ALTIN 458,50
DOLAR 7,8766
EURO 9,3956
BIST 10,5303
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Az Bulutlu

Çocuklarımıza dair / Selma Sayar

23.09.2018
391
A+
A-
Çocuklarımıza dair / Selma Sayar

“Parmaklarının ucuna bir dünya eklendi sonra: İnternet…”

 

Ana rahmine düştüğü anda başlar çocuğun heyecanlı serüveni… Ne mutluluk vericidir. Kabına sığmayan sevinçler dolup taşar etraftan. Yeniden yazılmak için gelen, yeni bir serüven başlamıştır hayatımızda. Sanki yaşamı yeniden tanımlarız onlarla. Zor bir görevdir annelik-babalık. Onları büyütene kadar ne sıkıntılar çekilir, ne fedakarlıklar yapılır, ne çocukça mutluluklar yaşanır. Heyecan ileriki süreçlerde endişeye dönüşür nedense. Ne yese, ne giyse, ne oynasa, ne alsa, nasıl arkadaşı olsa, hangi mesleğe ilgi duysa türünden “nasıl”larla devam eder, onun haberinin olmadığı kaygılar.
Oyun çağında oynadığı oyunlar, ergen çağındaki giyimi-kuşamı, dinlediği müzikler, arkadaş seçimi bizim çocukluğumuzdaki ve ergen yaşımızdaki seçimlerimize hiç benzemez. Bu bizi daha da telaşlandırır.
Karşılaştırmalar başlar…
Bizim çocukluğumuzda çeşit çeşit meyve ağaçları arasındaki koşuşturmalarımız, ağaçlara tırmanışlarımız, düşüşlerimiz vardı. Dalları neredeyse evimizin içine kadar giren gür yapraklı dut ağacının iri dallarına kurduğumuz salıncaklarımız, saçını mısır püsküllerinden yaptığımız bez bebeklerimiz, körebelerimiz, saklambaçlarımız, çamurdan oyuncaklarımız, çalı çırpıdan oluşturduğumuz minik kulübelerimiz vardı. Kovaladığımız tavuklar, keçiler koyunlar da cabasıydı. Arkadaşlıklarımız çıkarsız ve samimiydi, kırgınlıklarımız bile güzeldi. Hayallerimiz ulaşılmazdı belki kendimizce ama; içlerinde korku, çıkar, şiddet ve yabancılık yoktu. Biz kendi masalımızın kahramanlarıydık ne olursa olsun.
Peki ya şimdiki çocukluklar? Her şey o kadar hızlı gelişti ve değişti ki; çocuklarımız da bu karmaşık yaşamda ve ilişkilerde kendilerini bulamaz oldular. Televizyonlarda onlarca kanal, haftanın her günü dizi-sinema… güzel kadınlar, yakışıklı adamlar, lüks villalar, lüks arabalar, hizmetçiler, mürebbiyeler, her sahnede değişen makyaj, saç ve kostümler… Bunları izleyen çocuklardan hangi birine aitti ki bu sunulanlar? Reklam aralarında hatırlanır oldu çocuklarımız.
Parmaklarının ucuna bir dünya eklendi sonra: İnternet…
Samimi, gerçek sohbetler yerini sanal sohbetlere, açık hava buluşmaları yerini internet kafe köşelerinde sanal buluşmalara bıraktı. Sanal sevgiler, sanal arkadaşlıklar, sanal oyunlar derken; geleceğimizi, dışarıda akıp giden hayatın çok uzağındaki o köşelerde unuttuk ne yazık ki! Çocuklarımız dışarıya takılmasın, yanlış arkadaşlıklar kurmasın, teknolojiden uzak kalmasın diye diye iyi niyetlerle eve alınan bilgisayarların başında hapsoldu, çürüdü ve unutuldu geleceğimiz. Sokaklarımıza şiddet taştı o köşelerden. Acılar, düş kırıklıkları ve yalnızlıklarla örüldü gelecek ilkbaharlarımız…
Onlar yaşam sınavı verirken, üstüne hayatlarının her döneminde verecekleri lise, dershane, üniversite vs. sınavları eklendi. Gelecekleri sınavlar altında kaldı,ezildi..
Bir limonata yapmayı öğretemeden kolaları içmeyi, bir yumurta kırmasını öğretmeden fast foodları tüketmeyi, giysilerini asmasını alışkanlık haline getiremeden marka mağazaların yerini öğrettik onlara. Bir sayfa kitap okumaktansa onlara, saatlerce televizyon izlemelerine seyirci kaldık. Ne de olsa öğreniyorlardı onlar hayatı bir yerlerden…
O ilk heyecanlar yerini taşınmaz yüklere bırakmıştır artık. İşimiz, gücümüz, stresimiz, sıkıntımız çoktur. Onlara vakit ayıramayız artık gerektiği kadar. Onların geleceği için yaptığımız planlar, duyduğumuz kaygılar yerini bir ara yorgunluğa ve yılgınlığa bile bırakmıştır.
Bizim geleceğimizdir çocuklarımız. Onlara bugün sunduklarımız oluşturuyor yarınlarını. Yarınlara karşı sorumluyuz. Bugün yaşadıklarının izlerini taşıyacaklar yarın. Güzel izler bırakmak için yarına, geç kalmayalım…

 

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.