Çiçekler ve Gençlik / Elif Yavaş

0
180

An gelir orkide çiçeğine benzetirim gençliği…

 

Çiçeklerle aranız iyi midir? Her bir çiçeğin ismini, doğadaki konumunu, yetişme koşullarını, hangilerinin şifalı olduğunu, hangi bitkilerin yapraklarının yenilebilir olduklarını ve yemeğinin pişirmeye elverişli olduğunu yahut hangi çiçeklerle bir insanı mutlu edebileceğinizi bilir misiniz? Çiçeğe benzetirim gençliği de. Minicik bir tohum toprak altındayken tıpkı ana karnındaki bir bebeği andırır fikrimce. Tohumdan fidana olan yolculuk da çocukluğu barındırır, sanki. Çiçeklerin açması gençliği, ilkbahar mevsiminde kokusunu salması da gençlik ateşinin heyecanını taçlandırır zannımca. Nasıl ki sonbahar ölümü ve yaşlılık yıllarını andırırsa insana, ilkbahar mevsimi ve bahar çiçekleri de gençliği andırmalı. Mevsimlerin daldan dala atlaması da belki orta yaşı, yetişkinliği işaret ediyordur gören/hisseden gözlere.

Gencecik fidanlar yetişir an gelir yurdum toprağında, kimi canlar ise uğruna şehit olur Türkiye’m sınırında. Tomurcuk hâlindeki gül goncası gibidir şehitlik şerbetini içen evlâtlarımız. Kan kırmızı güller ağlar en çok Türk askerimin ardından. Bembeyaz bir gül ise boynu bükük bakar bir şehit cenazesinde; anlarım ki o beyaz gül yirmili yaşlarında gencecik dul kalan, çiçeği burnunda bir şehit askerimizin hanımının taptaze gülüdür. Sararan bir gül olur acılı aileler ve sararıp solan acılı simalar bir teselli beklercesine tetiktedir. Kan kırmızısı güle benzettim şehidim seni, hani ateş çiçeği var ya belki de ona. “Ateş düştüğü yeri yakar.” sözü meşhurdur bizim oralarda. Ateş çiçeğinin ateş kırmızımsı alev alev çiçekleri şehit ailesinin hanesinde alevlenir feryatlarla.

2000’li yılların başı güzel geçti diye yeni bir yüzyıla atılan adımla sevinirken bir anda savaşlarla televizyon ekranlarına kilitlenir olduk. Suriye iç savaşı, Arap topraklarında yaşananlar, Yahudi kardeşimle Müslüman kardeşimin bir türlü noktalanamayan düşmanlığı, Filistin – İsrail çatışmaları, teröristlere el altından gizlice yapılan cephane ve silâh yardımı, Afrika insanının hep açlıktan öldüğü günler, Batılı devletlerin güçsüz kabile ve ülkeleri sömürmesi, çocuk istismarı, tecavüz ve adam öldürme, hayvanları hunharca öldürme, harama el uzatma ve çalıp çırpma…. ve daha kocaman listelik olumsuz haber. Uyan Dünya Uyan! Savaşı elinle öteleyip barışı sığdır gönül dünyamıza. Genç beyinler harcanmasın kötü fikirli aydınlarımızın cambazlık ipinde. Uçurtma uçuralım tertemiz geleceğe.

An gelir orkide çiçeğine benzetirim gençliği. Hani şu birçoğumuza pahalı gelip de alamadığımız, sadece resmî açılış törenleri ve kız isteme gibi özel zamanlarda alabildiğimiz, bol su ve günışığı isteyen, hep çiçekli kalan ve renk renk görsel güzelliğiyle insanları mest eden orkideden bahsettim. Narindir gençlik dönemi de. Orkidenin iyi bir humuslu toprağı sevdiği gibi genç insan da kültürlü aile ortamı ve sıcacık insanları özler. Orkide çiçeğinin çam kozalaklarındaki ıslak suyu yudumlayarak bir kaktüs misali depoladığı can suyu gibi genç insanımız da huyu suyu temiz insanlarla dimdik durmak ister. Orkidenin güneşi sevdiği gibi genç insanımız da aydınlık geleceği bekler. Orkide nasıl ki rengârenk ve pahalı bir çiçekse ülkemin genci de pırıl pırıl zekâlı ve duruşuyla kalitelidir.

Mine çiçeği belki de şu gençlik çağı. Mine çiçeğinin mini mini renkli çiçekleri genç yüreklere kelebek gibi konuverir. Bir petunya çiçeği belki de genç beyinler. Huni biçimini andıran, ‘sepet çiçeği’ olarak meşhur olan petunyalar açıldıkça onların beyinleri de okuma aşkıyla açılıverir. Papatya olsa gençliğimiz bir de. “Seviyor, sevmiyor, …” diye her bir taç yaprağını papatya falı ve batıl inançlarımız uğruna kopardığımız o masum papatyalar belki de misyonerlerce tuzağa düşürülmek istenen gençlerimiz de olabilir. Papatya gibi sevdiğimizin elinde bir buket olsun gençlik lâkin parçalanmasın kolu kanadı.

Kadife çiçeğini andırdı bana gençlik. Hani büyükşehir belediyesi parklarımızdaki altı aydan fazla süreyle hayatta kalıp özenle bakılan ve göz kamaştıran sarılı – turunculu renkleriyle süslenen kadifeler. Ayna karşısında saç düzelten şiir tadındaki genç ruhlara bürünsün kadifemsi düşler de. Bir açelya çiçeği olsun tüm taze insan yavruları ve balkondaki açelya çiçekleri gibi açılsın her birinin hayalleri. Begonya çiçeği ve manolya ağacı bir araya gelsin ve begonya- manolya kolonyası el ele verip tütsü sunsun yurdumun gencine. Çiçek çiçek, burcu burcu, buram buram, yamyaş, taptaze, ışıl ışıl, pırıl pırıl, kımıl kımıl, mis mi mis, zarif mi zarif, özel mi özel, güzel mi güzel, bembeyaz düşlerle kaplı, pembemsi hayallerle donatılı saf dille güzel Türkçemin ikileme deryasında yüzsün her bir kınalı kuzu.

Kır çiçekleri, reyhan ve fesleğen çiçeğiyle dans ederken sardunya çiçeği eşlik ediversin her bir hayale. Ardından küpe çiçeği, aşk merdiveni, yaprağı güzel, camgüzeli, ebegümeci, kedi tırnağı, ortanca, aşkın gözyaşı, sümbül, ağaç sümbülü (leylak), kaktüs, çuha, menekşe, peygamber kılıcı, karanfil, kasımpatı (krizantem), mor zambak, mor salkım ağacı, yasemin çiçeği, sarıçiğdem, kılıç çiçeği, siklamen (tavşankulağı), yılbaşı çiçeği, akasya ağacı çiçeği, nar çiçeği, mimoza, aslanağzı, barış çiçeği, orman gülleri, sarmaşık, hanımeli, meyve ve sebze fidanları, horoz ibiği, taze biçilmiş çimler, kiraz ve şeftali çiçeği, ayva ve erik çiçekleri, çilek kokularına bulanan beyaz çilek çiçeği, zencefil, zerdeçal, çam ağacı, defne yaprağı ve nane de davetli olsun gençlik balosuna. Coşsun her bir çiçek ve dile gelsin her biri. ( Size bir sır vereyim mi? Bu deneme yazımda türüne değindiğim her bir çiçekle arkadaşlığım oldu ve karşılıksız dostluk kurdum.  Kimilerini çocukken annemle yetiştirdik ve saksı / balkon / bahçe / tarla / orman çiçekleriyle beraber büyüdük, kimilerini öğretmen arkadaşlarım ve öğrencilerimle hobi olarak değiştik ve çoğalttık, bir kısmı vekil öğretmenlik yaptığım köy okullarından hatıra kaldı, bazıları ise üniversite dönemi öğrencilik yıllarımdan ve öğretmenlik dönemimden bilgi olup hayat tecrübesi kattılar bana. )

Doğayı, hayvanları, kitapları, sevgiyi, hayatı, çiçekleri candan seven biri insanlığa zarar verebilir mi sizce? Kalemime dokundu gençlik… “Bugün de beni anlat insanlığa ve yaşarsam 3000’lü yılları anlat insanoğluna.” diye fısıldadı. Yaşamayı ve yaşatmayı diledi ruhumdaki gençlik, şiirimsi düşlere bulandı ve şiirkolik bir reçete sundu ömür soframa.

Çiçekler ve Gençlik… Çocukluktan gençliğe atılan adım, masaldan şiire uçuş, doğadan hayata bakış, savaştan barışa uyanış… Dile geldi edebiyat ve kalem oldu yüreğim. Kalemdaş oldu cümlelerim, kitapkeş oldu çilekeş yürekler. Genç beyinler genç kaleme sarıldı da şiir tüttü hikâyemde. Genç yüreklerinizi gencecik düşlerle ve çiçek gibi hayallerle selâmlıyorum.

 

İÇİNİZDEKİ ÇOCUK, RUHUNUZDAKİ GENÇ ÖLMESİN! 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN! 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINIZ DA ŞİMDİDEN (U)MUTLU OLSUN!

 

ELİF YAVAŞ

 

( Türk Dili ve Edebiyatı / Türkçe Öğretmeni,  Türk İşaret Dili TercümanıYazar-Şair )

23.04.2018