Tahir Elçi filmi

0
190

Dursaliye Şahan  01/12/2015 Salı

Arada bir film izliyoruz. Televizyondan. Çocuklar; “Yaa siz bunlara nasıl tahammül ediyorsunuz?” diyorlar ve hemen tık tık açıyorlar bir başka ülkenin filmi filan, “Alın bakın, tüm dünya bunu izliyor. Türk filmlerine takılmayın.”

E doğru. Hollywood parayı döküyor ama en kötü senaryoyu bile baba bir film yapıyor. Misal robot bir kadın ile bir adamın aşkı. Olur mu öyle şey? Valla iki insan arasındaki aşktan daha inandırıcı. Ağlarsınız yani.

Haa bu Hollywood filmlerinin verdiği algı boyutu, mesaj olayları filan ayrı bir konu.

Benim söylemek istediğim iyi senaryo yazıyorlar, iyi oynuyorlar. Hedefi 12’den vuruyorlar. Bitti.

Türk sinemasını anlatmama gerek yok zaten biliyorsunuz. Kötü olsa da izliyoruz, çünkü bizim hayatımız. Bizi anlatıyor. Biz zaten öyle yaşıyoruz. En tepeden en alta kadar tam da öyleyiz.

Aklımıza esiyor bir uçak düşürüyoruz. Ben yaptım oldu misali.

Hop iki gazeteciyi içeri atıyoruz. Adamların haber yapmaktan başka zerre suçu yok. Şeriatın kestiği parmak acımaz. İşinize gelirse.

Adam, hukukçu, avukat, baro başkanı, insan hakları savunucusu ama gariban bir yanı da var sanki. Sürekli barış terennüm ediyor. Hangi programa çıksa neredeyse yalvarıyor. Bu savaş dursun artık barış gelsin diyor. Bildiğin halk adamı. Bu adamı kim niye hangi senaryoya göre öldürmek ister ki?

Faili meçhul cinayetleri takip ediyordu.

Neyse yerli film diyorduk. Karar verilmiş. O barış diyen karakter ölecek.

Senaryoda adettir sonraki sahnenin işaretleri verilir. Tahir Elçi de hedef gösterilmiş ama kimse ihtimal vermiyor. Bu kadar olur mu? Sadece konuşuyor. Konuştukları da kardeşlik, barış filan işte.

Olur! Yerli senaryoda bal gibi olur.

Adam Diyarbakır’da, halkın kutsal saydığı Dört Ayaklı Minarenin önünde tam da, “Silahlar, çatışmalar, operasyonlar buralardan uzak olsun, aman bizden uzak olsun!” dediği anda indirilir.

Olan biten budur.

Türkiye’de barış çağrısına bir kör kurşun sıkılarak dünyada bir ilke imza atılmış oldu.

Barış elçisine düpedüz zeval oldu.

Ancak Türk filmlerinde olacak türden acemi bir o kadar da kötü senaryo sergilendi.

Film bitti.

Napolyon, “Savaşta ahlak yoktur!” demiş.

Sahi bu neyin savaşı?

Kaynak: http://haber.sol.org.tr/blog/serbest-kursu/dursaliye-sahan/tahir-elci-filmi-138033