. Umduracak sana. Sonra, onları alacak, yalnızlık kuyusuna atıp, boğacak. O kuyudan da nasıl çıkabilirsin? ya da, orada yaşamayı nasıl öğrenebilirsin?  Allah bilir!..  Ki, “Yaşamakta olman bile bir önyargıdır belki?”

Oruç Aruoba

*****

Metafiziksel olarak verilmiş olana karşı isyan etmek, varoluşu reddetmek için yapılan boşuna bir girişimdir. İnsan tarafından yapılmış olanı karşı çıkılmaz kabul etmek kişinin kendi bilincini reddetmeye çalışma girişimidir. Varoluşa “Evet!” diyebilmekten huzur doğar. Cesaret başkaları tarafından yapılan yanlış tercihlere “Hayır! diyebilmekten doğar.

İhtiyacımız Olan Felsefe – Ayn Rand

*****

Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et. –Descartes

*****

Bir tek hapishanelerde eşitlik vardır. Aynı kurallar, aynı kıyafetler, aynı yemek,  aynı yataklar…  Oysa ne kadar manidar suç işlemek; eşitsizlikten dolayıdır.

Edebiyat

*****

“Dindar insanlar, birçok dindar insanın sık sık ve hiç çekinmeden günah işlediğini, ama ateistlerin çoğunlukla adil davrandıklarını ilk itiraf edenlerdir. Onlar bu etik ateistleri, ateistler içinde büyüdükleri dini reddedince teolojik kökenini atarken ahlakı korumaya eğilimli olmaları ile açıklıyorlar. Etik davranışları türetilmiş ve parazitiktir ve vicdanını da din tarafından yayılan bir kültürden almıştır; onu çevreleyen dini kültür sürdürülmezse hayatta kalamaz. Kısacası, bildiğimiz ahlak Yahudi-Hıristiyan dini olmadan sürdürülemez.”

American Prospect yazarlarından Daniel P. Moloney

*****

Annemin yaşam felsefesi : “İyi başlayan herşey kötü biter, kötü başlayan herşey daha kötü biter.”

Murphy Kanunları

*****

Ezoterik bilgi türü içe dönük bilgi türüdür ve özel / seçkin olana hitap eder. Bu felsefi bilgidir. Egzoterik bilgi ise dışa dönük bilgidir ve genel kitleye / topluma din yoluyla aktarılır.

Kişi kendini gerçekleştirme sürecindeki yetkinliğini içe bakış yoluyla sağlar. Bu da ezoterik bilgiyle mümkündür. Bundan dolayı tüm inisiyetik öğretilerin temelinde ezoterik bir farkındalık bulunur.

Ezoterizm Farkındalık

*****

Felsefede klasik anlamda bir idealizm – materyalizm çatışması yoktur. Varolan çatışma mutlak bilginin olanaklılığının kabulü ya da reddidir. Örneğin Platon, Spinoza ve Hegel mutlak bilginin varlığını kabul eder. Sokrates, Kierkegaard, Schopenhauer ya da Nietzsche gibi filozoflar ise agnostik bir yaklaşımla mutlak yargıların olanaksız olduğunu söyler. Ancak mutlak yargıların olanaksız olması yargısı da mutlak bir anlama karşılık geldiğinden, felsefenin mutlak yargı üretme alanı olması zorunluluğundan kurtulamazlar. Wittgenstein da 2. döneminde bu paradoksa düşmüştür. Mantıkta her yargı zorunlu olarak mutlaktır.

Mantık

*****

Üşüyorum…

Bu yüzden bir mevsim daha yakıyorum şimdi.

Ellerimi ısıtsam kâfi…

Özlem Ayşe Çiçek-Tanrı’ya Mektuplar Kitabından

*****

dayatılanın çirkinliği ile maruz kalınanın çekilmezliği arasında gidip gelen yaşanmamışlıklardır bizi yoran..

Kirilov

*****

Umduğumuz, şey boşuna çıkınca dirildik.

Marienne Moore

*****

Büyükler, sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.

Küçük Prens

*****

İyi ki Doğdun DNA’nın Karanlık Kraliçesi!

Rosalind Franklin

*****

ŞİZOFREN AŞKA MEKTUP – CEZMİ ERSÖZ

“…Ayrılık değil, özlemek hiç değil; en büyük acı, bu giderek büyüyen boşlukmuş… En büyük dert kimi özlediğini, kimi sevdiğini bilememekmiş. En büyük kayboluş sevip sevip sonunda kimi sevdiğini bilememekmiş. İçimde bir ses durmadan, dünyanın sonu geldi, diyor. Dünyanın sonu bu halime öyle çok uyuyor ki, hiç üzülmeden, hiç korkmadan kabulleniyorum onu. Öylesine bencilim ki dünyanın sonunu kendim gibi çok seviyorum.”

******

…Sonra birden anladım ki, yıllardır, ama uzun yıllardır bu trende yaşıyorum, ama bunu nasıl, neden anladığıma hâlâ şaşıyorum.

Ve hep aynı büyük, aynı umutlu türküyü söyleyerek, sevdiğim şehirlerle sevdiğim kadınlardan boyuna uzaklaşıyorum.

Ve hasretlerini etimin içinde işleyen bir yara gibi taşıyorum.

Ve bir yerlere yaklaşıyorum, bir yerlere yaklaşıyorum…

NAZIM HİKMET

*****

ŞİZOFREN AŞKA MEKTUP – CEZMİ ERSÖZ

“…Ayrılık değil, özlemek hiç değil; en büyük acı, bu giderek büyüyen boşlukmuş… En büyük dert kimi özlediğini, kimi sevdiğini bilememekmiş. En büyük kayboluş sevip sevip sonunda kimi sevdiğini bilememekmiş. İçimde bir ses durmadan, dünyanın sonu geldi, diyor. Dünyanın sonu bu halime öyle çok uyuyor ki, hiç üzülmeden, hiç korkmadan kabulleniyorum onu. Öylesine bencilim ki dünyanın sonunu kendim gibi çok seviyorum.”

******

…Sonra birden anladım ki, yıllardır, ama uzun yıllardır bu trende yaşıyorum, ama bunu nasıl, neden anladığıma hâlâ şaşıyorum.

Ve hep aynı büyük, aynı umutlu türküyü söyleyerek, sevdiğim şehirlerle sevdiğim kadınlardan boyuna uzaklaşıyorum.

Ve hasretlerini etimin içinde işleyen bir yara gibi taşıyorum.

Ve bir yerlere yaklaşıyorum, bir yerlere yaklaşıyorum…

NAZIM HİKMET

*****

Portre

Bu yüzündeki güzellik

Nedir biliyor musun?

Yanan bir portrenin ifadesi

Cehennem ateşinin külleri

Bu yüzden bakışların titriyor

Gözlerin sonsuza dek küs gibi

Karanlığa düşmüş bir ışık seninkini.

*****

 “Eğer bir kimse bir rüya mekânından dışarı çıkabilseydi, artık ondan sonra bir tek rüya görmezdi. Zira onda uyku hâli durmayacak, uyumayacaktı.”

İbn-İ Arabi

*****

Bu dünyada zaten çok sayıda kötü şey varken, toplum bunların en kötüsü olarak kalmaktadır. Bu yüzden, arkadaş canlısı bir Fransız olan Voltaire bile, ” Yeryüzü , kendileriyle konuşmaya değmeyen insanlarla kaynıyor demiştir.

— Arthur Schopenhauer

*****

Şair’in ödevi, gerçekten olan şeyi değil, tersine olabilir şeyi, yani olasılık veya zorunluluk kanunlarına göre mümkün olan şeyi ifade etmektir.

— Aristoteles

*****

Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık, belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.

Jean Paul Sartre – Bulantı

*****

Bir hayvanın zalimliği bir anlıkken ve sadece oradaki objeye yönelikken, bizimkisi öyle bir büyüklüğe ulaşıyor ki uygulanacak kimse bulunmadığında kendine odaklanıyor. İşte bana olan buydu: nefretimin merkezi haline geldim. Ülkemden, tüm insanoğlundan ve evrenden nefret ettim. Tüm bu şeyler geride kendime karşı saldırgan bir tutum bıraktı. Bu da umutsuzluğumun sebebi haline geldi.

— Emil Cioran

*****

“Kaçıp gitmek istediğim çok zaman oldu. Mesela bulutlara da dokunmak istiyorum, ama elimde değil.” Alıntı

*****

İyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir. Çünkü kadınlar kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşir.

(bkz: Victor Hugo)

*****

Bir yüzün güzelliği tebessümde yatar diye düşünüyorum: eğer gülümseme yüzü daha da çekici kılıyorsa, o güzel bir yüzdür; eğer tebessüme rağmen yüz aynı kalıp değişmiyorsa, sıradan bir yüzdür; eğer tebessüm güzelliği bozuyorsa, o yüz çirkindir.

(Tolstoy) Çocukluğum .

*****

Bir “kurbağa testi”nden çıktı gençliğimin bitiş düdüğü… “cadı masalları” çağındayız, kötülerin şiirlerini söylüyor şarkılar.

Can Dündar – Kırmızı Bisiklet – Sayfa 15

*****

Bana insanlardan mı bahsediyorsun? İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.

(Hüseyin Nihal Atsız) Ruh Adam

*****

Güzel kadınların karşısında her erkek biraz çirkindir. Egemen olamaz, ne kendine ne kadına. Bilemez ne yapacağını, ne söyleyeceğini. Parası varsa biraz daha şanslıdır, biraz yakışıklıca bir adamsa yakışabilecekleri ihtimali için rahattır, ama en önemlisi biraz anlayabiliyorsa karşısındakinin dilinden, benzer acılar çektilerse, benzer korkular atlattılarsa, dünyaları ilgi çekiciyse, birbirlerini görebilirler yüzlerinde.

(Aytuğ Akdoğan) Ben Hep 17 Yaşındayım

*****

“Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?..

Ben de o zamana kadarki hayatımın boşluğunu, gayesizliğini sırf böyle bir insandan mahrum oluşumda bulmaya başlamıştım.”

..Herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak…”

Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna Kitabından

*****

Acı ve acı çekme, büyük bir zekaya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır.

( Dostoyevski) Suç Ve Ceza

*****

İnsanlardan, insanlar diye bahseden insanlardan oldum olası nefret etmişimdir.

(Alper Canıgüz)Gizli Ajans

*****

Yalnızlığın bir odada tek başına kalmak olduğunu sanıyordu; oysa yalnızlığın sadece kalabalıkta hissedilebileceğini bilmiyordu. (Ölüler Senfonisi)

*****

Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

(Anna Karenina)

*****

Ben en korkaklarından biriydim, diye devam etti, fakat başkalarına cesaret vermek için, kendimi yürekli gibi göstermeye çalışırken, ben de cesur oldum.

(Genç Wertherİn Acıları)

*****

Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. (Masumiyet Müzesi)

*****

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (Nutuk)

*****

Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı değildir, kitap  hariç.

*****

Büyük aşklar büyük kavgalarla başlar dediler. Kahveden adam toplayıp sevdiğim kızı dövdük.

–Spoiler–       Geyik Mesajlar, Cep kitabı.

*****

Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptığını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım. *

İnce Mehmet

*****

Bir şey sona ermek için başlamıştır. Serüven uzamaya gelmez, ona hayat veren ölümüdür yalnızca.

Jean-Paul Sartre-Bulantı

*****

Kimin nerede oturacağının hiçbir önemi olmadığını, ilk sırada olanın, ender olarak birinci derecede önem taşıdığını anlamıyorlar ki bu ahmaklar! Kimi krala, bakanı hükmeder; kimi bakana da müsteşarı! Bu durumda birinci derecede önem taşıyan kişi kimdir? Bence bu kişi, diğerlerini değerlendirebilen ve onları, kendi tasarılarını gerçekleştirmek için kullanacak kadar kudret ve kurnazlığa sahip olan kişidir.

Goethe-Genç Werther’in Acıları

*****

Perdeyi kaldırıp arkasına adım atmak! İşte bu kadar! Bu ikircim ve kararsızlık niye? Perde arakasının nasıl bir yer olduğu bilinmediği için mi? Açık seçik bir bilgimizin olmadığı konulara kargaşayı ve karanlığı atfetmek, tinimizin bir özelliği değil midir?

Goethe-Genç Werther’in Acıları

*****

Kalbindeki sevgi sözcükleri gözlerine sıkışıp kalmış gibi. ben hayatımın tüm vaktini, senin bu bakışına harcadım sevgili!

Cezmi Ersöz – Hayallerini Yak Evi Isıt.

*****

”Arabayla uzaklaşırken, arkanızda bıraktığınız insanların düzlükte ufalarak nokta haline gelip kaybolduklarını gördüğünüz anda hissettiğiniz o duygu nedir? Fazlasıyla büyük bu dünya, bizi ezip geçiyor duygusudur bu ve vedadır. Ama biz yine de gökyüzünün altında bir sonraki çılgın maceraya doğru koşarız.”

Olma Baskalari Gibi

*****

Gerektiği zaman ağlamaktan çekinme. Çünkü ‘gözyaşları söyleyemediklerini söylemek içindir sadece.’  

Dostoyevski

*****

Kızlık zarı, doğanın kadın soyunu korumak için aldığı bir önlemden ibarettir. Dünyaya geldiğimiz zaman, cinsel organımızın derinliği 1,5 – 2 santimi geçmez. daha içeride rahim de 1 santim kadardır. Döllenme boruları ise 2-3 santimdir. yani dış dünyadaki mikropların karın içindeki steril dokulara ulaşması için en fazla 5-6 santimlik bir mesafe var.

Eğer kızlık zarı olmasaydı henüz bebekken, çişini kakasını altına yapan ya da farkında olmadan parmağını cinsel organına değdiren minik bir prensesin cinsel organı bu sayede kolayca mikrop kapabilir ve bu mikroplar karın zarına kolayca ulaşırdı. bu durumda peritonit denen tehlikeli iltihaptan ötürü bütün kız çocukları daha ergenlik çağına bile gelmeden, çocuk yaşta ölürlerdi.

Kızlık zarı kadınların cinsel organını dış etkenlerden koruyan dokusal bir engeldir. ancak birçok toplumda, geçmişten bu yana ataerkil düzenin erkek egemenliğinin bir sonucu olarak, kadınların namusunu simgeleyen bir işaret gibi kabul ediliyor. Cinsel ilişki sonrası bu zarın yırtılmasıyla oluşan kanama sonunda artık kadına daha farklı gözle bakılıyor. Yani son noktada bedenimizde bulunan bir doku dönüp dolaşıp karşı cinsin erkeklik gücüne bir işaret haline geliyor.

Dahası esnek ya da yırtılmayan dokular var ki, bu durumda bir çok hemcinsimiz ne yazık ki namussuz addedilip vahşice muamelelere maruz kalıyorlar.

Benim bir kadın olarak sizlerin beyninden geçen bekâret fikirleri zerre kadar umurumda değil. Hiç bir kadın sevdiği adamla birlikte olmak için onunla evlenmek zorunda değil. Bin türlü ahlâksızlığın olduğu bir dünyada sevdiğin kadını bunun için yargılamak çok cahilce.

Madam Katina

*****

Kendimizi vakumlu kutularda yaşamaya ne kadar tutsak etsek de, gizem çevremizde ışıl ışıl parlamakta ve yüreğimiz gereken yolu bize işaret etmekte.

Susanna Tamaro – Sessizlik Bir Erdemdir

*****

Felsefede, dinde, ahlakta ya da politikada iki kere iki beş edebilirdi, ama iş bir top ya da uçağın yapımına geldi mi, iki kere iki dört etmek zorundaydı.

George Orwell – 1984
*****

Bizim dünyamız hızın ve tutarsızlığın damgasını taşır. Felsefe bize, bu hızı ve tutarsızlığı bir şekilde kesintiye uğratarak ya da duraklatarak bunun iyi olduğunu şunun iyi olmadığını söyleme olanağı vermek zorundadır.

Alain Badiou – Gerçek Mutluluğun Metafiziği

*****

Savım şu ki aynı anda hem doğruya hem de kutluluğa ulaşma ihtimaline genelde şüpheci yaklaşan, yararsız olsa bile fedakarlığın büyük bir değeri olduğu fikrine kapılmış bu karşı filozoflar, şu klasizmimizin, felsefenin ve dolayısıyla mutluluğun baş düşmanı olan akademizme dönüşmesi bakımında yine de bizim için gereklidirler. Çünkü akademik söylem kendisini kesinlikle sıkıntı (ennui) duygusuyla gösterir.

Alain Badiou – Gerçek Mutluluğun Metafiziği

*****

Daha sonraki felsefe Platon’a bir dizi dipnottan ibarettir.

A.N.Whitehead – Ahmet Ulvi Türkbağ – Felsefe, Sosyoloji, Hukuk ve Devlet

*****

Var olmak, algılanmaktır.

Nigel Warburton – Felsefenin Kısa Tarihi

*****

Felsefenin koruyucu biz azizi varsa, o olsa olsa Sokrates’tir.

Nigel Warburton – Felsefenin Kısa Tarihi

*****

İnsan-olmak, insan-oluş demektir.

Karl Jaspers – Felsefe Nedir?

*****

Benim tek tesellim, bunca tahribata karşın, sevginin hala var olmasıydı.

Ayşe Kulin -Tutsak Güneş

*****

Ben iyiyim. Tek eksiğim sensin.

Ayşe Kulin –Tutsak Güneş

*****

Vapurdan önce indik birbirimizden, kürekçi mahlâsıyla geçsem ne çıkar sevda içinde yüzmediğim denizi? O halat öyle mi atılır, yürek öyle mi bağlanır bir yüreğe?

Kara sözler karada bırakılır açılırken denize söz karada hafifse denizde ağır, işte deniz bile batıyor, sözler karşıya vardı, ara sıra adalara bak açılırsın diye suya saldığın anılar bile göğün denizinde battı!

Başkasının denizinde batanlar görünmez olmayı bilirler, ya ben kimin denizinde…

Üç yanım kara benim bir yanım ıssız denizsiz, vapursuz, yolcusuz, susuz…

Eski denizleri karaya bağlarla da böyle, eski seferlerden kılıç artığı birkaç hatıra bırakırlar yanlarına, küreğe çarptırılmış gibi, öyle yalnızım karada, ne bir sarhoş gemi, ne martıların tuhaf sesleri, anlaşılmasın diye bu yalnızlık seferinin karada geçtiği, denize sürdüm şiiri, belki kılavuz, belki bir seferî…

Boğulayazdım karanın sözleriyle açıldığım şiirde!

Haydar Ergülen – 40 Şiir ve Bir

*****

Kısa cümleler kurmak istiyorum

Ama onlar bile boyundan büyük senin!

İsmail Hakkı Serin – Gecenin Dili

*****

Sen bunları kelimelerin yan yana gelerek oluşturdukları basit cümleler sanıyorsun,

Okuyup geçiyorsun ey sevgili,

Oysa bunlar gözyaşlarımın harf hali.

İsmail Hakkı Serin -Gecenin Dili

*****

Sözlerse, şairin eline bakıyor yaşamak için bir şiirin içinde

Haydar Ergülen -40 Şiir ve Bir

*****

“Kadınların gözyaşlarına inanmayın, Aleksey Fedoroviç, ben bu durumda hep kadınların karşısında, erkeklerin yanında olurum.”

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski -Karamazov Kardeşler

*****

Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

Elif Şafak – Aşk

*****

Iki kuş bir uçuşa anı.

suskun bir boğaz

bir şarkıya anı.

Ahmed Şamlu – Bana Aydınlıktan Söz Et

*****

“Daha akıllı olabilsem yılanım gibi çok akıllı olabilsem.

Fakat olanaksız bir şey istiyorum. Onun için gururumdan daima aklımla beraber yürümesini isteyeceğim. Ve bir gün aklım beni terk ederse, ah o kaçmayı sever, o zaman gururum deliliğimle beraber uçmalı.

Zerdüşt’ün inişi böyle başladı.”

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*****

“İnsanlar arasında olmak, hayvanlar arasında olmaktan daha tehlikeli. Zerdüşt tehlikeli yollardan yürüyor. Bana hayvanlarım yol göstermeli.”

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*****

“Ben hedefime varmak istiyorum, ben kendi yolumu yürüyorum. Gecikenler ve mızmızların üzerinden atlayıp geçeceğim. Böylece benim yürüyüşüm, onların batışı olacak.”

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*****

“Şu iyilere ve adillere bakın. En çok kimden nefret ediyorlar? Kendilerinin değer tablosunu kırandan, parçalayandan. Fakat o yaratıcıdır.”

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

*****

Madenlerdeki kanaryaların ölmesi gibi benim içimde de doğallığım ve ender olarak sahip olduğum gülme arzum öldü.

Susanna Tamaro – Sessizlik Bir Erdemdir

*****

Çevremizdeki kırılgan, hasta, korunmasız, derin çöküş içindeki toplum yorgunluk dışında bütün eğilimlere gönül indirir. Oysa zahmet bizim ve bütün canlıların yaşamlarının özüdür.

Susanna Tamaro – Sessizlik Bir Erdemdir

*****

“Eğer”ler dünyası bir girdap, bir hortum, bir kara deliktir. İnsan bir an dengesini yitirirse, içine yuvarlanmaması olanaksızdır.

Susanna Tamaro – Sessizlik Bir Erdemdir

*****

Elif Şafak/ Baba ve piç.

“bu kadar sezgili ve … başkalarının duygularını hem bu kadar iyi kavrayan hem de bu kadar sert köşeleri olan birini tanımamıştım.”

Altını çizdiğiniz sözcüler kendinizi yakın hissettiğiniz, o zamana kadar içinizde hissedip, adını koyamadığınız bir şeyler midir?

İnsan olmak, olabilmek adına biriktirdiğimiz küçük şeyler.

*****

Ernest Hemingway’in Marlene Dıetrıch’e yazdığı bir mektuptan.

“…yüzünden zamanları aşan bir sevimlilik okunuyor. Onaracak kişi o olduktan sonra; kalbinizin kırılıp parçalanmasının zerrece önemi yok.”

Aşkın en mağdur ve bir o kadar da memnun yanını ortaya koyan bu sözcükleri es geçmek mümkün değildi.

*****

ÜSTÜN DÖKMEN-Küçük Şeyler

‘ bize tarihi üç kere okuttular..ilkokulda,ortaokulda,lisede..hep aynı konulardı,nedendir bilmem.ya tarihe kendimizi yerleştiremediğimiz için ya da tarihi içimize sindiremediğimiz için..’

*****

Faust Johann Wolfgang Goethe

“Haklı çıkmak isteyen ve güçlü bir çenesi olan kişi daima haklı çıkar.”

*****

Montaigne/ Denemeler

“…Bir başkasına bağlı yaşamak yürekler acısı ve belalı bir şeydir.Kendimiz -ki en iyi, en emin sığınağımız odur, – kendimiz bile güvenilir değiliz yeterince.

Kendimi hem yürekçe,- asıl iş yürekli olmakta çünkü – hem varlıkça öyle hazırlıyorum ki başka her şeyimi yitirdiğim zaman kendimle yetinmesini bileyim.”

“Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak…”

“Vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır.”

1579 yılında yazılan bu düşünceler, sonsuza kadar yaşayacak.

*****

Murathan Mungan/ Üç aynalı kırk oda.

“…Biliyorum bütün sözler yavan, bütün sözcüklerin içi boşaltılmış, bütün anlamlar kullanılmış, bütün anlar uçucu; kelimeye dökülen her duygu, kendiliğinden soğuk bir klişe oluveriyor; hiçbir sözcük duygularıma da yüreğime de yetmiyor;

Anlatabildiklerimle değil, anlatamadıklarımla karşında durmak için kaçırdım seni, çaresizliğimi görmen için kaçırdım; yalnızlığımı anlaman için; beni yüreğinle anla, gözlerinle dinle diye…

“Beni kendi kelimelerinle gör diye”. Seni aşk uğruna kaçırdım.Aşk uğruna. Hepsi bu işte…”

Sen ne hissedersen hisset, ne anlatırsan anlat, karşındaki kendi kelimeleri ile seni görmedikten sonra…

*****

Buket Uzuner/ İstanbullular

“…Ayda’nın ilk gençliğinden beri hayatla yüzleşmesindeki cesarete daima hayran olan Belgin, onun pek çok konuda yatıştırıcı olan o kendisiyle barışık ruhundan akan bereketin kendi te

“… Bütün dostlukları boyunca aralarına kişisel olmayan hiç bir şeyin girmesine izin vermedikleri için…”

*****

Irvin D. Yalom / Nietzsche ağladığında

“…Ben filozofluğu sizin için yaptığımı iddia etmiyorum. Oysa siz, doktor; sizi motive eden şeyin bana hizmet etmek,acımı dindirmek olduğunu söylüyorsunuz.Bunların insan motivasyonuyla uzaktan yakından ilgisi yok.

Bunlar rahiplere özgü propagandalarla kurnazca yönetilen köle zihniyetinin bir parçası. Daha derinlere inip motivasyonlarınızın kaynağını bulun!

Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir.”

*****

Irvin D.Yalom/ Nietzsche ağladığında

“…Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan – kimsenin seni seyretmesine ihtiyaç duymadan – başka birine sevgisini verebilir; yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir…”

*****

jonathan Livingston / Martı.

“…Eğer dostluğumuz zaman ve mekan gibi şeylere bağlıysa, sonunda zamanı ve mekanı yendiğimizde, kendi dostluğumuzu da yıkmış oluruz!

Ama mekanı yendiğimizde, geriye sadece BURASI kalır.

Zamanı yendiğimizde, bize kalan yalnızca ŞİMDİ’dir.

Burayı ve Şimdiyi paylaşacağımıza göre, nasıl düşünemezsin sık sık birlikte olacağımızı?”

*****

Jonathan Livingston/Martı

“…Cennet ne bir zamandır, ne de bir mekan. Cennet yetkinliğin ta kendisidir…”

*****

Marc Levy – “Keşke gerçek olsa”

“Yaşamın bir yılının ne olduğunu mu merak ediyorsun: Bu soruyu yılsonu sınavında başarısız olmuş bir öğrenciye sor. Yaşamın bir ayı:Bu konuda erken doğum yapmış, bebeğini sağ salim kollarına almak için kuvözden çıkmasını bekleyen bir anneyle konuş .Bir hafta: Ailesine bakmak için bir fabrikada ya da maden ocağında çalışan bir adama sor.Bir gün:Kavuşacakları günden başka bir şey düşünemez olmuş aşıklara sor. Bir saat: Asansörde mahsur kalmış bir klostrofobiğe sor. Bir saniye: Bir araba kazasından kıl payı kurtulmuş bir adamın yüzündeki ifadeye bak, ve saniyenin milyonda birini olimpiyatlarda uğruna ömrünü verdiği altın madalya yerine gümüş madalya almış atlete sor.”

“Ölen bir anne yanan bir kitaplıktır.”

“En güzel anılar iki kişilik hayallerden doğar.”

*****

Montaigne – “Denemeler”

“Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.”

“Bilgeliğin en açık görüntüsü sürekli bir sevinçtir.”

“Bir filozofu çiftleşirken yakalayıp “Ne yapıyorsun?” diye sormuşlar.”Bir insan ekiyorum” diye cevap vermiş serinkanlılıkla ve hiç utanmadan. Sarımsak ekerken görülmekle bu işi yaparken görülmek arasında fark yokmuş onun için.”

“Son gününüzden niçin bu kadar korkuyorsunuz? O gün,sizi öldürmede öteki günlerden fazla bir iş görmüyor ki!Yorgunluğu yapan son adım değildir.Son adımda yorgunluk sadece meydana çıkar.Bütün günler ölüme gider, son gün varır.”

(Ölüm hakkında) “Bütün dertlerin bittiği yere gideceğiz diye dertlenmek ne budalalıktır.”

“İşkenceler tehlike bir suç arama yoludur. Doğruluktan çok sabır denemesi olabilir. Çünkü acı çekmek niçin daha çok olanı söyletsin de olmayanı söylemeye zorlamasın?”

“İnsanlar yaşatarak yaşar birbirini ve hayat meşalesini birbirine devreder koşucular gibi.”

*****

Romain Gary’nin (bazı kitaplarını Emile Ajar adıyla yayınlamıştır.

1-Biletiniz Buraya Kadar’dan:

“İnsanoğlu düş kurmaya başladığından bu yana, o kadar çok imdat çağrısı yapıldı, denize o kadar çok şişe atıldı ki, denizi hala görebilmek, denizin yerinde bir şişe yığını görmemek insanı şaşırtıyor.”

“İnsanlar her zaman en iyi yalanı, gerçekleri dile getirerek söylerler.”

“Bana en zor gelen, kendimi unutmaktı.”

“Sor bana, şimdi sırası, şu anda tüm soruların cevabını biliyorum.”

“Öyleyse ona, sizi daha çok sevme şansını tanıyın. Onunla açık konuşun.”

2- Kadının Işığı’ndan:

“Çok, hiç kimse demektir.”

“Bir dostu bırakıp gitme hakkına sahip değilsek, artık dostluktan sözedilemez.”

“İnsan nerede yaşıyorsa orada umutlanır.”

“Yaşamda otomatik pilot yoktur.”

“İnsan bir kez umutsuzluğa düşünce herhangi bir şeye inanmaya hazırdır.”

“Bütün zincirler biyolojik değildir, bazıları bizim eserimizdir ve kırılabilir.”

“Genel sözlere sığınmak her zaman daha kolaydır.”

“İnsan ne zaman acımasızdır: İlkeleri olduğunda mı?”

“Sevmek aşırı bollukla büyüyen tek zenginliktir. Ne kadar çok verirseniz, size o kadar çok kalır.”

“Gerçeklerin tümü içinde yaşanılabilir türden değil, Çoğu zaman ısıtmaz ve insan orada soğuktan ölür.”

3-Koca Tembel’den:

“Çevremde korkunç bir avuçiçi yokluğu var.”

“Duvarlar sağırdırlar, orada dururlar ve hepsi bu.”

“Yalnız olduğum zamanlar ancak ikiye kadar sayabiliyorum.”

“Aslında bardağı taşırmayan inanılamayacak kadar çok damla vardır.”

“Tam tersine, ben bana gereksinim duyan bir saat istiyorum, kurmayı unutursam dursun.”

4-Kral Salomon’un Bunalımı’ndan:

“Öyle zamanlar olur ki, soruların başına gelebilecek en kötü şey yanıttır.”

“Aslında herşey, kendimize ilişkin bir bilgi fazlalığı olarak özetleniyor.”

“Yaşamdan daha zorlusunu uyduramam.”

“Bir mutsuzluğun önemsenmemesinden daha kötü bir şey yoktur.”

“Olgunluğun en zırva yanı iş işten geçtikten sonra gelmesi.”

“Herşey konulabilirdi sessizliğin içine.”

“Sevdiği birini yitirmek korkunç bir yalnızlık, ama hiç kimseyi yitirmemiş olmak daha da korkunç bir yalnızlık.”

“Ne aradığımı bilseydim, bulmuş sayılırdım.”

“Her insanda bir insan gizlenir, eninde sonunda çıkar ortaya.”

“Herşeyle hiçbir şey, aynı şeydir.”

“Aşkın anlatılacak bir şeyi yoktur.”

“Budala bir yüreğin yoksa, hiç yüreğin yok demektir.”

“En güzel anlar, ufak anlardır.”

“Sözcükler vardır, bilmeden sırtında taşırsın.”

*****

ALINTI: Buket Uzuner / Balık izlerinin sesi

“…Bir insanı ne kadar çok sevsem, ne kadar yakını olsam da, onun kendi alanına girmemem gerektiğini unutmuşum…”

“… aşk çok cesur olmayı gerektirir ve cesareti daima sınar, hep zorlar!…”

“…Terlemeyi, hapşırmayı, hatta horlamayı ve gülmeyi olumsuzlamayan normal insan kültürleri, ağlamayı bir zayıflık ve zavallılık, ağlamaya direnmeyi güçlülük olarak görmüşlerdir.

Ve normal erkekler, zayıf ve zavallı yanlarını göstermekten çok korkarlar.

Halbuki normal erkeklerin hep güçlü görünmek zorunluluğu gibi çok zayıf bir yanları vardır…”

*****

Güneşe arkanı dönersen, ancak kendi gölgeni görürsün.

İçimdeki yaşamın sesi, senin içindeki yaşamın kulağına ulaşamaz.

Yine de kendimizi yalnız hissetmemek için konuşalım.

HALİL CİBRAN

*****

İnsan, uçurumun kenarına varmadan kanatlanmaz..

Kazancakis

*****

Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir. Ve her zaman oradadırlar.

Sigmund Freud

*****

Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.Bugün yarına dünle beslenerek yol alır…

BERTOLT BRECHT

*****

İki tür insan daima açtır. Biri bilimi arayan, diğeri de parayı…

CAT STEVENS

*****

“Acıya karşı en korunmasız olduğumuz zaman, birini sevdiğimiz zamandır..”

Sigmund Freud, Uygarlığın Huzursuzluğu

“Önemli olan insanın inançları değil, bu inançların onu nasıl biri haline getirdiğidir.”

Walter Benjamin

*****

“Dayatılanın çirkinliği ile maruz kalınanın çekilmezliği arasında gidip gelen yaşanmamışlıklardır bizi yoran..”

Kirilov

*****

“Ruhun içsel gereksinimiyle ilgili olan her şey güzeldir. İçsel olan her şey güzeldir.”

Frida Kahlo, Aşk ve Acı

*****

“Her şeyi hatırlamak, bir tür deliliktir.”

Sigmund Freud

*****

“Farsça bir deyim olan ‘vernem nihaden’ birini öldürüp gömmek, sonra da izlerini yok etmek için üstünde çiçek yetiştirmek anlamına geliyormuş.”

Kirilov

*****

“Dünya kusursuz biçimde işleyen bir tuzaktır.”

Jean Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı

*****

“Geçmiş dert için yakınmak , yeni dert edinmektir.”

(Shakespear)

*****

İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.

GOETHE

*****

Acınmaktansa, kıskanılmak daha iyidir.

Heredot

*****

Eğitimin kökleri acı fakat meyveleri tatlıdır.

ARISTOTELES

*****

Eğitimle olabilecek şeyi, kanunla yapmaya çalışmamalıdır.

MONTESQUIEU

*****

Akıllı insan, düşündüğü şeyi söylemez, fakat söyleyeceği her şeyi düşünerek söyler.

ARISTOTELES

*****

Kitap okurken aradığımız yeni düşünceler değil, kendi görüşlerimizin basılı sayfada doğrulandığını görmektir.

Cesare PAVESE

*****

Cesareti olmayan insanlar, dünyayı yalnızca seyrederler.

Friedrich NİETZCHE

*****

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir.Nasıl olsa doğar..

WENDELL PHILIPS

*****

Herşeyi denerim; ama yapabildiklerimi yaparım..

HERMAN MELVILLE

*****

Aşk bir kadının yaşamının tüm öyküsü,erkeğin ise yalnızca bir serüvenidir..

MADAMA DE STAEL

*****

Pineal Bez (Epifiz) (maddî-mana yapısıyla 3. Göz: Berzah organımız)

Pineal Gland

*****

ETİKETLER: ,
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.