Hüseyin Akyüz, Dürsaliye Şahan ve Adil Kurt’a Kitap ödülleri

0
41

Dürsaliye Şahan, Hüseyin Akyüz ve Adil Kurt’a Kitap ödülleri Ankara’da törenle verildi

Hikâye Hırsızı

Dursaliye Şahan
Öykü 2012 Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülü.

indir (1)-vert

  • Dürsaliye Şahan, Hüseyin Akyüz ve Adil Kurt’a ödülleri Ankara’da törenle verildi
  • Ödül töreninde yapılan konuşmalarda, Abdullah Baştürk’ün hapishane günlerinden ilginç anekdotlar aktarıldı. Eski DİSK Başkanı’nın koğuş arkadaşı Süleyman Çelebi, “Seni asacağız!” diyen işkencecilere, Baştürk’ün, “Siz benim ancak ceketimi asarsınız!” dediğini anlattı

ATTİLA AŞUT

Eski Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Abdullah Baştürk‘ün adını taşıyan “İşçi Edebiyatı Ödülleri”, onuncu yılına girdi. Genel-İş Sendikası ile Baştürk ailesinin düzenlediği geleneksel yarışmada bu yılki ödüller, ikisi işçi kökenli üç öykü yazarına gitti. Vecihi Timuroğlu, Remzi İnanç, Özgen SeçkinTuncer Uçarol ve Şiir Erkök Yılmaz‘dan oluşan seçici kurul, bu yazarların “emek” eksenli yapıtlarını oyçokluğu ile ödüle değer buldu. YarışmayıDürsaliye Şahan “Hikâye Hırsızı”, Hüseyin AkyüzYağmurda Kuş Sesleri” ve Adil Kurt“Emeğin Çukurovası” adlı kitaplarıyla kazandılar. Yazarlara ödülleri, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen törenle verildi.

dursaliye şahan -kitapları (1)

Ödül töreninden önce, ölümünün 21. yıldönümü dolayısıyla Abdullah Baştürk için bir anma toplantısı düzenlendi. Toplantıya, başta Baştürk‘ün eşi Ayten Baştürk ve oğlu Bülent Baştürkolmak üzere, CHP Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, eski DİSK Genel Başkanı ve CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, Genel-İş Sendikası yöneticileri, çok sayıda işçi ve yazar katıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğluda anma toplantısına mesaj gönderdi.

SENDİKACILAR HÜKÜMETİ TOPA TUTTU

Etkinlik çerçevesinde öğleden sonra Genel-İş Sendikası’nca düzenlenen açıkoturumda konuşan sendika uzmanları, AKP Hükümeti’nin 12 Eylül referandumunda sendikal haklar konusunda verdikleri sözü tutmadıklarını ve işçileri aldattıklarını söylediler. Serhat Salihoğlu‘nun yönettiği açıkoturumda Av. Selçuk Ertan, Toplusözleşme Uzmanı Kemal Erbaşı ve Eğitim Uzmanı Faruk Özdemir, Türkiye’deki sendikal mevzuatın uluslararası sözleşmelere uymadığını, güvencesiz çalışma uygulamalarının yaygınlaştığını, taşeronculuğun ve özel istihdam bürolarının özendirildiğini, iş hukukunun rafa kaldırıldığını belirttiler. İktidarın toplusözleşme ve grev hakkına bin bir kısıtlama getirdiğini, temizlik işçilerinin grev yapmasını engellemeye çalıştığını dillendirenKemal Erbaşı, “AKP’nin işçi yasaları her ne kadar evrensel hukuka uymasa da ‘Kenan Evren’sel’ ölçütlere uygundur! Ama ne yaparlarsa yapsınlar, hepsini süpüreceğiz!” dedi. Hükümetin “Ulusal İstihdam Stratejisi” belgesini eleştiren Faruk Özdemir ise, hükümetin köle pazarları kurmaya hazırlandığını belirterek, Türkiye’nin yakında “Amele Cumhuriyeti“ne dönüşeceğini söyledi.

İŞÇİ EDEBİYATININ ÖNCÜLERİNE SELAM!

  1. İşçi Edebiyatı ödül törenini, Ayvalık’tan bu toplantı için özel olarak gelen gazeteci Hasan Uysal sundu. Dokuz yıldır bu törenin sunuculuğunu yaptığını söyleyerek söze başlayan Uysal, özgürlük için savaşanları, Ayvalık’ta kurtlara yem olmamak için bir arada dolaşan yılkı atlarına benzetti. Yaşlandıklarında dağ başlarında ölüme terk edilen yılkı atlarının doğadaki özgürlük havasını soluyunca kendilerine geldiklerini ve birlikte davranarak ölüme karşı direndiklerini söyleyen Uysal, devrimcilerin de özgürlüğü elde ettiklerinde çok şey başaracaklarını belirtti. Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık da sözü “yılkı atı” metaforundan sürdürerek şöyle dedi: “Atların yırtıcı hayvanlara karşı tek savunma silahı tekmeleridir. Yılkı atları kafa kafaya verip halka oluşturarak dışarıdan gelebilecek saldırıları etkisiz kılmaya çalışırlar. Bizler de ilericiler, solcular, sosyal demokratlar olarak birbirimizle didişmeyip gücümüzü birleştirirsek tüm engelleri aşabiliriz.”

DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, Baştürk ailesini selamlayarak başladığı açış konuşmasında, hükümetin iç ve dış politikasını sert bir dille eleştirdi, “Türkiye, ABD’nin uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda adım adım savaşa sürükleniyor. Komşularımızla sıfır sorun politikasından neredeyse Suriye’yle savaş durumuna geldik. Hükümet, bu ülkede savaşan terör çetelerine her türlü yardımı yapıyor. İşçi sınıfı savaş değil halkların kardeşliğini istiyor. Biz savaşa karşı barışı savunmayı sürdüreceğiz” diyen Ekici, “Ilımlı İslam harcıyla yapıştırılmış bir Türkiye yaratılmak isteniyor. Uluslararası mali sermayenin çıkarlarına hizmet eden bu iktidardan bir an önce kurtulmalıyız” dedi. Daha sonra işçi sınıfının durumuna değinen DİSK Genel Başkanı, “Sınıfsal bilgi ile donatılmış işçilerin birleşik mücadelesi”ne vurgu yaptı ve geçmişte işçi edebiyatına öncülük eden yerli ve yabancı yazarları selamladı. Bu anlamda Orhan Kemal‘in veYaşar Kemal‘in yapıtlarının Türkiye’de öncü bir rol oynadığını belirten Ekici, dünya edebiyatından Jack Londan, John Steinbeck, Maksim Gorki, Emile Zola gibi yazarların da adlarını andı.

“SİZ BENİM ANCAK CEKETİMİ ASARSINIZ!”

Eski DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, 12 Eylül’de birlikte hapis yattığı Abdullah Baştürk‘ün önderlik özelliklerini ve sıkıyönetim mahkemesindeki dik duruşunu anekdotlarla anlattı. Çeşitli siyasal eğilimdeki 1477 işçinin yargılandığı DİSK davasında herkesi ortak bir paydada birleştirmenin güçlüğüne değinen Çelebi, Baştürk‘ün bunu başardığını ve “birkaç kişi dışında davadan hain çıkmadığını” belirtti. Adam Smith‘i ve Karl Marks’ı cezaevinde okuyarak öğrenen Baştürk‘ün mahkemedeki sorgusunun tam 21 gün sürdüğünü anımsatanÇelebi, sıkıyönetim yargıçlarını reddettiği için 7 gün hücrede tutularak ağır işkence gören DİSK Başkanı’nın, “Seni asacağız!” diyen işkencecilere, “Siz benim ancak ceketimi asarsınız!”diye karşılık verdiğini söyledi.

Seçici Kurul adına konuşan Tuncer Uçarol, “21 yıl önce yitirdiğimiz Baştürk‘ü özlemle anıyoruz. 2003’te kurulan ödülümüz onuncu yılına ulaştı. Emek  edebiyatının önemine inanıyor, bu alanda yeni yazarlar yetişmesi için özendirici olmaya çalışıyoruz. Ancak, bugüne değin kaç sendika sahip çıktı çabamıza? Yayımlayıp parasız dağıttığımız kitapları kaç işçi okudu? Bu sorulara pek de olumlu yanıtlar veremiyoruz. İşçiler okumazsa işçi edebiyatı olur mu?” dedi.

Ressam ve yazar A. Celal Binzet, etkinliğin sonunda, “İşçi Resimleri” konulu bir görsel sunum gerçekleştirdi. “Sanatçı ile emekçinin ortak özelliği, ikisinin de yaratıcı olmasıdır” diyen Binzet, “Türkiye’de emeğin ilk ressamları” olarak nitelediği Namık İsmail, Nuri İyem, Turgut Atalay,Abidin Dino, İbrahim Balaban, Avni Memedoğlu, Neşet Günal ve Özer Kabaş‘ın çalışmalarından örnekler sundu.

Daha sonra, Abdullah Baştürk 2012 İşçi Edebiyatı ödülüne değer görülen Dürsaliye Şahan,Hüseyin Akyüz ve Adil Kurt‘a, Baştürk ailesi ile Genel-İş Sendikası’nın ödülleri verildi. Yazarlar yaptıkları kısa konuşmalarda, kendilerini bu ödüle değer gören seçiciler kuruluna teşekkür ettiler.

ÖDÜL KAZANAN ÜÇ YAZAR, ÜÇ KİTAP…

DÜRSALİYE ŞAHANDürsaliye Şahan:

Sivas’ın Geyikpınar köyünde doğdu. 4 yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti.1988 yılında yerleştiği Londra’da kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı öyküler ve tiyatro oyunu yazdı. Londra’da yerel gazetelerde ve Hürriyet gazetesinde beş yıl muhabirlik ve sayfa sekreterliği yaptı. Türkiye’ye döndüğünde bir süre BirGün gazetesi’ne röportajlar yaptı. Halen Londra’da yayımlanmakta olan Avrupa gazetesi için karikatüristSemih Bulgur ile “Zabit Londra’da” adıyla haftalık bir karikatür bandı hazırlıyor. Kimi öyküleri İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde ve anonim kitaplarda yayımlandı.1998 yılında Halkevleri Öykü Yarışması’nda ödül alanLondra’dan Bir Kadın Döndü adlı çalışması Kültür Bakanlığı desteğiyle kitap olarak bastırıldı. İkinci kitabı Fakir Cennet, 2007 yılında Crea Yayınları’ndan çıktı. Çok sayıda ödülü var. Çocuklarla öykü atölyeleri düzenliyor. Son yıllarda senaryo çalışmaları da yapıyor. FPA (The Foreign Press Association), Türkiye Yazarlar Sendikası, Kadın Yazarlar Derneği üyesi. Evli ve iki çocuk annesi.

HÜSEYİN AKYÜZHüseyin Akyüz:

1950 yılında İstanbul’da doğdu. Uzun yıllar işçilik yaptı, DİSK üyesi olarak çeşitli işçi eylemlerine katıldı. İlk öyküsü 1965 yılında Pardon mizah dergisinde yayımlandı. Daha sonraları Gösteri, Varlık, Dönemeç, Yeni Olgu,Oluşum, Düşün, Yaba Öykü, Adam Öykü gibi dergilerde öyküleri, şiirleri ve öykü üstüne kuramsal yazıları yer aldı. 1979 yılında Kültür Bakanlığı’nın açtığı çocuk yapıtları yarışmasında Sevgiyle Anımsamak adlı öykü kitabı başarı ödülü kazandı. Gösteri dergisinin düzenlediği yarışmada bir öyküsü yayımlanmaya değer bulundu. İşçi dünyasından sesler getiren öykülerini topladığı Beyaz Güvercin adlı yapıtına 1982 Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü verildi. Bu ödülden sonra yazdığı öyküler arasından seçme yaparak hazırladığı Samuray Fırtınası adlı kitabıyla da 1991 yılında Seyhan Belediyesi 3. Kültür Şenliği bünyesinde düzenlenen Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü paylaşan yazarlar arasında yer aldı. Çorlu’da yaşıyor. PEN Yazarlar Derneği üyesi.

ADİL KURTAdil Kurt:

1952 yılında yoksul bir köylü ailesinin çocuğu olarak Adana’nın Kadirli ilçesinde doğdu. İlkokulu güçlükle bitirebildi. Çocukluğunda tarlada çalışmaya başladı. On yaşında çapayla tanıştı. Çukurova’da pamuk toplayıp taş ocaklarında çalıştı. Daha sonra aşçılığa başladı. Yazmak, onun için karşı konulmaz bir tutku, bir sevda. Yaklaşık 35 yıldır yazıyor. İçinden geldiği gibi yazdığını söylüyor. “Çukurova ağzıyla yazıyorum. Yazdıklarımı paylaştığım insanlar bunları beğenince yazma isteğim arttı. Daha önce birçok yarışmaya katıldım. İlk kez ödül alıyorum. Bu benim için büyük bir sevinç, mutluluk kaynağı” diyor. Ödül alan Emeğin Çukurovası adlı kitabındaki öyküler, tümüyle yaşamın içinden damıtılarak yazıya dökülmüş anlatılar.

Ödül verme gerekçeleri:

ADİL KURT - EMEĞİN ÇUKUROVASI– “Emeğin Çukurovası”: Hızla kentleşen ülkemiz içinde artık pek tanımadığımız ırgatlar, çeltik yükleyicileri, briket işçileri, kum ocağı çalışanları, taşçılar, ayrıca kentlerdeki lağım ve inşaat işçileri, hurda toplayıcıları… Karın tokluğuna, hatta ölümüne çalışanların öyküleri… Çukurovalı yoksul kesimin Toroslar’dan günümüze ağan kırsal söz varlıklarıyla çeşitli yönlerden başarıyla anlatılıyor… İşçilerin, yoksulların da bir solukta okuyacağı, doğrudan yüreğe işleyen öyküler…

DÜRSALİYE ŞAHAN - HİKAYE HIRSIZI– “Hikâye Hırsızı”: Erkekler, töreler, cemaat  tarafından ezilen, köylerimizde köle gibi yaşayan ‘ev ve aile işletmesi emekçileri’nin en önemlisi olan kadınlarımız… Sigortası, ücreti, güvencesi, özgürlüğü olmayan, kişiliklerini, özgürlüklerini elde etmeye çalışan / çalışmayan kadınlar, kitapta yedi öyküde süssüz bir dille anlatılmış:  Hizmetçi kadının sigortalı olma çabası… Londra’ya kaçak işçi olarak giden ailelerde kadının, kız çocuklarının durumu, sığınmacı olma çabaları… 2068 yılının makineleşmiş ve “Dünya Büyük Patronlar Hükümet Meclisi” yönetimindeki işyerlerinde, robotlarda bile işini yitirme korkusu, aşırı  çalışmayı özendiren göz boyayıcı ödül düzenekleri, insanca yaşama duyguları ve başkaldırılar… ‘Bunları ben de yazarım’ gibi görünen, son derece anlaşılır, inandırıcı, yeri geldiğinde alaysamalı öyküler…

HÜSEYİN AKYÜZ - YAĞMURDA KUŞ SESLERİ– “Yağmurda Kuş Sesleri”: Kentlerdeki dar gelirli işçi aileleri anlatılıyor… Babaları ölmüş eş ve çocukların iç ezen, felaketlere açılan anısal öyküleri: Çalışan dul kadınların özverili dünyaları… Gurbete giden babasını her gün bekleyen küçük çocuk… Emekçi baba ölünce dağılan aile, kötü yollara düşen kızlar… Üvey babalar… İçkici ve işsiz babaların çocuklarının eve para yetiştirmeye zorunlu yaşamları… Ayrıca, sıkıntılı işyerlerini ferahlatan ehlikeyf bir insan… Hüzünlü, etkili, zaman zaman şiirsi anlatımlarla örülü bu öykülerde, kentlerde yaşama tutunmaya çalışanların dünyaları anlatılıyor…