ALTIN 473,55
DOLAR 7,7376
EURO 9,0832
BIST 1,1737
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Doğum Günün Kutlu Olsun! | Bircan Gabriel

03.05.2019
198
A+
A-
Doğum Günün Kutlu Olsun! | Bircan Gabriel

BİR DELİ’NİN MEKTUPLARI

Bu, yüreğime bir ses, bir iz bir güç oldu diye, çocukluğum güzelliğiyle ruhumun tam ortasına,gelip oturuverdi. O naftalin kokulu yaşanmışlıklar yadıma düştükçe hep gülümsetir beni, canım çeker, burnum sızlar. Hatıralar gönlümün hep aşkları oldu, bunun içine sen hep şen dolarsın.

Günün etkisiyle, arkadan gelen ses efektli Arkası Yarın´lı günlere gitmek için mahallemizin terzi Neriman Ablasının diktiği karpuz kollu fistanımı giyinmiş, it ayağı yemişçesine kalbimin gizeminde geziniyorum. Her biri her dem yeşil nar tanesi. Ha, bir de sen varsın.

Gülmez tepesinin yamaçlarında açan güzel kokulu beyaz renkli mahlep çiçekleri yerini yeşil yapraklara bırakmış, haziranda meyve vermeye hazırlanıyor. Ben okulumun beşinci sınıfına gidiyorum.O güne dek hiç katılamadığım ama katılmaya can attığım 23 Nisan gösterisi için okul trampet takımına ismimi yazdırdım.Evdekilere danışmadan, onların olurunu almadan, haberleri dahi olmadan gösteride trompetçi olacaktım.Bu tavrımın bir nedeni yok, varmışsa da anamın babamın dizinin dibine hık mık edilsin diye çekilmek istemeyişim olabilir. Bir aylık hazırlık çalışmalarında arkadaşlarla okulun bahçesinde trampet davulun askısını belimize, beyaz eldiveni ellerimize geçirir, ağaç bagetleri elimize alırdık.Majör sopayı başı üstünde sallayıp sol el işaret parmağını gösterdiğinde birinci ritmi çalacağımızı anlar, sopayı sol ayak tarafına çapraz indirdiği an ise trampetleri birlikte çalmaya başlardık. Beş Para ver Beş Para ver/ Beş Para Yoksa On Para Ver… Farklı yediritim kalıbı çalmayı öğrendim o sürede. Gerçi daha sonra Karagöz-Hacivat oyunlarının perde arkasında Ustanın yardımcısı olup tefi çalan dayrenbaz olamadım ama ritimleri unutmadım hiç, keyiflendiğimde masamı dayren, ellerimi baget yapar başlarım öğrendiklerimi çalmaya. Bu maceramda trampet ile baget, beyaz eldiven okuldan, lacivert etek ile kar beyazı gömlek senin gardıroptan, diz altı beyaz çorap ise babamdan olacaktı. Bu bölüşümü kendimce yapmış babama para ile temin edilecek en küçük parçayı son anda düşürmüştüm. Son anın nedeni beyaz diz altı çorabı kimsede bulamayışım.

Sen balkonda, ödünç vereceğin kar beyazı gömleği cılız gövdeme geçirdin, lacivert eteğin bol kemer kısmını çengelli iğne yardımıyla belime uydurdun, tutturdun. Belki Charlie Chaplin’in Şarlo’su olamadım, firkete nazar boncuklu da değildi, Çengelli İğne Büyüsü de yapılmamıştı ama ben bunun sevinciyle uçan bir aslanın değil de Huma Kuş’unun kanatlarını kollarıma takıp, mavi ile beyazın buluşup kendilerini birbirine bağladıkları göğe doğru uçtum. Gezegenlerde uçan bir daire oldum; Mavi Gezegen’e uğramadan şimşek fırtınalarının volkanların siyah gibi lacivert süt gibi beyaz renklerinden geçip, uçuşan ejderhaların sohbet divanlarına vardım. Aralarına geçip on birinde bağdaş kurup oturdum. Padişahların oturduklarını, onlar tahtlarında oturmuyorlardı. Sonra yengem Besime’ ye yorgan döşek yapmak için bulutlara vardım, saf pamuklarından rica ettim. Vakti gelince asitli su yerine, bir santimetre çapında yani bir yüzük üzerinde kullanılabilecek büyüklükte elmas yağmurları olup gökten yağdığımda artık ruhumun bir kraliçesiydim. Diz altı beyaz çorabı aldırmak için Elâzığ Kapalı Çarşı’nın yolunu tuttum.

Çocuk bayramı 23 Nisan’ı yarın kutlayacaktık. Öyle ya! Bu maceramda babamı daha büyük masraftan kurtarmıştım, şimdi giyilmesi zorunlu olan bir çorabı mı alamayacak deyip kendimi umutlandırmış, İleri Marş havasıyla varmıştım babamın yanına. Kendi payına düşen çoraptan haberi olmayan babamı tezgahının başından zorla çekip yeni açılmış Şok manifaturacı dükkanına götürdüm. Babamı fazla işinden alıkoymamak için hem ihtiyacım olan çorabı hem de satıldığı dükkânı önceden tespit etmiştim.Yanına gitmeden az önce son kez uğrayıp halen satılıp satılmadığını da kontrol edip eşeği sağlam kazığa bağlamıştım.Hoş! Ne de olsa her şeyi eksiksiz organize etmiştim, o gelecek parası neyse verecek, alacaktık bir çift çorabı. Ben bu umuda düşünmüştüm düşmesine ama babam bir alıcı gözüyle çorabı elinde evirip çevirirken kalitesizliğine vurgu yapıyor, bu kaliteye göre fiyatının çok olduğunu söylüyordu. Ben babamın sesini bastırırcasına diğer temin ettiklerimi seri anlatarak kendi payına düşen bu küçücük parçanın farkına varmasına çabalıyorum ama nafile, yer yarılmış umudumu yutmuştu orada. Sevgili babam çorabın kalitesizliğine o parayı vermek istemedi;çorabı almaya onu ikna edemedim.Tanrıların adaletsizliği sayesinde keyfim, sevincim, planlarım domino taşları gibi peş peşe yıkılıp gitti.Savaşta geride kalanlardan biriydim o an. Dudakları susuzluktan, elbiseleri kirden paramparça olmuş yenik bir askerin ruh hali sindi üstüme, ayaklarımı sürüyerek evin yolun tuttum.Gerekçeyi kendime izah edemediğimden ertesi günkü etkinliğe, yani 23 Nisan gösterisine gitmedim. Hüznümde hep yaptığım gibi o günde evimizin küçük karanlık odasına kendimi inzivaya çektim.

Bendeki 23 Nisan oldu; o gün insanın en züğürdüydüm. Arkadaşlar arasında düşen bir notaydım. Bir ben eksik trampet nasıl çaldılar bilmedim, sonraki günlerde bunu onlara sorma cesaretini dahi kendimde bulamadım.Onlar ile kuşlar gibi meşk yapamadım diye göğsümü tiz bir trampet, kollarımı gonk yaptım,plağa sürten iğnenin gelen cızırtısı gibi kendimi çaldım

Ne muhteşem bir final olacaktı kim bilir…


Hacivat-Karagöz oyununda Hacivat’ın Karagöz’e son replik olarak; “Yıktın perdeyi eyledin viran/Varayım sahibine haber vereyim heman” hitabını kendime söylenmiş sayıp burada anıları kapıyorum. Şimdi bir çengi olup müzik eşliğinde onların kapanış perdelerinde oynamak istiyorum.

Her anım farklı güzel ki, onun bitip tükeneceği yok bende.Bana yaşattığın o güzel sevinç için teşekkürü kendime bir borç sayarım.Bugün senden bunu kabul etmeniniyaz ediyorum.

Bugün 1 Eylül! Senin doğum günün. Yeni yaşın Mutlu olsun! Kutlu olsun! Nice sağlıklı huzurlu yılların olsun!

Gülseren, Gülsuna Ablam! Seviyorum, özlüyorum seni.

Bircan Gabriel
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.