ALTIN 458,62
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
BIST 1,1633
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Mevzi Sağanak

Ben dağlı bir çocuğum | Nuri Can

10.05.2020
258
A+
A-
Ben dağlı bir çocuğum | Nuri Can

Ben dağlı bir çocuğum, ay anamdır benim, güneş babam, rüzğar doğurdu beni;

Ben dağlı bir çocuğum, ay anamdır benim, güneş babam, rüzğar doğurdu beni; kayalara çarpa çarpa büyüdüm çıplak ayaklarla… Ben ki, yalnızca sevginin dilinden anlar, sevginin diliyle konuşurdum. Kırların, dağların, rüzğarların, pınarların diliyle…

Her bahar sevda gibi taşırdım içimde bir çiçeğin yeşermesini ve açmasını bir tomurcuğun. Apak ırmaklarla akardım süsen kokulu yaylalara…

Dağlı bir çocuğum ben, ırmaklar doğurdu beni, pınarlara, esip geçen rüzğarlara güler geçerdim, en çok beyaz yeleli atları severdim rüzgarda koşarken, Ninemi ve bir de menekşe gözlü bir kızı…

Dağların doruklarında her seher serin rüzgarların uğultuları çarpardı kulaklarıma. Her gece serinleşirdi sular, derinleşirdi duygular, uzaklarda bir kaval sesi yayılırdı koyaklara. Ninem’i arardı gözlerim yaylalarda, özlemi dalga dalga yüreğime işlerdi. Mahsunlaşırdı yüreğim, mahsunlaşırdı gözlerim, rüzgar, su, yaprak, börtü-böcek ne varsa…

Sevgim büyüktü doğaya, insana, hayvana, bitkiye karşı. Ellerim küçücüktü; daha öğrenmemiştim kini, kötülüğü, kibiri. Yanımda kim ağlasa, onun yerine ben ağlamak isterdim. İçim sızlardı, neşemi verirdim yüzü gülsün diye…

Eşkin yaprağı, keklik yumurtaları, çarşıt göbekmantarı, süsen kokusu; papatyalar, dağ yamaçlarındaki rengarenk çiçekler, gürül gürül akan pınarlar ve yaylaların temiz havasını çekerken ciğerlerime her sabah… Bir dağ çiçeği kadar mutlu, kuş kadar hafif olurdum, ninemin peşinde koşarken…

Hele geceleri dışarda yatmalar, yıldız saymalar, saman yoluna bakmalar, masal dinlemeler bambaşka bir sihirli dünyaya alıp götürürdü bizi. … Gündüzleri çocukluk oyunları, meleyen kuzular, at binmeler, ceviz toplamalar, bacalarda aşık oynamalar, bir yanda düğünler ve davul zurna- sesleri doldururdu köyü, bir yanda hızar sesleri gelirdi…

Geldim geleli sevemedim bi-türlü bu şehir hayatını, soğuk soğuk yapılar, koşuşturmacalar, kimin ne için, kim için yaşadığı belli olmayan bir hengame içinde, hep yabancı olduğumun hissiyle yaşadım… Bir yalnızlığın sarmalında kaldım hep. Yalnız kaldım mahşeri kalabalıkların ve köhnemiş bir o kadarda bunaltıcı kentlerin içinde… Oysa şimdi bahar mevsimidir, doğup büyüdüğüm yerlerde sular çağıl çağıldır şimdi, bütün ovalar, dağlar, yamaçlar renk renk çiçeklerle süslenmiştir…

Düşündükçe takılıp kalıyor gözlerim uzaklarda bir yere, bir menekşe yapraklarını saçıyor usulca susuz kırlara; savrulup gidiyor saçları dalga dalga rüzgarlarla…

Şehirlerin kirli havası ve eksoz dumanları arasında, çocukluğumun dağ ve eşkın kokulu yaylalarını özledim hep, kuzular peşinde gezen çocukluğumu… Nasıl anlatılır bir özlem bilmem, bir özlem ki, yureğimde kor yangını, her gün biraz daha tutuşan ve yangını biraz daha büyüyen…

Resim yapmayı, şiir yazmayı, okumayı seven bir çocuktum, her şeyi okurdum elime ne geçse. En çok masal okumayı ve masal dinlemeyi severdim… Masal okuyup hayal kurmayı… Munzur’un karlı dağlarında bir masal gibi geçti çocukluğum… Masalları hala çok sevdiğimi söylersem, belki de güleceksiniz, olsun… Ben masallardaki gibi yaşamayı severim, masallardaki gibi sevdim sevdiklerimi … Oysa, büyüyünce anladım ki, masal yaşanmazmış, ya da masallardaki gibi yaşanmazmış… Belki de masalları bu yüzden çok sevdim, bu yüzden güzeldir masallar… Mutlu sonla biter….

Oysa ben hayatın gerçeklerini yaşayarak ve asıl gerçeğin cok acı olduğunu, çevremdekileri, insanları tanıyarak ögrendim… Çabuk büyüdüm galiba, çocukluğumu yaşayamadan kararıp kaldı düşlerim. Hayallerim büyüktü ama hayatın gerçeğinde bir küçücük nokta bile olamadım…

Nuri CAN

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.