O-KU-MA-LAR

Yazar: Editör     Tarih: 26 Ocak 2017 12:58     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Makaleler, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Röportaj Söyleşi, Yazarlar, Yazı Sanatı

Vasat Okuyucu 

 

 

Taylan Kara,Vasat Edebiyatı 101 kitabında, okuyucuyu da itham ediyor. “Vasat okuyucu başına gelenden sen sorumlusun,” demeye getiriyor.

Bir kitabın futbol maçı gibi anlatılamayacağını, ‘başarılı’, ‘nefes kesici’, ‘süper’ sözcüklerinin edebiyat eleştirisinde, yersiz ve anlamsız kullanıldığını vurguluyor.

Sürü psikolojisindeki, sorgulamayan, düşünmeyen okuyucu, yayıncıların yüzünü güldürse de sanatın gelişimine yararı olmadığı görüşünde.

Taylan Kara, ilerici sanatı, “İnsanı derinlikli işleyen, insanlık durumlarını ortaya koyan ve okuyucuda farkındalığı arttıran sanattır” sözleriyle tarif ediyor.

 

İyi öykü

14 Şubat, (evet Sevgililer Günü) ve aynı zamanda ‘Dünya Öykü Günü’dür.

Bu yılın öykü sorusu ne olabilir? Onlarca sıralamak mümkün. Mesela…

Bir edebiyat öyküsünün insana yararı nedir?

İlk soru bu olabilir. Öykü ve insan…

İçinde yaşadığımız vahşi sistemde bir ya da binlerce öykü insana ne sağlayabilir ki?

Piyasa deyimiyle yanıtlayalım:

Öykü, edebiyat ve sanat, duygusal zekanın besin kaynağı.

Öykü ve zeka… Hem de duygusal zeka…

Evet kesinlikle.

Öykü, şiir, roman ve elbette sanat, insan ruhunun vazgeçilmezi.

Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde toplumların ruh sağlığı tabloları hiç de iç açıcı değil.

Oysa sanatın her türlüsünün insan bedeni ve ruhu üzerindeki pozitif etkileri biliniyor. Acaba neden esirgeniyor?!

Mesela, yap boz tahtasına dönüşen müfredattan her yıl sanatın izleri neden biraz daha silinmekte?

Bildiğim kadarıyla yine al baştan yapmışlar.

Elimde sihirli bir değnek olsaydı, ana sınıfındaki çocuklara her gün masal, şiir, müzik programları ile dolu müfredatlar sunardım.

“Zaten ana okullarında masal, şiir ve müzik var” diyeceksiniz.

Peki, kaç çocuk Samed Bahreyn hikâyeleri okuyabiliyor? Bahreyn okuyarak büyüyen çocuklardan birine rastlarsanız, dikkat edin.‘Yedi Cüceler ve Prenses’ türünden hikâyelerle oyalananlara benzemediklerini göreceksiniz.

Şimdi gelelim Sadık Yalsızuçanlar’ın Annemin Yüzü öyküsüne.

Biliyorsunuz öykü konusundaki düşüncelerimi bu hafta yazacağıma dair söz vermiştim.

Annemin Yüzü; Profil Yayınlarından çıkan ‘Yüz’ isimli öykü kitabının ilk sırasında.

Anne, çocuk, aile ilişkilerini anlatan yalın bir öykü. Ana öyküye paralel kadının toplum içindeki yeri, kadının ve içinde bulunduğu toplumun psikolojisi ustaca irdelenmiş. Yazar karşı cinsin toplumdaki yerini doğru gözlemlemiş.

Hikâyedeki yoğun duygu atmosferi kolayca okuyucuya geçiyor.

Öykü, roman, şiir ve bütün yazın sanatında en çok duyguyu önemsiyorum.

Annemin Yüzü’nü okuduktan sonra da aklım geride kaldı. (Aslında hikâyeleri arka arkaya okumak doğru değildir. En azından birkaç saat ara vermek gerekir.)

İçinden anne geçen öykülerin antolojisi yapılsa nasıl olur acaba diye düşündüm.

Birbirine benzemeyen annelerin bir kitaba girdiğini düşünün.

Bu hafta da çalakalem yazdım biliyorum.

 

Britanya Şairler Antolojisi

Kadim Laçin’in düzenlediği Şairin Şiiri isimli karma kitabı zaman zaman karıştırıyorum.

Kitaptaki şairlerden biri de Gülsüm Coşkun.

Coşkun’un mısraları ile hoşça kalınız.

Düş kurma çocuk

Düş kırıklıkları tüketir seni

Ama umut yalnızca düştedir unutma.

 

Sanatın ışığı hep yanınızda olsun.

 

Dursaliye Şahan

 

 

 

Kaynak: www.habernewspaper.com