Bedava fikir dönemi tarihte kaldı / Birgün Gazetesi

0
44
 
Telif Yasası
İLESAM üyelerinin haklarını koruyor. İlim ve edebiyat alanında eser verenler bize gelsin.”
 
Yazar şikâyet ettiğinde “sizin reklamınızı yaptık, bir de bizden para istiyorsunuz” yanıtıyla karşılaşabiliyor.
 
 
 
Dürsaliye Şahan
 
dursaliye@gmail.com
 
Fikri Mülkiyet Hakları sadece ülkemizde değil, tüm dünyada yeni bir kavram.
 
Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Dünya Fikri Mülkiyet Günü’nü 2000 yılından sonra kutlanmaya başladı. Matbaanın bulunuşundan neredeyse 10 asır sonra.
 
Ülkemizde ise 1857 yılında yani matbaanın girişinden 283 yıl sonra, Matbuat Nizamnamesi olarak ilk düzenleme yapılmış.
 
Onu takip eden Hakk-ı Telif kanunu 1910’da çıkmış.
 
Halen yürürlükte olan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu , 1952de hayata geçirilmiş. 1983, 1995, 2001, 2004 ve 2008 yıllarında ek düzenlemeler yapılmış. Bu günlerde yeni bir değişiklik üzerinde çalışılıyor.
 
Hal böyle olunca bırakın halkı, konunun birinci dereceden muhatabı olan sanatçılar, yazarlar, gazeteciler ve her türlü proje, fikir, model, marka üreticileri bile FSEK’e, (Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa) yabancı.
 
İLESAM, İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin başkanı Mehmet Nuri Parmaksız ile konuştuk.
 
Şu a yürürlükte olan Telif Yasasını günümüz koşullarında yeterli buluyor musunuz?
 
5846 sayılı Telif Hakları yasası eser sahibinin haklarını güvence altına alsa da, şu an için yeterli değil. Özellikle bilişim alanın da, yani internette bu yasa ihlal ediliyor ama bununla ilgili yapılan düzenlemeler maalesef kifayetsiz kalıyor. Yasa üzerinde yapılan güncellemeler yasadaki boşlukları düzeltmekle alakalı. 5846 sayılı Telif Hakları yasasının cezai maddeleri halkımız tarafından çok bilinmiyor ama çok ağır maddeler var. Şu ana kadar verilmese de, hapis cezası bile var. Bir örnek vereyim: Bakın 5846 sayılı yasanın 71 maddesi ne diyor: “Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”
 
Tabii ki telif yasası sadece edebiyatçılar ve gazeteciler ile sınırlı değil. Hatta duruşmaların çoğunda ticari dosyaların olduğu söyleniyor. Ben yaptığım araştırmalarda şunu gördüm. Ticari davalardaki kavramlar edebiyatçıları ilgilendiren telif yasasından daha net. Uygulamadaki işlerliği de daha iyi gibi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuzg
 
Telif dediğimiz hak en kutsal haklardan. Sadece yazılı olan eserin hakkı yoktur. Bir fikrinde hakkı vardır ama kişi bunu tescil ettirmeli. Telif hakkı, kullanımla alakalı. Sizin eserinizden bir kişi veya kurum izinsiz kullanımda bulunursa ve bunu o işten nemalanarak yaparsa işin içine “hem maddi hem de manevi” haklar girer. Maddi hak, nemalanmayla ilgilidir ve bunun hesaplaması bellidir. Mesela benim bir şiirimden izinsiz kullanım var, bir antoloji hazırlanmış ve şiirim benden izinsiz o antolojiye konmuş. Eserin kaç adet basıldığı, satış fiyatı ve eserimin bütün eser içinde kapladığı alana göre maddi tazminat hesap edilebilir, bunda bir sıkıntı yok. Asıl mesele manevi tazminatta. İsmim yazılmamışsa, eserim üzerinde değişiklik yapılmışsa orada yasa maddi tazminat açısından çok açık değil. Hâkim nemalanmayı ve şartları düşünerek istediği miktara hükmedebiliyor.
 
Diyelim ki bir ürünle ilgili marka tescili yaptırdık. Bu sonsuza kadar sürebilir mig Ya da bir roman konusu. Hangi sürede telif olarak yazarına aittirg
 
Marka tescili konusu Meslek birliklerinin alanı değil, tescil Türk Patent Enstitüsü tarafından yapılıyor, bildiğim kadarıyla senelik ve en çok 10 yıllık yapılıyor. Bunun belli bir ücreti var ve sonradan süre uzatılabiliyor. Telif konusunda ise uygulama şu: Telif eser ortaya konduğunu a başlıyor, eser sahibi yaşarken devam ediyor ve eser sahibinin ölümünden sonra da telif hakkı mirasçılar tarafından 70 yıl takip edilebiliyor. Eser sahibinin ölümünden 70 yıl geçtikten sonra, eser kamu malı sayılıyor ve eseri bozmadan isteyen herkes o eserden faydalanabiliyor ve o eseri basabiliyor. Burada dikkat edilecek olan kişinin ölümünden 70 yıl geçip geçmediğidir. Bu konuda çok sıkıntı yaşanıyor. Özellikle izinsiz kullanımlarla ilgili devam eden çok davamız var. Yeri gelmişken söyleyeyim, İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) alanındaki en büyük meslek birliğidir. Meslek birliklerine üyelik öyle 3-5 yıllık bir üyelik değildir. Bunun ortalaması 100 yıldır. Biz rahmetli olmuş üyelerimizin haklarını korumaya devam ediyoruz. Üyemizin bizimle bağı, hem kendi hem de mirasçıları kanalıyla ortalama 100 yıl devam eder.
 
Ben Fikri Sınai Haklar konusunu biraz göreceli kavramlarla donatılmış gibi hissediyorum. Örneğin savunma dosyalarını incelediğimde şöyle bir cümle ile karşılaştım: Dünyada sadece 33 öyküleme biçimi vardır. Aynı şekilde esinlenmenin intihal sayılmadığı iddia edilmiş. İki hikaye arasındaki benzerlik ne kadar olduğunda esinlemedir, hangi aşamada intihaldirg
 
Esinlenme ve intihal meselesi çok önemli. Meseleye sadece hikâye açısından bakmak yeterli değil, eser açısından bakmak lazım. Eser şiir olur, hikâye olur, müzik eseri olur vs. Burada kriterler tam olarak ortaya konmamıştır ama davalarda bu mesele bilirkişi tarafından çözümlenir. Esinlenme normal olır, var olan bir eserden etkilenmek her sanatçı için geçerlidir ama her eserde teknik kurgu ve yapı açısından bunu değerlendiririz. İsimden, bir mısradan, makamdan ve ritimden vesaireden kişi etkilenebilir ama var olan eserden faydalanma birebir olursa orada büyük sıkıntı vardır, bu yerine göre intihale kadar gider. Esinlenen kişi kendi üslubunu ve buluşunu eserine yansıtmak zorundadır. Hareket noktamız bir eser olabilir, alıntı yapmak ve esinlenmek belli bir noktaya kadar serbest olsa da siz kendi görüşünüzü ve sanatınızı esere verememişseniz orada telif hakkı yasası ihlal edilmiş olur. Mesela çok bilinen bir şiirin birebir mısralarını almışsınız ve “ben bu şiiri okumamıştım, bu şiirden haberim yoktu, aynı şeyleri şairiyle düşünmüşüz ve yazmışız” demek sizi kurtarmaz. Esinlenmenin ölçüsü tam olarak belli olmasa da, bilirkişilerin bu konudaki kanaati davanın sonucunu belirler. İlesam bu tür davalarda bilirkişi olarak hizmet vermektedir.
 
İstisnaları saymazsak Türkiye’de yazarlar geçimlerini sağlamakta zorlanıyorlar. Oysa Avrupa’da, Amerika’da çok kazanan yazarlar var. Bizim ülkemizde yazarların kazanamamasının nedenlerini bize sayabilir misinizg
 
Yazarlar açısından durum Türkiye’de çok iç açıcı değil. Bunun sebepleri çok çeşitli. Bir kere okumayan bir toplumuz. Bir eserin Türkiye’deki ilk baskı sayısı çok azdır. İlk baskı ortalama 1000 ile 5000 arasındadır. Avrupa’da bu sayı bu rakamın 10-20 kat daha fazlasıdır. Yayınevi ile yazar istediği gibi bir anlaşma yapabilir, bu tanınmış yazarlar açısından lehte bir durumdur. Telif hesap edilirken baskı sayısı ve satış fiyatı üzerinden yazara ödeme yapılır. Türkiye’deki genel kanaat 5 ile 10 arasında yazara telif ödenir. Tanınmış yazarlarda bu yüzde daha yukarılara çıkabilir. Basit bir hesap yapalım. 5 TL’den satılacak bir kitap 1000 adet basılmış olsun. Satıştan elde edilecek toplam rakam 5000 TL’dir. Yayınevi yazara 5 telif öderse, yazarın kazancı 250TL’dir. Siz yıllarca uğraşın bir eser yazın bu eserden kazancınız çok az olsun. Bu kabul edilebilir bir durum tabiî ki değil ama Türkiye şartları böyle. Birde işin içine korsan baskılar girince, yazar ve yayınevi kayba uğrar. Korsanın Türkiye’de mutlaka önlenmesi lazım, baskı sayısı artıkça yazar telif kazanacaktır. Eserin okunurluğu, güncelliği, sanat gibi kriteler önemli olsa da, 80 milyonluk Türkiye’de bir eserin ilk baskısının 1000 adet yapılması inanınki çok komik ama ülkemizdeki şartlar bu. Tabi, kitap alamamanın kişilerin ekonomik durumuyla da ilgilisi var.
 
Yazarlar arada bir sinemacılar ve televizyoncular tarafından eserlerinin çalındığından şikâyet ediyorlar. Ancak çok azı mahkemeye gidiyor. Bunun bir nedeni de yasanın ağırlığı olabilir mig Yıllarca süren davalar. Mahkemeye giden yazarlardan dava kazananlar oluyor mug Bu konuda bir öneriniz var mıg
 
Telif hakkı 5846 sayılı yasayla koruma altına alınmış bir hak. Yasa kim tarafından ihlal edilirse edilsin fark etmez ve her kişiye karşı aynen uygulanır. İnsanlarımız haklarını bilmiyor, bir şiir ulusal televizyonlarda, mahalli radyolarda okunuyor ama o kurum eser sahibine telif ödemesi yapmıyor, bırakın bunu kişiden izin dahi alınmıyor. Bu çok büyük bir suç. Telif kavramı ve yasa inanın bilinmiyor. Kullanım yapan yerler, yazar şikâyette bulununca, “sizin reklamınızı yaptık, bir de bizden para istiyorsunuz” diye cevap bile verebiliyor. İşte meslek birlikleri bunun için var. İLESAM olarak alanımızda (İlim ve edebiyat alanında) eser veren herkese sesleniyorum, gelsin bize üye olsunlar. Biz onlar yerine izinsiz kullanım yapan yerler ile ilgili davaları açar ve gerekli olanı yaparız. Telif davaları evet uzun sürüyor ama sonuçta bu bir davadır. Biz açtığımız davaların 95’ini kazanıyoruz, uzun sürse de bunda bir sıkıntı yok. Tabi daha kısa sürse davalar herkes açısından daha iyi olur.
 
Dünya Telif Hakları Derneğinden bahsedebilir misinizg
 
Bildiğim kadarıyla böyle bir dernek yok. Telif hakkı takip etmek kanunla sadece “Meslek Birlikleri”ne verilmiş bir hak. Meslek birlikleri bir dernek değil, statümüz çok farklı. Yeri gelmişken söyleyeyim, 26 Nisan Dünya Telif Hakları Günüdür. İlesam olarak 26 Nisan’da telif hakları ve korsan konusunda basın açıklaması yapacağız. Telifle ilgili soruna olan www.ilesam.org.tr adresinden bize ulaşabilir ve kendilerine bu noktada seve seve yardımcı oluruz.
 
Telif davalarında ünlü bir yazarın ünlü olmayan bir yazara göre şansının daha fazla olduğu söyleniyor. Ne dersinizg
 
5846 sayılı kanun açısından böyle bir şey olmaz. Kanun herkese eşit mesafededir. O ünlü, şu değil meselesi sadece dedikodudur. Yalnız davanın medyatik olmasını sağlar. Yoksa kanunlar herkese karşı eşittir.
 
Örneğin geçtiğimiz günlerde Aydın Doğan mahkeme kararı ile duruşmada tanık olarak dinlendi. Yani mecbur edildi. Osman Sınav’ın açtığı davada. Acı Hayat ve Ihlamurlar Altında dizisi için. Ben açıkçası biraz şaşırdım. Aydın Doğan’ı nasıl mahkemeye çıkmaya mecbur bıraktılar. Osman Sınav yerine sıradan bir yazar açsaydı davayı aynı şekilde Aydın Doğan’ı mahkemeye çıkartabilir miydig
 
Buna şaşırmayın, kanunu kim ihlal ederse etsin, fark etmez. Biraz öncede dedim ya, kanun herkese eşittir. İhlali yapan kim olursa olsun fark etmez.
 
Türkiye’de telif yasası konusunda yetkin, deneyimli avukat bulmak zor sanıyorum. Bu nedenle de kaybedilen davalar olabiliyor. Ancak avukata bunun hesabını soramıyoruz.
 
Telif hakları konusu Türkiye’de yeni. Yetişmiş avukat bulmak dediğiniz gibi zor ama biz kuruluşumuzdan beri, ortalama 25 yıldır bu mesele ile uğraşıyoruz. Bu konudaki tavsiyemi yineliyorum. Kişiler bu davalarla ilgilenmeyi bıraksınlar ve bize üye olsunlar. Biz onların davalarını takip ederiz.
 
AB uyum yasaları ile bir dolu değişiklik yaşıyoruz. Yeni yasalar üretildi. FSEK ile ilgili AB’den dolayı bir değişiklik olacak mıg Yeni düzenlemeler ne tür değişiklikler getirecekg
 
Son güncelleme 2008 Şubat’ında yapıldı. Değişiklik konusu hep gündemde. Sıkıntılarımızı bakanlığa bildiriyoruz ama yeni düzenleme ne zaman geçer belli olmaz. Bilişim alanında yeni düzenlemeler mutlaka olmalı. Bu konuda tekliflerimizi İLESAM olarak bakanlığa bildiriyor ve bu konuda yapılan çalışmalara destek veriyoruz.
 
Copyright © kısaca telif hakkı yazarına aittir ibaresini edinmek için mutlaka notere gitmek gerekiyor mug
 
Hayır, gerekmiyor. 2006 yılında kanunlaşan elektronik imza yasası var. Bu yasa çok fazla bilinmiyor. Kişi tescil işini kendi bilgisayarından hem de çok cüzi bir fiyata kendi yapabiliyor. Bu hizmeti veren, kanunca tanınan birkaç kuruluş var. www.tasdix.com adresini eser sahipleri ziyaret ederse bilgi alabilirler. Biz İlesam olarak bu yasadan yararlanıyoruz ama halk bundan çok haberdar değil doğrusu; o yüzden notere gidenler çok fazla. Bu kanundan sonra notere gitmek gereksiz.
 
Kültür Bakanlığı Telif hakları konusunda sanatçıya ne tür destekler sunuyorg
 
Kültür Bakanlığı, kanun gereği meslek birliklerini kurdurdu. Birebir eser sahibine destek vermesi zor, ancak bilgi aktarıp bize yönlendirir. İlesam’ın ve meslek birliklerinin asli kuruluş amacımız telif haklarını korumak ve korsanla mücadele etmektir.
 
Meslek kuruluşlarını BESAM, İLESAM, SENDER, TÜRK YAZARLAR SENDİKASI gibi bunların yaptırım gücü var mıg
 
Olmaz olur mug 5846 sayılı yasa çok açık. Yasanın ihlali karşısında biz gerekli olan neyse onu yaparız. Bu noktada şunu belirteyim ki, ilk önce dava açma yoluna gitmeyiz, kişi veya kurumlarla uzlaşma yolunu deneriz önce. Uzlaşma olmazsa, dava açılır ve uzun sürse de, hak aranır ve sonuç alınır. İLESAM olarak tecrübeli avukatlarımız ve birikimimizle üzerimize düşeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.
 
Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
 
Ben teşekkür ederim.
 
 
 
Mar10Posted in Genel, Sinema +• Edit