ALTIN 275,5470
DOLAR 5,7079
EURO 6,3284
BIST 101.447
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu
Kitaplar

Cıngılım Yine! | Bircan Tan Gabriel

19.05.2019
37
A+
A-
Cıngılım Yine! | Bircan Tan Gabriel

Bir Deli’nin Mektupları 7.

Ölü çiçekleri kesme artık! diyen bir feryat, bir acı var içimde, taş gibi. Taş da çürür. Yüreğim tıpkı İran, Irak, Suriye, Türkiye arasına sıkışmış, Kürdistan. Teğet değil bu. Bedenim ise ıslığında “Kürdistan ne yana düşer Usta’yı” söylüyor;

/Elim sanata düşer usta / Yürek acıya/ Ölüm hep bana,/ bana mı, Düşer usta…/

Bugün damıtılan çam reçinesi hiç değilim. Piramidi andıran yüreğimin en sivri ucundayım. Sisliyim Himalaya Dağları gibi. Biliyorsun seni ömür boyu ney ile Asuman’a inleyeceğim yer burası. Yine biliyorsun ki, kan damarlarımda sarhoş bir general hızıyla akmaya başladığında, ortalığı çınlatan kahkahalarım olur. Onları atarken hemen aklıma nedense yad olursun, o an kahkahalarım gözbebeğimde yaşa dönüşür, hıçkıra hıçkıra ağlarım.

Bazen de Himalaya Dağlarının eteklerindeki ülkelerde, yani Hindistan’da Nenem Faye ile Kırmançki konuşan bir çingene olurum. Kızıl Çin’de Yhoukoudian Mağarası’nda fosilleşmiş dişlerimi toplayıp, tıpkı Kral Çin ŞiHuang edasında Çin Seddi’nde senin bulunduğun yerin aksi yönüne doğru yürürüm. Nepal’de Monarşiyi deviren bir Mazoşist olamadım ama bir Hindu kadın olup Everest Dağı’ndaki bir Stupa’da meditasyon yapıp kendimden geçtim. Ülkesinde sigara içmenin yasak olduğu, soyadı, hatta bildiğimiz dünya trafik ışıkları dahi olmayan,gök gürültüsü ejderhanın ülkesi Bhutan’dan yolu geçen deve kervanın taşıdığı ipeklerin ilmiklerindeyim. Birlikte ‘sabır’ olarak dokundum, kendim sabır dokudum. Pamuk yaprağını bir ağ gibi sarıp sarmalayan damarcığın birinde yeşil nektar olup, birinci günün akşamına doğru kırmızıya döndüm, ikinci gün ise cazip kırmızıya, üçüncü gün solup dalımdan döküldüm. Pakistan’da başları kesilen Sihlere kızıl puşi olarak sarıldım. Sabır olarak dokunuşum bundandır.

Sen asmanın güneşi olduğun vakit ben ışığınla görülebileceğim. Öylesi bir zamanda, bir dağ keçisi olup Dündül Tepe’ye inebilirim.

Benden yanayüreğini sakın sıkıştırma sen. Son zamanlardaki en çocuksu öfkeli hallerim bunlar…

Buğday renklim biliyorsun ki, tarifsiz keyfimsin sen.

Özlüyorum seni.

2017_10_11, Bad Doberan

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.