ALTIN 460,31
DOLAR 7,6962
EURO 8,9636
BIST 1,1634
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

Anadolu’nun Asi Oğlu Babam | Devrim BORAN

09.09.2020
969
A+
A-
Anadolu’nun Asi Oğlu Babam | Devrim BORAN

“Anadolu’nun ASİ Oğlu” ve de “Masumiyetin MELEK Hali” olan bir BABAM vardı.

(6 Eylül 2020’de, yaklaşık 1 yıllık sol tarafı felçli bir biçimde yatalak hastalık sürecinin sonunda, 72’sinde vefat eden; profesyonel devrimciliğe başladığım 17 Yaşım’dan beri karakol, mahkeme, firar ve hapishane süreçlerimde hep peşimden koşan Sevgili Babam Cemal BORAN’a yazdığım şiirdir!…)

Ümraniye Emniyet Genel Müdürlüğü’nde işkence tezgahındaki 17 Yaşım’ın ardından gözyaşı döken

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kapısında 18 Yaşım’ın tahliye haberini umutla bekleyen

Sağmalcılar Hapishanesi’nin görüş kabininde kanatılan ömrümün yansıdığı 18 Yaşım’ın acılı yüzüne gülümseyerek moral veren

Ankara’nın mekanlık ettiği firariliğim boyunca Çınar Nalbur’a uzanıp da 20 Yaşım’a telefonun ucundan kederle seslenen

“Anadolu’nun ASİ Oğlu” ve de “Masumiyetin MELEK Hali” olan bir BABAM vardı…

 

1948’in bir Ekim günü Ulutepe Köyü’nde dünyaya gözlerini açan bir CAN’dır.

Babası Deli Dursun’un terkettiği, anası Cerme Satı’nın büyüttüğü bir YETİM’dir.

Diyarbakır, Kayseri ve Ankara’da subay amcasının yanında okuyan bir SIĞINTI’dır.

18’inde göçtüğü İstanbul’un Pera Palas’ında garsonluk yaparak hayata tutunan bir YÜREK’tir.

Erzurum’da askerlik yaparken öğrendiği ÜÇ FİDAN’ın idam haberi ile sola eğilim duyan bir ASİ’dir.

Edasına aşık olduğu 15’indeki dünya güzeli YETER ile hayatını birleştiren bir EŞ’tir.

1970’lerin yükselen devrimci dalgasında Mustafa Suphi’nin TKP’sine gönlünü kaptıran bir DEVRİMCİ’dir.

1977 1 Mayıs’ında Taksim Meydanı’nda kurşunlara göğsünü geren bir MİLİTAN’dır.

1978’in Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde işten atılıp da Grev Çadırı’nın önünde halay başı çekerek direnen bir EMEKÇİ’dir.

1978’de girdiği Taksim Devlet Hastanesi’nden 20 yıl çalışıp da ayrılan bir EMEKLİ’dir.

1980’lerin sonunda kamu emekçilerinin sendikal mücadelesini örgütleyen bir ÖNDER’dir.

1992’nin Kazım Karabekir Mahallesi’nde ULUDER’i ruhunu katıp da örgütleyen bir GÖNÜLLÜ’dür.

Yeryüzüne inmiş birer melek olan Gülcan, Deniz, Devrim ve Cüneyt’in ruhuna üfleyip de can veren bir BABA’dır.

Cihan parçaları olan İlayda, Arda, Ayça, Memetcan ve Asya’yı som sevgiden yüreğine basan bir DEDE’dir.

Naif, hassas, kırılgan ve ezgin bir ruh taşıyan bir Ölümsüz Kelebek’tir.

O “Masumiyetin MELEK Hali” olan benim sevgili ve de biricik BABAM’dır…

 

Kokusu Paris Komünü ve Ekim’den gelen bir KIZIL GÜL’ü kalbinde saklayan

Spartacüs’ün öfkesi ve Şeyh Bedreddin’in aklını sosyalizm kavgasında sentezleyen

Can Yücel’in güzelleme yaptığı argoyu dilinde esrik bir şarkıya dönüştüren

“Kamil İnsan”, “Doğal Filozof” ve “Halk Önderi” kişiliği ve duruşu ile rol modelim olan

Cesur, pervasız ve kırılgan ömrümün hep BAŞROLÜ’nde oynayan

“Anadolu’nun ASİ Oğlu” ve de “Masumiyetin MELEK Hali” olan bir BABAM vardı…

 

1988’de özgün müzik ile tanıştığım Ahmet Kaya’nın “Başkaldırıyorum” adlı kasetini kalbime sunan

1993’te sosyalizm ile tanıştığım “Sosyalist Kültür Ansiklopedisi” adlı eseri ruhuma bağışlayan

1994’te Kadıköy Sahilinde gördüğüm Aziz Nesin’in “Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz” oyunu ile tiyatroyu ömrüme açan

1986’da çocukluk aşkım Galatasaray’ın “Ali Sami Yen”deki maçı ile futbol tutkusunu ömrüme aşılayan

1990’da Erdal İnönü’nün SHP’sinin “Sultanahmet Meydanı”ndaki mitingi ile siyaset tutkusunu ömrüme yazan

1994’te “Ömrümün Kırılma Anı” olan 17 Yaşım’da girdiğim “DEVRİM YOLU”nda beni hiç bir zaman yalnız bırakmayan

1 Kasım 2006’da Kazım Karabekir adlı bataklığın ortasından açan bir Nergiz Çiçeği olan,

Devrim ve Cüneyt adlı oğullarının başını çektiği ÇINARDİBİ’ne mahalleliyi örgütleyen

“Anadolu’nun ASİ Oğlu” ve de “Masumiyetin MELEK Hali” olan bir BABAM vardı…

 

6 Eylül 2020’nin yazdan kalma bir öğle üzeri 72’sinde gökyüzünün 9. katına çıkıp da yıldızlara karışan

Vasiyeti üzerine Tokat/Turhal/Ulutepe Köyü’ndeki cenaze töreninde tabutunu omzumda taşıdığım

Anadolu’nun medeniyetlere köprü olan bereketli toprağına karışıp da

yeryüzünün bağrında ölümsüz bir ANKA KUŞU olarak yeniden yeşerecek

yorgun bedenini bulut beyazı kefeni içinde son kez gördüğüm

Elma ve mehlep ağaçlarının dingin gölgesinde sonsuza dek huzur içinde yatacak olan

“Anadolu’nun ASİ Oğlu” ve de “Masumiyetin MELEK Hali” olan bir BABAM vardı…

                                                                                                                                                                                                 

6/8 Eylül 2020 * Saat 01:06/05:00 * İstanbul * devrim BORAN

ETİKETLER:
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.