ANTAKYA’DA KÜLTÜR-SANAT

0
225

Antakya Kitaplığı- Bayezid-i Bistami, Prof. Dr. Süleyman Uludağ’ın önemli bir yapıtı.

 

GetAttachment

05-10-2015 08:57

      Kitap,Vakıflar Hatay Bölge Müdürlüğü adına Ayhan Kara Vakfı tarafından bastırılmış.

      Yapıt, ilimizin büyük bir kültür varlığı olan ünlü Mutasavvıf Bayezid-i Bistami’nin  düşünce dünyasını yansıtmaktadır..

      Sayın  Prof. Dr. Süleyman Uludağ’ın diyor ki, “Bayezid tasavvuf tarihinin her döneminde ve her muhitte saygı görmüş, ulu bir veli olarak kabul edilmiş, sözleri ve menkıbeleri bütün sufi yazarları ve tarikat mensupları tarafından önemle alıntılanmış, birer tasavvufi hakikatler olarak algılanmış” bir önemli tasavvuf büyüğüdür.

      Sanat dostlarına iki önerim var: Birincisi, bu kitabı edinip incelemeleri, ikincisi, Kırıkhan ilçemize bağlı Alaybeyli mahallesindeki külliyeyi ziyaret etmeleri.

      “Üstadın Anadoluya Etkisi

      Bayezid-i Bistami, asıl adı Tayfur olan 776 – 846 tarihleri arasında Hazar Denizi’nin güney sahillerindeki Bistam şehrinde yaşamış bir mutasavvıf.

      Kabri İran’ın Bistam ilçesinde bulunmaktadır.

      776 (H.160) veya 803 (H.188)de İran’da Hazar Denizi kenarında Bistâm’da doğdu.İranlı Türkmen İslâm alîmi ve evliya. Künyesi, Ebû Yezîd’dir. İsmi Tayfûr, babasının adı Îsâ’dır.

      Torunlarından Hz İsa ve Hz Musa İran Horasanından Anadolu’ya Göç etmişler, İlk önceleri Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde ikamet etmişler, sonraları kendilerine verilen vazife gereği Anadolu’nun iç taraflarına göç etmek istemişler ve Kırıkhan’dan İki kardeş ayrılmışlar, Kırıkhan halkı Kardeşlerin gitmelerini istemedikleri için kardeşlerden birini orada şehit etmişler ve orada kalmıştır( Şeyh İsa Türbesi Kırıkhan’ın Alabeyli Köyünün kuzeyindedir. İlçe merkezine 4 kilometre uzaklıktadır ve bir tepe üzerindedir ),diğer kardeş (Şeyh Musa) Tokat’ın, Zile ilçesine gelerek burada irşadına devam etmiştir. Danişmendli dönemi meşhur bilgin ve âlimlerinden Şeyh Mûsâ Fakîh, Bayezid-i Bestâmî Hazretleri’nin (yedinci batından) torunlarındandır. Nizamü’ddin Yağıbasan döneminde, kayınpederi Hacı Bayezid Efendi ile birlikte Zile’ye gelmişlerdir.Danişmendliler tarafından bu zata (Şeyh Musa’ya) bir medrese ve bir de zâviye yaptırılmış ve birçok vakıflar te’sis edilmiştir. Vâli Recâi Güreli tarafından yıktırılan Hacı Bayezid Câmîi bu zatın delâletleriyle yaptırılmıştır..

      Yakın tarihe kadar burada bulunan külliye Bayezid-i Bestâmî’nin torunlarından Şeyh Edhem Çelebi tarafından yönetilmekteydi. Türbede 1106 ve 1305 tarihli iki kitâbe bulunmaktadır.

      Zile Müftüsü, merhum Arif KILIÇ yazısında Şeyh Musâ’nın hem Dânişmendliler hem de Selçuklular tarafından çok büyük hürmet gördüğünü ve kıymetli eserler yazdığını belirtir.

      (“Zile Tarihi”, Çağıltı Dergisi, Eylül – Ekim 1961, C. 1, sh. 6 – 7)

      Halen Burada yatmaktadır ve

sülalesi devam etmektedir ve torunları Zile’de yaşamaktadır

      Halk arasında Beyazıbesten (Şeyh Edhem Çelebi Camii) adı ile bilinen ziyaret yeri Zile merkezinde Ali Kadı Mahallesi’nde olup çevre halkı tarafından baş ve göz ağrıları ile çeşitli dilekler için ziyaret edilen yerlerdendir.

      Zile de Şeyh Ethem Çelebi (Beyazıbesten) camiinde bulunan Hz Muhammed’in mübarek hırka-ı şerifleri Cumhuriyetin ilk yıllarında muhafaza edilemeyeceği bahanesi ve Zilelilerin de yeterince sahip çıkmaması yüzünden önce Tokat a 17.09.1944′ tarihinde ise Ankara ya götürülmüş Halen Ankara Etmoğrafya Müzesindedir,Veysel Karini Hz lerinden ,Bâyezid-î Bistâmî ye intikal etmiş ve silsile yoluyla bu zamana kadar gelmiştir.” (Kaynak: bayezid-ibistami.blogspot.com)

Haftanın Yazısı- Şair Kapıları-Dursaliye Şahan

Derler ki, Nazi Almanya’sında Adolf Hitler’in emriyle kapıların boyu küçültülmüştür.

      Böylece kapılardan geçmek için eğilen mekan sakinleri farkında olmadan biat kültürüne alıştırılmış oluyorlardı.

      Hitler gibi kapılar benim de hep ilgimi çekmiştir.

      Özellikle üzerinde tarih kokan kendine has estetiği ile karşı karşıya kaldığı insanı eğip bükmeden içeri davet eden, sıcak anıların izlerini taşıyan kapıları hep sevmişimdir.

      Son yılların gudubet yapılarındaki, gireni dipsiz bir kuyuya hapsedecekmiş hissi veren ruhsuz kapılar ise çoğu insan gibi beni de itmiştir.

      O güzel kapıların yerini alan ‘hapishane’ kapıları Hitler’in kapılarından bile daha kötü.

      Ancak halen ülkemizde ve dünyanın bir çok köşesinde, bir zanaatçı elinden çıksa da sanat harikası öyle güzel kapılar var ki, onlardan birini ne zaman görsem arkalarındaki yaşamları düşünürüm. Onların öykülerini yazmak isterim.

      Geçmişin mirasını geleceğe taşıyan, göğsünün tam ortasında bir nişane gibi ona uzanacak elleri bekleyen kapı tokmakları ne çok şey anlatır.

      Çivit mavisine boyanmış bir kapı gördüğünüzde bilin ki o kapıyı geçtikten sonra içerde bir sehpanın üzerinde kanaviçe işlemeli bir örtü göreceksiniz. Ev sahibi de mutlaka size kakulali bir kahve ikram edecektir.

      Yüzünüze gülümseyen, size her defasında içeri davet eden o kapılar şairlere de ilham kaynağı olmuştur.

 

ve ben sana geliyordum

incelerek gecenin içinden

yolun solunda yalnız bir ev uykudaydı

kapısı sicimle kapalı

        Nevin Koçoğlu

 Bazen de Şair Sezai Sarıoğlu’nun söylediği gibi isyanın simgesi olmuş kapılar çıkar karşımıza.

kapılar ermese muradına,

devrim rüyası gören Kobane’ye kapısız gitsek.

birlikte kapısız bir şiiri ağırlasak…

anahtar size söylemez;

biz dünyaya kapısız olalım diye geldik.

Şimdi bu kapı muhabbeti nereden çıktı diyeceksiniz.

      Adil Okay’ın Ütopya Yayınları’ndan çıkan kitabı “ŞAİR KAPILARI” elime geçince ilk aklıma gelen Naziler oldu.

      Buraya kadar olan şiirler kitaptan zaten.

Nazım Hikmet’in Kız Çocuğu isimli şiiri de kitaba çok yakışırdı aslında.

Kapıları çalan benim

kapıları birer birer.

Gözünüze görünemem

göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli

oluyor bir on yıl kadar.

Yedi yaşında bir kızım,

büyümez ölü çocuklar.

Ancak bu ölümsüz şiirin yanına nasıl bir kapı yakışırdı bilemiyorum.

      Şair Adil Okay’ın gezdiği ülkelerden derlediği o güzel kapıların fotoğraflarından ve her biri anlamlı şiirlerden oluşan kitabı Şair Kapıları, hemen her kütüphanede bulunması gereken değerli bir eser.

      Kitaba şiirleri ile katkı sunan aşağıda isimleri yazılı şairleri de ayrıca kutluyorum.

       A.Rahim Kılıç, Âba Müslim Çelik, Ahmet Ada, Ahmet Çakmak, Ahmet Günbaş, Ahmet Telli, Arife Kalender, Arzu Demir, Ayten Mutlu, Berivan Kaya, Cafer Demirtaş, Celal Soycan Cevahir Bedel, Enis Akın, Fatma Aras, Gökçenur Ç., Halide Yıldırım, Hayati Baki, Hüseyin Peker, İlker İşgören, Kenan Yücel, küçük İskender, Levent Karataş, Metin Cengiz, Metin Kaya, Metin Kaygalak, Mitat Çelik, Murathan Çarboğa, Mustafa Güçlü, Mustafa Köz, Muzaffer Kale, Müesser Yeniay, Nalan Çelik, Nevin Koçoğlu, Nilay Özer, Nisa Leyla, Nurettin Taşçı, Ogün Kaymak , Perihan Baykal, Sabahattin Yalkın , Selim Temo, Sema Güler ,Sennur Sezer Sezai Sarıoğlu, Sina Akyol, Şaban Akbaba, Şükrü Erbaş, Tuğrul Keskin, Turgay Fişekçi, Türker Özşekerli, Yaprak Öz, Yavuz Özdem, Yılmaz Odabaşı, Zehra Betül , Zeynel Çok, Zeynep Köylü.

      Sağlıcakla kalınız.

                Dursaliye Şahan

 

Türkiye Sanatçılar Birliği’nden Teröre Kınama

Teröre hayır kardeşliğe evet –

      Büyük Milletimiz,

      “Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet” diyerek halkımız meydanlarda sesini yükseltmekte, her gün gelmekte olan şehit haberleriyle acı yüreğimize alev alev düşmektedir.

      Terörü yok etme konusunda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve halkımızın kararlı duruşu Mehmetçiğimize kuvvet vermekte, teröre karşı Vatan savunmasında büyük başarılar kazanmaktadır.

      Bu bir Vatan Savaşıdır!

      Terörle barış, teröristle müzakere olmaz!

      Başta biz sanatçılar olmak üzere Türk milleti olarak haykırıyoruz:

      Ülkemizi böldürtmeyeceğiz!

      Vatanımızın toprak bütünlüğüne sahip çıkacağız!

      Bölücüye, teröriste, yobaza, hırsıza bu Milleti ezdirmeyeceğiz!

      Saltanat düşkünlerine, diktatör özentilerine boyun eğmeyeceğiz!

      Emperyalizmin oyunlarını bozacağız. Bayrağımızı yere düşürmeyeceğiz.

      Çünkü Bizler;

      Hürriyet aşığı Tevfik Fikretler, Vatan şairi Namık Kemaller, İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akifleriz.Kuvvâyi Milliye Destanı’nın yaratıcısı Nazım Hikmetler, 10. Yıl Marşı’nın bestecisiCemal Reşit Reyleriz.Cumhuriyet Devrimi’nin sesiNecil Kâzım Aksesler, Adnan Saygunlar, Ulvi Cemal Erkinler, Hasan Ferit Alnarlarız. Biz, fırçasıyla Anadolu’ya renk veren Bedri Rahmi Eyüboğluları, çağdaş Türk tiyatrosu ve sinemasının kurucusu Muhsin Ertuğrullarız.

      Bizler;

      Mustafa Kemal Atatürk’ün devrim ve ilkelerine bağlı, Cumhuriyetimizi ve halkımızı sanatçı varlığımızla 150 yıldır alnımızdaki ışıkla aydınlatanlarız.

      Bizler;

      Mustafa Kemal’in sanatçılarıyız,

      Yedi düvele karşı vatanı için mücadele edip kendini feda edenlerin kahramanlıklarını yapıtlarımıza konu eden, onları sanatıyla ölümsüzleştirenleriz.

      Bizler biriz,

      Mustafa Kemal’iz.

      Bizler vatan savaşında Mehmetçik ile omuz omuza olanlarız. Çünkü biliyoruz ki, vatan savaşı aynı zamanda sanatçının vicdan, onur ve var olma savaşıdır.

      Biz, sanatçılar tarihte hep tereddütsüz yanıt verdik:

      “Vatan yahut Silistre!” dedik.

      Ya da tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda Mehmetçiğin dediği gibi:

      “Ya İstiklâl, Ya Ölüm!” dedik.

      Şimdi bir kez daha bu kararlılığımızı ilan ediyoruz:

      “Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet!”

İmza için:

inciozdil@gmail.com

05322742068

 

“Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf”

Türk şiirinin büyük ustasının yaşamını anlatan sergi, 23 Ekim’e kadar Caddebostan Kültür Merkezi’nde  Türk şiirinin kendine özgü üslûbuyla en önemli kalemlerinden biri olan şair Özdemir Asaf’ın yaşamı bir sergiyle anlatılıyor.Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan “Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf” sergisinin alt başlığı: “Tüm dünyayı kucaklamak istedim, kollarım yetişmedi.”

      Al Jazeera’nın haberine göre, 2-23 Ekim tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergide, Türk şiirinin en büyük ustalarından biri olan Özdemir Asaf’a dair anılar, bir zamanlar komşusu olduğu ve yaşadığı Caddebostan semtinde, Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde ziyarete açılacak.

      Şiirleri şarkılara söz olan, yediden yetmişe herkesin ezberinde yer alan Özdemir Asaf’ın hayatını anlatan sergi; şairin özel yaşamını fotoğraflarıyla, kişisel evrakıyla, defterleriyle, elyazılarıyla gözler önüne seriyor.

      Diliyle farklı bir üslûp yaratan, insana ve olaylara, doğaya kendine has bir bakış açısı sunan şair Özdemir Asaf 1923’te doğdu, 1981’de hayatını kaybetti. Hukuk ve gazetecilik okuyan Özdemir Asaf’ın kitapları arasında, ‘Dünya Kaçtı Gözüme’, ‘Sen Sen Sen’, ‘Bir Kapı Önünde’ bulunuyor.

      “Tüm dünyayı kucaklamak istedim; kollarım yetişmedi”

      Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf “Tüm dünyayı kucaklamak istedim; kollarım yetişmedi.” sergisi, 2 Ekim – 23 Ekim 2015 tarihleri arasında Türkiye’nin en büyük şairlerinden Özdemir Asaf’ı Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde ağırlıyor.

   “Yaşamak değil,/ Beni bu telâş öldürecek”

“Sen bana bakma,/ Ben senin baktığın yönde olurum”

“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,/ Birinciliği beyaza verdiler”

“Yalnızlık paylaşılmaz../ Paylaşılsa yalnızlık olmaz.”

dizeleriyle sevdiğimiz Özdemir Asaf, büyük bir sergiyle anılıyor.

      Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf “Tüm dünyayı kucaklamak istedim; kollarım yetişmedi” sergisi şairin fotoğraflarıyla, kişisel evrakıyla, defterleriyle, elyazılarıyla yaşamöyküsünü, sanatçı kişiliğini gözler önüne seriyor.

      Onlarca şiiri ezberimizde olan, dizeleri dillere pelesenk olmuş; şarkılara söz, mektuplara alıntı olmuş büyük şair Özdemir Asaf, diliyle, dünyasıyla, insana bakış açısıyla olağanüstü bir özgünlüğe sahipti. Şimdi onun bu özgün dünyasına tanık olmanın zamanı.

      Cumhuriyet)

 

KISA SANAT HABERLERİ

Ali Tatar Edebiyat Ödüllerine ilgi büyük

      Aydınlık / Ankara

      Bu yıl ilk kez düzenlenen ‘Ali Tatar Edebiyat Ödülleri’ için başvurular devam ederken ödüllere ilginin büyük olması Tatar ailesini sevindirdi. Ölümünün 6. yılında Yarbay Ali Tatar’ın ismini ölümsüzleştirmek için düzenlenen edebiyat ödülleri ilk kez bu yıl verilecek. Ali Tatar Edebiyat Ödülleri için başvurular 25 Ekim’e kadar devam edecek. Kısa öykü kategorisinde şu ana kadar birçok başvuru yapıldı. Konuyla ilgili olarak Aydınlık’a konuşan Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar, “Ali Tatar’ı, onun mücadelesini, unutmamak, unutturmamak ve her daim hatırlamak amacıyla edebiyat güzergahında yola çıktık. Her insanın bir hikayesi, bir öyküsü vardır; bir yerlerde sakladığı. Anlatılsın, konuşulsun, yazılsın, paylaşılsın istedik. Adalet bağlamında, hukuk bağlamında, demokrasi ve özgür vatan bağlamında Ali Tatar’la kesişen yol öykülerinden daha da mutlu oluruz dedik. Edebiyat üstatları el vererek bizi yüreklendirdi” dedi.

GELEN ZARFLARLA MUTLU OLDUK

      Yarışma için şu ana kadar birçok başvuru yapıldığını belirten Ahmet Tatar, “5 Eylülden itibaren zarflar gelmeye başlayınca çok mutlu olduk. Daha da artmasını bekliyoruz. Bir yandan da içine girdiğimiz zorlu işi öğrenmeye, deneyim biriktirmeye çalışıyoruz. Eğer becerebilirsek Ali Tatar Edebiyat Ödülünü sürekli kılmayı amaçlıyoruz. Gösterilen ilgi ve destek bizi ilerisi için cesaretlendiriyor. Girişimimizin doğru olduğunu ama daha da geliştirmemiz gerektiğini görüyoruz. İlgi gösteren destek veren bütün dostlara edebiyat aşıklarına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

FAKİR BAYKURT’U ANDIK

      Fakir Baykurt’u andık…

      Burdurlu kavruk köylü çocuğu

Gönen köy enstitüsünde çeliğe su vererek yeşeren

      Kuplumbağalar’daki tozak köyünden ruhr havzasında yüksek fırınlara erişen

      “ayaklarını gerip güne karşı işeyen” yazar, öğretmen, öğretmen örgütçüsü Fakir baykurt’u andık…

Özgecan Aslan’ın hayatını anlatan film, Altın Portakal’a aday oldu

       Yönetmenliğini İngiliz Chris Surnames’in üstlendiği ‘Faint Sound’ filmi farklı ülkelerde işlenen kadın cinayetlerini konu alıyor  Mersin’in Tarsus ilçesinde eve gitmek için bindiği minibüsün şoförü tarafından vahşice katledilen Özgecan Aslan’ın hayatı beyaz perdeye aktarıldı. Yönetmenliğini İngiliz Chris Surnames’in üstlendiği ‘Faint Sound’ filmi, Altın Portakal için aday oldu. Chris Surnames, üniversite tezi için hazırladığı her ülkede işlenen bir kadın cinayetini konu alan ‘Faint Sound’ filminde, Özgecan Aslan’ın hikayesine de yer verdi. Şubat 2015’te katledilen Özgecan Aslan’ın hayatını anlatan filmde genç kızı, oyuncu Maral Büyüksaraç canlandırırken ünlü oyuncu Ahmet Uğurlu’nun da kadroda olduğu açıklandı.

      Surnames’in belgesel film niteliği taşıyan yapımı Uluslararası Antalya Film Festivali’ne de aday oldu.

(Kaynak: www.t24.com)

 

Haftanın Şiiri 

Yalnızlık Paylaşılmaz

              Özdemir Asaf

Yalnızlık paylaşılmaz

Yalnızlık, yaşamda bir an,

Hep yeniden başlayan…

Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,

Kaçtıkça kovalayan…

Paylaşılmaz.

 

Bir düşün’de seni bana ayıran

Yalnızlık

Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

 

Dursaliye Şahan