ALTIN 275,48
DOLAR 5,7051
EURO 6,3138
BIST 100.323
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu
Kitaplar

Cumhuriyet Meydanında Kitap | Hatice Altunay

20.08.2019
120
A+
A-
Cumhuriyet Meydanında Kitap | Hatice Altunay

| kanatlandı Datça

      Datça’ya ilk gelişim değildi. Öğretmenlik yıllarımda ilkin Feyza Hepçilingirler hayranı olarak Datça etkinliklerine yolumu düşürmüştüm. Birkaç kez Can Yücel etkinliklerine de geldim. Kızım küçüktü onunla tanıştığımda derin ve gür sesiyle şiirlerini dinlemek de kısmet olmuştu.

    Geçen sene çok üzülmüştüm burnumuzun dibinde kitap günleri var gidemiyorum diye. Datçalı birçok yerel yazar ve şair de yer almamıştı diyerek üzüntümü hafiflettim. Bir de çok acı bir gerçek vardı kimse kimseyi desteklemiyordu yazar dünyasında. Kendinin üstünde yükselen baş istenmiyordu. Döngü böyleydi. Yazarın bireyci, toplumcu oluşu sonucu değiştirmiyordu. Yazar günlüklerimin son beş yılında böyleydi durum. Henüz ünlü çizgiye gelememiş bizler ara yollardan kendimize yol açıyorduk.

     Bu yıl kendi kendime gördüğüm bir afiş üzerine eşelenmem işe yaradı. Hakkı Gümüştaş’ ı severdim ne de olsa İçimde Bir Serçe adlı öykü kitabımın yayınevi sahibi. Yenilerde ikinci baskısını da yaptık kitabın. Hakkı Gümüştaş’ın ulaklığında fuarın düzenleyicilerinden Yılmaz Korkmaz Bey’e ulaşabildim. Yoğun programına rağmen bana iki gün 23ve 24 Temmuz günlerinde iki gecelik yer verdi sağ olsun. Okşayıcı hoş, zaman zaman öykülerimi, şiirlerimi kanatlandıran bol esintili gecede kitap günlerinde oldum.

Masa hazırlığım zor oldu. Minik öykü ve şiir kitaplarım anında kanatlandı zor tuttum kanadından.

Sağımdan solumdan seslerin tonu koroydu.”E Datça’nın rüzgârı meşhurdur bilirsiniz.”

      23 Temmuz günü akşamı beni meslektaşım, arkadaşım Fatma Bahadır-birlikte görev yaptığım Ufuk Bahadır’ın biricik hayat arkadaşı, kızımın öğretmeni daha ne diyeyim-kucağında kocaman bir demet çiçekle beni havalara uçurdu. Sözcükler yetmedi sevincime. Kazım Yılmaz ortaokulunun müdürüydü. Meslektaşlarını da getirmişti yanında. Onlarla tanışmak çok hoş olmuştu. Şeyma Ergen Türkçe öğretmeni eşi Ali Ergen Fen Bilgisi öğretmeniydi. Kendilerine, çocuklarına kitaplarımı imzaladım. Şeyma Ergen benimle çok ilgilendi sağolsun. Yeni eğitim ve öğretim yılı için güzel planlar düşledik kısmetse… Kısacık bir ana derin sohbetler sıkıştırdık. Masamın yanında kimse olmadığı için bırakamıyordum. Ben değil onlar bana dondurma ısmarladı. Çocuklar gibi yalana yalana dondurma yedim. Fatma Bahadır öğretmenim tayin istemiş, Marmaris Aksaz’a tayini çıkmıştı. Marmaris’e dönüyorlardı. Marmaris’te daha sık görüşecektik artık. Meslektaşlarımın okullarına armağan kitaplarımı imzaladım. Ufuk Bahadır öğretmenime minik şiir kitabımı armağan ettim. Yüzündeki gülümseyişler eksilmesin diye… Vedalaştık.”Sen bizim gururumuzsun. Hepsinde ne emekler var “diyen sesiyle masama yeniden oturdum.

     Datça okurları gelişi güzel kitap almıyordu. Bütün stantları gezip aklına yatanlara geri dönebiliyordu. Belki mekân çok geniş olmadığı için dönebiliyordu. Bir kısım okur kitlesi de ünlü ayracına takılmadan imza günleri olan yazarları takip ederek kitap alıyordu. Beni kim tanır ki Datça’da derken yanılmıştım. Adı Tuna Çetinköprülü olan okurum ki kendisi muhteşem donanıma sahip, çocukları harika işler başarmış. “Ailecek iyi okuruz.”deyince… “Kitapların hepsi bana imzalayınız” sözünü ben aileye böldüm. Evlatlarına ve kendine imzaladım kitaplarımı. Boşuna demiyorlar armut dibine düşer diye… Tüm yazarların imza gününü takip eden muhteşem bir okurdu o.Asla unutamam yüreğimdeki yerini.

   Yeni kalemleri yok saymıyordu Datça. Ünlüye verdiği değeri ününü duymadığına da gösterebiliyordu. Datça günlüklerimde Ayşe Alan, Nargül Seyfi, Neziha Kırman, Fatma Çil Tokgöz, Güler Yıldırım, Nurgül Güngör Yıldırım ve adını sayamadığım hızlıca kitaplarını alıp gidiveren okurlarım iyi ki varsınız.

      23 Temmuz akşamı Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça şubesi Cemevi etkinliklerinin sergilendiği masada derneğin başkanının gelini Nurgül Güngör Yıldırım ile tanıştım. Sıcakkanlı, içten biri çok hoşuma gitti. Arkadaşımız Musa Dinç’in kulaklarını çınlattık. Masalarımızı birleştirdik. Dayanışmanın güzelliğinde zaman güzel geçti ona gelenler beni yalnız bırakmadı sağ olsunlar.

     24 Temmuz Lozan antlaşması yıldönümü. Saygıyla andım, ruhlarına huzur diledim. Marmaris’ten Datça’ya günü birlik yola koyuldum kendi kendime selam söyledim yüreğime dokundum. İlk günkü gibi değildim üzerimden acemilik gitmişti. Durakta çok beklemedim otobüsle Cumhuriyet Meydanına geliverdim. Önceden su, leblebi, meyve vb yiyecek stokum vardı, stantları dolaşan çaycı da vardı.

İmza saatimden bir saat önce gelmiştim. Örtüyü sermekte zorlandım üzerine kitaplarımı çıkarırken Elif Çırak arkadaşım geldi. Sağ olsun yardım etti. Afişlerimi iyice bantladım. Çok iyi olmadı yine de… Kitaplarımla birlikte saçlarımız uçuşuyordu anın ilk fotoğrafı arkadaşımla uçuşmalı oldu.Keyfim yerindeydi.

O yerine gitti ben de tam yerime oturuyordum ki arkadaşım Meral acele acele beni arıyor her zaman ki gibi bana ulaşılamıyor, yol çekmiyor, telefon çok akıllı olduğundan kafayı yedi ne bileyim işte! Çevreye dağılan sesimle birlikte Esmeri Alev Ekebaş ile tanışıverdim. Her şey birdenbire oluverdi. Fotoğraf makinesi elinde şak şak pozlar aldı, okuyuculardan rica ettik işin uzmanı bile bulundu.

  Ne desem bilemedim engellerini çoktan aşmış hayatla bütünleşmiş kibar bir hanım. Yerel gazeteci herkes tanıyor onu. Muhteşem bir yürek. İmza masamda röportaj bile yaptı müzikle sesler karışmış deyip henüz okuyucular stantlara dolmadan yayınevlerinin ortasında yeniden ses kaydı aldı.

Sosyal medyayı anında konuşturan biriydi. Onun paylaşımlarıyla iletişimiyle birkaç okur beni buldu, benden imzalı kitaplar aldı.

      Enver Aysever stant ve imza hazırlığı vardı hemen yanıma alınmıştı masa sonra meydana alındı. Söyleşi güzeldi, okuyucunun ilgisi güzeldi. Okuyucular duruma göre önce stantları gezip Enver Bey’i dinlediler ya da önce onu dinleyip stantları gezdiler. Dinleyip de çekip gidenler azdı. Ne yalan söyleyeyim yazmadan geçemeyeceğim. Marmaris’te yaşadığımız ünlüyü gör, geri kalanı görmeden git algısı yoktu. Ünlü bir yazara ve şaire yerel yazarlar da eklenmişti ben çok mutlu olmuştum ne yazık ki hiçbir okur bizi görmemişti. İçime oturmuştu o anlar. Datça öyle değildi burada okumanın mayası tutmuştu. Belki de Datça topraklarında Can Yücel başta olmak üzere birçok şair ve yazarın bu topraklardan doğuşunun etkisi vardı. Kimine göreyse Datça’nın yerlisi okumazdı. Datça’nın entelektüel göç alması sonucu böyle kitle vardı. Her neyse burada kitaba sevgi vardı.

     Esmeri Alev birkaç kez daha gelip gitti benim ve arkadaşım Meral’ın kitaplarını imzalı aldı. Minik şiir kitabımı ona armağan etmekte zorlandı ben ısrar ettim. Yayınevlerini inceledi uzun uzun.” Arslan Bayır’dan Bay genç Yayınevi ile çok kitabınız var” dedi.”Onunla devam ediyorum “dedim.Yüzünde güller açtı.

Datça rüzgârı dillere destandı yine. İmza günümde bir oh demedim. Öğretmen dünyasının çekim alanı mı ne vardı birkaç edebiyat öğretmenine ve İngilizce öğretmenlerine kitaplarımı imzaladım. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.

   Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nin yöneticisi Murat yıldırım ile tanıştım.10. Hızırşah Etkinliği için broşür dağıtıp etkinlik hakkında bilgi veriyorlardı. Program çok güzeldi. Datça’da olsam katılabilirdim. Kısmet. Hemen kaynaştık. Bana çay ikram ettiler, ben onlara, bisküvi, leblebi derken zaman su gibi akıverdi.

Masalarımızın dayanışması güçlerin birliği içinde enerjimiz yükseldi sanki. Murat Yıldırım’ın torunlarına kitaplarımı imzaladım. Derneğe kitabımı armağan ettim. Derneğin yönetiminde olan Hüseyin Yıldız’ın torunlarına kitaplarımı imzaladım.

     Datça’nın havasından mı bilmiyorum burada kitapların gizemli yolculuğunda bazı ünlü yazar ve şairlerimizin en doğal hallerini görmek, onlardan ilgi ve iltifat almak başkaydı. Sözüm ona kent fuarcılığında birbirini toz zerresi kadar görmeyen, gördüğü zaman da iğneli dilleri ile ezen yazarlardan eser yoktu. İçten ve doğal sıcaklıkları vardı çoğunun. Hangisi hangi ortamda en gerçekçiydi anlamakta zorlandım. Datça’nın havası başkaydı sanırım tavan olan egolar normalleşiyordu burada.

     Nihayet 12.30 olmuştu.Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı yönetim kadrosuyla önceden vedalaşmıştım.Datça’da olsam kesin gelirdim etkinliklerine panel ve Ruhi Su müzik korosu harika olurdu. Gözlerim Yılmaz Korkmaz Beyi aradı göremedim. Enver Aysever ekibiyledir diye düşündüm. Sağ olsun bana yer verdiği için. Kitaplarımı, afişlerimi topladım hızlıca. Arkadaşım Meral’e bırakacağım kitapları müzik çalardaki adı Deniz olan beyefendi bıraktım. Ondan şiir kartları almıştım. Ücret almamıştı ben de kitabımı imzalayıp armağan etmiştim.

     Öğrencim Çağrı Öner ile fuarlarda hep karşılaşıyorduk. Burada da oldu. Onun koşturmacaları vardı. İki lafın belini kıramadık fakat gittiği fuarlara bizi de haberdar etmesini tembihledim. Nihayet taksiye kendimi attım “Datça Garaj “ dedim. İki gün gözümün önünden aktı geçti. En çok da Esmeri Alev’i yüreğime koydum.

    Datça kitap günlerini bundan sonra takip edeceğim. Bana emeklerini esirgemeyen Esmeri Alev Ekebaş’a yerel basın desteğimi sürdüreceğim. Yerel gazetelere, Yarımada Meydan’a yazılarımı göndermekten kıvanç duyacağım.

     Marmaris’ten Datça’ya

     Selam söyleyin Hatça’ya…

Türküsündeki ezgi belleğimde gezindi durdu.

    Ertesi gün, telefonumu açınca Arslan Bayır uzun uzun yazıyordu. Bizi yalnız bırakmamış hayat arkadaşının akrabası olan Esmeri Alev’i göndermiş. Demek Vahide Arslan’ın akrabasıymış. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.

   Belleğimde ışıklar çaktı. Bay genç Yayınevi pekiştireci…

    İkinci Datça kitap fuarı bugün sona eriyor. Yeni dostluklar, arkadaşlıklar kalıcı. Hoşça kal Yarımada! Hoşça kal güzel hava! Kim bilir yeniden kısmet olur mu buralara gelmek?

                                                                                                         Hatice Altunay

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.