ABC Gazetesinden Yeni Çıkan Kitaplar

Yazar: Editör     Tarih: 31 Ocak 2017 12:35     Kategori: Basında Biz, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Roman, Yazarlar

YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

 

Dursaliye Şahan

TOTTENHAM ÇOCUKLARI

Sola Yayınları

Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim.

Gelen istihbaratın değeri yüksekse -ki bunun anlamı okuyucu sayısı demekti- Şef’ten duyduğumuz ilk sözcük bu olurdu. Haber bitene kadar da kıpır kıpır yerinde duramazdı. Son noktayı koyup teslim ettiğimizde biz rahatlardık ama o başka bir boyuta geçerdi. Hangi sayfada çıkacak? Ne kadarı kırpılacak? Kaç fotoğraf kullanılacak? Hele de haber siyasî bir nitelik taşıyorsa, akıbeti yazarına dahi tam bir muammadır.
“Sahneden dansöz indirdi” olayı, pekâlâ baskıda “İngiltere’deki Türk dansözlere çalışma yasağı geldi” manşetine dönüşebilirdi.

Okuyucu bilmez ama genelde muhabirler, yazı işlerinin insafına kalmış bir nevi etkisiz elemanlardır. Kariyerlerinin kaderini, çalışmaktan barut fıçısına dönen medyanın bu gizli elleri belirler. Onların karşısında habercilerin boynu kıldan incedir. “Bu ortaçağ ilişkisine niye katlanırlar?” derseniz, hemen her basın emekçisi için imzasını manşette görmek müthiş bir duygudur. Yazdıkları her satırı, Amazon ormanlarındaki yerliler dâhil bütün dünyanın okuduğunu ve isimlerini ezberlediğini düşünürler. Oysa ülkenin onda dokuzu, en yetkin gazetecinin adını bile bilmez. Ayrıca gazetecilik, 24 saatlik bir iştir. Kalemi bıraktığınız gün ölürsünüz. Çünkü o güne kadar yaptığınız bütün haberler çoktan tarihin tozlu yaprakları arasına gömülmüş demektir.

 

288 s. İstanbul 2016


Dorothee Elmiger

CESURLARA DAVET

Deli Dolu Yayınları

Dorothee Elmiger’in “Cesurlara Davet” adlı romanı, Olcay Mağden Ünal çevirisiyle Delidolu Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

“Bilip tanıdığım tek yer burası. Artık tamamen terk edilmişlere ait, terk edilmiş bir arazi. Biz de bu enlemlerde doğmuş ve tüm iyi ruhlar tarafından terk edilmiştik…”

Geçmişini bilmeyen kişi gelecekten ümitli olabilir mi? Meçhul bir arazide, meçhul bir zamanda, sadece kendilerinden haberdar iki kız kardeş: Margarete ve Fritzi. Ve bu meçhul arazinin altında yıllardır için için yanan dev bir kömür madeni; geçmişi, geleceği, her türlü verimliliği ve ümidi yakıp yok ediyor. Günden güne yok olan bu şehrin genç neslinin son temsilcilerinden Margarete ve Fritzi’nin tutundukları tek dal, varlığı tartışmalı eski bir nehir. Nehri bulunca, sanki her şey çözülecek. Oysa bilmedikleri ne çok sır, öğrenemedikleri ne çok bilgi var yıllar öncesine dair…

Köklerinin izini sürmek üzere yola çıkan iki kardeş geçmişin karanlık dehlizlerinde korkunç gerçeklerle yüzleşiyor. Sahte bir güven duygusuyla uyuşturulmaya çalışılan bedenlerini ve zihinlerini ayık tutmaya çabalayan Margarete ve Fritzi’yi ait olmadıkları arazilerin müttefiki kılan tek şeyse yabancılıkları oluyor.

Edebiyat çevrelerinde adından övgüyle bahsedilen İsviçreli genç yazar Dorothee Elmiger’in ezber bozan bir distopik evrende geçen ilk romanı Cesurlara Davet, okurlara karanlık ama umut dolu, deneysel ama tanıdık, karmaşık ama dengeli bir öykü vadediyor.


136 s. İstanbul 2017

din-felsefesibd171a54686c309c93ef0eeac709a680.jpg

Paul Copan-Chad Meister

DİN FELSEFESİ-KLASİK VE GÜNCEL MESELELER

Ayrıntı Yayınları

Din Felsefesi, dinlerin var olmaya başladığı günden beri süregelen en önemli fikirleri ve tartışmaları, bu alanın önde gelen otorite ve akademisyenlerinin kaleme aldığı on sekiz farklı makaleyle kapsamlı bir şekilde sunuyor.

Tanrı’nın varlığına ya da yokluğuna dair sunulabilecek argümanlar nelerdir, eğer sonsuz iyilik sahibi bir Tanrı varsa korkunç acılar ve kötülükler neden var, Tanrı niçin görünmüyor, ölüm neden var ve ne anlama geliyor?

Din Felsefesi, dinlerin var olmaya başladığı günden beri süregelen en önemli fikirleri ve tartışmaları, bu alanın önde gelen otorite ve akademisyenlerinin kaleme aldığı on sekiz farklı makaleyle kapsamlı bir şekilde sunuyor. Din felsefesinin üzerine inşa edildiği tarihsel temelleri somut biçimde ortaya koyarken, dinin günümüz dünyası için ne anlama geldiğini daha derinlemesine algılamamız açısından yeni ufuklar açıyor.

Ayrıca Feminist Din Felsefesi, Doğu Dünyasında Din Felsefesi, dinlerin bilimle etkileşimi gibi yakın zamanda ön plana çıkmaya başlayan konular da ana başlıklar halinde ele alınarak detaylı biçimde okura sunuluyor.


400 s.İstanbul 2017

dunya-tarihinin-yapisib3e4d6bb3bdb4f7c486ac4bb217dc811.jpg

Kojin Karatani

DÜNYA TARİHİNİN YAPISI

Üretim Tarzlarından Mübadele Tarzlarına

Metis Kitap

Toplumsal formasyonlar tarihini mübadele tarzları perspektifinden yeniden değerlendirmeye yönelik bir girişim bu kitap – günümüz Sermaye-Ulus-Devlet sistemini kavrayıp aşma çabasının bir ürünü.

Toplumsal formasyonlar tarihini mübadele tarzları perspektifinden yeniden değerlendirmeye yönelik bir girişim bu kitap – günümüz Sermaye-Ulus-Devlet sistemini kavrayıp aşma çabasının bir ürünü.

Marx’ın dünya tarihi versiyonunu sistematik bir biçimde yeniden okuyan Karatani eleştirinin odak noktasını üretim tarzlarından mübadele tarzlarına kaydırıyor. Göçebe kabilelerin ayırt edici özelliği olan kaynakları ortak bir havuzda toplamayı, yerleşik tarımın benimsenmesinden sonra geliştirilen armağan mübadelesi sistemlerini, devletin doğuşuyla birlikte ortaya çıkan korunmaya karşılık itaat mübadelesini, kapitalizme damgasını vuran meta mübadelelerini inceliyor ve geleceğin bir mübadele tarzı olarak armağan mübadelesinin dönüşü üzerinde duruyor. Karatani’ye göre mevcut Sermaye-Ulus-Devlet üçlü sisteminin aşılması anlamına gelen bu nihai aşamayı kavramanın en iyi yolu Kant’ın ebedi barış üzerine yazılarından geçiyor.

“Tarihçilerden okumaya alışkın olduğumuz türden bir dünya tarihi değil bu,” diyor Karatani, “amacım, çeşitli temel mübadele tarzları arasındaki ilişkilerin aşkın bir eleştirisini yapmak. Yani dünya tarihinde meydana gelmiş üç büyük değişimi yapısal olarak açıklamak. Böylece dördüncü bir büyük değişimin, bir dünya cumhuriyetine geçişin peşine düşebiliriz.”


432 s. İstanbul 2017

felsefenin-perspektifinden-j-s-bach-ve-richard-wagner-in-sanati2beae61415a19e321eb49ac0efddb654.jpg

Doç. Dr. Uğur Ekren

FELSEFENİN PERSPEKTİİFİNDEN J.S. BACH VE RİCHARD

WAGNER’İN SANATI

Sentez Yayıncılık

Yazar bir Estetik kitabı olarak tasarlamadığı bu çalışmasında ele aldığı sanatçıların; J. S. Bach ve Richard Wagner’in doğrudan ve dolaylı olarak felsefe ve filozoflarla kurduğu ilişkilere odaklanmıştır. Bu ilişkiyi ilk bölümde J. S. Bach’ın eserlerini merkeze alarak ortaya koymaya ve sanatçının içinde yaşadığı barok döneme müzik ve felsefe üretimleri ve ilişkileri açısından bakmaya çalışan yazar; ikinci bölümde bir başka büyük sanatçıyı, Richard Wagner’i çalışmasının merkezine alarak, onun müzik tarihindeki biricik ve eşsiz olan yerini; gerek kaleme aldığı teorik yazılarına gerekse de yarattığı müzikli dramalarına yönelerek göstermeye çalışmıştır.

Yine yazar sanatını bilinçli bir biçimde felsefedeki kazanımları üzerine kuran bu devrimci müzisyen ve düşünür ile sanatında dolaylı da olsa çağının felsefi birikimini yansıtan J. S. Bach arasında bazı yorumcular tarafından konulan keyfi mesafeyi aşmayı denemiştir. Ayrıca müzik ve felsefenin buluşmasında sanatçının perspektifiyle ilişkiye girdiği çağının felsefesinin perspektifi arasında meydana gelen çakışmaları, onların verimleri ve ürünleri üzerinden elden geldiğince göstermeye çalışmıştır.

Böylece, sanatçılar ve felsefe başlığı altında derlemeyi tasarladığı çok daha kapsamlı çalışmalarının ilk ürününü okurlarının takdirine sunmuştur.


156 s. İstanbul 2016

huzursuzluk6f24d821966a126df7ba4b9befcf892a.jpg

Zülfü Livaneli

HUZURSUZLUK

Doğan Kitap

Merhamet zulmün merhemi olamaz!

İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.

Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi… Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.


160 s. İstanbul 2017

racon6398e9c2f60d1060b0ca50c986922ce9.jpg

Ergun Hiçyılmaz

RACON

Karakarga Yayınları

Suç örgütü liderlerinden, devlet adına babalık taslayanlara; gariban babalarından, zorba katillere külhanbeyleri, dayılar, bitirimler, haneberduşlar, tulumbacılar, baldırı çıplaklar…Racon nedir? Kabadayılar nasıl giyinir? Kabadayı muhabbeti nasıl olur? Ergun Hiçyılmaz, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun yeraltı dünyasına iniyor. Yahudi kabadayılarından külhanbeyi tarikatına; kabadayı manilerinden jargonlarına, yeraltı dünyasının başlangıç tarihine uzanıyor.


288 s. İstanbul 2016

cin-ansiklopedisi4db68a10059980bf9d07f82976b4aad4.jpg

Zhong Guo Bai Ke

ÇİN ANSİKLOPEDİSİ

Kırmızı Kedi Yayınları

Çin Seddi’nden Yasak Kent’e, Yeraltı Heykel Ordusu’ndan Gök Tapınağı’na, Potala Sarayı’ndan Geleneksel Çin Tıbbı ve akupunktura kadar, “Çin deyince…” aklınıza gelen her şey bu kitapta toplandı.

5000 yıllık derin bir kültürün günümüze uzanan izleri, Çin tarihine ve modern Çin’e damga vuran isimler, 56 etnik milliyetten oluşan bir toplum, dünyaca tanınan kültürel ve doğal miraslar, şairlere ilham veren dağlar ve göller, Çin Uluslararası Radyosu (CRI) Türkçe Servisi’nin çalışmasıyla Türkçedeki ilk Çin Ansiklopedisi olarak elinizde.Çin Ansiklopedisi, Asya’nın iki ucunda yer alan iki dost ülke ve halklarının, birbirlerini daha yakından tanımaları için atılan bilgi dolu ve rengârenk bir adım.


300 s. İstanbul 2016

modern-felsefede-metafizigin-elenmesi5838d430288fda5f5ea740926e8bb60f.jpg

Taylan Altuğ

MODERN FELSEFEDE METAFİZİĞİN ELENMESİ

Belge Yayınları

“Empirik doğrulanabilirlik”i anlam ölçütü olarak formüle eden Mantıkçı Positivism, bu ölçüte dayanarak metafiziğin (felsefenin) önermelerinin anlamsız olduğunu ilan ediyor ve felsefeye, bilimsel söylemin kavram çözümlemesinden başka bir etkinlik alanı bırakmıyordu. Bizzat kendisi metafiziksel içermelerle yüklü olan doğrulanabilirlik ilkesinin ürettiği “dar deneyci” anlayış, Mantıkçı Positivismin felsefeyi hiç de layık olmadığı bir yere, bilimsel söylemin yedeğine sokmasıyla sonuçlanıyordu. Böylece de felsefe, insanın bütünsel deneyim alanından yalıtılmış oluyordu ki bunun anlamı felsefenin insansızlaştırılmasıdır.

Bu yıkım programı karşısında, metafiziksel sorunu felsefe için bir varoluş sorunu olarak gören bizim çalışmamız, Kant’ın bakış açısını ve Mantıkçı Positivismin çıkış noktası olan Wittgenstein’ın, empirist olmayan bir yorumunu temele koyarak; bir yönüyle, metafiziğin elenmesi (elimination) sorununun içerdiği güçlüklerin de metafiziksel olduğunu göstermeye yöneliyor. Diğer yönüyle de, metafiziğin insan aklı için kaçınılmaz olduğu düşüncesiyle bütünleşerek; metafizik terimine yüklenen olumsuz nitelemelerin birer önyargı olabileceğine ve her metafizik eleştirisinin mutlaka eleştirel olmayıp, kimi zaman da dogmatik olabileceğine işaret ediyor.


164 s. İstanbul 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

cumhuriyet-in-uc-fedaisi273137826978bce1a07a0d1bffb593c6.jpg

Özdemir İnce

CUMHURİYET’İN ÜÇ FEDAİSİ

Tekin Yayınları

Cumhuriyet döneminin en eğitimli, en donanımlı, en namuslu, en fedakâr kadrosu olan Şükrü Saracoğlu-Mahmut Esat Bozkurt-Reşit Galip kuşağına karşı, laik ve demokratik bir devlet kurdular diye, karşı devrimcilerin ve cumhuriyet düşman¬larının amansız bir kini vardır. Bu kinin kaynağı, bu kahramanların kişilik ve temsil ettikleri kimliktedir.

Bu insanlar Cumhuriyet’ten önce doğmuştu. Yurt içinde ve yurt dışında ciddi eğitim ve öğrenim gördüler, Kurtuluş Savaşı’na katıldılar. Hayatın sınavlarından geçtiler başlangıçta tam anlamıyla demokratik olmasa bile onu amaçlayan, hukuku çağdaşlık düzeyine çıkarmak için çaba gösteren, elden geldiğince sosyal ve laik bir cumhuriyet kurdular.

Başbakanlık, bakanlık gibi görevlerde bulunmuş olan Cumhuriyet’in Üç Fedaisi’nin kimi öldüğü zaman kira evinde oturuyordu, kiminin de cebinde sadece beş lirası vardı.


312 s. İstanbul 2017

yunanistan-in-anadolu-hayali-1919-1922e91e5921962597d7eac9066a147b85ea.jpg

Michael Llewellyn Smith

YUNANİSTAN’IN ANADOLU HAYALİ

1919-1922

Tarihçi Kitabevi

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından hemen sonra, Ocak 1915’te İngiltere, Yunanistan’ın Antant safında savaşa girmesi halinde kendisine Anadolu’da “büyük bölgesel tavizler” önderdi. Bu teklifle harekete geçen bir dizi olay, trajik bir biçimde 1922’de Yunan Smyrna’sının (İzmir) yok oluşu ve Anadolu’daki Helenizm’in kökünden sökülmesi ile sonuçlandı.

Michael Llewellyn Smith, İzmir’deki Yunan İşgali’ni ve Anadolu’daki savaşı, Yunanistan’ın “Megalo Idea”sı ile Büyük Güçlerin Ortadoğu’daki rekabetlerinin arka planına yerleştirir. Yunan devlet adamı Eleftherios Venizelos’un “İyonya Hayali”nin kökenlerinin izini, Lloyd George ile paylaştığı Doğu Akdeniz’de bir İngiliz-Yunan Anlaşması ile ilgili fikirlerinde takip eder. Bu sürükleyici öykü, modern Yunanistan’ın politikalarını ve toplumunu şekillendiren felaketin eksiksiz bir hikayesidir.


432 s. İstanbul 2017

insanligin-efendileri3b841f246af42ec09782fe28d50ac5ad.jpg

Noam Chomsky

İNSANLIĞIN EFENDİLERİ

Makaleler ve Konferanslar(1969-2013)

BGST Yayınları

“İnsanlığın Efendileri”, Noam Chomsky’nin kitaplarında yer almayan, 1969-2013 yılları arasındaki makalelerinden ve konferanslarından oluşuyor.

“İnsanlığın Efendileri”, “kendini yönetmekten aciz, cahil ve tehlikeli bir sürü” olarak gördükleri halkı yönetebilmek için çeşitli mekanizmalar geliştirdiler.

Şirketlerin güçlenmesiyle halk yönetim süreçlerinden dışlandı ve demokrasinin içi boşaltıdı. Medya, sakıncalı gerçekleri örtbas eden bir propaganda aygıtına dönüştürüldü.

Entelektüeller ve akademisyenlerin büyük bölümü, egemenlerin çıkarlarını bütün toplumun çıkarlarıymış gibi göstermek için kullanışlı söylemler ürettiler. Bütün bunlar, “cahil ve tehlikeli sürü”nün kendine dayatılan sisteme “rıza göstermeden razı olması” için yapıldı.

Noam Chomsky “İnsanlığın Efendileri”nde zengin tarihsel olgular ve derinlemesine bir analizle bu yönetim tekniklerini ele alıyor.

241 s. İstanbul 2016

 


Kaynak: http://www.abcgazetesi.com/yeni-cikan-kitaplar-ve-editorun-sectikleri-16-ocak-2017-40349h.htm