Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

Yazar: Editör     Tarih: 11 Nisan 2017 14:57     Kategori: Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Makaleler, Roman, Sinema, Sözler Özdeyimler, Yazarlar
İlk insandan bu yana edebiyat, yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi.
İnsanların bir şekilde kendini ifade etme arzusu zamanla bu ifadelerin içine duyguların katılmasına zemin hazırladı. Duygularını etkili bir şekilde dile getiren insanlar, bir süre sonra da kurguya ihtiyaç duydular. Sonrasında ise edebiyat, devasa bir okyanusa dönüştü.
Dünyada edebiyat böyle bir gelişim süreci içerisindeyken Türk edebiyatının gelişim sürecinde; İslamiyet’in kabulü, savaşlar, göçler, siyasi ve ekonomik gelişmeler büyük bir rol oynadı. Türk edebiyatı; İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, İslami Dönem Türk Edebiyatı ve Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı
olmak üzere üç ana kola ayrılmıştır.
 
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
Türkler İslamiyet’i kabul etmeden önce Orta Asya’nın bozkırlarında göçebe bir yaşam sürüyorlardı. Hayvancılık temel geçim kaynağıyken tarım Türkler tarafından pek de rağbet gören bir geçim kaynağı değildi.
Talas Savaşı sırasında Araplarla, Çinlilere karşı savaşan Türkler; bu sayede İslamiyet’i tanıma olanağı buldular. 1000’li yıllara geldiğimizde ise artık Türkler devlet bazında İslamiyet’i kabul etmişlerdi.
İslamiyet öncesi Türk edebiyatına baktığımızda karşımıza iki kol çıkıyor: Sözlü Dönem Türk Edebiyatı, Yazılı Dönem Türk Edebiyatı.
Sözlü Dönem Türk Edebiyatı ürünlerine çoğunlukla Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072-1074 yılları arasında kaleme alınan Divan-ı Lügati’t Türk isimli eserde rastlıyoruz. Bu ürünler arasında koşuk, sav, sagu ve destan başı çekiyor.
Yazılı Dönem Türk Edebiyatı ürünlerine ise, ilk olarak Yenisey Vadisi’nde yapılan kazılarda rastlıyoruz. Balbal adı verilen mezar taşlarına yazılan ürünler ilk olması bakımın da önem taşıyor. Edebi olarak ise Orhun Abideleri yazılı edebiyatın ilk ürünü kabul ediliyor. Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen bu anıtlar Türklerin 8. yüzyılda olgun bir söylev diline eriştiğinin en büyük ispatı. Yine Uygurlara ait dinsel metinler de yazılı edebiyat için bir başka kaynak.
 
Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı
 
Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra yazılan dört önemli eser “Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı” başlığında değerlendiriliyor. Bu eserler şöyle; Kutadgu Bilig, Divan-ı Lugati’t-Türk, Atabetü’l-Hakayık, Divan-ı Hikmet. Ayrıca Türklerin birbiri arasındaki mücadelerini konu edinen ve 12 hikaye, 1 önsözden oluşan Kitabı-Dede Korkut da yine bu dönem eserleri arasında sayılabilir.
İSLAMİ DÖNEM TÜRK EDEBİYATI
Türkler Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ettiklerinde edebiyat çalışmaları da hız kazandı. Anadolu’da gelişme gösteren bu edebi döneme Halk Edebiyatı adı verilirken saray ve çevresinde gelişen edebi döneme de Divan Edebiyatı adı verildi.
Halk Edebiyatı
Halk edebiyatı için aslında “sözlü edebiyatın devamı” demek mümkün. Daha çok sözlü ve doğaçlama gelişen bu dönem toplamda üç ana kola ayrılır:
Anonim Halk Edebiyatı
Âşık Tarzı Halk Edebiyatı
Dini-Tasavvufi (Tekke) Halk Edebiyatı
 
Hece ölçüsünün kullanıldığı bu dönem çoğunlukla şiirin hâkim olduğu bir dönemdir. Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Kaygusuz Abdal bu dönemin önemli şairleri arasında sayılabilir.
 
Bunun yanında halk hikayeleri ve geleneksel Türk tiyatrosunun gelişim evresi olarak da önemli bir yere sahiptir.
Divan Edebiyatı
Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleri sadece dini anlamda değil, aynı zamanda edebi anlamda da bir değişime neden oldu. Arap ve Fars edebiyatının süslü ve yoğun anlatımı Osmanlı medreselerinde eğitim gören şairlerin ilgisini çekti. Padişahların da bu estetik dile hakim olmaları ve bu edebiyatı desteklemeleri divan edebiyatının bu denli gelişme göstermesinin başlıca nedenleri.
Hece ölçüsünün neredeyse hiç kullanılmadığı bu dönem aruz ölçüsünün de iktidarını güçlendirdi. Mazmun adı verilen kalıplaşmış ifadelerin alabildiğince kullanılması kalıplaşmış profilleri de beraberinde getirdi. Aynı estetik anlayışın aynı varlıkları ele alması karşısında ise ifade ve söyleyiş önem kazandı.
Daha önce Türk şiirinde karşılaşılmayan biçimler de yine bu dönemde kullanıldı. Gazel, kaside, mesnevi, rubai türü edebiyatımızda kullanılmaya başlandı. Bunun yanın da Türkler de şarkı ve tuyuğ isimli iki nazım biçimini Türk edebiyatına kazandırdı.
Fuzuli, Baki, Nedim, Nabi, Şeyh Galip, Nef’i dönemin önemli şairleri oldular.
Ayrıca seyahatname türünde Evliya Çelebi’yi saymak mümkün.
Anonim