Büyük Oğul Efsanesi / Öner Yağcı

0
139

KİTAPTAN ALINTILAR -5-

Yeniden doğuş ya da çağdaş bir Anadolu efsanesi
23 Haziran 1960 günü, babasının iri, damarlı, nikotin lekeli ellerini tuttu Engin Tonguç. Üstündeki beyaz örtüyü kaldırıp beceriyle çivi çakan, ağaç budayan, resim yapan, güzel yazısıyla yazılar mektuplar yazan ellerini tutarak vedalaştı.
Engin, babasının yazmaya başladığı anıları düşündü, daha yarım bile olmadan kalmıştı. Kim bilir nasıl anlatırdı o korkunç boğuşmayı?
Ertesi gün Ankara’da Hacı Bayram camisinin avlusunu yakınları, dostları, eski iş arkadaşları, köy enstitülüler, Hasanoğlan’dan gelmiş öğrenciler, bazı köylüler doldurmuştu. 14 yıl sonra ilk kez bir araya geldi İnönü’yle. Musalla taşındaki bayrağa sarılı tabutun başında durdu İnönü. Oğlunu sordu, yanına çekti, cenazenin arkasından birlikte yürüdüler.
Mezarında Hasan-Âli Yücel, Rauf İnan, Hamdi Keskin, Fakir Baykurt birer konuşma yaptı. Baykurt, “Kırmızı kiremitli, beyaz badanalı okullar kurucusu, köyler eğitimcisi, yoksul köy çocuklarının eğitim babası!” dedi. “Açtığın köyü canlandırma, köylüleri uyandırma çığırından dönülmüş gibi görünse de, köyler yabancıların yardımıyla sağlanan baraka okullarla donatılmaya çalışılsa da üzülme: Kafalara, gönüllere ektiğin tohumlar bir gün daha gür yeşerecek. Her 17 Nisan’da sana çiçekler getireceğiz. Yalnız biz değil, bizlerden sonra gelecek çocukların da vefalı olacağız, üzülme. Bu sözlerim şimdi gelinmez yerlerde, belki ölümünü hâlâ duymayan köy çocuğu arkadaşlarım adına, köylerdeki milyonlar adına olsun. Göklerin yağmurları üstüne yağsın, toprağın her zaman çiçekli, yapraklı olsun…” Avuçladığı toprağı attı mezarın üstüne.
Mezarı Ankara’daki Cebeci Mezarlığında, sakin bir köşededir. Sıradan, gösterişsiz, halk mezarlarında kullanılan ama onun çok sevdiği Ankara taşından yapılmış, sade, yalnızca adı, doğum ve ölüm tarihleri yazılı olan bir mezar. Başucunda yıllardan beri Ankara kıracında yaşam savaşı veren bir Hasanoğlan köyünün eski muhtarının diktiği bir çam ağacı vardır.

Kaynak: YazarEvi.com 

——