Çırpınış / Josef Hasek Kılçıksız

0
367

Çocukluk coşkusu bulaşıyor denizlerin yüzüne…

 
Derin ve soğurgan bir yarıktan boşluğa bakıyor çocuklar
tenlerinin altında iskeletleri yok
kuş çığlığı çırpınışları dinliyorlar
kanat uğultusu kalıyor kulaklarında…
sonra sen uçuyorsun, hep deli mavi
derler ki, böyle uçmak ancak kartallara yaraşır…
onları aramaya gidiyorsun denizlerce
bilmeden seni çürütecek kan yüklü suları…
yıkımın kanıksandığı yer burası canımın içi
cenaze sessizliğinde truva yalnızlığın…
musa kanı görüyor yardığı kızıldeniz’de
dali deliliği taşırıyor, tuvalinden sıçrayan kırmızı boyalarla
tanrının yok çağlarında
marx ekonomi-politikte ısrarlı
buluta değiyor leke
sırtında yumrusuyla kambur bir gölge soruları gezdiriyor tutarak ellerinden:
“neden öldüler, neden?”
zaman yırtılıyor sert yokuşlarda
dirilten bir su ışıldıyor, kıyısızlık yakarken karşı denizleri
bir gemi kara bir tayı andırıyor dalgalarla boğuşurken
çocukluk coşkusu bulaşıyor denizlerin yüzüne
betona değen bir çivi duruyor ansızın
siliniyor hatıranın tenindeki unutuş lekesi
ten ile ruhun daracık aralığından sızıyor bir nehir
ruhlarımız kadar akışkan…
nicedir uğramıyor gecelerime yâr
sana anlatmaktan korktuğum rüyalar…