ALTIN 452,61
DOLAR 7,3335
EURO 8,6564
BIST 1,1792
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Babam Koçero’dan Armağan | Alper Akçam

09.07.2020
137
A+
A-
Babam Koçero’dan Armağan | Alper Akçam

RÖNESANS SAVAŞÇISI BAŞARAN AMCAM…
Yalnız yaşamanın yol açtığı kimi duygusallıklar insanı zaman zaman olağan zamanın dışına taşırıyor, bazı şeyleri ıskalıyorsunuz.
Dün Başaran Amcamın sonsuzluğa göçüşünün beşinci yıl dönümüymüş; öğlen sonu anlayabildim; sabah paylaşımına bıraktım ona yönelik duygularımı, düşüncelerimi…
Köy Enstitülerinin en romantik, en duygusal savaşçısıydı O… En güçlü şairlerinden biri… Yetiştiği okulların ve Baba Tonguç’un âşığıydı. Köy Enstitüleri için “Özgürleşme Eylemi,” ve “Rönesans” kavramlarını o kullandı, o perçinledi anlamlarını…
Başaran amcamla ilk karşılaştığımda sekiz yaşındaydım. Kuzeydoğu’daki uzak yaylalardan, Üsküdar Sultantepe sırtlarındaki bir ilkokulda, yere serdiğimiz yataklarda geçireceğimiz bir aylık bir dinlence için İstanbul karmaşasına çıkagelmiştik; çelimsiz, ürkek bir öğretmen çocuğuydum.
Elini ayağını koyacak yer bulamayan, olup biteni ağzı açık izleyen bencileyin çocuğun karşısında, kaşları gür, yüz hatları gergin, bakışları kimi güneş, kimi şimşek yağdıran, sözleri tartışmasız babacan bir amca…
Görüntüleri belleğimde giderek silikleşmiş o ilk karşılaşmadan sonra, onlarca yıl görüşmedik. Adı geldi geçti elbette evimizin en sıcak söyleşilerinde.
Doksanlı yılların başında Cumhuriyet gazetesine konuk yazar olarak bir şeyler yazmaya kalkıştıktan sonra, önce seslerimiz buluştu Başaran amcayla.
Babam Dursun Akçam, Başaran amcamın eşkıya Koçero’suydu. Her konuşmamızda onu sorardı Başaran; “Koçero’dan ne haber, neler yapıyor?”
Koçero, 12 Eylül kaçağıydı; yurtdışında sığınmacıydı o sıralar. Benim 1986 yılı, ilk yurtdışı çıkışımda görüşebilmiştik bir kez… “Sizin Koçero, Hamburg’un St. Paulisi’ne, denizcilerin seks ve eğlence merkezine muhtar olmuş Başaran amca” dediğimde ne çok gülmüştü… “Yakışır, yakışır” demişti. Ve Dursun Akçam’ı o çok erken denecek yaşta yitirdiğimizde, neredeyse yıllarca, her konuşmamızda gözyaşlarını tutamamıştı Başaran amcam.
Mehmet Başaran, Alper Akçam’ı yazmaya iteleyen, onu tüm tökezlemelerinde yüreklendiren koca bir Rönesans savaşçısıdır. Kökleriyle, diş ve tırnağıyla bu yurdun toprağına, kültürüne olabildiğine tutunmuş, hiçbir rüzgâra karşı eğilmeyen, yapraklarında şiir hışırtılarını, dallarında devrimci bir direnci taşıyan, kovuğunda geleceğe atılacak tohumlar besleyip büyüten ulu bir çınardı.
İlk kitabım “Ağaların Ağası”nın arkasına yazdığı o güzel tanıtım notunu hak edebilmiş miydim, hâlâ tam bilemiyorum…
Cumhuriyet gazetesine konuk makale yazarı olarak gönderdiğim, Sami Karaören ağabeyimizin süzgecinden geçemeyen her yazım, dergilerde yayınlanmayan her öyküm, benim için, amcam Başaran’a bir sızlanma, yakınma nedeni olurdu. O da hiç üşenmez, bir yandan eşinin ağır hastalığıyla uğraşırken, bir yandan bana sayfalar dolusu, tümü de yüreklendirici mektuplar yazardı.
Önce Yeniden Müdafaai Hukuk’ta, sonra Yeniden İmece’de birlikte yazılar yazdık. Edebiyat çalışmalarımı ilgiyle izledi, elinden geldiğince destekledi. Tam bir baba dostuydu o; kan bağıyla bağlanmış kadar sıcak bir amcalıktı yaptığı… Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü aldığımın haberini o verdi.
Yazılarını, şiirlerini severek okuduğum Başaran amcamın kendi kuşağı içindeki ayrıcalıklı yerini, iki yıl sürmüş hummalı bir çalışmanın ürünü olan Anadolu Rönesansı Esas Duruşta adlı yapıtımı hazırlarken iyice ayrımsadım. Yüreğimdeki yeri daha da başkalaştı, kök saldı… Başaran amcamın yaşadığı olguları gözlemleyebilme ve çözümleyebilme yetisi, her koşulda değişim ve yenileşmeden yana olan devrimci gücüydü onu ayrıcalıklı kılan.
Aynı zamanda titiz bir dil işçisi ve dil denetçisiydi. Yazdığım her mektupta, her telefon konuşmasında onun şimşeklerini üstüne çekebilecek bir sözcük kaçacak kalemimden ya da ağzımdan diye korkular duyardım.
Bolu beylerine kafa tutmuş bir kuşağın en romantik savaşçısıydı o selam olsun anısına…

Yazar
Yazar
Editörden Yazı Atölyesi, Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’nı merkezine alan bir websitesidir. Yazı Atölyesi’ni kurarken, okurlarımızı günümüzün nitelikli edebi eserleriyle tanıtmayı ve tanıştırmayı hedefledik. Yazarlarımız, Yazı Atölyesi’nde, edebiyat, sanat, tarih, resim, müzik vb. pek çok farklı alandan bizlere değer katacağını düşünüyoruz. Bu amaçla, sizlerden gelen, öykü, hikaye, şiir, makale, kitap değerlendirmeleri, tanıtımı ve film tanıtım yazıları, anı ve edebiyata ilişkin eleştiri yazılarla, eserlerinize yer veriyoruz. Böylelikle kitaplarınızla eserlerinizin yer aldığı Yazı Atölyesi’nde, dünya çağdaş edebiyatı ile sanatın pek çok farklı alanında değer katacağına inanıyoruz. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.   http://yaziatolyesi.com/    Editör: Hatice Elveren Peköz   Email: yaziatolyesi2016@gmail.com haticepekoz@hotmail.com   GSM: 0535 311 3782  -------*****-------  
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.