İsmet Özel, Üç Frenk Havası

Yazar: Editör     Tarih: 26 Nisan 2017 23:58     Kategori: Editörden, Genel, Yazarlar

1944’de, Söke’li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri’de dünyaya gelir. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara’da tamamlar. Öncelikle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde okuduysa da mezun olacağı okul Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı olacaktır. On sekiz yıl Devlet Konservatuarı’nda Fransızca okutmanlığı yapar, ilk şiiri 1963’de Yelken Dergisi’nde yayınlanır. Bu tarihle birlikte ; yazın, düşün ve sanat dünyasındaki serüvenine başlamıştır. İlk kitabı Geceleyin Bir Koşu’yu 1966 yılında, büyük yankılar uyandıran ikinci kitabı Evet, İsyan’ı ise 1969 yılında yayımlar. 1970’de yakın arkadaşı Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkarır. 1974 yılına gelindiğinde ise , o zamana dek içerisinde bulunduğu ve savunduğu sosyalist düşünce çizgisini geride bırakarak fikri ve ruhi bir değişim yaşayacaktır. Bu tarihten sonra yazı ve sanat hayatına, İslami düşünce çerçevesinde devam eder. Bu düşünce yapısı aynı zamanda ona yeni sorumluluklar da yüklemiştir. Bu sorumluluk bilinci ile 1977’de Yeni Devir gazetesinde günlük fıkralar yazar, yine aynı gazetede Abdullah Çıdamlı müstear ismi ile çeviriler yapar, Pazar günlerine özel kültür sayfaları hazırlar. 1985 yılında Milli Gazete’de Cuma Mektupları’na, 1997 yılında Yeni Şafak Gazetesi’ndeki günlük fıkralarına başlar. Yazdığı deneme kitabı Taşları Yemek Yasak ile Türkiye Yazarlar Birliği Deneme ve 2005’de üstün hizmet ödülünü kazanır. 1995’de Şilili Ozan Gabriela Mistral nişanı alır. Siyasi yazıları 2003 yılına dek kısmi aralıklarla çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmıştır. Halen İstiklal Marşı Derneği’nin genel başkanlık görevini yerine getirmektedir.

 

Evli ve dört çocuk babası, iki çocuk dedesi İsmet Özel, Çengelköy’deki evinde düşünce ve sanat hayatına devam etmektedir.

Kitapları:

  • Üç Mesele
  • Zor Zamanda Konuşmak
  • Taşları Yemek Yasak (It is Prohibited to Eat the Stones)
  • Bakanlar ve Görenler
  • Faydasız Yazılar
  • İrtica Elden Gidiyor
  • Surat Asmak Hakkımız
  • Tehdit Değil Teklif
  • Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
  • Sorulunca Söylene
  • Cuma Mektupları -1,2,3,4,5,6,7,8,9,10
  • Tahrir Vazifeleri
  • Neyi Kaybettiğini Hatırla
  • Ve’l-Asr
  • Tavşanın Randevusu
  • Bilinç Bile İlginç
  • Şiir Okuma Kılavuzu
  • 40 Hadis
  • Henry Sen Neden Buradasın-1
  • Henry Sen Neden Buradasın-2
  • Kalıntürk
  • Çenebazlık
  • Şairin Devriye Nöbeti 1 – Tok Kurda Puslu Hava
  • Şairin Devriye Nöbeti 2 – Bileşenleriyle Basit
  • Şairin Devriye Nöbeti 3 – Neredeyizim
  • Şairin Devriye Nöbeti 4 – Ebruli Külah

Şiir:

  • Geceleyin Bir Koşu (1966),
  • Evet İsyan (1969),
  • Cinayetler Kitabı (1975),
  • Şiirler 1962-74 (1980),
  • Şiir Kitabı (1982),
  • Celladıma Gülümserken (1984),
  • Erbain (1987),
  • Bir Yusuf Masalı (2000).
  • Of Not Being A Jew (2005)
  • Of Not Being A Jew-İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir- (2008)
  • Of Not Being A Jew (2011)

Deneme, Söyleşi, Mektup:

  • Üç Mesele (1978),
  • Şiir Okuma Kılavuzu (1980),
  • Zor Zamanda Konuşmak(1984),
  • Taşları Yemek Yasak (1985),
  • Bakanlar ve Görenler (1985),
  • Faydasız Yazılar (1986),
  • İrtica Elden Gidiyor (1986),
  • Surat Asmak Hakkımız (1987),
  • Tehdit Değil Teklif (1987),
  • Waldo Sen Neden Burada Değilsin? (1988),
  • Sorulunca Söylenen
  • Cuma Mektupları (1-10)(1995-2004),
  • Tahrir Vazifeleri
  • Neyi Kaybettiğini Hatırla(1994)
  • Ve’l-Asr,
  • Bilinç Bile İlginç,
  • Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar (1995),
  • Tavşanın Randevusu(1996)
  • Kırk Hadis(2004)
  • Henry Sen Neden Buradasın? 1-2 (2004)
  • Kalın Türk (2006)
  • Çenebazlık (2006)
  • Şairin Devriye Nöbeti 1 – Tok Kurda Puslu Hava
  • Şairin Devriye Nöbeti 2 – Bileşenleriyle Basit
  • Şairin Devriye Nöbeti 3 – Neredeyizim
  • Şairin Devriye Nöbeti 4 – Ebruli Külah
  • Şairin Devriye Nöbeti 5 – Evet mi Hayır mı? Sınıf Savaşı Evet, Milli Mücadele Hayır
  • Şairin Devriye Nöbeti 6 – Allah’ın Emri Zaid/Plus Peygamberin Kavli
  • Şairin Devriye Nöbeti 7 – Evlenseydik Boşanacaktık
  • Şairin Devriye Nöbeti 8 – Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
  • Şairin Devriye Nöbeti 9 – Karz-ı Hasen
  • Şairin Devriye Nöbeti 10 – Siper Beden
  • Şairin Devriye Nöbeti 11 – Muvazzaf
  • Şairin Devriye Nöbeti 12 – Başbaş Başbaşa Başabaş

Çeviri:

  • Siyasi Felsefenin Büyük Düşünürleri – William Ebenstein
  • Gariplerin Kitabı – Ian Dallas
  • Osmanlı İmparatorluğu ve İslami Gelenek – Norman Itzkowitz
  • Bilim Kutsal Bir İnektir – Anthony Standen
  • Cihad- Bir Temel Tasarım – Abdülkadir Es-Sufi

Hakkında Yazılanlar:

  • Hakkında Yazılmış Kitap: İbrahim TÜZER, “Şiire Damıtılmış Hayat”, Dergâh Yay., İst., 2008, 608 s.
  • Hasan Aktaş, İsmet Özel’in Amentüsü (Metindilbilimsel Bir Çözümleme), Birey Yayınları, İstanbul, 2000
  • Reşit Güngör KALKAN, “Ben İsmet Özel Şair…”, Okur Kitaplığı Yay. İst. 2010, 430 s. (Bu kitap İsmet Özel hakkında şimdiye kadar hazırlanmış en kapsamlı biyografi özelliği taşımaktadır. Hazırlayanın büyük bir emek ve titiz bir inceleme neticesinde ortaya koyduğu eser,edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırmış, hatta kitap için iftira, karalama kampanyaları düzenlenmiştir.)
    Hasan Aktaş, Celladına Gülümseyen Şair İsmet Özel(Metindilbilimsel Bir Çözümleme), Yort Savul Yayınları, Rize, 2011

 

1. Capriccio Alum

Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için
çünkü mahvına sebeb nihayet bir sinektir
ama Fanya Kaplan
nasıl öldü diye sorarsak sanırım
işimiz fazlasıyla ciddileşir.

Bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları
ölümü çeker bizim için.

Ölümle şaka olmaz diyenler
kıyasıya yanıldılar bu çağda
Taksitle Alum diye bir roman yazıldı artık
Önce Öl/Sonra Öde denelmek suretiyle
aşılıp geçildi bu roman da.

Doların dalgalanmasına bırakıldı bu çağda alum
geceleri şehrin varoşlarında ikamete mecbur edildi
gündüzün kimlik soruldu ona
sağcı mı solcu mu olduğu sorusuna cevap verdi
seken bir kurşun kadar
kurşuni bir kış denizi kadar bile
taraf tutmayan ölüm

2. Alum Cantabile

Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata
görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını
yerime yadırgadım
yerim olmadı zaten kendi mezarımdan başka
çılğının biri sanılmaktan sakınmaya vaktim olmadı
durmadanbeyaz bir aygırla taşardım derin göllerden
bir gebe kısrakla kaçardım derin ormanlara
güneşin zekasıyla doymak isterdim
kaba solgun kağıtlar sunardı
şehrin insanı bana

şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin

Ogünbugün, şehri dünyanın üstüne kapatıp bıraktım
kapattım gümüş maşrapayla yaralanmış ağzımı
ham elmalar yemekten göveren dudaklarım
mırıldanmasın şehrin mutantan ve kibirli ağrısını.
Azıcık gece alayım yanıma yalnız
serçelerin uykusuna yetecek kadar gece
böcekler için rutubet
örümcekler için kuytu
biraz da sabah sisi
yabani güvercin kanatları renginde
biz artık bunlar olarak gidiyoruz
eylesin neyleyecekse şehrin insanı

şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
bozuk paraların insanı, sivicelerin

işte öldüm, işte son kadife çiçekleri
son defneler, badıranlarla kefenlediler beni
bütün kaçaklar için inci bir melhem oldu benim ölümüm
bütün hoşnutsuzlar yanlarında saklayacak
bemin ölümümden yayınlan kırpıntıları
boğaz tokluğuna çalışanlar
özenle kilitleyecek göğüslerine
benim ölmüş olmamı
hiç bir yaprak damarından
hiçbir su özünden atamayacak beni
ortaya benim ölümüm sürülecek
pey akçesi olarak
tanrıların ölümünü bir üstlenen çıkınca
ama neler olup bittiğini hiç bir ayetten
hiçbir vakit anlamayacak şehrin insanı

şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin
pahalı zevklerin insanı, ucuz cesaretlerin

3. Requiem

Bozkırda yaz akşamları seni seyrederdi
seni seyrederdi ormanda gürbüz sabah
ağırkanlı bir güneşle yaşanan kış
ağır, kanlı bir güneşle yaşanan hasat zamanı
bekarların kaburgalarına gümleyen karanlık
isterik kokusu beyaz dantelaların
seni seyrederdi
sen diriyken sana bakmak
başlı ve sonlu bir uğraştı sanki.

Gövdene imrenirdi ok atmayı bilenler
gövden aklın gibi engebeli ve dakikti
sokaklarda kavga çıkardı senin yüzünden
sen topuğunu gösterirdin ve dövüş başlardı
ejderlerle çarpışırdı bey çocukları
müminler müşriklerle savaşırdı.
Toprak ve yağmur savaşırlardı
anahtar ve kilit
birbirlerine girerdi ekmekle bulutlar
kan ve su
nadirle zenit.

Isıtırdın salkımları bağlar bozulunca
tohumların bilgisine hısımdın
beyninde yelkenlerini açarak
serinlerdi kısır kadınlar
sen diriyken
sepetlerine çiçek doldurup insanlar
peşinden gelirlerdi
sürevenler peşinden yürürdü endazelerin
mekikler otlakların yörüngesiydeydi
ayıklardı insanların rüyalarını
yaktıkları tütsü, okudukları yasin.

Sonra öldün, sonra ıslıkladılar seni
gösterişsiz tabutunu yuhaladılar
lahana yaprakları attılar sana
sonradan görme tombul ortayaşlılar
semiz, genç burjuvalar seni
tepeden tırnağa fermuarladı.

akşam gezmesine çıkan emekliler bile
duygusuzca silkeledi üzerlerinden
senin gözyaşlarını

Bir soğuk uzay
parıltısıyla anılıyorsun artık
kuru bir bilgisayar tıkırtısıyla
açıyorlar taçyapraklarını ancak
bir alkol koması sırasında
senin yorgunluklarını
hastanelere makbuz yaptılar
çekingen duruşunu intihara karşı
kullanıyorlar koğuşlarda
çünkü çoktan alum götürdü seni
alum alum
gündelik sözlerimiz arasında
geçecek kadar kaba.

 

Kaynak: https://www.turkedebiyati.org/sairler/ismet_ozel.html